-Bülent Somay, Bir Şeyler Eksik.

@theartofmadeline
Cosmic Funnies
Peter Solarz
art blog(derogatory)
Show & Tell
Sade Olutola
Acquired Stardust

roma★
Keni
Misplaced Lens Cap

Kiana Khansmith
occasionally subtle
ojovivo
cherry valley forever
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Andulka
Jules of Nature

oozey mess
hello vonnie
Lint Roller? I Barely Know Her
seen from Kazakhstan
seen from United States

seen from Indonesia
seen from Guatemala
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Australia

seen from United States
@bkmlz
-Bülent Somay, Bir Şeyler Eksik.
yaşamın güzelleşebilecek bir şeyken güzelleşmemesi ne kötü. sanki pencereden bakıyor ama dışarı çıkamıyorsun. sanki güneş doğmuş ama önündeki bulutlar hiç çekilmiyor.
'hiç muhabbet etmeden bir bağ kuruyorsun, bir dağ oluyor sonra.'
six feet under (2001-2005)
sırf onun kötü biri olmadığına kendini inandırmak için, kafandaki iyilik kötülük kavramlarını defalarca gözden geçirmek
Nordic Summer Evening, by Richard Bergh (1858-1919)
“şimdi anladım ki, karşına senin gibi birileri çıktığı zaman, o cehennem yaşamaya değebilir.”
"seni hak ettiğin kadar sevmeyenlerin üzerine boşalttığı yükleri omuzlarında taşıyorsun."
sevgi yetmez, sevgi yetmez, sevgine saygın yoksa.
hayatınızın senaristi, yönetmeni ve baş rolü sizsiniz. bir şeyleri değiştirmek için asla geç değil. lütfen, yan roller için sanat eserinizi çöp haline getirmeyin.
her şeyin kötü gitmesi insanı yıldırmaz. insanı her şeyin iyi olacağına inandığı andan sonra daha kötüsünü bulmak yıldırır
çok sevdiğin birinin o sevgiyi lime lime edişini çaresizce seyretmek o sevgiyi korumak için ellerinle kollarınla göğsünle can siperane çırpınmak ama onun yine de bir punduna getirip o sevgiyi zalimce hoyratça harcaması doğraması hiç çekinmeden indirmesi bıçağı. tamam bu kadarcık bi parçacık ufacık kalsın hiç değilse diye neredeyse yalvaracak gibi olman. ben onu ellerimle ben onu çocuk gibi çiçek gibi büyüttüm bir saç tokası bir taç yaprağı kalsın elimde bari hafifçe sevseydim seni ne olurdu sana ne zararı vardı bu sevginin diye sorman ama onun dönmüş gözü ve bileğinin kuvvetiyle o bıçağı o bir bıçağı kullanmakta ne kadar mahirmiș meğer havaya fırlatıp tutarak birtakım yersiz ucuz șovlar yaparak o bıçakla. sevgini kuş kadar bile bırakmayıșı sana. kendine ben bu caniyi niçin sevmiș sevebilmișim acaba diye sorman. sorunun boşlukta yankılanıp sana dönmesi. sorunun seken bi kurşun gibi seni alnından vurması. seni seveceğime keşke kaşımı üfleyerek yiyen bi lağım faresini sevseydim dedirtmesi nihayet. ve belki de kalbimde ur belki de kalbimde bi kamburdu bu sevgi beni kurtardı ne iyi etti hafifliği.
kapanış ve alkış.