Üzüntü zekadan kaynaklanır. Bazı şeyleri ne kadar çok anlarsanız, onları anlamamış olmayı o kadar çok istersiniz.

pixel skylines
ojovivo
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
h
occasionally subtle
he wasn't even looking at me and he found me

tannertan36

Jar Jar Binks Fan Club
YOU ARE THE REASON
RMH
Interview Vampire Daily
sheepfilms
★

blake kathryn
macklin celebrini has autism
Cosimo Galluzzi
noise dept.
NASA
seen from Bangladesh

seen from China

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from Mali

seen from Philippines
seen from United States

seen from Philippines
seen from El Salvador
seen from Türkiye

seen from Botswana
seen from Botswana
seen from Botswana

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
@bezmisimdurmusum
Üzüntü zekadan kaynaklanır. Bazı şeyleri ne kadar çok anlarsanız, onları anlamamış olmayı o kadar çok istersiniz.
Bir nefeste boğulmaktan korkuyorum. Ben bunu size nasıl anlatayım?
“on üçüncü kattan atlamış, görenler uçak gibiydi diyorlar. ellerini iki yana açmış, kanatlı gibiymiş. düştüğünde parçalanmış bedeninin orta yerinde, giydiği tulumun cebinden bu kara kutu çıkmış. kara kutuya ‘düşüş nedeni’ diye şu notu yazmış: pervaneme kuş girdi, çıkaramadım.”
kalbim paramparça şu an kıyamam sana miniğim ya
Başkanım sakin
KSNSJSNDNDJENENDJRNDNDKRNDNDJRNENDJENEBEJENSNEKWNSND
bak ben bu hissi taşıyamam, bu benim boyumu aşar. nasıl bir şey olduğunu anlatamam da ama bu his beni kafama sıkmaya zorlar. içimdeki nefret kurşun olup bağrımı delip geçer. ama kalkıpta isyan etmem. suskunluğum en büyük haykırışım olur da kimse farketmez. neyse siktir et, bizim gibilerinin haykırışları ne zaman farkedildi.
zaman geçiyor ve bu başımı ağrıtıyor. yüreğime ateş düştüğünü hissediyorum. bu ateş beni yakıp kül ediyor. koşmak. nefes nefese kalana kadar koşmak istiyorum. kimsenin tanımadığı o sokakta, kimsenin bilmediği o köşe de yitip gitmek istiyorum. unutulmak, ama hatırlandığım vakit adımı ananların kan kusmasını istiyorum. gözlerimin önünü görmemesini ve sonrasında bir duvara en içten şekilde toslamak istiyorum. bir deniz kenarında, o en uçtaki bank, en köşedeki yalnız balıkçı olmak istiyorum. herkesle ama hiç kimseyle. her yerde ama hiçbir yerde.
bu dengesizliğimden nefret ediyorum. bu davranışlarımdan ve bu tavırlarımdan. o kadar planlayıp da her şeyi oluruna bırakmaktan. her şey kusursuz olsun diye uğraşmaktan. kendime söylediğim yalanlardan. herhangi basit bir olayı bin defa kafamda kurmaktan. sürekli kendimi yormaktan. tüm hatalarımı bilmeme rağmen bir türlü doğrusunu yapamamaktan. hiçbir şeyden tam anlamıyla emin olamamaktan. ben artık kendime katlanamıyorum. bir başkasının bedenindeymiş gibi hissetmekten kendimi alıkoyamıyorum.
çok sıkıldım uzlașmaktan ateşkes yapmak istemiyorum artık kimseyle barış imzalamak kimseyi affetmek orta yolu aramak bulmak her şeyi yoluna sokmak hatalı bile olsam özür dilemek bir şeyleri telafi etmek istemiyorum kimsenin hatasını cahilliğine vermek ne bileyim büyüklük etmek istemiyorum küçüksem el öpmek istemiyorum benim için herrr sorun onulmaz bir durum artık, geri dönüşü yok, r'si yok u'su yok bir şeyler çatırdadı mı, direkt baltayı indirip ikiye ayırmak geliyor içimden, yakacak odun olsun istiyorum ellerim ısınır hiç değilse şu ölü beyazı ellerim. evet bir zamanlar, ama ben geçmiş zaman aşığıyım sevmek kadar katlanmak da gelir elimden mısralarına yaslardım başımı fakat gördüm ki bu baş böyle çok ağrıdı ben artık başımı sadece kendi omzuma yaslıyorum kimseye hiçbir şeye katlanmak istemiyorum ömrümde kat izi görmeye tahammülüm kalmadı
sanki sen uyurken, istersen dünyanın en zengin insanı ol yine de o kapının arkasındaki ceketin cebine on lira sıkıştıracak gibiyim. doydun biliyorum ama yine de bir tabak daha koyacak gibiyim. yine biliyorum inan ki etraf ağustos ortası, ama o hırkayı omuzlarına bırakacak gibiyim. yani ne olur ne olmaz, hayat bu, şu kolumu sana versem, ne eksilir benden inan hiç bilmiyorum.
bir sürü şey yazmak istedim, parmaklarımın titreyişinden utandım. bir sürü şey söylemek istedim, sesimin kısığından tiksindim. sonra oturdum kaç hıçkırıkta nefesimin kesileceğini hesapladım. bak, tam bu kadarmışım.
korktum ama, seni uyandıramadım. çok üşüdüm, uyanırsın diye korkumdan sarılamadım. seni çok özledim ama, senin de vardır bir bildiğin diye kalk gel diyemedim. ellerim çok kanıyordu, bulaşır diye eline de değemedim. işte böyle zarar ziyanım, belki çok fenayım. hiç inkar etmedim bak, bir avuç kadarım. yine de diyeceğim şu ki istersen, sen de kabul edersen, bu bataklık, bu çıkmaz tehnalar; baştan aşağıya senin. *