-Bülent Somay, Bir Şeyler Eksik.

gracie abrams
Misplaced Lens Cap
Interview Vampire Daily
$LAYYYTER
Sade Olutola
NASA
hello vonnie

bliss lane

#extradirty
The Bowery Presents
RMH

if i look back, i am lost
todays bird
EXPECTATIONS

Origami Around
Cosmic Funnies
untitled

❣ Chile in a Photography ❣
Monterey Bay Aquarium
sheepfilms

seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Germany

seen from Israel

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Israel
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@bkmlz
-Bülent Somay, Bir Şeyler Eksik.
yaşamın güzelleşebilecek bir şeyken güzelleşmemesi ne kötü. sanki pencereden bakıyor ama dışarı çıkamıyorsun. sanki güneş doğmuş ama önündeki bulutlar hiç çekilmiyor.
'hiç muhabbet etmeden bir bağ kuruyorsun, bir dağ oluyor sonra.'
sırf onun kötü biri olmadığına kendini inandırmak için, kafandaki iyilik kötülük kavramlarını defalarca gözden geçirmek
Nordic Summer Evening, by Richard Bergh (1858-1919)
“şimdi anladım ki, karşına senin gibi birileri çıktığı zaman, o cehennem yaşamaya değebilir.”
"seni hak ettiğin kadar sevmeyenlerin üzerine boşalttığı yükleri omuzlarında taşıyorsun."
sevgi yetmez, sevgi yetmez, sevgine saygın yoksa.
hayatınızın senaristi, yönetmeni ve baş rolü sizsiniz. bir şeyleri değiştirmek için asla geç değil. lütfen, yan roller için sanat eserinizi çöp haline getirmeyin.
her şeyin kötü gitmesi insanı yıldırmaz. insanı her şeyin iyi olacağına inandığı andan sonra daha kötüsünü bulmak yıldırır
çok sevdiğin birinin o sevgiyi lime lime edişini çaresizce seyretmek o sevgiyi korumak için ellerinle kollarınla göğsünle can siperane çırpınmak ama onun yine de bir punduna getirip o sevgiyi zalimce hoyratça harcaması doğraması hiç çekinmeden indirmesi bıçağı. tamam bu kadarcık bi parçacık ufacık kalsın hiç değilse diye neredeyse yalvaracak gibi olman. ben onu ellerimle ben onu çocuk gibi çiçek gibi büyüttüm bir saç tokası bir taç yaprağı kalsın elimde bari hafifçe sevseydim seni ne olurdu sana ne zararı vardı bu sevginin diye sorman ama onun dönmüş gözü ve bileğinin kuvvetiyle o bıçağı o bir bıçağı kullanmakta ne kadar mahirmiș meğer havaya fırlatıp tutarak birtakım yersiz ucuz șovlar yaparak o bıçakla. sevgini kuş kadar bile bırakmayıșı sana. kendine ben bu caniyi niçin sevmiș sevebilmișim acaba diye sorman. sorunun boşlukta yankılanıp sana dönmesi. sorunun seken bi kurşun gibi seni alnından vurması. seni seveceğime keşke kaşımı üfleyerek yiyen bi lağım faresini sevseydim dedirtmesi nihayet. ve belki de kalbimde ur belki de kalbimde bi kamburdu bu sevgi beni kurtardı ne iyi etti hafifliği.
kapanış ve alkış.