No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Interview Vampire Daily
ojovivo
Sade Olutola

#extradirty
The Stonewall Inn
Today's Document
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
$LAYYYTER
Color Me Curious
untitled

pixel skylines
almost home
Lint Roller? I Barely Know Her
EXPECTATIONS
cherry valley forever
Noah Kahan

tannertan36
Fieri Frames
seen from United States

seen from Japan
seen from China
seen from Singapore

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Uruguay
seen from United States

seen from Japan
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Japan
seen from United Kingdom
seen from Bangladesh

seen from Belgium

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
@bilkibelki
Galiba benim hayatımı da bunlar yönetiyor 🙈
En çok gözler yalan söyler…
Bu şarkı hep çocukluğuma götürür beni. Çünkü “küçükken çok inanmıştım/eğer istersen/her şey mümkün/inanmak zor değil.”
“Dünyanın hiçbir lisanında bu kabiliyet yoktur.Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti…”
~Sabahattin Ali~
“Her şey herkese anlatılmıyor. Zaten anlatsan da anlamıyorlar.”
Yürüdüğüm sokaklar denize çıksın isterim hep…Bazen bir martının kanadında bazen bir şarkının melodisinde özgürce hüküm sürmek sadece ama sadece var olmak isterim.Bir de bu sokaklar hep seni bana getirsin isterimm..
Vedalar hep bu kadar zor mu olmalı? Bir yere, bir şeylere, birilerine… Belki de en zoru yaşatmaya çalıştığın benliğine.
Ben artık bilmiyorum;
Ne hissetmem gerektiğini, ne düşünmem gerektiğini, ne yapmam gerektiğini…
Bu bilinmezlikler silsilesi her gün biraz daha tüketiyor beni. Sona bir adım daha yaklaştırıyor. Sanki bir uçurumun kenarındayım bir adım atsam, bir adım daha atsam bitecek her şey. Ve ben yine adım atmaya bile tereddüt eden korkağın teki olarak rüzgarın beni itmesini bekleyeceğim. Ve yine ben zamanın elinde bir tutsak olarak öleceğim.
“Yaşattıklarını yaşa diyebilmeyi çok isterdim fakat kıyamıyorum sana çünkü yaşattıklarını yaşadığın zaman ezilirdin ağrılında sen ezildikçe yine ben devam ederdim senin canın yandıkça yanmaya..”
‘İçinden geldiği gibi yaşayabilmeli insan Bir şeylere , birilerine tahammül etmek zorunda kalmadan...’
“Yaşamaya başlamak için ölmek üzere olduğunu öğrenmek zorunda değilsin ...” Bu gün bir filmde rastladığım bu alıntı yaşamı o kadar güzel özetlemiş ki daha fazlasına gerek kalmadı
Bugün bir kez daha kızdım kendime. Meğer sevdiğiniz kişiler tarafından “garanti” kelimesinin altını dolduranın siz olması ne kadar da zarar veriyormuş, yıpratıyormuş insanı. Siz onlara karşı söylediğiniz en ufak kelimeyi dahi ,sırf onları kırmamak için yüzlerce kez ölçüp tartarken; onların sizi böylece üzmesinin hangi yanı haklı ya da adil? Akıllarında hep aynı düşüncelerin olması peki! Nasıl olsa gitmez diyorlar, canını ne kadar yakarsam yakayım affeder diyorlar, arkamı döndüğümde mutlaka orda olur diyorlar... Bunlar gibi niceleri.. İşte böyle düşünen kafasındaki tilkiler büyük ama yüreğindeki sevgi küçücük olan insanlar sizlere sesleniyorum: “ Bir gün arkanıza dönüp baktığınızda kafanızdaki tilkiler kadar büyük bir yalnızlıkla baş başa kalacaksınız!”
Tercihlerimiz bizim için dönüm noktalarıdır. Bir de bu tercihlerimizin nedenleri ve sonuçları var. İşte insan bu doğrultuda bazı seçimler yapmak zorunda kalır. Kimimiz hayallerini feda eder bu yolda kimimiz kendinden feragat eder . Sonuç olarak hep bir yanımızdan bir şeyler vermek zorundayızdır . Çünkü bir şeyleri gözden çıkarmadan güzel şeyler elde edemiyor insan.
Deniz kadar özgür olmak istiyorum! Rüzgar dalgalarımı hangi kıyıya vurursa orada yaşamak, orada yeniden var olmak istiyorum.
Gökyüzü kadar eşsiz ve mavi hissetmek istiyorum! Fütursuzca umuda kanat çırpan bir kuş olmak,ufuk çizgisinde -gökyüzü ve denizin birleştiği yerde- kaygısızca nefes alayım istiyorum.
O kadar da imkansız değil istediklerim. Ben artık bir şeylerin gerçekleşeceğine inanmak istiyorum!