Veba
Küçük bir çocuğun baş ucunda bekliyorum,
O sırada çocuk,sanki midesinden ısırılıyormuş gibi zayıf bir inilti ile yeniden iki büklüm oldu. Uzun dakikalar, sanki narin yapısı vebanın kızgın rüzgarı ve ateşin devamlı nefesleri altında bükülüyormuş gibi ; çırpınmalı sarsıntılılar ve titremeler geçiriyor.
Fırtınayı atlattıktan sonra biraz rahatladı, ateş çekilir gibi oldu, dinlenmesinin daha şimdiden ölümü andırdığı rutubetli ve zehirli bir sahilde bekliyordu sanki. Yakıcı dalga üçüncü defa yeniden ulaşıp onu biraz yükseltince,çocuk, olduğu yerde kıvrılıyor. Kendisini yakan ateşten kaçmak isteyerek yatağın ucuna. Başını çarşafın dışına çıkarmış , delicesine sağa sola sallıyor. İri iri gözyaşları,ateş gibi kirpiklerinden boşalıyor, kurşun rengindeki yüzünden sel gibi akıyor. Kendisini harap düşüren bu krizin sonunda ,kırk sekiz saat içerisinde etleri sarkmaya başlamış kollarını, kemikten ibaret kalmış bacaklarını gererek, bitkin bir halde uzanıp kaldı. Çocuk yatağın içinde , vahşice çarmıha gerilmiş bir insana benziyordu...








