Bugün canım Halil amcam öldü. Hasta olduğunu öğrendiğimden beri üzerime karanlık bir bulut çökmüştü sanki, radyolarda cumadan beri güneşli olacağı konuşulan bu pazartesi günü güneş bir an bile ışığını göstermedi tahminlerin aksine.
Aslında hasta olduğunu da öğreneli çok olmadı, 6 ay sürecek kemoterapilerden bahsedilince insan diyor ki tamam en azından beraber bir 6 ayımız daha var. Babam yanından döndüğü bir akşam bana “ara kızım, birinin aklına geldiğini hissedince öyle mutlu oluyor ki” dedi. Lanet olsun ki aramadım ama. Bazen çok uzun saatlerimizi bomboş koşturmacalara ayırırken zamanın bir başka insan için değerini nasıl da anlayamıyoruz. Zamanın kıymeti de hızı da göreceli. Gecikmiş olunca ama göreceli değerlerden bağımsız sadece gecikmiş oluyorsun.
Sesini duyamadım Halil amca, çok özür dilerim senden. Ben maalesef her şeyi ertelerim, neleri ertelememem gerektiğini bugün senden öğrendim. Sen benim izmir’deki dedemdin. İlk kez 6 yaşımda gördüm seni ve sonra hep görmek istedim. Şımartılmaya alışmamış utangaç çocukluğumda en şımarabilir hissettiğim anlarımı bana sen hediye ettin. Kaydıraktan bile kayıyor olsam beni alkışlayıp yüreklendirdin, sen varken hep göklerde hissettim. Seni kalbimin bu kadar derinlerinde bulmam bana da sürpriz oldu, bunları belki arayıp sana da söyleyebilseydim hem şaşırır hem sevinirdin.
Çok eski bir 5 şubat akşamı doğum günümü kutlamaya geldiniz diye uykumdan uyandırmıştı annem beni, uyandığım yetmiyormuş gibi evde de misafir var diye ne huysuzlanmıştım içten içe. Salonda balkon kapısının önünde bizim eski sarı tekli koltuklar vardı o sıra, tam kapı önünde olanında oturmuş kollarını iki yana açmış çağırmıştın beni. Sarılır iyi ki doğdun der sonra beni unutur, koca adam benimle mi sohbet edecek, boşuna uyandım diye düşünürken beni bir dizine oturtup koluma hayatımın ilk saatini taktın. Beni düşünüp bana hediye almıştın, kırmızı bir saat, hala heyecanı kalbimde. O yaşta bir çocuk bir şey istemedikçe alınmaz, çoğunlukla istediği bir şey de alınmaz. Sen almıştın, vermek için de heyecanlanlıydın. Bunlar bana bir yetişkinin, hele de erkek bir yetişkinin aklından geçirse bile yapmaya zahmet etmeyeceği şeyler gibi görünürdü.
Çok mutlu oldum sayende Halil amca. Normalde belki küçük ama o zamanlar seninleyken biraz daha büyük yer kapladım dünyada. Beni gördüğün ve sevdiğin için teşekkür ederim, senden öğrendiklerimle ben de tüm şeffaf çocukları göreceğim.
Nida, 18 Aralık 2023







