"Hayatta bazı şeylerin ya biraz geç ya da biraz erken gerçekleşmesi neredeyse bir yasa gibidir."
bana bu ara yaşantım biraz böyle geliyor. pek çok şey oldu ama sanırım biraz da hevesim geçtikten sonra oldu. pek çok şey olmaya çalışıyor ama henüz hevesim yokken olmaya çalışıyor. bi süre sonra hevesim de yerinde olur eminim. bi çay demler oturur o zaman da artık tek başına ne diyeyim yani. sigara da yakamaz yanına, bıraktı çünkü.
bu yıl tüm düğümler çözüldü hayatımda gerçekten inanılmaz. nankörlük etmemek için yazıya filan dökmem gerekiyor pek dile getirmiyorum çünkü. nazar var şimdi bu kadar yamyamın arasında söylenir mi böyle şeyler.
iş değişikliği ne kadar iyi geliyor insana ya. gerçekten insan değer gördüğü yerde ne kadar ışık saçıyor, bastığı kaldırım bile gülüyor keyiften. böyle bi sürecim oldu. istifa ederken dünyanın anasını öpebilirmişsin gibi bir his. toprak anasını. diğer insanların kimi inanılmaz sahtekar kimi eh içtenlikte dilekleri, zaten daha iyisini hakediyordunlar. hangimiz haketmiyorduk ki. ben daha iyisini haketmiyorum diyen birini görmedim hiç. bu konuda bir karar mercii olması gerekir.
taşınmak neden bu kadar zor. yani sen ve eşyaların yer değiştirecek bu aslında. ama yeterince paran yoksa her şey çok büyük bir problem olabiliyor. azcık merkezde işte ne bileyim salonunda duşakabini olmayan bir evde yaşamak için bir servet ödemek ne kadar mantıklı. sisteminize sıçayım yani gerçekten. gelicem çalışıcam kazanıcam sonra harcayıp parayı size döndürücem tekrar. ben bu sisteme teslim olmuşum zaten. kapitalist beslenme sisteminize bile okeyim yani o adam oldum ben. ama neticede orada yerimi almak için bile bir şantiyede yaşıyor gibiyim. olsun o da çok problem değil.
taşınıp iş değiştirdikten sonra genel keyif seviyem çok yükseldi. bu da beni biraz emekli yaptı. eski müdürümün evde yataktan kovulmasıyla başlayan zincirde mobbing görmem beni biraz hayata bağlıyordu açıkcası. elimden alındı bu kendimi hayata bir şekilde zincirleme zorunluluğum. şimdi ekstrem bi işimiz yoksa amerikadan patronum arayıp “git bi pizza filan ısmarla kendine takıl işte” diyor. yapma böyle şeyler, expertten beginnera atma beni. ya da at bilemiyorum nankörlüğün de lüzumu yok şimdi.
bu arada mobbing’i türkçeye “bezdiri” olarak çevirmişler bunu biliyor muydunuz dsjfgsd. bence “bezdiri”den çok güzel soda markası olurdu.
sercan “yirmi yedi buhranı” dediğinden beri olayı oraya bağlayasım var. “antik yunanlaşma” diyebiliriz bence. azcık güzel bir para kazanıp sevgi ve saygı da görmeye başlayınca göt kalkması durumu, ve bünyenin buna “hayırdır işalla noluyo yeni bir şey bu” diye bakmasıyla gelen mutsuzluk. noldu ne çabuk kalktı götün ya diyorum aynada kendime karşı. hemen normalimiz bu oldu yani başka ihtiyaçlar doğdu. hemen bi felsefe yapasın geldi karnın doydu ya. olan budur. temel ihtiyaçları gördün varoluşun karın ağrısı kaldı. e hoşgeldin kardeşim artık senin de evin burası.
dün üniversiteden çok yakın bir arkadaşımla yemek yedik ve bir şeyler içtik. yetişkin insanlar olduğumuz için aynı şehirde yaşayıp yılda bir görüşüp eve giderken ütü masası alıyoruz. neyse. aslında işte yıllar önce hayalini kurduğumuz bir hayatı yaşadığımızı farkettik. ama sanki hissedilmesi gereken coşkunun eksikliğinin o da farkındaydı. ben tabi biraz politik olduğum için “mutluluğumuzu çaldı şerefsiz evlatları”na bağlamayı tercih ettim. ama bilmiyorum belki daha derin bir şeyler. olsun. ben onunla gurur duyuyorum. hayatıma kattığım pek çok insanla çok gurur duyuyorum. farkında değillerdir, benimle mezara gider artık.
biraz kaçırıldığından eve dönerken başım çok döndü. vapur kafam kadar sallanmıyordu bence. kadıköyde dolmuş bekliyorum. arkamda ellili yaşlarda iki çift var çok sarhoşlar. bu kadar tatlı olunur mu bu kadar hayattan keyif alınır mı ya. muhabbetin içeriğinden anladığım kadarıyla hepsi birbiriyle ayrı ayrı üniversiteden arkadaş ve artık iki ayrı çiftler. azıcık göbeklice ve eski mahallemin bakkalına benzerliğiyle dikkatimi çeken bu ekibin bir üyesi sabah karısını tarantulayla uyandırdığını anlattı. oğulları ozan bir kızla çıkmaya başlamış ve o da tarantula besliyormuş. evdeki tarantulanın varlığı bunlar tarafından baya alay konusu olmuş askfjdsjk sabah eşi uyanmayınca tarantulayı eline alıp eşinin gözünün önüne getirmiş filan. bunu diğer erkek arkadaşına anlatıyor beraber yerlere yatıyorlar gülmekten.
ben yaşlanmaktan hep biraz korktum. sanırım etrafımda ve ailemde hiç keyifli keyifli yaşlanan biri olmamasından kaynaklı. bu ekibi görünce dün biraz bunun üzerine düşündüm. yani hayat dediğin neticede üç beş arkadaş, güzel muhabbet, minimum dert sıkıntı. neden olmasın.
bazı şeylerin zamanında gerçeklemesi durumunu da çözersek gerisini hallederiz. öyle inanıyorum.