Merhaba…
Uzun zaman sonra ilk kez gerçekten konuşuyorum. Çünkü insan bazen yıllarca susuyor… Kimse anlamasın diye değil, kendisi dağılmasın diye.
Tam 35 yıl.. Bir ömrün en güzel yıllarını, en karanlık gecelerini, en büyük kayıplarını İstanbul’un ellerine bıraktım. O şehir bana bazen saray oldu, bazen mezar. Bir yanım ışıl ışıl yaşadı o sokaklarda… Diğer yanım ise her gün biraz daha öldü. Dışarıdan bakan herkes hayatımı kusursuz sanıyordu. Kalabalık masalar, pahalı geceler, güçlü duruşlar, gösterişli hayatlar…
Ama kimse bilmiyordu; İnsan bazen en parlak ışıkların altında bile karanlıkta kalabiliyormuş.
Ben İstanbul’da sadece zaman kaybetmedim. İnsan kaybettim. Can kaybettim. Tam dokuz kişiyi toprağa verdim. Her cenazede biraz daha sustum. Her vedada biraz daha eksildim. Ve bir noktadan sonra aynaya baktığımda kendimi değil, yorgun bir yabancıyı görmeye başladım.
İşte bu yüzden gittim.
Kimine göre kaçtım. Kimine göre kendimi kurtardım. Ama insan bazen bulunduğu şehirde nefes alamaz hale geliyor. Aynı sokaklar boğuyor onu. Aynı anılar geceleri boğazına düğümleniyor. Ben İstanbul’dan sadece valizlerimi alıp gitmedim. Acılarımı, yarım kalan hayallerimi, sustuklarımı ve mezar taşlarına sıkışmış anılarımı da orada bıraktım.
Ve sonra İzmir…
Yaklaşık bir buçuk senedir buradayım. Kimsenin haberi dahi yok. Hâlâ tam anlamıyla bir düzen kuramadım belki. Ama ilk kez huzurun sesini duyabiliyorum. Özgürlük garip bir şeymiş. Yıllarca zincirlerle yaşamış biri için, prangalar kırıldıktan sonra yürümeyi yeniden öğrenmek gibi.
Evet…
Hâlâ hayatımda bir kadın yok. Hâlâ bekârım. Ve belki de ilk kez yalnızlığımla kavga etmiyorum. Çünkü bazı insanlar sevilmekten önce iyileşmek zorunda kalıyor. İstanbul’daki o şaşaalı hayatımı ise İzmir’de başka bir şekilde yaşamaya devam ediyorum şimdi. Daha sakin. Daha sessiz. Ama ilk kez daha gerçek.
Ve bugün…
Belki de bu hikâyenin en önemli yerindeyim. Çünkü yıllardır cümlelerimin arkasına saklanan ben, ilk kez anonimlikten çıkıyorum. Bugüne kadar belki bir gölgeydim. Belki kaybolmaya yüz tutmuş bir hikâyenin sessiz satır arası… Belki herkesin gördüğü ama kimsenin gerçekten tanımadığı bir yüz… Ama artık saklanmıyorum. Bugün, tüm yaralarımla, tüm kayıplarımla, tüm suskunluklarımla karşınızdayım. Ve ilk kez adımı ardıma saklamadan söylüyorum:
Ben… Barış Şansal
Kaybettiklerinden kaçmayan, onlarla yaşamayı öğrenen bir adamın hikâyesiyim..












