👉 Find my hot stuff here
I got next
noise dept.
KIROKAZE
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Cosmic Funnies
★

❣ Chile in a Photography ❣

No title available
Today's Document
The Stonewall Inn
Doug Jones
hello vonnie
I'd rather be in outer space 🛸

oozey mess
untitled

blake kathryn
Cookie Run:Kingdom Official!

Andulka

Origami Around
No title available
todays bird

seen from Germany
seen from Nepal
seen from Brazil
seen from Mexico

seen from Taiwan
seen from United Kingdom

seen from Spain

seen from Vietnam

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Vietnam

seen from Malaysia

seen from Czechia

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@cataksungu-69
👉 Find my hot stuff here
I got next
Olgun Gelinim
Merhabalar ben istanbul dan yazıyorum.43 yaşında 165 boyundayım Bundan 8 ay önce hayatımı değiştiren bir olayı paylaşmak istiyorum.
Gelinim 33yaşında 178 boylarında gayet iri memeli sarışın, geniş kalçalı afet bir kadındır, oğlum 25 yaşında 170boylarında normal bir geçtir. Oğlum bundan 4 yıl önce yaş farkı olduğu için istemediğim bir evlilik yaptı. Ama gelinim çok akıllı ve saygılı, uyumlu biri çıktı.
Bir sabah oğlanın odasından kavga sesleri geiyor du, oğlum:“bıktım artık senin bana çocuğunmuşum gibi davranmandan, defol git başımdan“ diyerek evden çıkıp gitti, tabi ki karımda oğlumu destekliyordu, bende devamlı gelinimden yana olurdum, karım da sinirlenip alttaki komşuya indi. Gelinim yanıma gelip konuşmak istediğini bu evde kendisini yalnızca benim anladığımı söyledi, bende tabi olur gel otur şu kanepeye dedim.
Gelinim:“bak babacığım 4 yıl önce oğlun beni deliler gibi seviyordu, bende onu, bana güzel olduğumu, güzel vucudum olduğunu, bana taptığını, evlenmek istediğini, bende yaş farkı olduğunu söyledim,
oda yaşın önemi olmadığını söyledi ve evlendik, şimdi ise sevmediğini söylüyor, benim gibi yapılı değil de çıtır lar dan hoşlandığını söylüyor. hatta bir kaç tane telefon numarası da yakaladım ve benden boşanmak istiyor.“dedi
Bende:“sen hiç kendini üzme ben varken bu evden hiç bir yere gidemezsin senin baban yok annende başkasıyla evli seni sokağamı atacaz olmaz öyle şey“dediğimde
ağlayarak ve de sevinerek bana bir sarıldı ki sormayın, sanki nefesim kesildi, o koca memeleri göğsümü delecekti sanki çok büyük ve de sertti, içim bir tuhaf oldu,
boynumu bırakmıyor kafamı göğüslerine bastırıyor, kafamı okşayarak ve:“ne olurdu sanki senin gibi olgun anlayışlı bir kocam olsaydı, sen harika bir insansın “deyip beni yüzlerimden öpüp yüzünü yıkamaya gitti, ama ben kucağında kendimden geçtim,
tekrar gelip yanıma oturdu bana: “bunca yıl kaynanamla nasıl vakit geçirdin hayret ediyorum“ dedi ve de haklıydı karım çok huysuz bir kadındı.
Bende: “Ne yapalım benimde kaderim böyleymiş inanır mısın son 3 yıldır ilişkiye bile girmiyoruz daha yaşımız kaç ama yine de sabrediyorum dediğim de gelinim yanıma biraz daha yaklaşıp saçlarımı okşamaya ve yine kafamı göğüslerine yaslamıştı sanki ben onun çocuğuydum ve çok şefkatli okşuyordu.
Gelinim:“canın çok istiyomu“
Ben:“evet hemde nasıl sen sarılırken bile içim bir tuhaf oluyor ters oluyo ama malesef öyle: “deyince elini sikime atıp“neden ters olsun senin gibi bir insan bunu fazlasıyla hakediyor.“diyerek okşarken birden kapı sesi geldi karımdı “daha sonra devam ederiz“ deyip yanımdan hızla kalktı.
Artık içim içime sığmıyordu sikişeceğimiz anı sabırsızlıkla bekliyordum. akşam yemek yerken oğlum iş icabı muğlaya gideceğini annesine isterse gelip dayısını da görebileceğini söyledi,
karımda hemen kabul etti bende gidebileceğini söyledim, nasıl söylemem çünkü o afet gelinimi sikecektim, gelinimin de neşesine diyecek yoktu.
Sabah oldu saat 10`da evden ayrıldılar ben su içmek için mutfağa gittim elim tam musluktayken gelinim arkadan sarılıp
“bak başbaşa kaldık işte, dile benden ne dilersen seni doruklara çıkarıcam, seni dünyanın en mutlu erkeği yapıcam“ diyor,
bir yandan arkadan uzanıp sikimi okşuyor, bir yandan da boyu beden uzun olduğu için arkadan kulak memelerimi yalıyordu
yüz yüze dönmek istedim izin vermedi, “böylece dur seni önce ellerimle ve dilimle seveceğim kendini bana bırak“ diyor ve tamamen onun oluyordum,
önce beni çırılçıplak soydu, kulaklarımdan başlayıp boynumu, sırtımı, kalçalarımı hem seviyor hemde yalıyordu, daha sonra kıçımı elleriyle ayırıp göt deliğimi çılgınca dillemeye başladı, müthişdi ilk defa böyle bir zevk yaşıyordum.
Sikim taş gibi olmuştu,daha sonra beni kendine doğru çevirdi ve başladı sikimi yalamaya hepsini alıyordu az sonra tam geliyordum çekmek istedim çektirmedi“ ağzıma boşal yavrum hepsini yutmak istiyorum, kurban olurum senin tohumlarına, yerim senin taşşaklarını“ve ben çok fena boşaldım
becerikli gelinim hepsini yutmuştu. Banyoya gittik elleriyle sikimi ve kendi ağzını yıkadı, yatak odasına geçtik.
Gelinim: “hadi bakalım gel otur kucağıma seni birde kucağımda rahatlatayım“ dedi,
yüzüm yüzüne dönük vaziyette oturdum başladık çılgınlar gibi öpüşmeye dudakları ateş gibiydi, sanki beni eritiyordu. bir yandan da sırtımı yine kalçamı seviyor orta parmağını da göt deliğime sokuyordu hiç birşey diyemiyordum üstelik hoşuma gidiyordu,
daha sonra sırt üstü uzandı ben üstündeydim “Hadi canım sıra sende yala her tarafımı delirt beni“
başladım o koca memelerini emmeye 10 dk. kadar emdim, daha sonra aşağılara doğru indim ve o müthiş amı karşımdaydı, şişmişti ben emip yaladıkça oda derin derin oohhlaar çekiyordu.
Gelinim: “Çok güzel yalıyorsun yavrum devam et OOOHHHH!!!! OĞLUN BU KADAR güzel YALIYAMIYORDU kurban olurum sana devam et!!!!!!!!“ diyordu, bir müddet sonra artık dayanamadım ve o güzel amcığını sikmeye başladım ikinci posta olduğu için en az 15dk siktim.
ikimzde çıldırıyorduk zevk seslerimiz birbirine karışıyordu aynı anda beraber bağıra bağıra boşaldık. Bana mükemmel olduğumu bende ona asıl onun mükemmel olduğu söyledim
.
Gelinim: “Göttende sikmek ister misin aşkım gel sikini kaldırıyım da ordanda sik olmazmı?“ bende istediğimi ama söyliyemediğimi söyleyince
Gelinim: “Bak aşkım artık sen benim erkeğimsin çünkü bana sahip çıktın bu beden sana feda olsun, canın ne zaman isterse sikişiriz, amımdan götümden ağzımdan her tarafımdan
seni seviyorum seni ciğerime sokasım geliyo anladın mı, sikişte sınır tanımam o yüzden senin de götünü yaladım ve parmağımı soktum çünkü çok hoşuma gidiyor.
belki de azgınlığım oğluna fazla geldi“
Ben: “İnan götümü yalaman çok hoşuma gitti ilk defa böyle bir şey yaşadım sen çok tecrübelisin seni seviyorum“ dedim,
başladı sikimi yalamaya az sonra sikim taş kesildi, önüme domaldı önce deliğini yaladım ve yavaş yavaş sokmaya başladım ve tamamı girmişti götüde amı gibiydi san ki göt değil am sikiyordum
10 dk falan devam etti gelinim iyice azmıştı inliyordu yine aynı anda götünün içine boşaldım.
Ogün 5 sefer akşama kadar sikiştik....
Arkadaşımı Kocama Siktirdim
Ben Neşe. Kocam Ayhan ve Ben 27 yaşındayız. Biz 2 yıldır evliyiz. Kocam seks konusunda çok aşırıdır ve çoğu zaman ben ona yetmediğim için mastürbasyon yapar.
Benim iş yerindeki arkadaşım Filiz de çok çekici ve sempatik bir kızdır. Filiz daha 19 yaşında. Filiz kocama yakın davrandığı için kocamın çok ilgisini çekiyordu. Eminim kocam mastürbasyon yaparken Filiz’i hayalliyordu.
Kocam bir gün dedi ki, ‘Bak canım sen bana yetmiyorsun biliyorsun. Sizin iş yerindeki Filiz de azgın birine benziyor. Hem de Bende gözü var. En iyisi Filiz’i aramıza alalım. Hem Ben amcığa doyayım, hem de Filiz senden habersiz bana sarkmasın’.
Ben şaşırmıştım ama dedikleri çok mantıklıydı. Ama Filiz kabul eder mi, dedim.
Canım, sen bir teklif et. Nasıl olsa canı yarak istiyor bes belli dedi. Ben birkaç gün sonra iş çıkışı Filiz’e ‘seninle grup seks yapmak istiyoruz’ dedim.
Filiz beni terslemedi, bilakis bir anda gözleri parladı. Anlaşılan gerçekten Ayhan’ın yarağını çok istiyordu. Akşam saat 06’da Filiz bize geldi. Hemen masayı donattık.
Birazdan Ayhan da geldi ve başladık hem yemeye hem de sohbet etmeye. Kocam gözlerini Filiz ‘den alamıyordu. Sanki ben yanında yokmuşum gibi Filiz ‘e baygın baygın bakıyordu.
Filiz ‘in vücudu da çok güzeldi hani. Aradan 1 saat geçmişti. Artık hepimiz sabırsızlanmaya başlamıştık. Konu dönüp dolaşıp sekse gelmişti.
Kocam Filiz ‘e ‘memelerin çok güzel’ dedi.
Filiz de hemen memelerini fora etti. ”İstersen dokunabilirsin”dedi.
Kocam durur mu, hemen Filiz’in memelerine yumuldu. Ama ne yumulma. Resmen iki memesinin arasında kaybolmuştu. Ben de kocamın pantolonunu çıkardım ve muhteşem sikini okşamaya başladım.
Sonra da ağzıma aldım.. Artık yalıyor, ağzıma sokuyordum kocamın sikini’ Bundan cesaret alan Filiz iyice açıldı. Çırılçıplak kaldı hemencecik.
Filiz’in Ayhan’ın yarağını bu kadar çok istediğini doğrusu ikimiz de tahmin edememiştik. Ben kocamın sikini tamamen Filiz’e bıraktım ve Filiz’in amını yalamaya başladım. Filiz’den zevk sesleri gelmeye başlamıştı. Filiz’in amı iyice ıslanınca kocama gel sok sikini bu çıtır amcığa dedim.
O da hiç durur mu. Hemen sikini Filiz’in amına kökledi. Sokmasıyla Filiz’den derin bir oohh sesi geldi. Filiz uzun zamandır yarak yemiyordu anlaşılan. Çok da özlemiş canım arkadaşım. Kocam sokup sokup çıkarıyordu sikini Filiz’in amına.
Filiz’in ağzına da benim amımı verdim. Filiz hem am yalıyordu hem de amını siktiriyordu. Bu Filiz’in çok hoşuna gitmişti. Çıldırmış gibiydi. İniltileri tüm evi kaplamıştı. Şöyle bir baktım da, kocam da uzun zamandır hiç bu kadar keyifli görünmüyordu.
Ne de olsa Benden 8 yaş küçük, az sikilmiş, ateşli, çıtır bir amcığı sikiyordu.
Kocam Filiz’in amına bayılmıştı. Adeta 2 yılın acısını çıkarıyordu. Derken Ayhan Filiz’in bacaklarını omzuna aldı. Adeta azgın bir boğa gibi sikiyordu Filiz’i.
Sikinin hepsini Filiz’in amına sokup sokup çıkarıyordu. O kocaman yarak Filiz’in amında bir görünüyor bir kayboluyordu. Filiz de adeta bulutların üzerinde uçar gibi zevkten dört köşe amcığımı yalıyordu. Kocam Filiz’e her köklediğinde Filiz de benim amıma yapışıyordu.
Sonunda kocam Filiz’e öyle bir kökledi ki nerdeyse Filiz’in kafası duvara vuruyordu. Bu son yüklenişin ardından kocam Filiz’in amına tüm döllerini boşalttı.
Bu sikiş üçümüzü de yormuştu. Birer sigara yaktık. Biraz dinlendikten sonra kaldığımız yerden sikişe devam ettik.
O gece kocam Filiz’i yarağa iyice doyurdu. Tabi ki kocam da amcığa doydu. Hala kocam doymadığı zaman Filiz’i çağırıyoruz ve kocam iyice bir sikiyor Filiz’i’...
👉 Find my hot stuff here
Sixty Nine Club
Azgın Oğlumu Baştan Çıkardım
Ben neslihan 39 yaşinda 171 boy 65 kilo sarişinim artik 40 yasina geldigim içindirmi ne gittikçe azgınlaşmaya ve seksse düşkün olmaya basladim.
Kocam için kendime bakarim vücüdüm çok fit ve bakimliyimdir ama kocamın gözü dışarda benle ilginlenmiyo sebebi ise türbanlı olmam açılmami istedi ama istemedim oda disariya gozu kaydi ben ise üzülüyordum yaslandigim icin mi benle ilgilenmiyor du artik büyük mememelerim aşagiya sarkmaya baslamisti.
Kendimi tatmin ediyordum ama bi süre sonra oda yetmiyordu dişariya ciksam her turlu iliskiye girerdim. Çünkü bakimli ve alimli guzel bi bayanim ama dışardan ilişki dusunmuyordum kocama ihanet edemezdim
oğlum fatih ise 19 yasinda 190 boyu 81 kilo spor yaptiği için ćok kasli babasi gibi esmer oda yakisikli ve kizlarla arasi cok iyi.
Bir gun alisveristen geldim anahtarimla kapiyi actim Fatihin odasinda sesler geliyordu yavasca Fatihin odasina gittim kapidan araya baktim ne göriyim fatih 31 çekiyordu koskocaman siki vardi başi şişmiş boşalmak üzereydi onu izlerken kendimden geçtim bi ara elimi amima attim sulanmistim.
Fatihi izlemekten kendimi alıkoyamiyordum ve elim amimda bende kendimde gecmistim Fatih en sonunda bosaldi onu gorunce bende bosaldim hemen odama gectim bosaldiktan sonra kendime gelmistim ne yaptim ben oğlumu izleyip boşalmistim kendimeden çok utanmiştim ama bi yandanda onun koca siki gözümden gitmiyordu
bi ara kendimi tokatladim kendine gel o senin oğlun dedim ustumu degistirdim evde rahat dolasirdim memelerimi one cikaran bi t-short ve altima bi etek gecirdim. Sari saçlarim belime kadar geliyordu evde Fatih olduğu için sacim acikti odadan ciktim
Fatihte dustan cikmis ustunu giymisti ama önü hala kabarıktı beni gorunce -annem ne guzelsin dedi sarildi bende sende cok yakisiklisin ömrüm diyip dudaginin kenarina opucuk kondurdum ama istem disi yapmistim oda şasirmisti benden oda beklemiyordu. Anne aciktim dedi hemen yemek yaptim yedik ertesi gun sabah uyandigimda kisa gecelegimle kahvalti hazirladim.
Fatihte kalkti beni görunce sok oldu gozlerini alamayordu benden kahvalti ettik Fatih disariya çıktı bende odasina gittim her zamanki gibi dağınıktı yeni çıkardigi kilot ıslanmisti gece rüyalanmis galiba elime aldim kirli sepetine aticaktim ama bi ara koklamak istedim kendime gelmek icin sürekli kendine gel Neslihan diyordum ama konu Fatih iken kendime hakim olamiyordum
kilot bayağı döl olmustu koklamaya basladim mutis kokuyordu Fatihin yatagina kendimi attım bi yandan Fatihin kilidonu koklayip yaliyordum bi yandan kendimi parmakliyordum bosaldim harika bi duyguydu.
Oğlum cok yakisikli ve kusursuzdu kafaya koymustum Fatihle -seks yapmak istiyordum artik hic birsey umrumda değil tek istedigim Fatihin o damarli koca sikini icimde hissetmekti aksam eve gelince Fatihi azdirmak istiyordum odama gittim
kocamin aldigi ama hic giymedigim kirmizi dantelli g-string giydim g-stringin ipi kalcalarimin arasina giriyordu amim ortaydi ustede yine kirmizi bi südyen giydim ustume memelerimi ön plana çıkaran bembeyaz bi t-short altida tayt giydim ust ve alt oldugu gibi meydandaydi hafif makyaj ve sacimi belime kadar geliyordu cok güzel olmuştum.
Fatihi bekliyordum zaten kocam eve düzgün gelmiyordu yarim saat sonra geldi beni gorunce kitlendi malim oldugu gibi ortaydi bastan asagiya suzdu beni anne dediginde sesi titriyodu ne oldu Fatih dediğimde anne kusura bakma ama taş gibi olmuşsun genç kız arkadaslarima taş çıkartirsin dedi
bende ay canim benim cok naziksin diyerek yanagin opucuk kondurdum açmisin dedim kurt gibi dedi yemegi hazirliyim o zaman dedim
tamam dedi ben yemek yerken beni süzüyordu g-stringin ipi kalcalarimin arasinda onun disinda hic bisey yoktu. Fatih cilgina dondü bi ara sikine baktim şortunu delicek yemek hazirladim beraber bas basa yemek yedik sofrayi kaldirinca anne beraber film izliyelimmi dedi tamam dedim.
Fatih kivama gelmisti cinsel bi film sectiginede adim gibi emindim içeriye girdim ee oglum hangi filimi izliceğiz dedim Fatih anne bi filim ama biraz cinsel istersen izlemeyelim dedi benden hareket bekliyordu oglum yabanci yok ac izliyelim. Filimin adi ne dedim Grinin Elli Tonu dedi tamam izliyelim dedim gittip cerez filan aldi izlemeye basladik. Yan yana oturuyorduk bana yaklasti elimi omzuma atti
bende basimi omzuna koydum yanliz filimde aşiri erotik sevisme sahneleri ciktikca ben sulaniyorum Fatihe bakiyorum siki bagimsizligi ilan etmiş Fatih bi ara ne kadinlar var be hayran olmamak elde degil dedi bende nesine hayran oluyosun dedim oda anne baksana cok seksi degilmi isini iyi yapiyo dedi.
Bende peki soyle bakalim benmi o kadinmi dedim oda anne sorumu sen bugunki guzelliginle tas cikarirsin ona hem senin vucudun daha iyi dedi bende oylemi demek vucudumu begeniyorsun, evet begeniyorum dogruya dogru nasillmis vucudum anlat bakalim dedim.
Oda ya bosver kapatalim konuyu dedi yok ya kapatma anlat nasilmis vucudum anne yanlis anlama sonra dedi bende hadi ama oğlum senimi yanlis anlicam anlat hadi dedim anlatmaya basladi anne bi kere aranizda o kadinla yas farki olmasina ragmen senin daha iyi vucudun var
mesela kalcalarin daha sık ve büyük memelerin büyük boy kilo pos on numara bi tek o bolgeyi gormedim orasida emimim daha iyidir dedi ben sok olmustum.
Gormek istermisin diye sordum beklemiyordu soruyu
cevabini versem kizmazmisin dedi bende niye kiziyim soyle hadi dedim oda hemde cok gormek istiyorum dedi ha vucudun daha iyi ama onun kadar marifetlimisin bilemem artik dedi bende oylemi dedim bekle beni dedi oda nereye gidiyosun dedi bende bekle dedim.
Odaya gittim soyudum sadece sudyenim ve g-String uzerimde kaldı odamda ince pi pike vardi onu üzerime örtüm odaya gittim Fatih sabirsizlikla beni bekliyordu hadi anne gostermicekmisin dedi bende gostericem ama dans ederek dedim onu dahada azdirmak istiyordum tamam dedi peki altinda ne var dedi
merak etme goruceksin dedim filmi biraktim ben dans ediyordum fatihte beni izliyordu ama her yerim kapali oldugu icin ilgisini cekmiyordu birden üstümdeki pikeyi attim Fatihin gozleri fal taşı gibi acildi cok kucuk olan ve amimi oldugu gibi ortada gosteten g-stringi gorunce
kekeleyerek anne mutis bu dedi siki pantolondan cikicakti bende seninki orda rahat etmiyor galiba dedim oda evet dedi o zaman cikar dedim daha lafimi bitirmeden cikardi pantolunu ve baksirini mutisti siki yine bi onceki gibi kalin uzun ve damarliydi hatta daha büyüktü öncekinden daha büyüktü Fatih hadi sira sende dedi bende dans ederek çikarmaya basladim.
Fatih eli sikinde beni bekliyordu cikardim südyenide cikar dedi bende onuda gel sen cikar dedim o koca siki ile arkama geçti bi cirpida cikardi ve arkadan sarilarak memelerimi oksamaya başladi siki ise gotume carpiyordu bi yandan mememi oksarken diğer yandan boynuma.opucukler konduruyordu kucaklayip yataga goturdu beni yataga atti ustume cikti ve memelerimi harika yaliyordu kendimden geciyordum memelerimden asagiya indi ve amima yumuldu dil atiyordu dil darbeleri cok prafosyonel oldugu belliydi
daha once cok kizi sikmisti belli dil darbeleri attikca kendimden geciyordum bilerek klitorisime dil atiyordu buda beni daha azdiriyordu kadinin en hasssas bölgesi oldugunu biliyordu anlasilan beni en sonunda bosaltti hic bu kadar cok bosaldigimi hatirlamiyorum babasindan cok iyiydi sira bendeydi kalkip agzima aldim ama o kadar büyük siki vardiki tamamini kavriyamiyordum ama istahli yalamam onu cildirtiyordum bi ara uzun sari saclarimi toplayarak kafama bastiriyordu.
5 dk sonra agzima patlamisti banyoya gidip temizlenip geldigimde yataga yatirdi bacaklarimi omzuna aldi ilk basta basini soktu birden yuklendi acaip bi aci vardi ama bi sure sonra acinin yerini zevk aldi cok iyi pompaliyordu fatih bi ara anne mutissin hic cikmak istemiyorum diyordu
bende erkegim cikma hic diyordum geliyorum dedi bende onceden hazirlikli oldugum icin dogum kontrol haplarimi almistim boşal dedim içime patladi cikardi icimden bosaldiktan sonra inmistir diye agzima alip şahlandiriyim dedim ama bosalmasina ragmen inmemisti ben boyle bisey gormemistim.
Oglum porno starlarina taş cıkarardi beni kucagina aldi bas asagiya cevirdi ben sikini oda amimi yaliyorduk karsilikli boşaldiktan sonra anne gotten girmek.istiyorum dedi babana bile vermedim dedim oda ben babammiyim ben senin sevgilinim dedi bende izin verdim ama cok tedirgindim ilk defa olucakti
bide o koca siki hic girmezdi oglum yavas gir bak ilk defa sana veriyorum dedim sen merak etme askim dedi boyle konusmasi hosuma gidiyordu masadan krem alip kremledi basini sokmasi bile yetti acimasina biraz zorlamasiyla tamami girdi acidan kivraniyordum ama Fatih icin degerdi biraz sonra acinin yerini zevk birakmisti boyle bi zevk yoktu cildiriyorduk ikimizde kendimizden gecmistik daha once nasil yapmamisim anlamadim göttende bi posta atti sonra dusa girdik geldiğimizde yatmisiz ama bu olay olduktan sonra kafama dank etmisti..
Çok pismandi ogluma kendimi siktirmistim tövbe etmek istedim ettimde ama bu sefer oglum rahat birakmiyordu iliski istiyor ben bunun yanlis oldugunu anlatmak istedim ama yaptigim hatadan sonra anlamamasi normaldi cunku ben onu azdirmistim vermistim ben tovbe ettim ama oğlumu ikna edemiyorum napicagimida bilmiyorum.....
Apartmanın Türbanlı Temizlikçisi
İsmim Erol. 45 yaşında, karımdan ayrılmış, dul bir erkeğim. Fatma haftada bir gelir binanın merdivenlerini siler temizler. Fatma 32 yaşında, çok güzel, çekici, türbanlı bir kadın. Dolgun dik göğüslere, pürüzsüz vücuda, yuvarlak kalçalara, sütün gibi bacaklara sahip. Apartmana temizliğe gide gele aramız oldukça iyi oldu, her seferinde mutlaka konuşuyoruz. Hatta karımla ayrılığımıza kadar konuşuruz.
O gün de hava yağmurluydu, hem de nasıl yağmur yağıyor. Ocağa çay suyunu koyup, şemsiyeyi aldım bakkala gittim, çayın yanında yemek için birşeyler almaya. Bakkaldan geldim ki, Fatma domalmış bir halde, benim bulunduğum katın merdivenlerini siliyor.
"Kolay gelsin Fatma" dedim.
"Sağol Erol abi" dedi.
"Yağmur yağıyor, boşuna silme Fatma, emeğine yazık, yine çamur olacak" dedim.
"Ne yapayım Erol abi, mecburum" diye bana doğru döndü ki,
o da ne Fatma uzun eteğinin ucunu eteğinin lastiğine beline sıkıştırmış, ıslanmasın diye.
Bembeyaz bacakları mühtişti Fatma bacaklarına baktığımı gördü, hemen eteğini indirdi ve güzel bacakları kapandı…
Fatmaya, "Üşümüşsündür, çay suyunu koydum, çay demliyorum, gel çay içelim" dedim.
Fatma bacaklarını gördüğümden dolayı utanmıştı, dudağını ısırıyordu. "Erol abi, binaya nezamandır temizliğe gelip gidiyorum da, ilk defa sen çaya çağırdın, çok sağol, ama işim var." dedi.
"Bırak şimdi işi, boşver ge!" dedim.
"Tamam, sen çayı demleyene kadar ben de işimi bitireyim" dedi.
"Bekliyorum ha, tamam mı" dedim.
"Tamam!" diyerek başını salladı. Ben içeri girdim, çayı demledim, masayı hazırladım.
Fatma da geldi. İçeri aldım. Ama bu halen utanıyordu. Ben çayları doldurdum.
"Utanıyormusun Fatma Herkes her yerini açıyor, bunda utanılacak birşey yok güzelim" deyip, elini tuttum,
"Hem güzel bacakların varmış" dedim.
"Ay Erol abi, birde böyle konuşma, valla çok utanıyorum" dedi…
"Utanma Fatma, ben zaten göreceğimi gördüm, ne var bunda" dedim.
"Valla ne bileyim, kocam bile görmedi" deyince,
ben şaşırmıştım. "Ne yani siz soyunupta yapmıyormusunuz o işi" dedim.
"Aa aaa, ayıp ayıp" dedi.
"Ya ne ayıbı Fatma, konuşuyoruz sadece Harbiden merak ettim, anlatsana nasıl yapıyorsunuz o işi" dedim.
"Valla lambayı södürüp karanlıkta yatağa gireriz" dedi.
"Eeeee" dedim.
"Eeesi, kilotumu indirip yapar" dedi.
"Ne yani, sevişmiyormusunuz hiç" dedim.
"Nasıl yani, anlamadım" dedi.
Dayanamadım, "Kızım kocan seni sikerken memelerini, amını, götünü öpüp yalamıyor mu" dedim.
"Aa aaa, o dediklerin yapılır mı Erol abi" dedi.
"Valla ben olsam seni sikerken her yerini öper yalarım" dedim.
"Sen olmadığına göre" dedi…
"Neden olmayayım ki" dedim ve Fatmanın dudaklarına yapıştım. Dudaklarını öpüyor emiyordum.
Fatma başta biraz karşı koyacak oldu, ama biraz sonra yelkenleri indirdi ve karşılık vermeye başladı, adeta kemiriyordu dudaklarımı.
Buna, "Hadi yatağa gidelim" dedim.
"Olmaz" dedi.
"Olur, utanma, bak neler yaşatacağım sana" dedim ve nazlansa da götürdüm.
Önce türbanını açtım Fatmanın. Fatma heykel gibi hareketsiz dikiliyordu. Bunu yavaş yavaş soyup, çıplak yerlerini öpüyorum. Fatma çırılçıplak kalınca hemen yatağa girdi, yorganı çekti üstüne. Hemen ben de soyundum, girdim yorganın altına…
Fatmanın göğüslerini emiyorum, amına parmağımı sokuyorum, Fatma inliyordu. Göğüs uçları emilmekten fındık gibi oldu. Yalayarak amına indim, amının etrafını yalayarak bacaklarını yalamaya devam ettim. Bacaklarını yalayıp öpüp, amını yalamaya başladım.
Amını yaladıkça Fatma inlemelerini artırdı. Amının içine dilimi sokuyor, pembe dilini emiyordum. Fatma çok geçmeden kasılıp titreyerek orgazm oldu. Fatmanın amının sularını da yaladıktan sonra, alt dudaklarından üst dudaklarına çıktım,
biraz öpüştkten sonra buna, "Sen de benim yarağımı emermisin" dedim.
"Bilmem, tadı nasıl ki" dedi.
"Ağzına alınca öğrenirsin tadını" dedim.
Fatma yorganın altına girerek, önce yarağımın başını ürkekçe dudaklarına sürdü, sonra başını ufak ufak öpmeye başladı, en sonunda da başını ağzına alıp emmeye başladı.
Yorganı açtım, yarağımı nasıl yaladığını görmek istiyordum. Fatma hemen, "Kapa yorganı, emmem yoksa" dedi.
"Peki!" deyip kapadım yorganı, kadın emiyor nasıl olsa. Hem de öyle bir emiyor ki, ben zevkten inlemeye başladım. Sonunda fazla dayanamadım ve ağzına boşaldım.
Fatma zorlanarak bir kısmını yuttu ve kusacak gibi, "Öğğğğğ" yaptı. Yorganı açtım ki, gözlerinden yaş gelmiş garibanın,
"Ne oldu Fatma" dedim.
"Hiiiç, ilk defa yaptım, belki ondandır, tadı bir acayipmiş" dedi.
Fatma elbiselerini uzatmamı isteyince, "Hayırdır" dedim.
"Eee bitti ya" dedi.
"Yok ya, ne bitmesi, daha seni sikecem" dedim.
Fatma şaşırmıştı,
"Ne Sikecekmisin Ama birbirimizi bitirdik ya" dedi.
"Fatmacığım işte bu işin sevişme kısmıydı" deyip dudaklarına yapıştım ve altıma aldım, alttan amına yerleştirdim yarağımı ve kökledim.
Fatma yüksek sesli bir "Ohhhhhh" çekti.
"Ne oldu Fatma" dedim.
"Birşey olmadı, devam et" dedi.
Ben pompalamaya başlayınca, Fatma zevkten çarşafı yoluyordu. Bacaklarını omzuma alıp sikmeye devam ettim. Fatma tekrar titreyerek orgazm olmaya başladığında, ben de amına boşaldım
Fatma evli olmasına rağmen ilk defa gerçek seksi ve sikişi bende yaşamıştı. Fatmanın götü de tam sikilmelik, ama kadını ilk günden fazla yormak istemedim. Nasılsa farklı yarağın ve sikişin tadını aldı, her hafta gelir artık…
O günden sonra Fatmayla ilişkimiz gizlice devam ediyor. Fatma eskiden haftada bir gün merdivenlerini silmeye gelirdi, sikişmeye başladığımızdan beri bu temizliği haftada ikiye çıkardı.
Bazen canım çok istedigi zaman arıyordum, üçüncü defa da geliyordu.
Fatmanın yine apartmanda temizlik günüydü. O gelince en üst kattan başlar merdivenleri silmeye, sile sile benim kata zemine kadar iner. Kapının dürbününden bakıyorum devamlı, benim kata gelince içeri almak için.
Sonunda baktım benim kata inmiş ve domalmış bir şekilde merdivenleri siliyor. Kapıyı sessizce açtım, arkasına geçtim dayandım ve "Özlemişim be" dedim.
Fatma daha, "Dur yapma…" demeye kalmadı, bir üst kattın merdivenlerini silen bir başka kadını gördüm ve çekildim.
O kadın da türbanlıydı. Fatma hemen durumu toparlamaya çalışarak, "Erol abi tanıştırayım, Hülya. Kendisi akrabam olur, beraber bir yere gideceğiz de, işimiz çabuk bitsin diye bugün bana yardıma geldi" dedi.
"Öyle mi Memnun oldum Hülya, ben Erol, hoşgeldin" dedim.
Ama Fatma da, ben de kıpkırmızı kesilmiştik doğrusu. Ben ortamı yumuşatmak için, "Çayım hazır, buyurun beraber içelim" dedim.
Fatma da, "Sağol Erol abi, işimiz acele…" dedi.
"Gideceğiniz yere ben bırakırım sizi" dedim.
"Ozaman merdivenleri bitirelim gelelim, birer çayını içeriz." dedi. "Tamam bekliyorum" dedim içeri girdim.
Hülya Fatmadan daha uzun boylu, esmer güzeli, o da türbanlı olmasına rağmen manken gibi bir kadındı. Bayıldım resmen. Neyse, onlar merdivenleri bitirip geldiler. Hülya türbanlıydı, ama aptal değildi, sanki olayı anlamış gibiydi.
Oturduk çay içmeye başladık. Fatma da, ben de, Hülya anlamasın diye kıvırtarak konuşuyorduk.
Fatma Hülyaya, "Erol abi çok iyi bir insan, şu binaya gelirim de, birtek Erol abi hal hatır sorar, çay içmeye çağırır" dedi.
Hülya da, "Nekadar iyi Evli değilmisiniz Erol bey" dedi.
"Yok ayrıldım" dedim.
İmalı imalı gözlerini kısarak bana baktı ve "Hmmm, anladım…" dedi. "Sen evlimisin" dedim.
"Ben de dulum" dedi.
Neyse, çaylarımızı içtik, bunlar, "Biz gidelim." dediler kalktılar.
"Tamam, ben bırakayım" dedim. "Ama önce eve gideceğiz, elbiseleri değişmemiz lazım" dediler.
"Olsun, ben evin önünde beklerim" dedim.
Hülya, "İyi de, bir gören falan olur, yanlış anlarlar" dedi.
"Ozaman ben başka bir yerde beklerim, siz gelirsisiniz" dedim.
Kabul ettiler, bunlarla evden çıktık, arabama bindik gittik…
Sokaklarına yakın bir yerde ben durdum, bunlar eve gitiler. Ben bir sigara yakıp, içerken bunları bekledim.
Önce Hülya geldi, "Fatma gelmedi mi" dedi.
"Gelir şimdi…" dedim.
Arka koltuğa oturacaktı, "Öne gelsene Hülya" dedim.
"Öne Fatma otursun" dedi.
"Ne fark eder, gel öne" dedim, geldi oturdu.
"Gideceğiniz yerde işiniz çok mu sürer" dedim.
"Bilmem, Fatma biliyor. Neden sordun ki" dedi.
"İşiniz bitene kadar beklerim, sonra senle beraber gezeriz, olur mu" dedim.
"Olabilir, ama bir gören olursa" dedi.
"Haklısın!" deyip, bir kağıda telefon numaramı yazdım verdim ve "Olmazsa benim evde otururuz, konuşuruz, orda gören olmaz, ne dersin" dedim.
"Bilmem ki…" dedi.
O sırada Fatma sokağın başından göründü, hemen Hülyaya, "Senden çok hoşlandım Seni bekliyorum, benim evde buluşalım" dedim.
Fatma arabaya yaklaşınca Hülya cevap vermedi. Fatma arabaya bindi, nereye gideceklerini söyledi, arabayı çalıştırdım, hareket ettik…
Havadan sudan konuşarak gidecekleri yere vardığımızda,
"Çok mu işiniz Fatma" dedim.
"Bir saat sürer" dedi.
"Tamam bekleyeyim" dedim.
"Bir saat ne yapacaksın" dedi.
"Önemli değil, ben burda beklerim" dedim.
Bunlar gidınce, ben de marketten gazete aldım geldim, arabada okudum, bulmacalarını çözdüm ve saat geçti. İkisi de geldiler.
Fatma, "Erol abi sana zahmet oldu, bekledin bizi" dedi.
"Ne zahmeti canım" dedim. Sohbet muhabbet, yine sokaklarına bıraktım, eve döndüm…
Hülya arar mı, aramaz mı bilmiyordum, onu düşünürken, yarım saat sonra kapının zili çaldı. Açtım karşımda Hülya Şaşırdım.
Telefon açar diye bekliyordum, ama eve geleceğini hiçmi hiç tahmin etmiyordum. Neyse, içeri buyur ettim, girdi. Pardesüsünü çıkarmasına yardımcı oldum, ayakta göz göze geldik, ben dayanamadım ve hemen buna sarıldım, dudaklarına yapıştım.
Hülya önce, "Yapma… Hani konuşacaktık" falan dedi,
ama ben öpmeye devam edince, 2 dakika sonra kendini kollarıma bıraktı. Öpüşerek yatak odasına geçtik. Hülyanın türbanını açtım, yatağa uzandı. Bunun uzun eteğini ve külotunu çıkardım. Ben de soyundum ve bunun uzun bacaklarını yalayarak kaymak gibi amına geldim.
Amını yalamaya başlayınca nasıl da inliyordu orospu. 10-15 dakika kadar yaladım amını ve Hülya kasılıp titreyerek, ağzıma saldı amının sularını…
Yukarı çıkıp tekrar dudaklarını öptüm ve sırtüstü uzandım yatağa. Hülyayı ensesinden hafifçe iterek, yüzünü yarağıma bastırdım. Hülya ne yapacağını bilmez bir şekilde yarağıma bakıyordu.
"Hadi sen de benimkini ağzına al, em onu" deyince, ürkekçe yarağı ağzına aldı.
Acemice emiyordu, bu da bana mühtiş zevk veriyordu. Biraz emdirdikten sonra, "Otur üstüne deyince, yarağımı ağzından çıkardı, üstüme çişini yapar gibi çömeldi, yarağımı eliyle amının ağzına hızalayıp yavaşça oturdu. Ben belini iki elimle kavrayıp, Hülyanın kalçalarını değirmen taşı gibi kıvırıyordum yarağımın üstünde.
Arada sırada da alttan köklüyorum amına. Hülya hem inliyor, hem bluzunu ve südyenini çıkarıyordu. Göğüsleri tamamen çıplak kalınca, öne eğilip göğüslerini bana emdirmeye de başladı. Sonunda ikimiz de doruğa çıktık, aynı anda boşaldık…
Dudaklarımı öperek indi yarağımdan ve yanıma uzandı. Biraz nefeslendikten sonra bana, "Fatmayla da sikişiyormusun" dedi.
"Evet!" dedim. "Fatma nasıl sikişiyor" dedi.
"Sen daha çok bilgilisin bu konuda" dedim.
O sırada telefonum çaldı, baktım Fatma arıyor. Telefonu açmadan Hülyaya uzattım, "Al konuş, Fatma arıyor" dedim.
O da, "Yok sen konuş, sakın benim burda olduğumu söyleme" dedi. "Olur" dedim açtım telefonu.
Kısa bir nevar neyok muhabbetinden sonra, Fatma sordu, "Acaba Hülya görmüşmüdür kalçalarıma sarıldığını Anlamışmıdır aramızda birşey olduğunu" dedi.
Bu arada Hülya kulağını yanaştırmış telefona dinliyor tabii. Hülyaya göz kırparak, "Zanetmiyorum anladığını, Hülya çok saf birine benziyor" dedim.
Bu arada Hülya hem gülmemek için kendini zor tutuyor, bir yandan da sikimle oynuyordu.
Fatmaya, "Yarın gelirmisin Gel de sikişelim" dedim.
"Tamam, bakarım" dedi ve telefonu kapattık.
Hülya hemen gülerek, "Ohhh valla ne güzel, işin iş Hiç boş durma Birgün beni sik, birgün Fatmayı Bana bak, yarın gelince sakın sikiştiğimizi Fatmaya söyleme, çok utanırım" dedi.
"Tamam söylemem!" dedim. "İyi ozaman ben artık gideyim" dedi.
"Dur nereye, birkere daha sikişelim de öyle giit" dedim.
Bir daha sikiştik ve Hülyayı öpüp yolladım ......
👉 FIND MY HOT STUFF HERE
👉 Watch All My Exclusive Videos Here
Anneminkiler
İlk gençlik yıllarımdan beri, hep seks fantazileri yazma merakım vardı. Oldukça değişik şeyler yazmıştım bugüne kadar. Ama dönüp dolaşıp aynı konsept üzerine fantazi yazıyordum. En büyük fantazim, annem ile ilgili. Onun başka adamlarla sikiştiğini hayal etmişimdir hep.
Fantazilerimde onu kimlerle ve hangi pozisyonlarda sikiştirmemiştim ki. Fantazilerimin en büyük orospusuydu o. Ama bunlar sadece bir fantazi idi. O gün gelene kadar: Şehire 4 saat uzaklıkta ki teyzemin evinden dönüyordum.
Yaklaşık 1 haftadır oradaydım bazı işler için ve artık sıkılmıştım. Dönme zamanım gelmişti. Bir perşembe günü öğleden sonra 15:30 civarı idi. Eve geldim. Kapıyı açıp içeri girdiğimde oturma odasında ki görüntü beni deliye çevirmişti.
Yirmi dört- yirmi beş yaşlarında iki adet iri yarı herif – bunlar mahallemizin delikanlıları – kanapenin üzerinde annemle sikişiyorlardı. Neye uğradığımı şaşırdım. İlk anda ne yapacağımı bilemedim. Sonra kendi kendime, zaten sen böyle istemiyor muydun diye sordum ve seyretmeye başladım.
Tayfun adlı adam annemi domaltmış arkadan amcığına köklüyordu. Hızlı hızlı gidip geliyordu. Bir yandan da kalçalarını tutmuş mıncıklıyordu ve arada bir götüne şaplak vuruyordu. Serdar da önüne geçmiş malafatı vermiş ağzına saksafon çektiriyordu.
Annem : ooooooh sikin beni koçlarım. amımı götümü parçalayın. dağıtın beni!diye inliyordu. Önünde ki Serdar bu laf üzerine tahrik oldu ve annemi kafasından tutup daha hızlı bir biçimde yarrağını ağzına sokup çıkarmaya başladı. Bir süre böyle sikiştikten sonra, yer değiştirdiler.
Tayfun öne Serda arkaya geldi. Serdar arkaya geçer geçmez yarrağını kökledi annemin götüne.
Aaaaaaaaaaaaaaaahhhhh Yırttın lan götümü. Mahvettin beni. Madem yırttın daha hızlı sik götümü koçççuuummm diye ciyakladı annem. Tayfun da vakit kaybetmeden elemanı dayadı annemin ağzına. O Serdar a oranla biraz daha nazik davranıyordu.
Saçlarından filan tutup çekiştirmedi. Annem kendi rızasıyla saksafon çekiyordu. Tayfunun sikini kökünden kavramış saksafon çalıyordu. Arada bir taşşaklara inip Tayfunu tümden tahrik ediyordu. Bir süre daha bu pozisyonda sikiştikten sonra, annem Tayfunun kucağına oturdu.
Yarrağını amcığına aldı ve oturup kalkmaya başladı. Diğer yandan da ayakta duran Serdarın sikini ağzına alıp saksafon çalıyordu. Hepsi deliler gibi terlemişlerdi.
Annem oturup kalktıkça Tayfun götüne şap şap diye vuruyordu. Serdar yine her vakit ki gibi ayı tabi. Yine saçlarından tutup hızlı hızlı gidip geliyordu annemin ağzında. Anneciğim de ne yapsın ki zavallı. Kocaman yarrak. Sığmıyor ağzına. Ama bir yandan da erkeğini memnun etme çabası. Çok cefakar şu annem çooook Derken Serdar saksafon çektirmeyi bırakıp annemin arkasına geçti.
Kocaman yarrağını annemin götüne yine soktu. Annem çok mutluydu bes belli. Bir yarrak amcığında bir yarrak götünde kütür kütür sikiliyordu.
aaaaaaaahhhh ne büyük yarraklar bunlar böyle.
oooooohhhhhhh sikici koçlarım benim erkeklerimmmmm.
amımı götümü yırtın parçalayın beni. benim herife bırakmayın malımı mülkümü. sizin olsun koçlarım. (benim herif dediği de, iki eliyle bir sikini doğrultamayan babam. ) diye ciyak ciyak inliyordu annem.
Biraz sonra Serdar annemin arkasından çekildi. Annem yere çömeldi ve iki yanında duran Serdarın ve Tayfunun yarraklarını eline aldı ve sırayla emmeye başladı. Tayfunun siki ağzında iken Serdara 31 çektiriyordu,
Serdarın siki ağzında iken Tayfuna. Bir müddet sonra Serdar ve Tayfun aynı anda annemin ağzına yüzüne boşaldılar. Annem mutlulukların en büyüğünü tadıyordu. Serdar ve Tayfun, içlerinde zerre kadar meni kalmamacasına boşaldıktan sonra koltuğa yığıldılar.
Annem onların yarraklarıyla oynarken, Tayfun onun amcığını parmaklıyordu. Serdar da memeleriyle oynuyordu. Aralarında şöyle bir konuşma geçti.
Tayfun Sen ne ateşli bir karıymışsın böyle be Seni hiç böyle bilmezdik. Yahu kocan seni hiç sikmiyor mu
Annem Yok anam nerede. Arada bir elemanı içime daldırıyor ama var mı yok mu ben bile anlamıyorum.
Serdar Peki ne zamandır başka heriflerle sikişmeye başladın diye sordu.
Annem Ne zamandan beri biliyon mu Dört beş senedir. Evde temizlik yapıyordum. Benim oğlanın odasını temizlerken, onun yatağının altında sikiş dergileri ve filmleri buldum. Oğlan o zamanlar lise öğrencisiydi. Dergilere biraz baktım, amımın suyu aktı. Filmlerden birini seyrettim verdim 31in gözüne. Sonra o dergilerin ve kasetlerin yanında bir de defter vardı.
Açtım biraz okudum. Bir de ne göreyim. Ulan benim pezevenk oğlan beni el alemin herifleriyle sikiştiren hikayeler yazmamış mı Hoşuma gitti tabi. Sonra da bir gün ev işlerini bitirip ava çıktım. Bir herife naz yaptım kırıttım . O da anında iş oldu. Beni otele attı. İmanıma herifte at yarrağı gibi yarrak vardı. Tam 4 saat boyunca çatır çatır sikti beni. Allahtan erken saatlerdi. Yoksa eve geç kalacaktım da millete hesap verecektim. dedi.
Tayfun Sonra diye sordu.
Sonra baktım. Amaaan dedim. Bunun biri de bir bini de. Bir defa el yarrağı yedik nasıl olsa. Bir defa daha yesek amcığımız eskimez ya Sonra önüme gelenin altına yatmaya başladım. Değişik şekillerde sikişmeye başladım. Dört beş kişi ani bana aynı anda atladı. aletli sikiş yaptım. Bir karıyla lezbiyen ilişkiye girdim. Yemediğim yarrak kalmadı. Sizi de ta ne zamandır gözüme kestirmiştim. Kendi kendime ant ettim. Ben bu ikisinin yarrağını yemezsem ne olayım diye. Sonunda başardım işte.
Ama bunlar hep benim oğlanın marifetleri, sürekli yeni hikayeler yazıyor hakkımda. Adını sanını duymadığım heriflerle sikiştiriyor beni. Hoş bugüne kadar ben de adını sanını duymadığım heriflerin yarraklarını yedim ya neyse. Tabi ben de okudukça amcığımın suyu akıyor. Gidip buluyorum bir tokmakçı yatıyorum altına.
Tayfun Peki kocan hiç uyanmadı mı bugüne kadar diye sordu.
Annem Ne uyanacak allahın boynuzlusu. Uyansa kaç yazar. Pısırık herifin teki. Başka heriflerle sikişiyorum desem, biraz bozulur sonra da devam et der. Ama oğlan duysa benim yarrak delisi olup önüme gelenin altına yattığımı ne tepki verir bilmiyorum dedi.
Bunun üzerine daldım içeri ve ne tepki vereceğim, hikayelerimde ne ise, gerçekte de odur dedim sikimin ucunda ki son meniler yere damlayarak.
Çünkü öyle güzel sikişiyorlardı ki, dayanamayıp nasıl soyunduğumu ve sikimi elime alıp nasıl 31 çekip boşaldığımı hatırlamıyorum bile.
Beni görünce toparlanmaya çalıştılar. Ben hiç bozmadan. Sakin olun. Herşey kontrol altında. Sakin ol anne. Merak etme, bu sorun aramızda kalacak. dedim.
Sonra annem Ona göre, yoksa mahvederim seni. dedi
Ben madem öyle, son yazdığım hikayeyi tatbik eder misin anneciğim?diye sordum.
Neymiş diye sordu.
Son hikayem şu: Sen şu iki arkadaş gibi arkadaşla yatağın üzerinde kütür kütür sikişeceksin. Ben de sizi seyredip 31 çekeceğim. kabul mü diye sordum.
Ulan ondan basit ne var Yalnız burası olmaz. Gel yatak odasına geçelim, orada dedi ve hep birlikte yatak odasına geçtik.
Ben rahat olabileceğim bir koltuk aldım ve geçtim karşılarına. Onlarda o geniş yatağın üzerinde sikişmeye başladılar. Ben de aldım sikimi elime verdim 31`in gözüne.
Orada tam 2 saat boyunca sikiştiler. Ben de tam 4 kez boşaldım. Sonra arkadaşlar gitti ve annem banyo yapıp akşam yemeğini hazırlamaya başladı.
Aradan iki yıl geçti. Annem, bu iki yıllık süreçte sayısız tokmakçı buldu kendine. Hepsi ile de evde sikişti. Ben de, defalarca onun sikişlerini seyrettim. Hatta teybe bile kaydettim. Bir keresinde de annem 4 adet tokmakçı ani buldu ve onlar sikişirken videoya almamı istedi.
Tam 4 saat boyunca dur durak bilmeden paso sikiştiler. Herifler annemi turnikeye alıp sikmedik yerini bırakmadılar. Bazen babamın geç geleceği günler oturup o filmi seyrediyoruz. Annem bir koltukta, ben başka bir koltukta 31 çekiyoruz filmi seyrederken. Annem şimdi yeni yeni yarraklara yelken açmış durumda. Amcığı her dem cayır cayır yanıyor ve sikişe hazır....
Yarrağı Görünce Evli Olduğumu Unuttum
Merhaba ben Serpil. 46 yaşında emekli öğretmenim. Kocamda benim gibi emekli öğretmen ama benim gibi olmayan bir yanı var ki bundan 3 yıl kadar önce artık yatakta beni tatmin etmeyi bıraktı. İlk başlarda sertleşme sorunu çekiyordu, ilişkilerimiz 1 saatten uzun sürüyordu bu yüzden ama kısa sürede artık bir daha işlev göremez hale geldi.
Aslına bakarsanız olayın kötü olan tarafı bu değil, kötü olan şey benim hala cinsel arzularımın diri durması ve bu yüzdende kocamı aldatmak istemediğim için sık sık sex videosu izleyerek kendimi parmaklıyor ve orgazm oluyorum.
Geçen aya kadar bu böyleydi, hemen hemen her akşam porno videosu izleyerek kendimden geçiyordum ve yalan yok sex videosu izlerken gördüğüm o kocaman devasa yarraklara bakıp iç geçiriyordum. Ulaşılabilir olmadıkları için sadece arzu edip mastürbasyon yapıyordum ama işte geçen ay girdiğim bir porno sitesinde benim gibi üye olan birinden mesaj aldım.
Mesajda erotik sohbet için partner aradığını söylüyordu, o ana kadar internet üzerinden erotik sohbetler nasıl yapılır hiç bilmezdim ama o mesajdan sonra bir kaç sohbet sitesine girerek yaşamaya karar verdim. Girdiğim bir sitede profilimi oluşturduktan sonra beklemeye başladım. Gerçi pekte uzun süre beklemedim,
bir dakika bile geçmeden bir kaç kişiden mesaj aldım ve hemen yazışmaya başladım. Amacım tabiki onlarla sex yapmak değildi, amacım sadece belki internet üzerinden canlı canlı bir yarrak görüp onu izleyerek mastürbasyon yaparım diye düşünüyor, bunun yanında da biraz terbiyesiz konuşurum diyordum.
Önce bir kaç kişiyle o sohbet üzerinden sohbet ettim, ardından biri çok samimi geldi ve oldukça da yakışıklıydı, o yüzden ona facebook profilimin adresini verdim.
O gece ve ertesi gece pek fazla erotik konu konuşmadık ama tanıştıktan 3 gün sonra, akşam üzeri tekrar sohbet etmek üzere bilgisayar başına geçtiğimde o gecenin diğer gecelerden farklı olacağı daha başından belliydi. Sözünü ettiğim kişinin ismi Kemal, 38 yaşında, evli ve kendi işinde çalışan biri.
Ben Kiliste oturuyorum, o iste İstanbul’da oturuyormuş. Şahsen benim amacım sadece internet üzerinden yaramazlık yapmaktı ve dedimya kocamı aldatmayı da hiç düşüyordum ama o gece bana bir anda yaptığı iltifatlar ve bir anda erotik konulardan konuşmaya başlaması başımı döndürmüş, tahrik olmama neden olmuştu.
Bir kaç dakika sohbet ettikten sonra kameraları açmaya karar verdik. Önce o açacaktı kamerayı, eğer resimlerde ki kişiyse bende açacaktım, öyle anlaşmıştık.
Kamerasını açtığında gerçekten resimlerde ki kişi olduğunu anladığım anda bende kameramı açtım ve karşılıklı kameralarla edepsiz sohbetimize devam ettik. Bir saat kadar gayet cinsel konular konuştuk, kocamla yaşadığım ilişkiler ile ilgili sorular sordu, anal sex yapıp yapmadığımı, kocamı aldatıp aldatmadığımı sordu.
Bende aynı şekilde aklıma gelen soruları ona sordum. Sohbet ilerledikçe dahada edepsiz bir hal aldığımız an artık Kemal’in kamerasıda yavaş yavaş aşağı doğru kayıyordu. Yarrağını görmek için can atıyordum ama görstermesi için ilk hamleyi ben yapamazdım.
Eğer ben göster demiş olsam gösterdikten sonra oda benden aynı şeyi isteyebilir ve amımı görmeyi ısrar edebilirdi. Bu yüzden ben birşey istemedim ama Kemal çok geçmeden kamerayı yarrağına doğru indirerek yarrağını sergilemeye, okşamaya ve kameraya karşı 31 çekmeye başladı. O kadar güzel, kalın ve uzun bir yarrağı vardı ki görür görmez canım çekmişti.
O istemeden bende hemen kamerayı aşağı indirdim ve amımı göstermeye, amımı parmaklamaya ve okşamaya başladım. Artık karşılıklı olarak birbirimize cinsel organlarımızı gösteriyor, sohbetimize o şekilde devam ediyorduk.
İnanması güç olabilir ama Kemal’in yarrağını gördüğüm an evli olduğumu unuttum, kocamı aldatmak istemiyorum falan demiştim ya, hiç onlar aklıma bile gelmedi. Aklıma gelen tek şey biran evvel Kemal’in o kocaman yarrağını içime almak için ne yapabileceğimi ile ilgiliydi.
Bir kaç dakika Kemal’in kocaman yarrağını izleyerek amımı parmakladım, ardından daha fazla dayanamadım ve Kemal’e Kilis’e gelip beni sikmesi için yalvarmaya başladım. Teklifi yapar yapmaz yol parasını, kalacak yeri falan ben karşılayacağımı söyledim.
Başta teklifimi kabul etmedi, yani geleceğini söyledi ama tek kuruş para almam dedi fakat ben yinede Kilis’e gelip beni sikmesi için hesabına 1000 lira gönderdim.
Hemen hafta sonu acilen gelmesini söyledim. Hafta sonuna kadar kocama bir bahane bulup evden çıkmam ve gün boyu eve gelmemem gerekiyordu. Bu nedenle eski meslektaşlarımdan biriyle görüşeceğimi ve ona kiralık ev bakacağımızı söyledim.
Kocam başta bizimle beraber gelmek istedi ama kadın kadına gezeceğimizi söyleyerek gelmemesini söyledim. Hafta sonu olduğunda doğru Kemal’i havalimanından almak üzere arabaya atlayıp yola koyuldum. 15 dakika kadar sonra havalimanında idim ve ben vardığımda Kemal henüz inmemişti.
Hemen hemen yarım saat kadar daha bekledikten sonra Kemal’in geldiği uçak piste inince anons geçildi. O anonsla beraber öyle heyecanlandım ki kalbim duracak gibiydi. Bir kaç dakika sonra da çıkış kapısında belirdi. Ben uzun uzun bakmama rağmen onu göremedim ama o beni görüp yanıma geldi.
Gelir gelmez internette ki erotik sohbetlerimizden dolayı yeterince sammi olduğumuzdan dolayı sıkıca sarılarak kulağıma “yolculuk boyunca dimdiktim” diye fısıldadı. Zaten son derece azgın bir haldeydim, Kemal öyle deyince hemen arabaya atladığımız gibi en yakın otele gittim.
Zaman zaman aklıma kocam geliyordu, gelmiyor değil ama aklıma o gece kamerada gördüğüm yarrak gelince tekrar evli olduğumu unutuyor, hatta dünya ile ilişiğim kesiliyordu adeta.
Otelden içeri girdiğimiz an hemen bir kaç saatliğine bir oda kirladık. Asansöre biner binmez kendime hakim olamadım ve asansörde Kemal ve benim dışımda kimse olmadığı için elimi aletine atarak dudaklarına yapıştım. Aynı şekilde o da çok azgındı, ben o devasa yarrağını asansörde sıkıca tutup okşarken oda kot pantolonumun üzerinden kalçalarımı okşamaya başladı.
Hem o hemde ben son derece sabırsızlanıyorduk. Biran evvel uzun zamandır atamadığım bu yarrak özlemime bir son vermek istiyordum. Asansörden çıkıp odamıza girdiğimiz an hemen üzerimde ne var ne yoksa hepsini çıkarttım ve ayı şekilde Kemal’e de soyunmsını söyledim. Saniyeler içerisinde ikimizde çırılçıplak kalakalmış, birbirimizi izliyorduk.
Kemal’in önünden sallanan o kocaman yarrak sanki dile gelmiş, onu yalamamı emrediyordu. Dizlerimin üzerine çöktüğüm gibi odanın ortasında yarrağın büyüklüğüne bakmadan ağzımın içine sokuşturmaya başladım.
Çok zor giriyordu ağzıma, hatta başından biraz daha fazlasını ancak alabiliyordum ama yinede boğazıma kadar sokup yutkunarak o kocaman yarrağın hak ettiği hazzı vermeye çalışıyordum. Kemal bu denli azgın olmamdan öyle memnun olmuştu ki bir kaç dakika sonra beni yerden kaldırarak kendi diz çöktü ve amımın dudaklarını ağzına alarak emmeye başladı.
Tarif dahi edemeyeceğim şekilde, aşırı bir biçimde ıslanmıştım. Daha önce zevk sularımın amımından aşağı, bacaklarıma doğru aktığını hiç hatırlamıyorum ama o gün Kemal amımı yalarken inanın bacaklarıma kadar ıslandığımı hissettim. Kemal bir süre amımı yalayıp oral sex ile beni deliye çevirdikten sonra kucağına aldığı gibi yatağa yatırdı ve hemen üzerime çıkıp devasa yarrağını amımın deliğine dayadı.
Sohbetlerimizden dolayı uzun zamandır yarrak yemediğimi biliyordu o yüzden elinden geldiği kadar dikkatli giriyordu içime. Bense biran önce hepsini sokması için fısıltılar şeklinde Kemal’e yalvarıyordum.
Yinede beni dinlemedi ve yavaş yavaş aletinin hepsini amıma yerleştirdi. Neyseki gerçekten yavaş yavaş girmişti çünkü yavaş girerken bile ara ara acıdan parmağımı ısırıyor, bağırmamak için elimi ağzıma kapatıyordum.
İçime girip amımı alıştırması 1-2 dakika sürdü. Sonunda amım Kemal’in kocaman yarrağına alıştığında kendimi tamamiyle ona ve o devasa yarrağa teslim ettim.
Altında inleye inleye sikilmeye başladığımda Kemal’de inleye inleye yarrağını içime sokup çıkartıyordu. İnanın bana içime tamamen giripte rahat rahat sikmeye başladıktan belki 2 veya en fazla 3 dakika sonra ilk orgazmımı yaşadım.
Gözümden yaşlar gelerek boşalıyordum ve sıkı sıkı Kemal’e sarılarak uzaklaşmamasını söylüyordum.
Kemal’de dediğimi yapıyor, sıkı sıkı bana sarılıp yarrağını dibine kadar içime geçirerek yavaş yavaş ileri girip geri çıkıyordu. Abarttığımı düşünebilirsiniz ama zevkten ağlayarak ilk orgazmımı olduğumda henüz orgazm olmam bitmeden sanki Kemal’in yarrağını yememişcesine tekrar azdım ve hiç durmadan sikmeye devam etmesini söyledim.
Kemal neyseki erken boşalan biri değil, beni orgazm ettikten hemen sonra, daha içimden çıkmadan tekrar hızla içime girip çıkmaya devam etti. Yani gerçekten Kemal’in yarrağı insana evli olduğunu unuttuacak cinsttendi abartmıyorum.
O gün hayatımda ilk defa bir gün içerisinde 6 kez orgazm oldum. Tabi bu 4 saat içerisinde oldu ve 6’ıncı orgazmımı yaşarken artık son demlerine doğru kendimden geçiyor, baygınlık geçiriyordum ama tüm bunlara rağmen hala sikilme arzusu ile doluydum ve Kemal’de biraz yorulmuş olmasına rağmen ben dur diyene kadar amımı o kocaman yarrağıyla dövmeye devam etti.
Dinlene dinlene sikişmekten, ara ara dışarı çıkıp yemek falan yemekten dolayı o gün, gün boyu eve gitmedim ve Kemal ile doyasıyla bir sex yaşadım.
Aradan bir ay geçti, bir aydır sadece internette konuşuyoruz ve karşılıklı olarak yaşadıklarımızı düşünerek kameranın önünde orgazm oluyoruz. O kadar mutluyum ki böyle büyük bir yarrağa sahip olan erkek bulduğum için.
Büyük olasılıkla bu hafta sonu tekrar buluşacağız. Kemal bu defa anal sexte istediğini söyledi ama o kadar büyük bir yarrağı götüme alabileceğimi zannetmiyorum....
2 bacanak anlaşınca
Gecelerden bir gece… Yine kocamla sevişiyoruz. Fantazinin dibine vurmuşuz. Ellerimi yatağın iki yanına bileklerimden bağlamış, kıpırdayamıyorum. Gözlerimi siyah şalımla sımsıkı bağlamış, sırtüstü yatırmış delirtiyor beni…
Kasık bölgelerimde ellerini, parmaklarını, dilini çalıştırıyor durmadan… Ne yaptığını, neremi okşayacağını, meme uçlarımda ıslak ıslak dolaşan ve uzaklaşan dudaklarının az sonra neremde gezineceğini bilememek korkunç…
Buzdolabından alıp bütün bedenimde kaydırdığı buz küpleri bitti herhalde, artık ürpertmiyor soğuk soğuk… Ansızın buz küplerini kadınlığımın dudaklarında, göğüslerimde hissetmemle yaşadığım ani şoklar, kasılmalar, zıplamalar bitmiş.
Fakat sürpriz beklemenin yarattığı gerilim yine de devam ediyor. Aldığım muhteşem zevkler de öyle… Gözlerim kapalı, zevkten kıvranıyorum. Bacaklarım durmaksızın hareket halinde… Bacaklarımın arasında bir kıstırabilsem… Kelepçe gibi sıkıp hapsedeceğim, artık yaramazlık yapmasına izin vermeyeceğim. Fakat ne mümkün…
“Yeter artık sok şunu” diye yalvardım sonunda… “Bu kadar işkence çektirdiğin yeter aşkım… Sik beni artık… Yeter bu kadar uzattığın… Dayanamıyorum…”
Onu tahrik etmek için bildiğim tüm numaraları deniyorum, açık saçık cümleler kuruyorum, dirty sözcükler, bayağı küfürler havada uçuşuyor. Ki tahrik olup bana saldırsın, dileğim yerine gelsin.
“Oohhh… Hadi kocacım… Hadi aşkım… Bak amcığım nasıl kabardı? Seni istiyor. Senin sikini… Yarrağını… Hadi sik beni… Amıma koy benim… Orospunum senin… Orospunu sikiver bir an önce… Ohhh… Yalvarıyorum sana…
Yanıyorum… Yarak diye ölüyorum. Orospu çocuğu… Sik ulan beni… Siikkk… Anasını siktiğimin çocuğu… Şu dolaptaki vibratörü ananın amına sokucam senin… Kaynanamı yarak manyağı yapıcam. Seni de sikicem, dur sen…
Senin götüne sokucam o yapma yarrağı… Hadi aşkım, bebeğim… Ya sik beni… Ya da ellerimi çöz… Gidip sokaktan beni sikecek birini bulayım. Kendimi siktireyim sokaklarda…
Koca yaraklı birini bulup domalayım önünde… Ohh… Karını siksinler senin… Senin sikmediğin amıma yabancı erkekler koysun. Hadi…”
Kalktı, uzaklaştı. Sesler, hışırtılar geliyor.
Sabırsızlıkla bileğimdeki ipleri çekiştirdim, “Ne yapıyorsun? Hadisene… Siksene beni…” diye bağırdım.
“Prezervatif takıyorum aşkım, bir dakika sabret” dedi. Sonra geldi. Bacaklarımın arasına yerleşti.
Hazla titriyorum, girmesini bekliyorum. Sonunda ateş gibi yanan penisinin başının klitorisime temasını hissettim. Ardından zorlayarak içime girişini…
Ama nasıl giriyor ağır ağır… Okyanusu yaran bir destroyer gibi…
“Ahh… Aşkım…Ne oldu buna? Kalınlaşmış sanki, amımı çok geriyor, canım yanıyor” dedim dudaklarımı ısıra ısıra… Kocam
“Çok azdım aşkım, bugün çok fenayım, sabret…” dedi girmeye devam ederek…
“İlaç mı aldın sen, ne yaptın? Rahmime dayandı başı kocacım… Hiç böyle olmamıştı. Uzatıcı pompa filan mı kullandın yoksa?” diyorum, aldırmıyor.
O alıştığım, kalınlığını, damarlarının yerlerini ezberlediğim, fakat bu gece değişik gelen aletiyle dakikalarca sikti beni… İnliyorum, kıvranıyorum, bağırıyorum hatta…
“Ohh… Ne hapı aldıysan, ne yaptıysan harika olmuş… Her zaman yap bunu… Aahhh… Ölüyorum zevkten… Sikin öldürüyor beni kocacım… Geberiyorum. Sok… Daha sert sok… Acıma… Pompala… Aaahhh…”
Zevkten ölmek üzereyim. O her zamankinden kalın, her zamankinden uzun olduğunu hissettiğim sikiyle pompaladı durdu beni… Sonra penisinin kasıldığını hissettim amımın içinde… Ve böğürmesini duydum.
Nasıl olur? Kocamın sesi değil bu…
Çırpınırken gözümün bağını açtı. Bacaklarımın arasında sikini dibime kadar gömmüş, orgazm anındaki erkek kocam değildi.
Eniştem…
O hep hayalini kurduğum, mastürbasyon yaparken hep beni siktiğini, parçalayarak becerdiğini hayal ettiğim eniştem…
Kocam da yanımda, bize bakıyor. Eli sikinde, sürekli hareket halinde, otuzbir çekiyor bize baka baka…
Kocamın gözleri bir bana, yüzüme bakıyor tepkimi merak ederek, bir bacanağının içime mızrak gibi saplanmış kalın sikine…
Gözlerinden okuyorum, şehvet, beğeni, zevk var gözlerinde… Karısının sikilmesinden zevk alan koca…
“Ne…? Ne yaptınız siz? Aşkım? Enişte? Oohhh… Ne yaptınız bana? İkiniz beraber mi siktiniz beni? Çılgınlar…” Kocam eğilip dudaklarımı somurdu, memelerimi avuçlayıp bağırtacak derecede sıkıştırdı.
“Evet bebeğim. İkimiz beraber siktik seni… Güzel olmadı mı ama? Nasıl, zevk aldın değil mi? Yatakta fantazi istiyordun hep… İşte sana fantazi… Hayran olduğun eniştene siktirdim seni…
Ablan gelince ben de ablanı sikicem. Onu da ikimiz beraber sikeceğiz. Değil mi bacanak? Sen de karını bana siktireceksin değil mi?”
“Evet bacanak… Sen bana baldızımı sikmem için izin verdin ya… Sen de benim karımı sik. Sen de baldızını sik istediğin gibi… Mmm… Gül… Gül… Benim seksi baldızım… Azgın baldızım… Ah… Nasıl da yalvarıyordun beni sik diye… Bitirdin ulan beni… Amıma koy diye kocana yalvarırken ben kudurdum yanınızda…”
“Çılgınsınız siz… Ohhh… Hadi öyleyse… Devam edin… Durmayın…”
Oh… Dayanılmaz. Hayalini kurup durduğum sahne gerçek olmuş. İki erkeğin arasındayım. Çırılçıplak, savunmasız, ellerim kollarım bağlı, bacaklarım ikiye ayrılmış.
Benim için sertleşmiş, taş gibi olmuş iki erkeklik organı… Biri içimde hala, sikip duruyor, diğeri sikilişime bakıp bakıp sıvazlanıyor. Nefesim kesildi.
Eniştemin bacaklarımın arasında inip kalkan kalçalarının hızlanmasıyla döllerinin sıcaklığını hissettim biraz sonra…
Kendimden geçtim. Kocam memelerime kapanıp ısıra ısıra emerken, bacanağının siki hala içimde boşalır vaziyetteyken, dayanamadım, ben de çılgınca orgazm olmaya başladım.
Haykırarak… Çırpınarak… Dakikalarca…
Eniştem iş için Türkiye’ye gelince iki bacanak rakı masasında kafalar dumanlıyken, beni paylaşma konusunda anlaşmışlar meğer…
Nasıl becerdiler, nasıl başladı, kimin aklına geldi, diğerinden nasıl istedi bilmiyorum.
Ama, hayattaki en sevdiğim iki erkek birden, bana hayatımın zevkini yaşattılar o gece ve sonrasında… Eniştem Hollanda’ya dönene kadar..
Her gün… Her gece…
Eniştem gitti. Gözüm yollarda artık… Eniştem yaz tatilinde ablamı da alıp gelsin. Geceleri kocamla sevişirken, eniştemle beraber ablamla ikimizi aynı yatakta nasıl sikeceklerini konuşuyoruz, hayaller kuruyoruz hep…
Zavallı ablamın tost olacağından haberi yok şimdilik… Ama eniştem yatakta porno izleterek, konuşarak, yavaş yavaş onu da olaya hazırlamaya başlamış.
Bakalım. Sabırsızlıkla o günü bekliyoruz.
Yengem - Bölüm 74
Önceki Bölüm
Sabah erken bir saatte yanımda yatan karımın bağırışıyla uyandım. Önce ne olduğunu anlamaya çalıştım, karım üzerime pikeyi örtmeye çalışıyor, bir taraftan da Esra’ya, “Hayvan, bu kapıyı çalmadan niye giriyorsun!” diye bağırıyordu.
Bu sırada karımın iri memeleri önü oldukça açık ve dantelli geceliğinin altında deli gibi sallanıyordu. Esra kapının önünde durmuş bize bakıyordu öylece.
Sonradan fark ettim, sabah sabah yarağım kalkık haldeydi, çadırı dikmiştim yani. Karımın üzerime örttüğü pikenin altında bile belli oluyordu bu. Esra’nın gözünden kaçmamıştı bu görüntü ve karımın gizlemeye çalıştığı da buydu. Karım yataktan fırladı ve Esra’nın üzerine yürüdü. Ama Esra çabuk davranıp kapadı kapıyı.
“Geri zekâlı çocuk, öylece dalınır mı yatak odasına, töbe töbe!” deyip duruyordu karım sinirinden. O sırada içerden Özge’nin sesi geldi, “Anne ben gidiyorum!” diye.
Karım, “Tamam, tamam!” dedi soğuk bir ses tonuyla. Özge’nin ardından Esra da, “Anne ben Elifnur’a gidiyorum!” diyerek çıkınca, evde karımla yalnız kaldım. İşe daha sonra gidecektim.
Karım, “Sen de sabah sabah ne öyle, kaldırmışsın!” dedi eliyle yarağımı göstererek.
Bense halen uykuluydum ve “Ya kadın sabah sabah bir git başımdan!” dedim. Karım, “Aman, buna da bir şey söylenmiyor!” dedi sinirle. Ben birşey demeden yattım, uyudum tekrar.
Öğleye doğru uyandığımda karım temizlik yapıyordu. “Şurada üç gün olmadım evin içine sıçmışlar, iki tane gelinlik kızım var ama bir hayırları yok…” deyip duruyordu sinirle. “Tamam, birşey olmaz, bu kadar üstlerine gitme kızların!” dedim.
Karım cevabıma daha da kızdı, “Bana o orospuyu savunma! Kaltak duvarın arkasında durmuş utanmadan bizi izliyordu, ama iyi oldu, oğhh, kimmiş bu evin hanımı, erkeğinin sahibi kimmiş gördü sürtük!” dedi.
Karım epey kızgındı Özge’ye karşı. Daha fazla tartışmak istemiyordum. Karım, “Ben aradım Aysel hocayı, ne zaman isterseniz gelin dedi!” dediğinde bu kez kızdım, bağırıp çağırdım.
Ama o gitmekte ısrarlıydı. “Bana bir günah işlettin, bunu temizlememiz gerekli!” diyordu. “İyi de sen istedin parayı!” dediğimde ise sustu. Çünkü doğrusu buydu. “Ben gitmek istiyorum, sen de geleceksin!” dedi karım söylediklerimi umursamadan.
Sıkılmıştım, ayrıca karnım açtı. Karıma, “Sen yıkandın mı?” diye sordum. “Yok, seni bekledim!” dedi. “Beni niye bekledin ki?” dediğimde, “Kızlar evde yok, beraber girer yıkanırız diye düşündüm!” dedi.
Bu cevabı hoşuma gitmişti. “Özledin mi yoksa beni kız?” dedim. Karım, “Hayvan, ne özlemesi, bak saat kaç oldu?” dedi gülerek.
“İyi, hadi gel o zaman!” diyerek elinden tuttum, banyoya geçtik birlikte. Kapıyı hafif aralık bıraktık, zaten evde tektik. İkimiz de bir çırpıda soyunduk, benim zaten üzerimde sadece külot vardı. Ilık suyun altına girdik, vücutlarımızı güzelce yıkadık, sabunladık.
Karım çamaşır makinesini açmıştı ve akan suyun sesinden başka bir de makinenin sesi banyoda yankılanıyordu. Karım yarağıma ayrı bir özen gösteriyordu resmen.
Lifle nazikçe sabunlayıp temizledi yarağımı. Sonra, “Etek tıraşı yapayım mı?” diye sordu. “Olur, yap bakalım!” dedim. En son otelde yapmıştı bana etek tıraşı.
Karım yarağımı iyice sabunladı yeniden, benim eski tıraş bıçaklarımdan birini aldı, suyun altına tuttuğu bıçağı daha sonra tıpkı bir berberin kullandığı ustura gibi kullanmaya başladı. Yarağıma dokunan parmakları onu sertleştiriyordu.
Karım bu işi iyi biliyordu doğrusu. Domalmış vaziyetteydi, götünün tombul yanakları löpür löpür sallanıyor, iyice sarkan koca memeleri de aynı şekilde havada daireler çiziyordu.
“Ben de iyice berber oldum ha!” dedi gülerek. “Niye?” diye sordum, “Kızlara da aynısı yapacağım daha!” dedi. “Bizim iki koca eşek halen temizleyemiyorlar kendilerini! Özge’den umutluydum, ama o da boş çıktı!” dedi.
Bunları söylerken aynı şekilde işini yapmaya devam ediyordu. Yarağım artık kazık gibi olmuştu, karım yarak kökümdeki ve taşaklarımdaki kılları güzelce kesip temizlemişti.
Suyla güzelce yıkadığında, yarağım parlak bir görüntü almıştı. Onun da amının kılları uzamıştı bir miktar. “Ben de seninkileri keseyim!” dediğimde, “Yok, boş ver, sonra ben hallederim!” dedi.
Bunun ardından duş teknesinin içinde dizlerinin üzerine çöktü, kalkık yarağımı sıvazladı bir süre. Sonra dudaklarının ucuyla emmeye başladı kafasını.
Suyu kapattım, zaten yeterince ıslanmıştık. Karım sağ eliyle taşaklarımı avuçlayıp yarağımı tutarken, sol eliyle de memelerini okşuyor, avuçluyordu. “Oğmm, ağmm, ığmm…” sesleri eşliğinde yarağımı ağzının en derin noktalarına sokup çıkartıyor, meme uçlarını sıkıyor, ara ara da amını ovalıyordu. Bense ıslak saçlarını okşuyordum yavaşça.
Ara sıra yalamayı bırakıp yarağımın kafasını dilliyor, sonra yeniden boğazına kadar sokup çıkartıyordu. Bütün bunları yaparken kendisi de zevk alıyordu.
Az sonra taşaklarımı yalamaya başladığındaysa aldığım zevk daha da çoğaldı. Ufak ufak ısırıp ağzına sokuyordu her bir taşağımı. Ama artık içine girmek istiyordum, bu gidişle boşalacaktım yoksa.
“Tamam, hadi, bırak artık, yeter, kalk ayağa!” dediğimde yarağımı yalamayı bıraktı. Kalçalarımdan destek alarak ayağa kalktığında, yarağımın zevk sıvıları ağzının kenarını ıslatmıştı iyice.
Elinin tersiyle ağzını sildi ve “Nasıl yapalım?” dedi. “Şu musluktan tutunup domal!” dediğimde, sırtını bana dönerek dediğim gibi domaldı. Bacaklarını açtı iki yana iyice ve ayakuçlarına basarak götünü biraz havaya kaldırdı.
Yarağımı tutup arkadan girdim amına yavaşça. Karım, “Iğmm…” diye inceden uzun bir inleme koyuverirken, yarağımı dibine kadar soktum amına. Az sonra da koca göt yanaklarından tutarak sertçe sikmeye başladım. Evde tektik, üst katta annem ve babam da yoktu. Onun için karımın amına olabildiğince şiddetli şekilde pompalıyordum. Vücutlarımız ıslaktı ve bu nedenle karımın göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan çıkan şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri çamaşır makinesinin sesini bastırmaya yetiyordu.
Karım sürekli, “Ağhh, ığmm, Osmann, uğhh, kurban olurum, oğhh, erkeğimm, ığmm, oğhh, çok güzel, çok güzel, oğhh, devam et, ığmm, devam et, oğhh, sik, sik, sik…” deyip duruyordu.
Onun bu inlemeleri, konuşmaları beni daha çok azdırıyordu ve kendimi kaybedercesine daha sert sikmeye çalışıyordum karımı. Bir ara karımın ayağı kayar gibi oldu, son anda tutundu musluktan.
Koca memeleri bıngıl bıngıl sallanırken, karım sürekli saçlarını savuruyordu havaya. Bir ara durdum, yorulmuştum çünkü. Bu sefer karım olduğu yerde ileri geri hareket edip yaylanarak kendisi yarağımı amına sokup çıkarmaya başladı.
Ben sabittim, karım ileri geri gidip geldikçe yarağım amına girip çıkıyordu böylece. “Iğmm, oğhh, oğhh, ağhh, ayy, uğmm, uğhh…” diye inleyen karım kendinden geçmişti artık. Hızlı hızlı ağzından nefes alıp vermeye başlamıştı.
Ama sonra o da yoruldu, hareketleri yavaşladı. O zaman amından çıkardım yarağımı ve bu kez iki başparmağımla genişlettiğim göt deliğine bastırmaya başladım. Dün gece götten sikilirken canı acımıştı karımın, ama şimdi kısa sürede nerdeyse taşaklarıma kadar almıştı yarağımı.
Yavaş hareketlerle götüne girip çıkmaya başladım. Göt deliği her seferinde iyice genişlerken, ben de gittikçe hızlanmaya başladım. Karım bu kez de burnundan nefes alıp ağzından vermeye başladı. Ara ara inlemeyi de ihmal etmiyordu.
Kısa sürelerle de olsa göt deliğinin içinde bekliyor ve sonra yeniden yarağımı sokup çıkarmaya devam ediyordum. Aldığım zevk müthişti. Bu sefer de karımın bir amına, bir götüne sokup çıkartmaya başladım. Karım bundan daha da büyük zevk duymaya başladı.
İnlemeleri çoğaldı, ben de gittikçe boşalmaya yaklaşıyordum. Banyonun içinde terden sırılsıklam haldeydik çıplak olmamıza rağmen. O ara çamaşır makinesi de sıkma moduna geçmişti ve makineden büyük bir gürültü gelmeye başlamıştı.
Kimden daha çok ses çıkacak diye yarışıyordum sanki makineyle. Karımın amına deli gibi pompalamaya başladım. Çıkan 'Şlop, şlop, şlop!’ seslerine karımın amına girip çıkan havanın 'Zort, zort, zort!’ sesleri karışıyordu.
Bu iki ses makinenin gürültüsünü bastırıyordu, ama karımın attığı zevk çığlıkları da sikişimizin seslerini bastırıyordu. “Uğhh, Osmannn, ağhh, ağhh, ığmm, oğhh, ayy…” sesleri çığlıklarına karışıyordu karımın. Karım bir eliyle musluğa sıkı sıkıya sarılmıştı, diğeriyle de duvardan tutunuyordu, düşmemek için uğraşıyordu.
Koca memeleri daha önce hiç olmadığı kadar sallanıyordu.
Sonunda ikimiz birden aynı anda sarsıla sarsıla boşaldığımızda, inlemelerimiz devam etti epey bir zaman daha. Evde yalnız olmamızın verdiği avantajla sağlam bir sikiş yaşamıştık karı koca. Yarağımı bir süre daha sokup çıkardım amına.
Çıkardığımdaysa yarağımın kafası kızarmıştı, aynı zamanda kasıklarım ve karımın beyaz, tombul göt yanakları ve kasıkları da nar gibi olmuştu. Sikişin zevkiyle kendimi kaybetmiş ve tüm gücümle pompalamıştım karımın amına.
Yarağımı sıvazlayarak içinde kalan döllerimi duş teknesinin içine akıttım. Ardından suyu açtım tekrar. Bu sırada karım da doğrulmuş ve belime sarılmıştı, göğsümü öpüyordu. “Seni çok seviyorum, iyi ki varsın, çok seviyorum seni…” deyip duruyordu.
Makinenin çalışması durmuştu, şimdi sadece akan suyun sesi vardı banyoda.
O sırada kapının çalınması ile şoka uğradık. “Annee, annee, ben geldim! Rabia ablayla Elifnur da burada!”. Bu Esra’nın sesiydi. Ne zaman gelmişlerdi? Karımın suratı bembeyaz oldu. O ara ben de heyecanlandım.
Acaba sikişmemizi duymuş olabilirler miydi? Nereden çıkmıştı şimdi bunlar? Hem banyonun kapısını aralık bırakmıştık, ama şimdi kapalıydı. Nasıl olmuştu bu?
O heyecanla suyu kapadım hemen. Karım alelacele kurulanırken, “Geliyorum, geliyorum, açma kapıyı, açma, sen git…” dedi telaşla. O kurulandıktan sonra, ben aldım havluyu bu kez.
Karım üzerini giyindi yeniden. Basma bir etekle, benim eski bir tişörtümdü kıyafeti. İçine atlet veya sutyen giymemişti temizlik yaptığı için. Başına örttüğü eşarbını açtı iyice ve memelerini de kapatacak şekilde örttü bu kez. Ama saçlarını kurutamamıştı iyice.
Karıma, “Ya rahat ol, bırak, kasma bu kadar!” dedim. “Ne bileyim, elin kadını sonuçta, ya duymuşsa?” dedi telaşla. Sonra da, “Sen şöyle geç de ben kapıyı açayım, burada bekle, ben sana üst baş getiririm şimdi!” dedi.
Ben kapının arkasına geçerken karım çıktı banyodan. Ben de havluyla kurulanmaya devam ettim. İki üç dakika sonra kapı vuruldu ve karım kapıyı açıp, “Osman al şunları giyin, kadın içerde, ben de utanıyorum git demeye, onun da gitmeye niyeti yok!” dedi.
Üzerimi giyindim. Demek Rabia ve kızı bizdeydi. Esra’nın dediklerine bakılırsa, ana kız ikisi de benden hoşlanıyordu. Ben karıma göre rahattım, Rabia’nın beni duymuş olmasını isterdim eğer duymadıysa. İçeri geçtiğimde beni gören Rabia ve Elifnur’un ve tabii Esra’nın yüzlerindeki pembeleşmeden, bizi duyduklarını anladım.
Rabia ayağa kalkmaya çalışırken, ona, “Lütfen, oturun, rahatsız olmayın!” dedim.
Karım, “Şeyy, Rabia hanım da sağ olsun bana hoşgeldin demeye gelmiş!” dediğinde, Rabia, “Evet, şey, siz de hoş geldiniz Osman bey!” dedi gözlerini benden kaçırmaya çalışarak.
Elifnur ise sessizdi. Önüne bakıyordu. Ben, “Ee, Elifnur sen nasılsın?” diye sorunca neye uğradığını şaşırdı. “Ben mi, ee, şeyy, iyiyim, sağ olun…” dedi ürkekçe. Uzun boylu, yapılı bir kızdı. Uzun bir pembe etek giymişti, pileli.
Onun da üzerine krem renkli bir gömlek giymiş, başını gene pembe bir şalla bağlamıştı. Hafif bir makyaj vardı yüzünde, açık kırmızı bir rujla boyadığı etli dudaklarıyla boyalı bir bebek gibiydi.
Annesi Rabia, beyaz, ince, uzun bir etek giymişti. Dizlerinden aşağısı tüldü eteğin ve baldırları görünüyordu. Onu ilk gördüğümde de buna benzer bir etek vardı üzerinde.
Çiçekli bir tunik giymişti ayrıca, tuniğin göğüs kısmında tek bir düğme vardı, bu nedenle çiçekli türbanı ile tuniğin üst kısmı arasından bembeyaz koynu görünüyordu. Başına sıkıca sardığı türbanı nedeniyle göğsünü kapatamıyordu Rabia.
Bunun sıkıntısını çekiyordu, kendi kendine elini kolunu sallayarak o açıklığı bir şekilde kapatmaya çalışıyordu, ama nafile. Karnının üzerinde, nerdeyse memelerinin altından bir kemerle bağlamıştı ayrıca tuniğini. Ve bu nedenle memeleri daha bir şişkin görünüyordu.
Ona, “Bebek nerde peki?” diye sordum. Rabia utangaç bir halde, “Kaynanam bakıyor, biz çıkarken uyuyordu…” dedi. Esra’nın dediklerinin doğru olduğunu anlıyordum Rabia ve Elifnur’a bakarken.
İkisi de genç bir kız gibiydi, utanıyorlardı. Oysa Rabia Esra’nın doğum gününde sanki bir dansöz gibi kıvırıyordu. Götü, kalçaları, memeleri, her bir yeri ayrı ayrı oynuyordu o zaman.
Esra daracık mavi bir kot pantolon giymişti. Götünü olduğu gibi dışarı çıkarmıştı pantolonu ve ayrıca düşük beldi. Elinde meyve suyu tepsisi ile servis yaparken eğildiğinde tişörtü ile pantolonu arasından bembeyaz beli ve beyaz külotunun lastikleri çıkıyordu ortaya.
Galiba karım da onların sikiş seslerimizi duyduğunu anlamıştı. Ve bu nedenle hiç konuşmadan elindeki meyve suyunu içiyordu. Karnımız açtı, ama mecburen meyve suyuna talim ediyorduk. O sırada kapının önünde konuşmalar, ayak sesleri duyduk.
Derken kapı vuruldu. Esra kapıyı açınca, annem, yengem, yengemin üvey kızı olduğunu tahmin ettiğim kadın, Elif, Refiye ve kızı Ceren tek tek içeri girdiler. Karımla annemin karşılaşması oldukça soğuk oldu. Ama annemin karıma, “Nasılsın kızım?” demesi dikkatimden kaçmadı.
Önceden olsa ismiyle hitap ederdi çünkü. Annem beni görünce ise un gibi oldu yüzü. Tatilde onun hakkında öğrendiklerim çok canımı yakmıştı.
Her biri içeri girerken, Rabia ve kızına selam veriyor, onlar da aynı şekilde karşılık veriyordu. Ayrıca hepsi birden beni görmeyi beklemiyorlarmış gibi bir haldeydi. Bakışlarından bu anlaşılıyordu. Refiye beni görünce epey heyecanlandı, kızı da öyleydi. Bütün hepsi, tıkış tıkış da olsa kendine oturacak bir yer buldu sonunda. Refiye gene yapmıştı yapacağını.
Evleneceğimiz kesinleşince, süslü halini terk eden Refiye gene süslü haline geri dönmüştü şimdi. Yeşil renkli, uzun ve dar bir etek giymişti. Götünün yuvarlaklığı, kalçaları ortadaydı resmen. Üzerine de beyaz, gene dar bir saten gömlek giymişti.
Başını da desenli bir türbanla sıkıca bağlamıştı. Yüzünü boya fıçısına sokmuş gibiydi, parlak pembe bir ruj sürmüş, göz kapaklarını da gene açık pembe bir göz farıyla boyamıştı. Tırnaklarını da koyu krem ojeyle boyamıştı.
Yanındaki Ceren de annesi gibiydi. Mavi bir şalla bağlamıştı başını. Beyaz uzun bir etekle, mavi ince bir kazak giymişti. O da annesi kadar olmasa da makyaj yapmıştı.
Ceren her geçen gün büyüyordu ve memeleri de gittikçe şişmeye başlamıştı. Refiye ile karımın şu hali arasında dağ kadar fark vardı. Refiye’nin süslü püslü, makyajlı, boyalı haline inat karım, sade, makyajsız, günlük halindeydi.
Karım da Refiye gibi makyaj yaptığında en az onun kadar güzel oluyordu yoksa ki. Zannımca Refiye karıma hava atmak için bu kadar süslenmişti. Yakında evlenecektik, Refiye ikinci karım olacaktı. Bu nedenle gösterişiyle karımı ezmek için bu şekilde giyinmişti. Bunda annemin de parmağının olabileceğini düşünüyordum. Ama benim evde olacağımı hesaba katmamışlardı.
Elif ise her zamanki gibiydi. Sessiz, sakindi. Çocukları yanında değildi. Yengem de sonradan kavuştuğu paranın bolluğuyla sarhoş olmuştu iyice.
Önden açık yırtmaçlı bir etek giymişti, oturduğunda çorapsız, beyaz ve etli baldırları dizlerine kadar görünüyordu. Üzerinde de dar, uzun kollu bir bluz vardı, vücudunu, memelerini sarmıştı. Yaşına başına aldırmadan böyle giyiniyordu. Genç kızlar gibi renkli bir şalla bağlamıştı başını. El ve ayak tırnaklarına bordo renkli oje sürmüştü.
Ama asıl bomba yengemin üvey kızıydı. Kırklı yaşlarında, bir Türk’ten çok bir Alman’a benzeyen, sarı, uzun ve dalgalı saçlı, hafif çilli, mavi gözlü bir kadındı.
Daha önce resmini görmüştüm zaten yengemin evinde, ama o resimlerde burnu kemerliydi, bunu hatırlıyordum. Ama şimdi bakınca burnunu ameliyat ettirdiği anlaşılıyordu. Dizlerinin üzerinde krem renkli, sıfır kol bir elbise giymişti. Uzun boylu, etli butlu bir kadındı.
Dolgun ve parlak bacakları elbisenin altında göz alıcıydı. Elbisesi memelerini ve götünü sarmıştı; memeleri, götü kendini belli ediyordu tamamen. Sol ayağında, ayak bileğinin üzerinde Hamide’nin bel çukurundaki dövmesine benzer bir dövmesi vardı, ayrıca sağ ayağında gümüş bir halhal vardı. Sol kolunun omzuna yakın yerinde de bir kalp, kalbin içinde de iki tane büyük ’M’ harfi olan bir dövme vardı.
Yengem, “Bak kızım, bu da bizim ailemizin yakışıklısı, sana bahsettiğimiz oğlumuz Osman!” dediğinde, kadın düzgün bir Türkçeyle, “Memnun oldum!” dedi.
Yengem, “Osman, sana bahsettiğim kızım işte bu, adı da Hüsniye!” dediğinde gülmemek için kendimi zor tuttum. Kadın gençlik zamanlarımızda izlediğimiz Alman pornolarından fırlamış gibiydi, ama adı Hüsniye idi, doğrusu bu komiğime gitmişti.
Aslında fiyakalı bir ismi olsa daha iyi olurdu dedim kendi kendime.
Ben de, “Memnun oldum!” diyerek karşılarına oturdum. Ama daha sonra, “Eğer siz konuşacaksanız ben gideyim?” dedim. Annem, “Yok oğlum yok, senle ilgili zaten, seni de bulduğumuz iyi oldu.
Biz karına hoşgeldine gelmiştik aslında, ama zaten onunla da senin hakkında konuşacaktık. Senin de olman iyi oldu!” dedi. Karım da masanın yanındaki sandalyelerden birine oturdu. Hüsniye üzerine giydiği elbisenin azizliğine uğramıştı.
Oturunca elbisesi çekmiş, kalçaları görünüyordu, elleriyle kapatmaya çalışıyordu. Bizim genç kızların durumu gibiydi Hüsniye’ninki. Mini etek yada elbise giyip sonra da açılmasın, bacakları görünmesin diye çekiştirirlerdi. Yengem karıma, “Kızım, temiz bir havlu getirsene!” dediğinde niye istediğini anlamadım.
Karım havluyu getirip yengeme verince, yengem de yanındaki Hüsniye’ye uzattı havluyu ve “Al kızım, şunu ört bacaklarına da üşümesin bacakların!” dedi ciddi ciddi.
Hüsniye utanmış gibi havluyu bacaklarının üzerine örtünce sadece ayakları görünür oldu. Annem, “Rabia kızım da bizden biri sayılır, onun da dinlemesinde bir mahsur yok!” deyince, yengem en büyük sıfatıyla konuşmaya başladı:
“Evladım biliyorsun, yakında Refiye kızımızla nikâhlanacaksın. Bundan önce yapmamız gereken şeyler var, biz büyükler olarak üzerimize düşeni yapıyoruz zaten.
Kalanı da siz gençlerin işi. Refiye kızım da, karın da, birbirini düşman bellemesinler. Onlar bu saatten sonra iki bacıdır. Kaderin işi, ikisi de genç yaşında dul kalmış. Sen onların üzerinde bir gölgesin oğlum, bu kadınlara da bunların çocuklarına da bir gölgesin. Senin yaptığın büyük sevap oğlum.
Böyle dul kadınlara ettiğin iyiliğin karşılığını öte dünyada mutlaka alırsın. Dediğim gibi, siz bundan sonra iki bacısınız. Çocuklarınız da sizin gibi kardeştir. Osman’dan doğacak çocuklarınız da kardeş olacaktır…
Hanımlar, şunu unutmayın, kocanız aynı adam da olsa, o sizin üzerinizde hak sahibidir. Ama sizin onun üzerindeki hakkınız da birbirinizinkiyle aynıdır. Ne senin daha fazla hakkın vardır Osman üzerinde, ne de senin.
Eğer günün birinde Osman’ın içinizden birine daha çok ilgi, alaka gösterdiğini düşünürseniz, o zaman bana gelin. Ben bu ailenin büyüğü olarak size bu konuda her türlü yardımı yaparım…
Osman, evladım, sen de bu karılarından hiçbirine bir ayrıcalık tanımayacaksın. Onlar gün gelir birbirini çekemez, birbirlerini kötülerler, sen de onların aklına uymayacaksın.
Sen adaletli olacaksın. Bak Elif kızım da burada, ben ne kadar senin yengensem, onun da yengesiyim. Yakında bu bahtı kara kızım da senin karın olacak. Söylediklerim onun içinde geçerlidir!” dedi.
O sırada Elif’in suratı kıpkırmızı olmuştu utancından. Ama asıl şaşkınlığı Rabia yaşıyordu. Benim Refiye ve Elif’le ilerde evleneceğimi belli ki bilmiyordu ve şimdi duydukları karşısında ağzı açık kalmıştı. Kızı Elifnur da aynı şekildeydi.
İçerde bir sessizlik oldu önce. Sonra da Hüsniye’nin, “Ay çok duygulandım!” lafı geldi. Bu tip kadınlı ortamlara alışık olmadığı hemen belli oluyordu zaten.
Yengemin isteğiyle karım ve Refiye birbirlerini öptüler, sarıldılar. Sonra da Ceren ve Esra birbirlerine sarıldılar. Karım Ceren’e kendi kızıymış gibi bakacağını söylerken, Refiye de aynısını Özge ve Esra için yapacağını söyledi. Hüsniye yeniden, “Ay çok duygulandım!” dedi. Yıllardır Almanya’da yaşadığı halde Türkçesi çok düzgündü.
Saat öğleyi geçmişti, işe gitmem gerekiyordu. Yengeme bunu söylediğimde, “Tamam evladım, biz bir süre daha buradayız, ama Hüsniye’yi benim eve bırak sen!” dedi. Hüsniye önce karım ve Refiye’ye, sonra da Elif’e sarılıp, “Bir ömür boyu mutluluklar dilerim!” dedikten sonra çıktık, arabaya bindik.
Arabada konuşmayı ben başlattım. “Türkçeniz çok güzel, onca yıl yurtdışında olduğunuz halde!” dedim. Hüsniye, “Ah, teşekkür ederim. Almanya’da bir Türk kültür merkezinde Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Orada doğup büyümüş, üçüncü, dördüncü kuşak gençlerimize, çocuklarımıza Türkçe öğretiyorum!” dedi.
“Sizin var mı, yani çocuk?” diye sordum. Aslında olduğunu biliyordum, resimlerde görmüştüm. Hüsniye, “Ah, evet, bir oğlum, bir de kızım var. Kızım üniversite ikiye gidiyor, oğlum da kısmetse bu sene başlayacak!” dediğinde, “Hadi ya, kocaman olmuşlar, siz hâlbuki çok gençsiniz!” dedim. “Mersi, teşekkür ederim. Genç yaşta evlenip anne olmanın bir sonucu. İşte, iyi mi, kötü mü, onu da bilmiyorum!” dedi.
“Eşiniz ne iş yapıyor?” diye sorduğumda, “Bir fabrikada elektrik mühendisi kendisi!” dedi önce. Sonra da, “Ben de alışamadım artık şuna, biz bir süre önce boşandık aslında.
Eski eşim, bir Alman, adı Klaus. Rahmetli babam hiç istememişti bir Alman’la evlenmemi, biliyor musunuz? Epey zaman benimle görüşmemişti. Ama torunları olunca iş değişti tabii!” dedi gülerek, “Ama gelin görün ki, çocuklarım da bir Türk’ten çok kendilerini bir Alman gibi görüyor, bazen anlaşamıyoruz!” dedi sıkıntıyla.
“Dövmenin içindeki ’M’ harfleri çocuklarınızın isimlerinin baş harfi mi?” dediğimde, “Ay, ilahi Osman bey, gözünüzden de bir şey kaçmıyor. Evet, Melisa ve Metin, çocuklarımın isimlerinin baş harfleri!” dedi gülerek. “Peki, çocuklar kimde kalıyor, sizde mi?” diye sorduğumda, sanki yarasına basmışım gibi oldu. “Hayır, Alman devleti çocuklarımı babalarına verdi, velayeti onda ikisinin de. Hâlbuki haksızlığa uğrayan benim, ama yabancı olunca gözünüzün yaşına bakmıyorlar.
Gerçi Klaus bizim Türkler gibi değil. Çocuklarımı istediğim zaman görebiliyorum, onlar bana gelebiliyor. Ama yine de benim yanımda kalmalarını isterdim. Gerçi onlar da büyüdü artık, neyin ne olduğunu belki de bizden de iyi biliyorlar!” dedi.
“Boşanmanıza üzüldüm, onca yılın ardından!” dediğimde ise, “Lütfen üzülmeyin, ben bilakis çok mutlu oldum. Çünkü kafa yapımız gittikçe uyuşmamaya başlamıştı, artık birbirimize zarar verir olmuştuk. İşin içine bir de babamdan kalan miras meselesi girmişti. Ayrıca aldatmak affedilir bir şey değil!” dedi Hüsniye.
Demek Klaus dediği kocası aldatmıştı Hüsniye’yi. Klaus bir manken bulmuştu kendine belki de. Yoksa böyle bir kadını aldatmak için aptal olmak gerekirdi. Bir süre sessiz kaldık.
Hüsniye bu kez kendisi anlatmaya başladı. “Aslında ben de sıkıldım artık Almanya’dan. İnanır mısınız, orada işler daha zor. Ekonomi çok sıkıntılı, siz burada daha rahatsınız. Ben de artık buraya taşınmak istiyorum. Rahmetli babamdan kalan biraz mal mülk var, bakalım, annemle bir iş kurmak istiyoruz!” dedi.
Bunu yengem daha önce söylemişti bana. Ama ben bilmiyormuş gibi yaptım. “Peki, ne yapmak istiyorsunuz?” diye sordum. “Şeyy, aslında onu da bilmiyorum. Dediğim gibi ben aslında öğretmenim. Bir ticarethane kursam nasıl yürütürüm bilmiyorum. Annem bana sizden bahsetmişti.
Aslında ben de sizinle bu konu hakkında konuşmak isterim. Siz ticaretten anlayan birisiniz, bize yardımcı olabilirsiniz!” dedi, sonra da gülerek, “Annemin dediği gibi, dul kadınlara iyilik yapmak büyük sevapmış, annem de ben de şimdi duluz!” dedi.
Bu sözünde bir ima mı vardı, yoksa öylesine mi söylemişti, anlamadım. Hüsniye, “Siz kaç yaşındasınız Osman Bey?” diye sorunca, “Siz söyleyin!” dedim. “Hımm, kusura bakmayın, iki karınız da sizden büyük de o yüzden sordum!” dedi. Ben de, “30, ama yakında 31 olacağım!” dediğimde, “Yaşınız genç, ama daha olgun gösteriyorsunuz. Her erkekte olmayan bir özellik, Refiye çok şanslı!” dedi gülümseyerek.
Ona, “Biliyorsunuz, Refiye de uzun yıllar Almanya’da yaşamıştı!” dediğimde, “Ay bilmez miyim, o benim 20 senelik arkadaşım ayol!” dedi gülerek.
Ama ben bilmiyordum, ilk defa duyuyordum bunu. Hüsniye halimden bunu anlamış olmalıydı ki, “Ay, siz bilmiyor musunuz yoksa?” dedi. “Hayır, kendisiyle sizin hakkınızda hiç konuşmadık, ayrıca yengem de hiç bahsetmedi bu konudan!” dedim.
“Refiye ile benim eski kocam aynı fabrikada çalışırdı. Onun rahmetli kocası Mehmet ile benim Klaus çok iyi dosttu. Çok yakın otururduk, ailece görüşürdük zaten. Sonra bir gün korkunç bir kaza oldu ve Mehmet hayatını kaybetti. Refiye’ye yüklü bir tazminat verdiler. O da artık Almanya’da yapamayacağını söyleyip buraya yerleşti. Söylemesi ayıp, epey de bir para ödediler buna.
Klaus’un demesine göre aşağı yukarı bir milyon Euro’ya yakın bir para almış, belki daha da fazla. Çünkü tamamen fabrikanın bir hatasıymış bu kaza. Siz biliyorsunuzdur gerçi bunları!” dediğinde, “Evet, bunları biliyorum!” dedim.
Ama aslında bu para meselesini hiç bilmiyordum. Refiye’nin aldığı parayı duyunca ağzım açık kaldı. Ne ben sormuştum, ne de Refiye söylemişti bunu.
Hüsniye, “Refiye çok iyi bir kadın, çok iyi bir annedir. Size de iyi bir eş olacağına eminim. Sizi çok seviyor, çok da güveniyor, ben Almanya’dayken sürekli konuşurduk telefonda. Hep sizden bahsederdi. Onun parasıyla ilgili hiç konuşmamışsınız.
Refiye buna çok önem veriyor. Refiye en sonunda evlenip kendine sığınabileceği bir liman buldu sizin sayenizde. Hem, şey, bakarsınız biz belki ilerde akraba da oluruz!” dediğinde, “Nasıl yani, anlamadım?” dedim. “Şey, Refiye’nin oğlu Ceyhun’la benim kız çıkıyor, 2 seneden fazla oldu herhalde.
Zaten çocukluktan beri arkadaşlar. Bazen kavga etseler de, birbirlerinden kopamıyorlar. Ceyhun biraz asi ruhludur, ama iyi çocuktur esasında. Sizi de çok sevmiş, annesine onay vermiş evlenmesi için!” dedi gülümseyerek.
Sonra da, “Ay biliyor musunuz, Refiye böyle değildi, Almanya’da yani, işte böyle türbanlı, kapalı falan değildi yani. Almanya’da aynı benimki gibi elbiseler falan giyerdi.
Çok da alımlı, kendine bakan bir kadındı. Bir yere gitsek erkeklerin dönüp baktığı bir kadındı. Bu kolumdaki dövmenin aynısı onda da var aslında. Tabii içinde 'C’ harfi var. Beraber yaptırmıştık. Ayağımdaki dövmeden de var onda ayrıca. Ay, ben neler diyorum ayol. Yakında sizin karınız olacak!” dedi.
“Ben dövme falan görmedim?” dediğimde, Hüsniye dudaklarını büzerek, “Hımm, demek o noktalara geldiniz!” dedi. “Pardon anlamadım?” dedim. “Şey, yani, Refiye’nin diyorum, kolunu, bacağını görmüşsünüz anlaşılan şimdiden!” dedi ufak bir kahkahayla, sonra da, “Ay, belki de sildirmiştir kadıncağız? Buralarda, kolunda, bacağında dövme olan bir kadın görseler, ay töbe töbe! İnanır mısınız, ben şu halimle bile sokakta gezemiyorum.
Millet yiyecekmiş gibi bakıyor. Ay ne var benim kıyafetimde ayol?” dedi. Ben söylediklerini düşünürken, Hüsniye devam etti, “Ay bu nikâh işi ne güzel, keşke biz kadınların da böyle bir hakkı olsaydı, kendimize aynı anda birkaç koca alırdık!” dedi kahkahayla. Sonra yaptığı patavatsızlığın farkına vardı, ama bir şey diyemedi utancından. Bir süre sessiz kaldık.
Bu sırada yan gözle baktım Hüsniye’ye. Elbisesinin açıklığını evde havlu ile kapatmıştı, ama şimdi bir havlu yoktu ve pürüzsüz, dolgun bacakları, oturunca iyice açılmış kısa elbisesinin altında görünüyordu.
Kalçasına kadar açılmıştı elbisesi. Taktığı emniyet kemeri memelerinin arasından geçiyordu ve zaten büyük olan memelerini şimdi daha da büyük gösteriyordu.
“Kıyafetiniz çok hoş!” dediğimde, “Teşekkür ederim, çok naziksiniz. Refiye de güzel kadındır ama.
Kapalı da olsa sonuçta içindeki hammadde aynı, eh, o da artık evinde giyinir, sadece size!” dedi gülerek. Sonra da, “Ay, laf aramızda, belki de sizin aranızın olmasında benim de payım vardır!” dedi.
“Nasıl, anlamadım?” dedim.
“Yani, ben Almanya’dayken annem bana durmadan Refiye’yi sorup duruyordu, nasıl, iyi biri mi falan diye. Ben de hep övüyordum onu. Sonra buraya geldim, bir de baktım, a, a, bizim Refiye evleniyor, hem de annemin yeğeni ile. Ay ne hoş değil mi?” dediğinde, tüm bunların planlı bir çalışmanın ürünü olduğunu yeniden anladım. Annemden başka yengem de bu işin içindeydi demek ki.
Yengemin evine yaklaşmıştık. Hüsniye, “Evet Osman bey, biz ne iş kuralım? Siz söyleyin?” diye sordu önce, sonra da, “Benim aklıma, dershane yada bir kurs açmak geliyor, bu işte iyi para varmış diyorlar, zaten mesleğim de öğretmenlik, anladığım bir iş!” dedi.
Ona, “Evet, o işte iyi para vardır, ama iyi bir sermaye gerekir bunun için!” dedim. Hüsniye gülerek, “Ay, ilahi Osman bey, mesele yeter ki para olsun, hallederiz!” dedi. Anladığım kadarıyla yengem ve kızında da epey para vardı. Hüsniye, “Aslında benim kendi dairem var, annemin karşısındaki daire benim, ayrıca birkaç tane daha var.
Ama hepsinde kiracı var, ben de mecburen annemin yanında kalıyorum. Biliyor musunuz, annemin size karşı özel bir sevgisi var, yani kendi öz oğlundan ötesiniz onun için. Sizi öve öve bitiremiyor!” dedi ardından.
Binanın olduğu sokağa gelmiştik. Hüsniye, “Tanıştığımıza çok memnun oldum, ben daha epey zaman buralardayım, şu iş meselesini mutlaka ciddi ciddi konuşalım!” dedi.
Binanın önünde arabayı durdurdum ve “Şu sizi bizi kaldırsak daha iyi olmaz mı?” dedim. “Eh, olur tabii, zaten sizli bizli konuştuğumuzda kendimi yaşlı gibi hissediyorum!” dedi gülerek, ardından da, “Beni getirdiğin için çok teşekkür ederim Osman, eğer istersen bir kahvemi iç, falına da bakarım!” dedi.
Ama işe gitmem gerekliydi. “Belki daha sonra!” dediğimde, “Beklerim, kapım her zaman açık sana!” dedi bir gözünü kırpıp gülümseyerek. Yaramaz çocuklar gibiydi Hüsniye.
O arabadan inip binaya doğru yürürken, bir süre arkasından baktım. Yüksek beyaz topuklu ayakkabıları ile salına salına yürüyor, götü bir sağa bir sola sallanıyordu. Binanın girişinde, sanki benim halen orada olduğumu biliyormuş gibi, geriye dönüp el salladı ve içeri girdi. Güzel bir kadınla tanışmanın keyfiyle işyerine gittim.
İşyerine geldiğimde babam da oradaydı. Dilber’in suratı beş karıştı. Özge ise sanki dün gece birşey olmamış gibi davranıyordu. Babam beni yazıhaneye çekip bir güzel payladı. İşime gereken önemi vermediğimi, karımın eteğinin altından çıkmadığımı söylüyordu. Sonra da, “Refiye kızımla nikâhınız için her şeyi hazırladım.
Pazar günü onun evinde olacak nikâh. Hocayı, şahitleri falan merak etme sen. Senin karın dünya iyisi bir kadındır, ama ailemize bir torun veremedi bir türlü.
Belki bu Refiye verir. Gerçi onun da yaşı geçkin, ama annene dediğine göre hamile kalmasında sorun yokmuş. Zaten kadının malı mülkü de var. Rahat edersin oğlum, sen de, biz de!” dedi gülerek.
Babam gittikten sonra Özge girdi içeri. Bana, “Şu dosyalara bakalım mı?” diye sorunca, “Olur!” dedim. Ben koltukta oturmaya devam ederken yanıma geldi, ayaktaydı. Dosyaları gösterme bahanesiyle bana sokulmaya çalışıyordu.
Üzerinden çok güzel bir parfüm kokusu gelirken, aldığı kilolarla iyice şişen ve dolgunlaşan memeleri koluma değiyordu. Beyaz, önü fırfırlı gömleği dar kalmıştı ve düğmeleri zar zor kapanıyordu.
“Dün gece izledim sizi!” dediğinde, “Annen gördü mü seni?” diye sordum. “Yoo, nerden görsün ki, görmemiştir!” dedi Özge.
Ama yanılıyordu. “Annen görmüş seni!” dediğimde, “Nasıl yani, nasıl görmüş ki?” dedi şaşkınca. “Anneni saf zannetme!” dedim.
“Başka bir şey mi var?” diye sordu bu kez. “Yok, ama bu kadar gözünün içine girme sen de!” dedim nasihat eder gibi.
Özge, “Beni de öyle sikmeni istiyorum amımdan!” dedi bu kez fısıltıyla. “Niye, sonun Semanur gibi mi olsun istiyorsun?” dedim kendisine. “Bırak o salağı, bir oyun oynamaya kalktı, aldı boyunun ölçüsünü. Nişanlısı safın biriydi, o yuttu bunu.
Ama kaynanası tam bir çakal, onu kandıramadı!” dedi gülerek. Ama annesinin onu görmüş olduğuna halen inanamıyordu, bunu duymak canını sıkmıştı.
Üzerinde koyu yeşil, yüksek belli, ince bir eteği vardı. Eteğin arkasında dolgun götü çıkıntı yapmıştı. İçerde insanlar vardı ve bizi görebilirlerdi. Masanın altındaki yarağım sertleşiyordu, ama bir şey yapacak durumda değildim.
Ona, “Tamam, git artık, sonra bakarız!” dedim. O da, “Tamam, ama beni unutma!” dedi ve çıktı. Yüksek ve sivri topuklularıyla sanki zemini delecek gibiydi yürürken.
Odam boş kalmıyordu, onun ardından Dilber elinde kahve ile girdi içeri. Dokunsan ağlayacak haldeydi. Ona, “Anlat şu işin aslını!” dediğimde, “Duydun mu?” diye sordu. “Evet, ama bir de sen anlat bakalım!” dedim. Dilber Semanur’a diş biliyordu.
Elinden gelse onu bir kaşık suda boğacaktı belli ki. İçerdekilerin duymasını önlemeye çalışarak usulca anlatmaya başladı. “Bizim sürtük zamanında bir haltlar yemiş. Sonra aynısını nişanlısıyla da yapmış. Bizim o orospu dünürü de bundan kızlık raporu istemiş.
Getirmezsen oğlumu vermem sana demiş. İşte ondan sonra da böyle oldu. Dünya aleme rezil olduk!” dedi ve ağlamaya başladı. Sonra, “O orospu geldi sonra evime.
Bana, (Kızın da senin gibi orospunun biriymiş, seni kocam sikti onca zaman, istersen kızını da gönder bir de onun tadına baksın!) dedi. Bu sözü çok ağrıma gitti. Ben orospu değilim. Beni hayat bu hale getirdi!” dedi ağlamasını sürdürerek.
“Peki, senin kız zamanında bu haltı kiminle yemiş?” diye sordum. “Bilmiyorum, dövdüm yine de söylemedi, ama Lisede bunun Cem diye bir arkadaşı varmış, büyük ihtimal odur. Ben onun adresini buldum. Gittim, anası da babası da çirkef insanlar.
Çocuk zaten şu an askerde. Anası bana (Sikilmiş amın davası olmaz, sen git başka kapıya!) dedi. Ben ne yapacağım bilmiyorum. Şimdi bu kızı artık kimse de almaz. İyice kötü yola düşmesinden korkuyorum!” dedi devamında. Sonra da, “Osman sen iyi adamsın, yardım et benim kızıma, ben tek kadın halimle ne yaparım, ne ederim? Ne olur bize yardımcı ol!” dedi.
“Ben ne yapabilirim ki? Olan olmuş! Çocuk ne diyor peki, askerdeki çocuk, onunla konuştunuz mu?” diye sordum. Dilber, “Yok, telefonunu istedim, vermediler!” deyince, “Sen şu çocuğun adını, adresini şu kâğıda yaz, ben bir araştırayım!” dedim.
Dilber bilgileri kâğıda yazıp verdi. Onu bulmak için arkadaşım Sedat’tan yardım isteyecektim. Hem çevresi genişti, hem de tanıdığı önemli insanlar vardı. Amacım çocukla münasip bir dille konuşmaktı.
Dilber çıkınca, Sedat’ı aradım. Sedat, “Vay hayırsız, neredesin sen, unuttun bizi!” dedi gülerek ve sonra da, “Oğlum annemler bende, kadın kafaya koymuş beni evlendirecek mutlaka!” dedi. Ona konuyu değiştirerek anlattım.
Sedat da, “Hallederiz Osman, ben çocuğu bulurum sana merak etme, ama senin de beni görmen lazım!” dedi kahkahayla. Kendisine kadın bulmamı istiyordu Sedat. Ona, “Eve mi göndereyim?” diye sordum. Sedat, “Oğlum manyak mısın, annem bende diyorum sana, ne zaman gidecek onu da bilmiyorum!” dedi. Ona, “Neyse, sen şu çocuğu bana bul, bakarız çaresine!” diyerek kapadım telefonu.
Aradan iki saat geçmişti ki Sedat aradı. “Senin çocuğu buldum, Kütahya da askerlik yapıyor şu an, yaz bakalım…” diyerek, birliğinin adını ve adresini, telefonunu verdi. Ardından, “Bana bak, akşam bana uğra, hem annemi de görmüş olursun!” dedi.
Zekiye teyzeyi uzun zamandır görmemiştim gerçekten de. “Tamam, uğrarım!” diyerek kapadım telefonu. Mecburen Kütahya’ya gidecektim, çocukla yüz yüze görüşmem gerekliydi çünkü. Bu işi en kısa zamanda yapmalıydım.
Akşam Özge ile arabadayken, vitesteki elim zaman zaman onun bacaklarına, kalçasına kayıyordu. Dolgun bacaklarını okşamak çok hoşuma gidiyordu. Özge, “Seni çok seviyorum, keşke seninle ben evlensem, seni çok mutlu ederim!” deyip duruyordu bu sırada. Özge ile birlikte Sedat’ın daireye çıkarken, Emine’nin kapısının önünde birkaç kadın terliği gördüm.
Misafirleri vardı belli ki. Uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyordu Emine’nin. Sedat’ın kapısını çaldım. Az sonra kapı açıldı, Zekiye teyze karşımdaydı. Elini öpüp içeri geçerken, Özge’ye bakıp, “Karın da pek güzelmiş, hayırsız Osman!” dedi. O anda Özge’nin yüzü kızardı. Sedat henüz gelmemişti eve.
“O karım değil Zekiye teyze, karımın kızı!” dedim. Zekiye teyze Özge’ye bakıp, “Ay sen bunun anasıyla mı evlendin yoksa ulan? Oğlum o kadın kaç yaşında ki? Benle yaşıt karı mı aldın? Senin gibi genç delikanlıyı idare edebiliyor mu?” dedi hınzırca ve konuşmasının sonunda eliyle ayıp bir hareket yaptı.
Özge iyice kızardı. Zekiye teyze, “Alınma kızım, ama senin anan ağzının tadını biliyormuş herhalde ki böyle delikanlıyı almış kendisine, iyice azmış belli ki!” dedi gülerek. Zekiye teyze hep böyleydi zaten. Zekiye teyze, “Akıllı kadınmış ama! Doğrusu ben de isterdim böyle yakışıklı genç delikanlıyla evlenmeyi, iyi de olurdu!” dedi gene aynı el hareketini yaparak. Erkekler gibi konuşmayı, 'Amlı, Sikli’ küfürler etmeyi severdi. Sedat annesinden çok korkardı.
Tatlı almıştım, halen elimdeydi, “Ben şunları mutfağa bırakayım!” dedim. “Oğlum, zahmet ettin, ama neyse, mutfağın yerini biliyorsun!” diyerek koltuğa oturdu Zekiye teyze. Ben tatlıyı poşetinden çıkarıp tezgâhın üzerine koyarken, poşete akmış tatlı şerbeti elime de bulaştı. Zaten çişim de gelmişti, hem elimi yıkamak, hem de çişimi yapmak için banyoya yöneldim.
Banyoya girerken, arkadaki odada, yatağın üzerinde, genç bir kız gördüm. Kapı bir miktar aralık kalmıştı. Kız giyinik halde yatıyordu. Sırtı kapıya dönüktü, ama kim olduğunu biliyordum, bu Ayfer’di.
Yani Sedat’ın kız kardeşi, daha doğrusu ablası. Uyurken sıyrılan eteğinin altından bembeyaz kalçası çıkmıştı ortaya. Görüntü müthişti. Uzun, siyah saçları yatağın üzerinde dağılmıştı. Beni fark edebilir korkusuyla sessizce banyoya girip işimi gördüm.
Salona döndüğümde Zekiye teyze, “Bizim Ayfer de burada, başı ağrıyordu yattı biraz, uyansın da çay demlesin bize!” dedi. Ben, “Zahmet etme, Özge yapar!” dediysem de, “Olmaz, o misafir!” dedi. İçeri geçti, az sonra yanında Ayfer’le birlikte döndü.
Ayfer beni görünce şaşırdı, bir süre sessiz kaldı. Bir zamanlar Sedat kardeşiyle evlenmem için bana baskı yapmıştı, (Oğlum, senden daha iyisini mi bulacağız, o kadar yıllık arkadaşız, akraba da oluruz, sana kendi ablamı veriyorum!) demişti. Ama ben istememiştim. Çünkü Ayfer epey tipsiz ve bakımsız bir kızdı.
Kaşlarını, bıyıklarını aldığını görmemiştim hiç. Birkaç sefer dışarı da çıkmıştık birlikte. Ama kıza ısınamamıştım. Sessiz, sakin, pek konuşmayan bir kızdı. Bir keresinde elini tutmak istemiştim, o ara elini çekmek isterken bardaktaki sıcak çay eline dökülmüş ve yakmıştı. Evlenmemizi Zekiye teyze de istemişti, ama ben kabul etmeyince üzülmüştü.
Ben bundan aileme hiç bahsetmemiştim. Şimdi yine karşımda duruyordu. Halen evlenmemişti. Kaşları gene kara, kalındı. Ama dudaklarının üzerindeki siyah tüylerini almıştı. Beline kadar inen siyah saçları görünmüyordu şimdi.
Büyük bir türbanla bağlamıştı başını. Ürkekçe, “Hoş geldiniz…” dedikten sonra mutfağa geçti. Çay servisine yakın Sedat da geldi. Oturup bir süre konuştuk ve ayrıldık ordan.
Yolda Özge, “Ay o kadın ne kadar terbiyesiz!” dediğinde, “Bu gene iyi hali!” dedim. Evde durumlar sakindi, ama yemek boyunca Esra’nın bakışları üzerimdeydi. Gece yatarken, karım, “Şu altınları ne yapalım?” diye sordu. Ben de, “Evde durmasın, kimse görmeden ben onları sabah banka kasasına koyarım, sen de gelirsin benimle!” dedim.
Karım, “Bu Hüsniye denen kadın da çok süslü bir şey, ne konuştunuz arabada?” diye sordu. “Ne olacak, havadan sudan!” dedim. Ama karım inanmış mıydı bilmiyorum. “Anneni gördün mü? Bana kızım, kızım deyip duruyor.
Başka zaman olsa ya adımı verir, ya da küfrederdi. Ama şimdi, bak, işte adalet yerini buluyor. Elin adamlarıyla sikişirsen sonun böyle olur!” dedi. Karıma, “Ağzını bozma!” dedim. “Yalan mı?” diye yanıtladı beni. Değildi, ama gene de o benim annemdi. Aklıma geldikçe kötü oluyordum.
Karım, “Kadın doğumcuya yarın götürsene beni!” deyince, “Tamam, bankadan sonra oraya gideriz!” dedim. Karım, “Refiye de aklı sıra o kadar süslenip püslenip bana hava atıyor. Bir şey diyeceğim ama neyse, artık yengenin dediği gibi biz kardeş olduk!” dedi gülerek. Ardından, “Ay Osman, o değil de bu salak Esra o kadınla kızını getirmiş eve, onlar da herhalde duymuşlar bizi.
Kadın giderken yüzüme bakamıyordu bile!” dedi. “Siktir et, duysun!” dedim karıma daha bir sarılarak. Karıma, “Bunun kocası ne iş yapıyor?” diye sordum. “Ay ne bileyim, kocasını da görsen malın biri, iş olursa çalışıyor, olmazsa kahvelerde kumar oynuyor pezevenk. Neyse ki Rabia’nın kaynanasının biraz malı mülkü var da, en azından onun yardımlarıyla ayakta duruyorlar!” dedi.
Bunları konuşurken karım elini yarağıma atmıştı. Külotumun içine soktuğu eliyle yarağımı okşayıp duruyordu. Karıma, “Azdın mı gene?” diye sordum. “Hem de çok, hadi bu gece de yapalım!” dedi istekle. Ben zaten dünden razıydım.
Üzerimde külot ve yatarken giydiğim tişörtüm vardı. Ben üzerimdekileri çıkarırken, karım da ayağa kalkıp dekolte geceliğini çıkardı. Pamuklu beyaz külotu vardı içinde. Sutyenini çıkarmıştı, iri beyaz memeleri gecenin loş karanlığında hareket ettikçe fark ediliyordu. Külotunu tutup çıkardı ayağından.
Karıma, “69 yapalım!” dediğimde, “Tamam, yapalım!” dedi sevinçle. Karım çok istekliydi bu gece de. Ben sırt üstü yatarken, o yatağın üzerine ters şekilde çıktı. Az sonra 69 pozisyonunu almıştık.
Karım iştahla yarağımı somurmaya başladığında, ben de onun etli amcığına yumuldum. Etli ve sulu bir şeftaliydi karımın amı. 'Hartt!’ diye ısırasım geliyordu. Karım yarağımı aç kalmış bebeğin annesinin memesini çekmesi gibi içine çekiyordu.
Ben de amının dudaklarını emiyor, ufak ufak ısırıyordum. Dilimi, geçen Hamide’ye yaptığım gibi, bu sefer de karımın amının derinliklerine sokmaya başladım.
Karımın etli amcığı fırın gibi yanıyordu ve gittikçe sulanmaya başlamıştı. Amının kılları çıkmaya başlamıştı. Sabah kesmemi istememişti. Kök halindeki sert kılları dudaklarıma, dilime batsa da bana sadece zevk veriyordu.
Aldığım zevk yarağımdan itibaren tüm bedenime yayılıyordu. Karım yarağımı ustalıkla somurdukça, ben de karşılık olarak amını daha bir iştahla yalıyordum. Karım ilk zamanlardaki halini çoktan geride bırakmıştı. O kendi halinde, sessiz, cinsellik konusunda bilgisiz hali gitmiş, yerine sikiş konusunda uzman bir kadın gelmişti. Ve elbette bu durum beni müthiş keyiflendiriyordu.
Sağ elimin başparmağını göt deliğinin üzerinde gezdirmeye başlamamla karımın yalamaları daha bir zevkli hale geldi. Göt deliğine parmağımın ucuyla masaj yaptım uzun uzun. Gecenin sıcağında terlemeye başlamıştık.
Karımın göt yanakları da bundan nasibini alıyordu. Zaman zaman dilimi amından çıkarıp göt deliğinin ağzına değdiriyordum. Karım bundan özellikle zevk alıyordu. Hatta birkaç sefer aldığı zevkle yarağımı yalamayı bırakıp derinden seslerle inledi, “Uğhh, Osmannn, ıyy, ağmm, ığmm, çok güzel, ığhh…” sesleri gecenin sessizliğini bozdu. Karımın göt deliğinden bu gece osuruk kokusu gelmiyordu. Onun için göt deliğinin ağzını uzun uzun dilleme fırsatım oldu.
Karım yarağımı boğazına kadar sokup çıkardıkça vücudum aldığım zevkle ateş gibi yanıyordu. Onun genişlemeye başlamış göt deliğine dilimin ucunu minik minik değdirdikçe, onun vücudunun da benimki gibi alev alev yandığını biliyordum. Karı koca çok güzel bir uyum yakalamıştık artık.
Birbirimizi yatakta nasıl doyuma ulaştıracağımızı biliyorduk. Karımın dolgun memeleri karnıma değiyordu, bu pozisyonda onlara dokunamasam da, onların tenime olan dokunuşları bana büyük bir keyif veriyordu. Karımın amı artık çeşme gibi akar olmuştu. Amının zevk sıvıları ağzımı, dilimi ıslatmıştı iyice. Am dudakları gittikçe büyüyordu, onları dilledikçe, emdikçe karım da aynı zevkleri bana yaşatıyordu. Dilinin ucunu yarağımın kafasında ustalıkla kullanıyordu.
Dakikalarca birbirimize 69 yaptık, ama ikimiz de boşalmamıştık. Ses çıkartmadan ikimiz de işimizi yapıyorduk. Karımın götüne birkaç tokat attım sonunda.
Yoksa bu işin sonu olmayacaktı. Karım mesajımı alınca üzerimden doğruldu, yeniden ayaktaydı şimdi. Ondan sonra ben de kalktım. Zemin üzerinde çıplak ayaklarımızın sesi geliyordu. Karım, “Ne oldu, sen niye kalktın?” diye sorunca, “Sen dur şöyle!” dedim. Gözlerim artık karanlığa alışmıştı.
Plastik yarakların olduğu torbayı koyduğum çekmeceyi açtım. Ama o heyecanla çekmecenin yanındaki elektrik süpürgesini unuttum. Kolum süpürgenin borusuna çarpınca boru devrilip zemine çarptı. Karım, “Osman, ne yapıyorsun, dikkat et!” dedi.
Çıkan gürültüye rağmen çekmecenin içindeki torbadan plastik bir yarak aldım. Karanlıkta bunu tam fark edemeyen karım, elimdekini tutunca ne olduğunu anladı ve “Hii, ay bu ne?” dedi bir anda heyecanla. Süpürgenin düşmesinden daha çok ses çıkartmıştı karımın haykırışı. Karım bu kez usulca, “Bunu nerden buldun?” diye sordu. Ben de, “Daha önce almıştım, kısmet bugüneymiş!” dedim gülerek.
Karıma, “Yatağa sırt üstü uzan!” dediğimde, karım dünden razı bir halde yatağa yattı. Bense torbanın içinden ikinci bir plastik yarak daha aldım. Karım, “İki tane mi?” dedi elimdekini görünce. “Evet!” dedim. Üçüncüsü de torbadaydı, ama bunu söylemedim ona.
Verdiğim cevap hoşuna gitmişti. Usulca, “Sik beni erkeğim, sik beni…” dediğinde, bu sözü bütün yarak yalamalarından daha çok tesir etti bana. Beni azdırmasını iyi biliyordu karım.
Yatağa geçtim, plastik yarakların birini amına sokmaya başladığımda karımdan derin bir, “Iğmm, ağhh…” sesi geldi. Plastik yarak dibine kadar amındaydı az sonra.
Şimdi sırada ikincisi vardı. Karımı sol yanına yatırdım, sağ bacağını hafifçe kaldırdım yukarı. İkinci plastik yarağın kafasını göt deliğine bastırmaya başladığımda karımdan gene derin bir, “Iğmm..” inlemesi geldi.
İkinci yarak da karımın götüne dibine kadar girmişti sonunda. Karım derinden seslerle, kızların uyanmasını engellemeye çalışarak inliyordu. “Iğmm, ayy, oğmm, ağhh, aoğmm, oğhh, uğhh…” diye inleyen karım büyük zevk alıyordu.
Onun aldığı zevkle ben de zevke geliyordum. İkinci yarağı tutmayı bıraktım. Yarak karımın göt deliğinde bir ileri bir geri hareket ediyordu. Karım kendini kastığından yarak da göt deliğine hafif hafif girip çıkıyordu. Bir süre karımın görüntüsünü izledim.
Yataktan kalktım, yatağın kenarına geldim bu kez. Yarağımı sıvazladım bir süre. Karımı koltuk altlarından tutup kendime çektim. Bu sırada karyoladan oldukça fazla ses geldi. Kapının camına baktım. Arkada hareket veya bir gölge yoktu.
Karım tam yarağımın önündeydi. Ne yapacağını biliyordu, elini yarağıma attı, yarağımı az önceki gibi ağzına alıp emmeye başladı.
Sol eli amındaki yarağı tutarken, sağ eliyle yarağımı sıvazlıyor, taşaklarımı avuçluyordu. “Aoğmm, oğmm…” sesleri eşliğinde yarağımı iştahla emiyordu biberon gibi. Karımın üç deliğini de doldurmuştum bu gece.
Karım halinden çok memnundu bu haliyle. Tabii ben de öyleydim. Karımın iştahlı emmeleri sayesinde nerdeyse ağzına patlayacaktım. Son anda ağzından çıkardım yarağımı. Karım ise buna aldırmadan iki eliyle iki deliğindeki yarakları tuttu ve plastik yaraklarla kendini tatmin etmeye başladı.
Kısa süre sonra hareketleri hızlanmaya başladı, vücudu titriyor, yerinde sarsılıyordu. Uzun ve derinden iniltiler eşliğinde karım boşaldığında, ben kendimi tutmak için kasılıyordum.
Karım bu gece her zamankinden daha ateşliydi. Onun ateşi bana da geçmişti. Karım amındaki yarağı dibinden tutup çıkardı. Diğeri ise halen götündeydi. Şimdi amına girmek için hazırdım. “Dörtayak üstüne domal!” dediğimde, karım sesini çıkartmadan yatağın üzerinde dediğim gibi domaldı.
Ben de yatağın üzerine çıktım ve arkasında yerimi aldım. Plastik yarak götündeydi halen, ama yarısı dışarıdaydı. Yarağı tuttum ve götüne iyice bastırdım. Karımdan, “Uğmm, ağğhh, ığmm…” diye adeta kedi gibi iniltiler gelmeye başladı.
Yarağımı sıvazlayıp iyice sulanmış ve açık duran amına soktum. Kısa zamanda taşaklarıma kadar aldı yarağımı amı. Götündeki sert plastik yarağı hissediyordum.
Hareketlenmemle birlikte karımın uzun iniltileri ve yatağın gıcırdaması başladı. Sağ elim götündeki plastik yarakdayken, sol elimi saçlarına attım. Saçına asılıp daha şiddetli pompalamaya başladım. Ben de müthiş zevk alıyordum.
Karımın iniltileri kesintisiz devam ediyordu. Az sonra halen elinde tuttuğu amından çıkardığı plastik yarağı yastığına sürttü bir süre ve ardından ağzına aldı. Karımın gene üç deliği dolmuştu aynı anda. Karım boğuk sesler eşliğinde plastik yarağı emip yalarken, ben daha da güçlü şekilde pompalamaya başladım.
Karımın tombul göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan şiddetli 'Şlop, şlop, şlop!’ sesleri gelirken, yatağın gıcırtıları kulak tırmalıyordu. Sikişin zevkiyle kendimizden geçmiştik. O sırada kapının arkasında, uzak ta olsa bir gölge belirdi.
Karanlık olduğundan kim olduğunu önce anlayamadım. Ama gölge gittikçe yaklaştı. Buzlu camın arkasındakinin Esra olduğunu anlamam fazla zamanımı almadı. Ablasından az daha kısaydı çünkü. Evet, Esra annesini sikerken bizi dinliyor, izliyordu.
Karımın bundan haberi yoktu bu sırada. O ağzındaki yarağı yalamakla meşguldü, yüzü de duvara dönüktü zaten. Esra’nın orada olması beni daha fazla azdırdı. Karımın amına şiddetle birkaç sefer pompaladım.
Karımın iyice açılmış etli amından o ara 'Zort, zort!’ sesleri geldi. Genişleyen amına giren havanın sesleriydi bunlar. Sağ elimle de plastik yarağı götüne daha da bastırdım. Yarak nerdeyse karımın götünde kaybolmuştu.
Boşalmaya gittikçe yaklaşırken iniltilerim çoğaldı. O anda karımı değil de Esra’nın götünü siktiğimi düşündüm. Bunu o da istiyordu.
Aklım Esra’dayken sarsıla sarsıla boşaldım. Bir süre daha karımın amına sokup çıkardım yarağımı. Amından çıktığımda karım da ağzındaki yarağı yalamayı bırakmıştı. Götündeki yarağı dibinden tutup onu da çıkardım yavaşça. Tamamen çıktığında şarap şişesinin ağzından çıkan mantar gibi bir ses geldi.
Deliğin ağzı epey bir genişlemişti. Karım kendini yatağa yüz üstü bırakırken, ben de yanına uzandım. Bu sırada camın arkasındaki gölgenin gittiğini gördüm.
Nefes nefese kalmıştık ikimiz de. Bir süre birbirimize sarılı halde uyuduk. Karımın horlamaları başlarken, ben de kalktım. Çişim gelmişti. Külotumu giyindim.
Kapıyı açıp banyoya geçerken, kızların kapısının kapalı olduğunu gördüm. Banyo kapısını açmamla birlikte gördüğüm manzara beni şok etti.
Esra çırılçıplak bir halde klozete oturmuş, amını ovalıyordu....
Devam Edecek ...
Görme engelli kiracımızla
Adım Güler, 30 yaşındayım ve 10 yıldır evliyim. Kocam yurtdışına mal götüren bir TIR şoförü, ayda bir, iki ayda bir üç-beş gün kalıyor, işlerini ve bu arada beni halledip tekrar Avrupaya, Rusyaya gidiyor. Bir çocuğumuz oldu, oğlum sekiz yaşında okula gidiyor. Ekonomik durumumuz iyi sayılır, ama ben mutsuzum.
Evliliğim koca yolları gözlemekle geçiyor hep… Bir yıl önce altımızdaki daire satılınca, kocam daireyi satın aldı. Bir süre boş durdu daire, sonra yaşlı bir karı koca gelip kiraladı. Yanlarında gözleri görmeyen genç bir delikanlı vardı. Beyaz bastonuyla yürüyor, her işini kendi yapabiliyordu. Hüseyin oğullarıymış.
Kocam da ben de aileyi pek sevdik.Hüseyin, Üniversitenin görme engelliler için açtığı özel bir bölümde okuyor, ve sabahları şehir içi otobüsle Üniversiteye gidiyordu. Ben de oğlumu bir sokak ilerdeki okuluna götürüp getiriyordum. Her sabah aynı saatlerde çıktığımızdan sürekli karşılaşıyor, birlikte konuşa konuşa gidiyorduk. Yolda ben ona yoldaki kaldırımları, engelleri aşması için yardımcı olurken, o da dirseğimi tutuyor, birlikte en az on dakika bu şekilde yürüyorduk.
Ben oğlumu okula bırakıp okulun önündeki otobüs durağında Hüseyin ile beraber sohbet ediyor, bineceği otobüs geldiğinde onu uyarıp binmesini sağlıyordum. Her gün bu şekilde gide gele iyice samimi olmuştuk. Hüseyin çok konuşkandı, çok ta şakacıydı. Hiç körlüğüne üzülmezdi.
Ama her şeyden öte, Hüseyin çok yakışıklı bir gençti. Hüseyin'den çok etkileniyordum, dirseğimden tutup yürüdüğümüzde içim bir hoş oluyor, kendimi onun karısı gibi görüyordum. O durmadan bana bir şeyler anlatırken benim aklımdaysa kolumdaki elin sıcaklığından başka bir şey olmuyordu.
Heyecanlanıyor, genç kız gibi içim bir hoş oluyordu. Artık öyle olmuştu ki, evden çıkarken Hüseyini görmesem kapılarını çalıyor, anne babasıyla selamlaşıp onun çıkmasını bekliyordum. Yaklaşık 3-4 ay böyle sürüp gitti, Hüseyinle çok samimi olmuştum. Kocam da aileyi sevmişti. Bir kaç kez onlarda ve bizde birlikte yemek yemiş, sohbet etmiştik.
Cana yakın insanlardı. Anne babasının memlekette de arazileri vardı. Yılın yarısını ekim, dikim, hasat vesaire işler için memlekette geçiriyorlardı. Hüseyin de evde yalnız kalıyor, kendi başına evi çekip çeviriyor, okuluna gidiyordu.
Kocamın eve geldiği sınırlı günlerde konuştuğumuzda o da hep Hüseyinin nasıl becerikli biri olduğunu beğeniyle anlatırdı.Bir bahar günüydü. Kocam yine Rusyaya gitmişti. İki haftadır yapayalnızdım. Hüseyinin anne babası da memleketteydi.
Markete gidip akşam yemeği için bir şeyler almak için aşağı inerken Hüseyin de evden çıkıyordu.
Merhabalaştık,
-Nereye gidiyorsun Hüseyin diye sordum.
-Bizimkiler memlekete gittiler, ben de çarşıdaki restoranlardan birinde pide falan yiyeceğim abla.
-Evde çok güzel yemek var. Pide yiyeceğine gel içeri gir. Ben marketten bir şeyler alıp geleyim, bizde yemek yeriz. Hem çocuk evde yalnız kalmamış olur, daha iyi…
- Tamam abla dedi.
Hüseyin'i kolundan tutup içeriye aldım. Yolu biliyordu ama, ben yine salona kadar götürdüm onu. Oğlum onun geldiğini görünce sevindi. Ben çıktım, aceleyle markete gidip alacaklarımı aldım, eve geldim. İçecek bir şeyler, kola, bira, meyve suyu falan da aldım bol bol…
Geldiğimde Hüseyin oturmuş oğlumla oynuyorlar, oğlum heyecanla ona bir şeyler anlatıyordu. Onlar konuşurken ben de yemek hazırladım. Yemekti, hoş beşti derken vakit ilerlemiş, saat 9 gibi olmuştu. Ertesi gün okul olduğundan oğlumu yatırdım.
Geldiğimde Hüseyin de kalkmaya davrandı,
- "Oo.. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamışım. Ben de kalkayım abla." dedi. Kolundan tutup engel oldum,
- Otur Hüseyin, nasıl olsa sen de yalnızsın, ben de… Evde tek başıma canım sıkılıyor. Ben sana soğuk bira getireyim, sohbete devam ederiz. Sen de eve gidip ne yapacaksın Beraber oturalım işte…" dedim.
Artık yalnız kalmıştık… Sohbete devam ediyorduk. Soğuk birer bira çerez getirdim, ikimiz de bira içiyor, konuşuyorduk. Sohbet uzadı, ikinci, üçüncü biralar da içildi. Kendimi bir garip hissediyordum, içim kıpır kıpırdı. Kocam gideli iki hafta olmuştu. Yatağımda tek başıma kendimi okşamalarla, içime salatalık falan sokup tatmin olmaya çalışmayla geçen iki uzun hafta ve uzun, yalnız geceler…
Oysa bu gece genç, yakışıklı bir erkekle başbaşa oturuyor, onunla sohbet ediyordum.Bir yandan sohbet ederken bir yandan da onun yakışıklı yüzünü, kaslı kollarını, geniş göğüslerini, pantolonunun önündeki kabarıklığı seyrediyordum.
Hem de hiç çekinmeden, utanmadan… Çünkü biliyordum ki o beni, benim nereye baktığımı, nasıl baktığımı göremiyordu. Aldığım alkolün de etkisiyle öyle rahattım ki hareketlerimde…
Onun okuldan, arkadaşlarından, ev yaşamından bahsederken anlattıklarını dinler gibi yaparken aslında ne anlattığının farkında bile değildim, onu seyretmekle meşguldüm. Arada bir "yaa, öyle mi?" falan diyerek sohbete katılır gibi yapıyor, onun konuşurken kıpırdayan etli dudaklarına, gömleğinin açık yakasından görünen hafif kıllı göğsüne bakıyordum. Bir yandan da kendimi okşuyordum.
Evet, kendimi kaybetmiş gibiydim. Oturduğum koltukta yayılmıştım. Elimin birini eteğimin altına, külodumun içine sokmuş sıkıp sıkıp bırakıyor, diğer elimle uçları kabarmış göğüslerimi okşuyordum. Çıldırmış gibiydim. Seks yapmadan geçen yalnız geceler beni bu hale getirmişti işte…
Gözleri görmeyen genç bir yabancıyla başbaşa, yalnız ikimiz otururken onun karşısında mastürbasyon yapıyordum. Üstelik hafif sarhoş bile olmuştum. Garibin haberi bile yoktu yaptığımdan…Üzerimdeki askılı tişörtün askılarını indirip sütyenimi çıkarmıştım. Elimdeki soğuk bira şişesini memelerimin arasında, ürperen, kabarmış meme uçlarında dolaştırıyordum.
Tüylerim diken diken kabarmıştı. Soğuk şişenin etkisi mi, giderek içimde yükselen şehvetin etkisi mi bilemiyorum. Bereket ses çıkarmamak için, inlememek için dudaklarımı ısırmayı akıl edebiliyordum.Bir ara Hüseyinin oturduğu yerde kıvranmaya, bacaklarını kasmaya başladığını fark ettim. Sıkışmış gibi davranıyordu.
Toparlandım,-Ne oldu Hüseyin Rahatsız mısın" diye sordum.
-Yok abla… Şeyy… Benim eve gitmem gerek…" dedi sıkılarak…
-Tuvalete gitmen gerek galiba… Sıkılma, hareketlerinden belli oluyor." diye rahatlatmaya çalıştım onu…
-Şey, evet abla… Bu biralar… Pek alışkın değilim aslında bu kadar içmeye… Çok sıkıştım da… Sanırım eve bile yetişemeyeceğim."
-Gel canım, ben seni lavavoya götüreyim. Sıkılmana gerek yok ki… Bunca zamandır beraberiz, yabancı değiliz artık…" Ayağa kalktı, elinden tutup yönlendirdim Hüseyin'i. Askılarını indirdiğim tişörtüm aşağıya inmiş, memelerim meydandaydı ama düzeltmeye gerek görmemiştim, nasıl olsa o beni görmüyordu.
Daracık holde yanyana yürürken kolunu tutup kendime yaklaştırdım. Göğsümün biri onun koluna temas ediyor, ucu gömleğine sürtünüyordu. Offf…Tabi, kısa bir andı bu… Banyonun kapısından içeri girmesini sağladım, klozetin önüne götürüp bıraktım. Yanında durup bekliyordum.
Duraksadı, gülümseyerek,- Abla, ben gerisini hallederim, sen lavabonun yerini göster, yeter bana…"
- Ah, pardon canım…" dedim. "Öyle ya, koca adamsın sen…" diyerek elini tuttum, yandaki lavabonun üzerine koyup havluların yerini söyledim. Çıkmam gerekiyordu, ama birden onunkini görmeyi şiddetle istediğimi fark ettim. Kapıya yöneldim, çıkar gibi yapıp içeriden gürültüyle kapattım.
Kapının yanında nefes bile almadan durup onu izliyordum şimdi. Telaşla klozetin kapağını kaldırdı, etrafını elleriyle yoklayıp yerini ezberledikten sonra doğrulup fermuarını indirdi. Elini içeriye sokup aletini çıkardı Hüseyin… Gözlerim faltaşı gibi açıldı. Parmaklarının arasında kocaman, uzun bir canavar duruyordu.
Sertleşmiş, damarları meydana çıkmış, mantar gibi iri mor başından dibine kadar nefis harika bir erkeklik organıydı. 20 santim belki daha fazlaydı uzunluğu, kalınlığı da göz dolduruyordu…
Tamam, kocamınki de doyuruyordu beni, inim inim inletiyordu yatakta ama bu bambaşka bir şeydi sanki… İnlememek için kendimi zor tuttum, elimi ağzıma kapattım. Kalbimin atışlarını duyacak diye korkuyordum… Siki o kadar sertleşmişti, göbeğine doğru dikilmişti ki işeyebilmek için üstünden bastırıp klozete nişanladı, şırıl şırıl işemeye başladı.
Gözlerimi alamıyordum ondan… Sanki dakikalar sürdü işemesi… Nihayet bittiğinde o kocaman sertleşmiş sikini içine sokmadan yandaki lavaboya döndü. Musluğu açıp ellerini yıkadı.
Sıvı sabunla yıkadığı ellerini hala meydanda, fermuarın arasından dışarıya, havaya fırlamış, dimdik duran sikine götürdü sonra… Kaygan, ıslak parmaklarıyla şöyle bir sıvazladı. Sonra avuçlarının içinde sıkıp başından köküne kadar kaydırmaya başladı. Yüzü kızarmış, dudaklarını ısırıyordu.
O öpülesi ıslak etli dudaklarından "Oohhh…" diye bir inilti koptu… "Oohhh… Güler…" diye inledi fısıltıyla… Vay piç vay… Gözlerime inanamıyordum. O güzelim sikini sabunlu parmaklarıyla sıvazlıyor, kendini tatmin ediyordu Hüseyin…
Öyle garip, manyakça bir durumdu ki bu… Kendi evimde, banyomda, oğlum odasında uyurken, yabancı bir erkeğin kendini tatmin etmesini izliyordum gizlice… Hem de benim ismimi sayıklayarak… Beni düşünerek…
Bir an üstüne atlayıp o kocaman sikini tutmak, yalayıp yutmak, içime, alevler yanan, suları akan amıma sokmak istedim. Sonra durup kendime hakim oldum. Böyle yaparak ürkütebilirdim kuşumu… Ters tepebilirdi… Benim ismimi fısıldayarak sikini okşuyordu ama…
Ya ben üstüne gidince tepkisi değişik olursa
Bana "abla" diye hitap etmesi geldi aklıma… İş gerçeğe binince beni tersleyip refüze eder miydi acaba? Dayanamazdım buna… Tuttum kendimi… O da fazla uzatmadı zaten, sikini soğuk suyla yıkayıp kuruladı, yuvasına zorla sokup fermuarını çekti.
Ellerini yıkayıp ıslak elleriyle yüzünü sıvazladı. Sanırım kalkmış erkekliğinin inmesini bekliyordu.Duvarı yoklayarak kapıya yöneldiğinde telaşla ters tarafa çekildim. Kapıyı açıp çıktı, holü yoklaya yoklaya salona ilerledi.
Ben de arkasından çıkıp sessizce ilerledim, sanki odadaymışım gibi
- Aa, geldin mi Hüseyin" diye karşıladım onu… "Problem yok di mi? Sanki sesini duydum gibi, bana mı seslendin" diye sordum hınzırca…
- Yok abla…" derken sanki yüzü kızardı gibi geldi bana… Sohbetimize kaldığı yerden devam etmeye başladı. Eline soğuk bira tutuşturup koltukta yanına oturdum bu kez… Yakından bakıyordum şimdi ona… Her tarafını inceliyor, pantolonun önündeki kabarıklığı izliyordum. İçinde ne canavar yattığını biliyordum o kabarıklığın…
Üstüne atlamamak için kendimi zor tutuyordum. Arkadaşlarından, kızlardan, okulda yaşadıklarından bahsediyordu.
Sözünü kestim,-Kız arkadaşın var mı Hüseyin diye sordum. "Flört gibi yani…"
O da,-Hayır, yok abla. dedi.
-Kız arkadaşın hiç olmadı mı dedim.
-Hayır, maalesef olmadı abla. dedi. "Onlar sağlıklı erkeklerle ilgilenir, benimle sadece arkadaş olurlar… Beni kimse istemez ki bu halimle…" O anda içim cız etti, Hüseyin için üzüldüm, elini tuttum,
-Sakın kendini üzme Hüseyin. Sen yakışıklı, sırım gibi delikanlısın. Seni istemeyen kız neler kaçırdığının farkında değil." diye teselli etmeye çalıştım. "Belki sana birisini buluruz. dedim.
Hüseyin bu sözüme çok sevindi. Ben bu sefer merak ettim, acaba Hüseyin hiç cinsel ilişkiye girmiş miydi. Bunu nasıl soracağımı da bilmiyordum. Sorayım mı, sormayım diye düşünürken, ağzımdan birden çıktı, biraların verdiği çakır keyiflik, tuvalette gördüğüm manzaranın etkisiyle daha serbest konuşabiliyordum,
-Hüseyin sen hiç cinsel ilişkiye girdin mi deyiverdim.
Hüseyin yine,-Hayır hiç girmedim abla. Daha milli olamadım Bu vaziyetteyken de pek olacak gibi değilim galiba… dedi, başını da önüne eğdi, utanmıştı.
-Anladım… dedim. "Peki, kızı bulsak, onun nasıl biri olduğunu nasıl anlayacaksın Hüseyin Senin istediğin ölçülerde biri mi Ya vücudu senin istediğin gibi değilse
-Ailem belki yardımcı olur abla. Hem bunlar benim gözlerim…" diyerek ellerini gösterdi. "Ellerimle yoklayarak görebiliyorum. Sesinden karakterini anlamaya çalışıyorum."
Yutkundum. Elleriyle yoklamak mı Bir an o ellerin benim üstümde dolaştığını hayal ettim. Ürperdim. Ateşim yükseliyordu gitgide… Çatallanmış, boğuk bir sesle,
-Peki, ben nasıl biriyim Hüseyin Ne düşünüyorsun benim için"
-Şeyy.. Sen genç, güzel birisin Güler abla…"
-Genç tamam da, güzel olduğumu nerden biliyorsun Yoklamadın ki"Elini tutup yüzüme götürdüm. Parmakları alnımda, burnumda, dudaklarımda, yanaklarımda, çenemde dolaşıyordu hafifçe, okşayarak… Dudaklarıma değdirdiği parmağını öptüm hafifçe… Ateşe değmiş gibi çekti parmaklarını, saçlarımı okşadı. İçim eriyordu, kasıklarım alev alev yanıyordu o okşarken…
-Peki, kızın vücudunun nasıl olduğunu nerden bileceksin Hüseyin" dedim fısıltıyla… "Böyle parmaklarınla mı" Hüseyinin de yüzü kızarmıştı. Saçlarımdaki elini tutup hafifçe aşağı indirdim davet edercesine… Boynumdan aşağıya indi parmaklar… Tüy gibi omuzlarımda dolaştı. Tekrar ellerini tutup göğüslerime doğru götürdüm. Askılı tişörtüm belimdeydi. Memelerim meydanda, dimdik olmuşlar, uçları arzuyla, şehvetle kabarmışlardı.
Elleri çıplak memelerime ilk temasında çekmek istedi, tuttum, bırakmadım.
-Abla" dedi yutkunarak… Fısıltıyla,
-Devam et Hüseyin… Görmeye devam et…" dedim. "Anlat bana… Nasıl, güzel miyim Memelerim güzel mi Hadi anlat…" Göğsüm inip kalkıyordu heyecandan nefes nefeseydim…
-Ooohhh… Çok güzelsin abla… Tenin pürüzsüz… Saçların ipek gibi… Dudakların etli etli… Boynun uzun, kuğu gibi… Göğüslerin… Çok… Çok güzel… Sert… Uçları kabarmış… Etrafında yuvarlak pütürler var…" Konuşurken dudakları, göğsümde, uçlarında dolaşan parmakları titriyordu.
Dudaklarım kurumuştu heyecandan, yalayarak ıslattım.
-Sonra Hadi devam et… Aşağıya in… Oraları da anlat…"
-Karnın dümdüz, kaslı… Göbek yok, fazla kilon yok, balık etisin…" Elini tuttum, dizime koydum. Anladı. Bacaklarımı okşamaya, yukarılara çıkmaya, eteğimin altına girmeye başladı.
-Bacakların da güzel, sert, kaslı… Tüysüz… Kendine bakıyorsun, bakımlı birisin…"
-Ohhh…Evet canım… Yeni ağdaladım bacaklarımı… Bir kaç gün sonra kocam gelecek, ona hazırlamıştım. Hadisene… Devam et…" Elleri, parmakları kasıklarıma gelmiş, külodumun üstünden okşamaya başlamıştı.
-Abla… Bu…"
-Oohhh… Am canım… Kadın amı… Benim amım… Hiç ellemedin di mi İlk defa mı" Titriyordu parmakları… "Dur, külodumu çıkarayım, öyle dokun…" Belimi kaldırıp külodumu indiriverdim eteğimi çıkarmadan… Şimdi parmaklarının önünde hiç bir engel kalmamıştı. Okşuyor, sıkıyor, parmaklarının ucuyla her tarafında dolaşıyordu. Bacaklarımı aralamış, kendimi iyice arkaya vermiştim.
Amcığımı okşayan parmakların verdiği hazzın esiri olmuştum. "Oohhh… Devam et Hüseyin… Çok güzel… Devam et…"
-Islanmış bu abla… Ateş gibi… Islak…"
-Evet canım… Zevk alıyor çünkü… İçinden sular geliyor sen okşadıkça… Zevk suları onlar… Zevk veriyorsun bana canım… Erkeğim… Oohhhh…."
-Abla… Ben… Benim şeyim çok sertleşti… Rahatsız ediyor… Çıkarabilir miyim"Doğruldum. Çok fena olmuştum. O koca siki yemeden bırakamazdım. Ama burada olmazdı, kendimi tutamazdım o koca siki içime alırken bağırır, gürültü yapardım. Çocuk uyurken rahat edemezdim.
Hüseyinin elini tutup çektim,
-Abla" dedi kırgın kırgın… Gülümseyerek dudağından öptüm erkeğimi…
-Burda olmaz Hüseyin… Çocuk var… Ben dayanamam, sevişirken ses çıkarır, gürültü yaparım, uyanır. Senin eve gidelim canım… Daha rahat ederiz. Seni milli yapmak istiyorum bu gece…
Hadi, gel…"Kaldırıp elinden tuttum, üstümü başımı düzeltirken oğlumun odasına baktım, mışıl mışıl uyuyordu. Elinden tuttum, acele adımlarla çıkıp alt kata, Hüseyinin evine indik. Heyecandan titreyen elinden anahtarları alıp kapıyı açtım. İçeriye girip kapıyı kapatır kapatmaz duvara yasladım erkeğimi…
Dudaklarına yumuldum. Etli dudaklarını yalarken o da karşılık veriyor, emiyordu. Dilimi ağzının içine sokup dilini okşadım. Uzun uzun öpüştük.
Kendimi geri çektim zorla… İkimiz de nefes nefeseydik. Üstümdekileri yırtarcasına çıkardım, çırılçıplak kalmıştım. Tekrar Hüseyine yaklaşıp çıplak vücudumu yasladım bedenine… Öpüşürken ellerini tutup kalçalarıma götürdüm.
Ne istediğimi anlamış, elleri kalçalarımda dolaşıyor, sırtımı okşuyordu. Taş gibi olan siki pantolonun üstünden göbeğime baskı yapıyordu. Dudaklarını bırakmadan elimi araya soktum, telaşla kemerini çözüp pantolonunu küloduyla birlikte aşağıya indiriverdim.
Ayakkabı, çorapları ayağında duruyordu hala, pantolonu da ayaklarındaydı. Uzun siki füze gibi meydana çıkmış, havaya dikilmişti. Eğilip tapınır gibi diz çöktüm önünde… Parmaklarımın arasına alıp hayranlıkla seyrettim heybetini…
Okşadım… Ucundaki delikte bir damla zevk suyu parlıyordu. Dilimi uzatıp aldım o damlayı… Dudaklarımla minik bir öpücük kondurdum başına…
-Ohhh… Güler abla…" diye inledi erkeğim… Dudaklarımın temasıyla kasılıvermişti.
-Canım… Bırak bana kendini… Ablana bırak sen… Ben her şeyi hallederim…"Sikinin koca başını ağzıma sokmaya çalıştım. Aldım da… Emiyor, lolipop gibi ağzımın içinde dolaştırıyor, dilimle okşuyordum. Çıkarıp ıslanmış canavarıma bakıyor, sonra tekrar ağzıma sokuyor, boğazıma girdiği kadar, dibine kadar almaya çalışıyordum.
Ellerim de boş durmuyor, torbalarını okşayıp sıkıyor, bacaklarının içlerini, kasıklarındaki tüyleri okşuyor, parmağımı kabalarında, arka deliğinde dolaştırıyordum. Dizleri titremeye başlamıştı erkeğimin…
-Abla… Abla… Ben…"Sikini ağzımdan çıkarıp başımı kaldırdım, yüzü kıpkırmızı olmuş, ağzı nefessiz kalmış kuş gibi açılmıştı.
Elleri saçlarımın arasında kasılmıştı. Boşalmak üzereydi,
-Bırak kendini canım… Boşalt içindekini… Ben seni emerim şimdi… Yutarım seni…"Ağzıma aldım yine… Vakumlamaya, emmeye başladım. İlk damlaların geldiğini hissediyordum. Ağzıma o bildik tad dolmaya başlamıştı. Elleri istemsizce saçlarımı kökünden kavramış kendine çekiyor, sikini boğazıma kadar gömmeye çalışıyordu.
Nefes alamaz hale gelmiştim, ama dayandım. Spermleri direk boğazımdan kaymaya başladı. Kasılıyor, bacakları titriyor, inliyordu. O boşaldı, ben yuttum. Bitene kadar ağzımdan çıkarmadım sikini…Neden sonra sakinleşti.
Püskürmesi bitti. Ağzımı bileğimin tersiyle silip kalktım. Dudaklarına yumuldum yine… Gömleğini, atletini çıkardım bir yandan… Ayaklarındaki pantolonu, ayakkabılarını kendisi çıkardı. İkimiz de çırılçıplaktık.
Dudaklarımı onun vantuzundan kurtarıp gülerek boşaldıktan sonra yarı sert duran sikini tuttum,
-Hadi canım, beni yatağımıza götür…" dedim.
"Gerdek yatağımızda senin erkekliğini bozayım. Evdeki en geniş yatak nerde"
-?Karşıda, holün en sonundaki oda abla… Bizimkilerin yatak odası…"Sikini kavrayıp tuttum, çeke çeke aceleyle yatak odasına gidip geniş yatağa attım kendimi… Hüseyin de ezbere bildiği yatağın kenarına oturdu. Elini tutup alev gibi yanan, zevk suları akıp duran amcığıma götürdüm. Üstünde süs olsun diye bıraktığım minik tüy şeridini okşadı.
Parmaklarını dudakların arasından sokup içini okşadı. Kıvrandım…-?Ooohhhh… Çok güzel… Hadi aşkım… Ben senin sikini yaladım, emdim. Şimdi de sen beni yala… Gel… Yaklaş bana… Bacaklarımın arasına gel…" Eğilip başını kasıklarıma yaklaştırdı.
Saçından tutup yönlendirdim onu. Bacaklarımın arasına uzanıp yalamaya başladı. Islak dilin amcığıma temasıyla ürperdim, kasıldım.
-Ooohhh.. Yala canım… Yala aşkım… Dondurma yalar gibi yala beni… Dilini dolaştır… Ohhh… Evet… Orasını yala… O sert şeyi, klitorisi yala… İçine sok dilini… Aaahhhh… Özlemişim bunu… Öyle özlemişim ki… Devam et… Dilinle sik beni… Oohhhh… Mımmmm…" Saçlarını tutup amcığıma gömüyordum başını…
O da hakkını veriyordu doğrusu…Sanki her zaman yaptığı bir şeymiş gibi harika yalıyordu beni… Kendimi kaybediyor, zevk denizinde yüzüyordum sanki… Başını tutup çektim, yuvarlayıp sırtüstü yatırdım Hüseyini… Dizlerimi başının iki yanına koyup amımı ağzına verirken ben de sikine uzandım. 69 pozisyonunda, o yatarken ben üstte birbirimizi yalayıp emmeye başladık.
Yine kocaman olmuştu siki… Hüseyin amımı yalarken ben de onun verdiği zevkle daha hızlı yalıyor, köküne kadar ağzıma sokup çıkarıyordum. Dakikalarca yaladım, yaladım, yaladım… Doyamıyordum yalamaya…
Baktım, yine kasılmaya başlayınca kestim yalamayı… Doğrulup döndüm. Sikini yalamaktan ıslanmış ağzımla onun dudaklarına, benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarına yumuldum. Öptüm, öptüm, öptüm…
Kollarıyla sımsıkı sarılıyor, pazularının arasında göğsüm sıkışıyor, nefessiz kalıyordum… Sonra dudaklarımı dudaklarından çekip sordum,
-Hazır mısın aşkım Beni sikmeye hazır mısın Seni milli yapalım mı artık Bu koca sikini sokar mısın bana"
-Oohhh.. Evet… Evet Güler abla… Hazırım…"
-"Hadi o zaman… Başlayalım…"Kalçalarımı kaldırıp deminden beri aramızda ezilen, karnıma kasıklarıma batan erkeğimin kalın sikini apış arama aldım. Zevk sularıyla ıslanmış am dudaklarıma sürttüm. Sonra biraz daha dizlerimin üstünde kalkıp başını sabırsızlıkla bekleyen amcığımın giriş kapısına dayadım.
Kale kapısına dayanan koç başı gibiydi. Sularımdan ıslanan ve kayganlaşan başın biraz daha içime girmesi için alçaldım. Zorlanarak girdi yumruk gibi başı…
Durdum, birbirlerine alışmasını bekledim. İçimden sular aktığını hissedebiliyordum. Öyle zevk alıyordum ki anlatamam. Sonra, oturmaya başladım. Alçaldım, alçaldım. Uzun siki santim santim içime gömülüyordu.
Kalınlığı içimi dolduruyor, yara yara giriyordu amcığıma…
-Mımmmm… Çok güzel… Çok güzel sikin var aşkımm… Harikaaa… Ooohhhh… Öyle özlemişim ki… Tadını unuttum nerdeyse… Dur, bekle… Bekle biraz… Çok kalın sikin var canım… Yumruk gibi içimde… Oooohhhh… Bitirdin beni… Erkeğimmm…
Nasıl Güzel mi Hoşuna gitti mi sevişmek"
-Ohh.. Evet… Çok güzelmiş abla… Çok zevkliymiş… İçin ateş gibi… Elimle yapmaktan daha güzelmiş…"
-Evet… Evet canım… Nasıl, eldiven gibi sardım seninkini di mi? Benim evde, banyoda nasıl yaptığını seyrettim. Ona benzemez bu… Gerçek am sikiyorsun şimdi…"
-Hissetmiştim abla… Senin orda olduğunu biliyordum ben… Mahsus yaptım… Senin görmeni istedim… Seni azdırmak istedim… Seni nasıl istediğimi öğren istedim… Oohhh… İyi ki yapmışım… Bak, şimdi içindeyim senin…"
-Seni namussuz seni…" dedim gülerek… "Demek beni tuzağa düşürdün ha? Beni kötü emellerine alet ettin sen… Dur bakalım, seni zevkten öldüreyim de gör sen…" Oturup kalkmaya başladım bunu söylerken… Koca yarak yara yara içime gömülüyor, kalktığımda başına kadar çıkarıp tekrar köklüyordum.
-Zaten zevkten ölüyorum abla… Çok güzelmiş sevişmek… Keşke daha önce yapsaydık… Çok güzel… Harikasın… Bitiyorum, ölüyorum zevkten…"
-Ben… Ben de ölüyorum… Oooohhhh… Sikin öldürüyor beni aşkım… Aaahhhh… İçimi yarıyor sikin… Damarlarını bile hissediyorum… Kafası ta dibimde… Aaahhh…"Kendimi tutamıyor, inliyor, küçük çığlıklar atıyordum. Üstünde gidip gelirken kaç kez kasılıp boşaldığımı sayamadım.
Sonra içimden çıkardım, yana devrildim. Bacaklarım tutmuyordu. İkiye ayırdım bacaklarımı, erkeğimi de tutup üstüme çektim. Bacaklarımın arasına aldım.
-Diz çök şimdi erkeğim… Ver şu koca sikini bana, içime alayım onu… Ablan yoruldu artık… Şimdi sen sokacaksın bana… Pompalayacaksın beni… İçime sokup çıkaracaksın sikini… İşte böyle…"Sikini tutup amcığıma soktum yine…
Yine yavaş yavaş girdi içime… Yarısına kadar girdikten sonra kendini bırakıverdi üstüme, sikini dibine kadar gömdü içime…
-Aahhhh… Yavaş canım… Yavaş sok… Ooohhhh…. Öyle büyük sikin var ki, canım yanıyor sert girince… Kocamdan büyük seninki… "Bacaklarımın arasında inip kalkmaya başladı. İkiye ayrılmış bacaklarımın arasında kalçalarını avuçlayıp yönlendiriyordum erkeğimi… Kalçalarını avuçluyor, okşuyor, belinden tutup kendime çekiyor, sırtını tırnaklıyordum.
Hüseyin, önce yavaştan yavaştan sokup çıkarıyordu. Sonra hızlanmaya başladı. Çekiliyor, başına kadar çıkarıp aniden içime gömüyor, erkekliğinin başı rahmime vuruyordu sanki. Her çekişinde içimden çıkardığı sikinin boşluğu bir saniye sonra tekrar milimine kadar doluyor, içimdeki suları dışarıya fışkırtıyordu.
Sularımın arka deliğimden aşağıya yatağa süzüldüğünü, altımın sırılsıklam olduğunu hissedebiliyordum.Başımı kaldırıp dudaklarını öpüyor, yalıyor, saçından çekip çılgın gibi dudaklarını emiyordum. Narin vücudum, onun erkek gövdesinin ağırlığı altında eziliyor, nefessiz kalıyordum.
Üstümden kalktığında hava alabilmek için çırpınıyordum. Sonunda boşalmaya başladı. Kasılıyor, titriyor, içime sokup çıkarmaları gitgide hızlanıyor, çılgın bir tempoyla sikiyordu beni… İlk fışkırmalarını, sıcak menilerini içimde hissettiğimde ben de son kez koyvermeye başladım. Aynı anda boşalıyorduk ikimiz de…
Bağıra bağıra, inleye inleye, kıvrana kıvrana orgazm oluyorduk.Sonunda durulduk… Kavgadan çıkmış gibiydik… Kendini koyuvermiş, üstüme uzanmıştı Hüseyin… Nefes alamıyor, altında boğuluyor gibiydim. Üstümden yuvarladım onu…
Kolunu yastık yapıp sarıldım. Başım geniş göğsünde, bacaklarım yandan onun kaslı bacaklarına dolanmış vaziyette kaldık… Harikaydı… Hiç böyle bir sevişme yaşamamıştım kocamla…
Böyle tatmin olduğumu, böyle zevk aldığımı hatırlamıyordum…
-"Nasıl aşkım Güzel miydi Zevk aldın mı" diye sordum göğsündeki tüyleri okşarken… Alacağım cevabı bile bile…
-Evet… Çok güzeldi abla… Harikaymış…" dedi erkeğim.
-Bundan sonra abla yok kocacım… Ben senin karınım artık…" dedim. Uzanıp dudaklarından öptüm. O da karşılık verdi bana…
-Peki aşkım… Peki karıcım… Sen nasıl istersen… Bu zevki yaşattın ya bana… Senin kölenim artık…"
-E, hadi o zaman kölem… Biraz dinlen, kendine gel… Sonra tekrar yapalım… Tekrar sik beni… O koca sikini yine içime sok… Tekrar tekrar… Açlığımı doyur benim…"
-"Unuttun mu sahip Ben de açım. Bu yaşıma kadar seni beklemişim ben… Kolay kolay bırakmam seni karıcım…" dedi üstüme çıkarken… Az önce boşalmasına rağmen siki yine sert, dik, kalın ve kocamandı. Dediğini de yaptı… Tekrar tekrar sikti beni…
Dinlene dinlene… Uyuduk, uyandık, seviştik… Sabaha kadar… Sabah gün ağarırken bacaklarım titreye titreye yukarıya, evime gittim. Kendimi yatağa attım. Biraz dinlenip kendime geldim, oğlumu okula götürmem gerekiyordu.
Gidip gelene kadar bacaklarım titredi. Eve geldiğimde direkt Hüseyinin kapısını çaldım. Evdeydi hala… Benim sesimi duyunca heyecanla kalkıp kapıyı açtı. Yatağımıza, aşk yuvamıza gittik hemen…
Öyle yorgunduk ki, öğleden sonraya kadar birbirimizin çıplak bedenlerine sarılıp uyuduk…Üç gün sonra kocam gelince ayrılmak zorunda kaldık.
Kocamın altına yatıp sevişirken Hüseyinin yüzü geliyordu gözümün önüne… Zevk alıyordum elbette, ama Hüseyinin verdiği zevki, onun görmeyen gözlerini, beni görmeye çalışırken bütün vücudumda dolaşan parmaklarını aklımdan çıkaramıyordum.
Kocam gittikten sonra bir bahane uydurup oğlumu yazlıkta oturan dedesine bıraktım. Kuzenleriyle birlikte olacağı için o da çok mutluydu. Ben de mutlu olmak için, son sürat evime giderken sevgilimin kollarına kavuşacağım anı bekliyordum sabırsızlıkla…
Bir hafta boyunca yataktan çıkmadık. Her an, her saniye, bıkmadan, usanmadan seviştik, koklaştık. Benim evimde, onun evinde… Korkmadan, çekinmeden…
Evin her köşesi bizim seks yapmamız içindi. Günah yuvamızdı, mutluluk yuvamızdı…
good girl sucking