Canım kızım Deniz. Eminim doğsan bi ışık demeti olarak verirlerdi seni kucağıma. Aynı beni annemin kucağına verdikleri gibi. Aynı annemi annesinin kucağına verdikleri gibi. Bizim ailenin kadınlarının lanetidir bu tantanalı parıltı. İnsan annesinin ışığının sönmesini izlerken öfkeden bi ummanda boğuluyor sanki. Bunu izlemek zorunda kalmadığın için şanslı saymalısın kendini. Ben her sabah aynaya baktığımda annemin beni acı içinde kıvrandırarak nasıl kendini yok ettiğini, seninse nasıl hiç ışıyamadığını düşünmekten aklımı kaybediyorum. İki karanlık arasında koşturan yorulmak bilmez bi zavallıyım.
Deniz. Seni çok sevdim. Buna en büyük kanıt olarak gör karadelik gibi seni yutacak bu dünyanın ortasına, sönmeye mecbur bir yıldız gibi doğmamış oluşunu. Ben karnında bebeğinin ölüsünü günlerce taşımış bi kadınım. Bu çukuru içime kazarak kendime hiç kapanmayacak bi yara sana da belki korkarsın diye ışıkları hiç söndürmeyecek bir anne armağan ettim. Işıl ışıl bi mezarlığım artık.
Deniz. Doğmamış yıldızım. Göğümün en güzeli. Hiç tutamadığım ellerini öpüyorum her gözlerimi kapattığımda. Bi annenin yapması gereken ilk ve tek şeyi yapamadım. Seni yaşatamadım. Bi mezarlıktan ibaret bu kadını artık bağışla.













