#truelove
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

⁂

Kiana Khansmith
Keni
i don't do bad sauce passes
TVSTRANGERTHINGS
wallacepolsom
art blog(derogatory)
No title available
🪼

blake kathryn

祝日 / Permanent Vacation

#extradirty

ellievsbear

Origami Around

Product Placement
Show & Tell

Discoholic 🪩
styofa doing anything
noise dept.
seen from Germany
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Czechia

seen from United States
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Poland
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from Australia
@captaintheengineer
#truelove
O kadar kırgındım ki ona bakmak istemedim. Bakmadım. Çünkü bunu hak etmiyordu. Bu kadar yaptıklarından sonra ona bakmamı bile hak etmiyordu. Kalbim hala kıvransa da kafamda hala onu düşünsem de gerçekler vardı; gerçekte yaptıklarını bir düşman yapmazdı. Bu kadar can yakılmazdı.
Uyanmalısıın:) hadi kalk. Bak çok güzel kar yağıyor :)) diye günaydın yazmak istedim bu sabah. Sonra baktım öyle biri yok.
Oysa ki içimde küçük bir heyecan kıpırtısı hissetmiştim uzunca bir süre sonra
Bu kadar üzgün ve yorgun olmak için çok genciz.
Özgür bıraktım.
Acı çekmek özgürlükse özgürdük.. İkimiz de..
Yüksek bir tepeye çıkıp avazım çıktığı kadar bağırmak, çığlık atmak istiyorum. Ta ki sesim kısılana dek..
Yuttuğum göz yaşlarımı, çaresizliğimizi haykırmak istiyorum..
Ve sonra olduğum yere çöküp sadece dinlemek istiyorum. Denizi.. dalgaları.. sanırım çaresizliğimi anlayıp beni dinleyecek o. Yalnız bırakmayan..
Hayatta kaç kişinin karşısına çıkmıştır ki ‘O‘ kişi bu diyebileceği bir insan? Ya da kaç kere yaşanmıştır ki bu? Milyarlarca kişinin yaşadığı şu kara parçasının üzerinde o kadar düşük ki bu olasılık o kadar inanılmaz ki! Düşünsenize biriyle karşılaşıyorsunuz; onun konuşmasını, gülüşünü, dokunuşunu.. onu yanınızda hissetmeyi hiçbir şeye değişmek istemiyorsunuz. Tartışmak bile ayrı güzel geliyor. Ki kalbimizin dışarıya fırlarcasına çırpınışını henüz söylemedim bile. Kaç kere gelir ki bir insanın başına böyle bi şey! Çok şanslısınız eğer böyle bir şey yaşıyorsanız. Çünkü O kişiye ulaşmak herkese nasip olmaz. Bulduysanız izin vermeyin elinizden kayıp gitmesine. Onun hayatından değil de her ikinizin birlikte geçireceği zamandan çalmayın. Birlikte geçirebileceğiniz ne kadar vakit varsa onu değerlendirin. Şunu hiçbir zaman bilemezsiniz; bir araba kazası olur, bir doğal afet olur, bilmiyorum bir şey olur ve bi bakmışsınız artık o yok. İşte o anda ‘Keşke’ dememek adına varın birlikte yaşayın zamanı.
Seni sevdiğimi anlayacaksın, sevmediğim zaman.
Kalbim acıyor..
Sadece şunu bilemezsin, onunla ne zaman ve nerede karşılaşacağını.
Bu zamanla gelişen bir şey değildir. Bir anda oluveren bir şeydir. Bir fırtınadan sonra bir nehrin suyu gibi içinden hızla akar. Seni aynı anda hem doldurur hem boşaltır. Onu bedeninde hissedersin. Ellerinde .. kalbinde ..midende ..teninde ..ve her yerinde.
Ne vardı bu gece hüzünlü söyleyecek ey solist? Benim dinlediklerim bana yetiyor zaten.. iyi miyim çok iyiyim ya göğsünde bir boşluk oluşmuştur ya oraya bir kazık saplanır ve sen her iyiyim dediğinde kendi etrafında dönerek daha da yırtar ya göğsünü aynen öyle içerde. Sen de vur be gece. Hüzünden nefret ediyorum. Sen burda hüzünlü üzgün dargın kırık bir kuşken birileri eğleniyordur, hiçbir şey yoktur ya onlar için. İşte o acıtır. Burda içinin acıdığıyla kalırsın. Masum, küçük bi kedicik gibi kıvrılıp kalırsın koltuğun köşesinde.
‘Sen bana geç geldin
Ben sana erken’ demiş güfteci bestesinde.
Zaman öyle bir şey ki sizi istediği zaman istediği yerde yapıyor. Olması gereken zamanı kendi belirliyor aslında. doğruyu işaret ediyor. Keşke daha önce karşılaşsaymışız deriz ya bazen, evet daha önce olsa daha farklı daha kolay olacaktı belki de. Ama şunu değiştiremiyoruz. Zamanı ne ileri alabiliyoruz ne de geri. Burdan sonrası sizin elinizde. Yani demek istediğim; siz şimdiye ve şimdiden sonrasına etkiyebilirsiniz. Tabi ancak karşı taraf da böyle isterse. Bundan başka ise elinizde yapabileceğiniz hiçbir şey bulunmamaktadır.
Not: şunu unutmamak gerekir, belki de evren aslında olması gereken zamanda sizi karşılaştırmıştır.
O kadar yüksek sıcaklığın ardından çok az da olsa serinledi bu gece hava. Balkonda üşüyor gibiyim ama içeri giresim de gelmiyor. Karşımda dolunay sanki anlat, dertleş dinliyorum diyor. Gökyüzü masmavi bir karanlık. Cırcır böcekleri de çok sessiz bu gece. Halbuki dün gecenin kör vaktine kadar çıkmıştı sesleri.
Bir kadeh şarap alıp gecenin kuytu vaktinde balkona geçtim.Karşımda kocaman bir dolunay var. Hava çok sıcak, aynı dünkü gibi..
şaraptan iki yudum alıyorum, tadı çok buruk geliyor.içemiyorum. bugün ayrı bir tatsız zaten, hem de çok. Gecenin sessizliğinde bir de şarkı açtım eşlik etsin bana diye. Sözlerinin bir kısmını mırıldanırken buluyorum kendimi
‘Gecelerce sevişirken gözlerine bakarken
Söylerdim kendi kendime aşk bu olmalı
İnsan nasıl unutabilir ki bunca yaşanmış şeyi
... ‘
Ağlamaya direniyorum. Gözlerimse beni dinlemiyor. Bir damla süzülüyor yanağımdan aşağıya. ardından iki, üç..
Ne zaman ne mekan ne de herhangi bir şey. Önemli olan an biriktirmek. Şu an gözünüzü kapattığınızda zihninizde hangi anlar canlanıyor, kim canlanıyor ? Biriktirdiğiniz anlar. Yaşadığınız, size değer katan anlar. Bu anlar o kadar önemli ki sizin yaşadığınızı hissetmenizi sağlıyor. her anın ne kadar değerli olduğunu, an biriktirmenin ne kadar önemli olduğunu bilmeli/bilincinde olmalıyız.
Deniz
Özgür
Gülümseme
Güneş
Şahane kavramlar değil mi? Tek tek ve duraksayarak okurken bir içi ısınıyor insanın. Hele bir de gözünüzü kapatıp tekrarlayın; o zaman dudağınıza hafif bir gülümsemenin yerleştiğini içinizden hoş bir sıcaklığın aktığını ve kalbinizin ise bu düşüncelerle başlayıp devam eden hayallerinizle ritminin hızlandığını hissedeceksiniz.
The Holiday (2006) Nancy Meyers
December 11th 2019
Shakspeare’ a ait bir sözle başlar hikaye. Ve o güzel cümlelere hoş bir müzik eşlik eder...