NASA
ojovivo
h
Game of Thrones Daily
wallacepolsom
we're not kids anymore.
Sweet Seals For You, Always
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Show & Tell
i don't do bad sauce passes

@theartofmadeline
art blog(derogatory)

Kaledo Art
One Nice Bug Per Day
he wasn't even looking at me and he found me
Not today Justin
Jules of Nature
🪼

Discoholic 🪩
sheepfilms
seen from Mexico
seen from Australia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Portugal
seen from Ireland
seen from United States
seen from Malaysia
seen from China

seen from Portugal
seen from Türkiye
seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States

seen from India
seen from United States

seen from Sweden

seen from Brazil

seen from United States

seen from United States
@atlasindividual
William Shakespeare, from ‘Macbeth’
Louis Vuitton Spring 2020
Plausibility is based on details.
Contratiempo, 2016
Contratiempo (2016)
Directed by Oriol Paulo
Cinematography by Xavi Jiménez
ölemem, babama tokat atmadım henüz. ölemem, kızıma toka takmadım henüz.
apaz.
“ yaşamımın,öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum.Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, göz kırpıyordu. incirlerden biri, bir eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı. bir başkası, ünlü bir ozan, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör ee gee, öbürü avrupa, afrika ve güney amerika, biri constantin, sokrates, attila ve garip adları değişik meslekleri olan daha bir yığın aşık, bir başkasıysa olimpiyat takım şampiyonu bir kadındı. bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım daha bir sürü incir daha vardı. kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum. ve incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. hepsini ayrı ayrı istiyordum incirlerin, ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti. ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başlıyor ve birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.” yukarıdaki alıntı sylvia plath’e ait. bana yukarıdaki cümleleri tekrar tekrar okutturan şey onun da yaşadığı huzursuzluk, bunalım, karartı yahut ümitsizlik değil, bu buhranı dışa vurumuna duyduğum hayranlık, imrenme belki de. bir nebze de olsa rahatlamış mıdır kalemi böyle kustuktan sonra, biraz da olsa su serpmiş midir kendi yüreğine? yoksa hala o incir ağacı öylece dallanıp budaklanmış, hatta bazen incir ağacı olmaktan çıkıp bir himalaya böğürtlenine dönüşüp zehrini daha da sylvia’nın beynine mi akıtmıştır?
yitmekte olanın ne olduğunu bulmaya çalışmakla onu gerçekten bulmak arasındaki o zayıf zarda durup salıncakta sallanmak istiyorum. keşke anlatabilseydim kendimi iki kelimelik cümleler arasında ya da keşke gerçekten bir sümüklü böcek ağırlıyla adımlayabilseydim yeryüzünü. bir atın teri olmak istiyorum. bozuk para olmak istiyorum. yanmayan bir sokak lambası olmak istiyorum. toroslar’ın ya da sierra nevada’nın hırçınlığı olmak istiyorum. kalbimi balkondan aşağı sarkıtmak istiyorum. üzerinde lüzumsuzsa söndürünüz yazan bir fotokopi kağıdı olmak istiyorum. bir kaynak suyu birikintisinde saatlerce beklemek istiyorum. çapariz olan bir teknenin sifonu olmak istiyorum. ben çok şey istiyorum da bir duman tütüyor içimde, kökenim “göç, göç, göç” diye bağırarak koşuyor peşimde.
“almanca. ingilizce. latince goethe. schiller. rus-alman savaşları. karlofça-pasarofça antlaşmaları. fen bilimleri. sayıların kökleri, köklerin kareleri. tüm dünya ülkeleri. tüm dünya ülkelerinin savaşları. ne alıp sattıkları. türk yazınının en anlaşılmayan örnekleri. nasıl yurttaş olunabileceği. askerlik görevleri. savunma, müslümanlığın koşulları. faust’un özü. bulutların oluşması. ezberlenen şiirler, ezberlenen sözcükler, ezberlenen formüller. bütün öğrendiklerimi unutmak istiyorum.”
unutmak istiyorum. sadece yürümek istiyorum, ayaklarım parçalansa da damağım susuzluktan çatlasa da yürümek istiyorum dünyanın bittiği yere. sonsuza kadar ağlamak istiyorum. sonsuza kadar yürümek. sonsuza kadar ağlayarak yürümek istiyorum. sa de ce bu.
“Öyle ya şiir her zaman okunmaz ya da dinlenmez; bazen izlenir, hatta bazen koklanır.”
Posters for Wong Kar-Wai's In The Mood For Love (2000)
Maggie Cheung in Wong Kar Wai’s “In the mood for love”
In the Mood for Love, Wong Kar-wai, 2000. (photography by Wing Shya)
In the Mood for Love (Wong Kar-wai, 2000).
Maggie Cheung & Tony Leung publicity still for “In the mood for love”
On the set of In the Mood for Love.