Yorgun bir çocuğun gülümsemesi gibiydi seni hatılamak.

gracie abrams

@theartofmadeline

roma★
official daine visual archive
Monterey Bay Aquarium
almost home

bliss lane
Cookie Run:Kingdom Official!

Kiana Khansmith

izzy's playlists!

Andulka
Doug Jones
cherry valley forever
Sade Olutola

titsay
Lint Roller? I Barely Know Her
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

if i look back, i am lost
RMH
Not today Justin

seen from El Salvador
seen from Singapore
seen from France

seen from Canada
seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from Ireland
seen from France
seen from United States
seen from Ecuador

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Canada

seen from United States

seen from Australia
seen from France
seen from Germany

seen from China
seen from Egypt
@blackdreams-2317
Yorgun bir çocuğun gülümsemesi gibiydi seni hatılamak.
Her hüzünlü şarkıda aklımda senin yüzün.
Bazen soruyorum kendime:
Gerçekten sevdim mi seni,
Yoksa sadece seni sevmeye mi alıştım?
Bilemiyorum.
Bir anda öyle biri girer ki hayatına, üzerinden yıllar geçse bile onun bakışı gecelerine siner, sözleri zihninin en sessiz yerinde yankılanır. Şehirler değişir, mesafeler artar, araya başkaları girer; zaman değişir, insanlar silinir…
Ama o hep kalır.
Unutmak bir seçenek olmaktan çıkar; çünkü bazı insanlar gitse bile geride kalmayı başarır.
Zor olan kabullenmekti.
Ben senden, içimdeki tüm kırgınlıkları toplayıp seni olduğun gibi kabullenerek gittim.
İnsan ne çok yalnızlığını, acısını,kalp kırıklığını ve söyleyemediklerini sessizliğine dolduruyor... Öyle değil mi?
Bir gün gelir bütün umutlarını,büyük heveslerle kurduğun tüm hayallerini bir köşeye bırakırsın.
Duyguların yavaş yavaş yok olur, hiçbir şey hissedemezsin.
Aklının, içindeki savaşta galip geldiğini sanarsın ama aslında galip yoktur. O an geriye sadece yaşayan bir ölü kalmıştır;ruhunu kendi elleriyle yok etmiş bir beden...
Biliyorum, yoruldun... Nefes bile alamayacak kadar yoruldun.Ama bazı şeyler vardır; insanı öldürecek kadar yıpratsa bile bırakılmaz.
Bir gün insanlara gereğinden fazla değer verdiğimizi anlayacağız ve o gün herkese hak ettiği gibi davrandığımızda yine suçlu biz olacağız.
Bir gün içinden hiçbir şey yapmak gelmeyecek, karşındaki kişiye küçük bir selamı bile fazla göreceksin. İşte o gün geldiğinde anla ki; aslında sen oraya ait değilsin,belki de hiç ait bile olmadın.
Bizi en çok en değer verdiklerimiz kırdı.
En yıkıcı sonlar sessiz olanlardır.
Belki bir gün ben de açtığın tüm yaraları kapatır, hatıralarımızı bir anda silip atarım.
İşte o gün geldiğinde içimdeki bu sonsuz savaş biter…
ama içimdeki sen de bitersin, sevgilim.
Bazı savaşlar kabullenmekle biter...
Bir gün birisi gelir, binlerce acıyla ördüğün o surları tek bir hamlede yıkar geçer. Ne kalabilirsin artık, ne de gidebilirsin... O andan itibaren ne o surların arkasındaki mağrur kişisindir, ne de dışarıdaki özgür yabancı. Sen artık o yıkımın tam merkezinde asılı kalmış, yalnız bir temelden ibaretsin.
Zihnimin en güzel köşesine koydum seni, arada dalıp dalıp gitmek için...
Bazı vedalar yüz yüze yapılmaz.
Bazen sadece vazgeçmek gerekir...
O kadar.
"Güldük; sanki hiç üzülmemiş,hiç acımamış, hiç kırılmamış, hiç kanamamış gibi... Sadece güldük."