Bir Erkeğin Gizli Dünyası
Merhabalar… Bu yazılanlar ve paylaşılan her şey bir erkeğin gizli dünyasıdır. Ben sıradan bir insan, eşimle evlenmeden önce bir başka erkekle göz temasında bulunduğunda bile kıyametleri koparacak kadar tutucu bir adamdım aslında.
Ama bir süre sonra yasadığım bazı olaylar benim daha geniş düşünmem gerektiğini öğretti bana… Hiç bir insanı tanımadan yargılamamam gerektiğini, insanların yaşam tarzlarıyla ya da düşünceleriyle olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini öğretti.
Karım Gül 23 yasında… Uzun boylu beyaz tenli ve simsiyah saçları olan harika bir kadındır. Güzel olduğu kadar da zeki biridir. Şu an ikinci üniversitesini bitirmek üzere. Ben ise eşimin aksine kumral ve mavi gözlü 1.75 boylarında bir erkeğim.
Biz birbirimizi severek evlendik. Öyle flört falan için de çok vaktimiz olmadı aslında. Birbirimizi gördük, aşık olduk ve çok kısa bir sürede de evlendik. Yani birbirimizi tanımamız evliliğimiz için geçirdiğimiz 3 yılda oldu diyebilirim.
Karım rahat biridir. Rahat ve oturaklı… Girdiği ortamlarda çok çabuk dikkat çekecek türden. Soğuk bir mizacı vardır aslında. Ama güzelliğiyle birleştiğinde çok fazla çekici bir hal alır. Alışverişte ya da herhangi bir yerde bir şeyler içerken karımı görseniz mutlaka pür dikkat izlersiniz onu.
Bir erkek olarak ne tür bayanların dikkat çektiğini çok iyi bilen biriyimdir. Dışarıdan gören biri için ağır başlı, insanlara tepeden bakacak kadar havalı ve üzerine ne giyinirse giyinsin, fazlasıyla yakıştıracak kadar da kadınsıdır.
Birçok kez şahit olmuşumdur, karımla yemeğe çıktığımız akşamlarda sipariş almak için gelen garsonların karımla konuşurlarken ne kadar dikkatli olduklarına… Ya da herhangi bir kafede buluştuğumuz anlarda kapıdan girdiği anda bütün masalardaki insanların mutlaka karımı süzdüklerine şahit olmuşumdur göz uçlarıyla…
Böyle bir kadınla evliyim ben işte. Yani hikaye anlatanların abarta abarta bitiremedikleri karım manken gibi demelerinden çok daha fazlasına sahip bir erkeğim.
Haliyle böyle bir kadına sahip kim olursa olsun kıskanmaması kaçınılmaz bir durum olurdu. Üç yıl evlilik süresi içerisinde çok güzel anılarımız oldu tabi ki. Birbirimizi yeterince de tanıma fırsatımız oldu.
İkimiz de çılgınlığı yenilikleri ve heyecanı seven insanlarız. Seks hayatımız çok renklidir bu yüzden. Tabi seviştiğimiz gecelerde de bu özelliklerimizi sonuna kadar yaşadık birlikte. Romantizm, alkol sabahlara kadar sevişip yatağın içinde sızmalar, sırtımda günlerce geçmeyen tırnak izleri… Karımın boynundaki sayısız morluklar…
Tabi bu anlattıklarım sizi yanıltmasın. Dışarıda yatak odamızdan çok uzakta bir görüntü çizdik hep. Ağır başlı, birbirine saygılı, girdiğimiz her ortamda da örnek gösterilen bir çiftizdir biz. Gelelim bu günlere nasıl geldiğimize…
Her şey evliliğimizin ikinci yılında başladı. Eşimle ilk defa ayrılmamız gerekiyordu. Benim işlerim dolayısıyla şehir dışına gitmem gerekti. İlk bir hafta hal hatır iş güç konuştuk telefonda hep…
Sonra bir gece kaldığım otelde bir iki kadeh alkol alıp öyle çıkmıştım odama. Kafam hafif çakır keyifti ve aşırı derecede seks istiyordum. Biz öyle telefonda mesajlaşma falan pek hoşlanmayız. Ama o gece karıma mesaj attım bir anda.
"Şu an odadayım kafam da güzel… Seni çekti canım" dedim. Ve ondan gelen cevapla bir anda mesajlaşmaya başladık. Tabi bu arada kafamın güzel olduğunu ve onun da bir şeyler içmesini aynı dili konuşmamız için istedim öncelikle. Yaşadığımız gecelerden örnekler, altındaki iç çamaşırlarından birbirimizi azdırıp durduk saatlerce. Mesajlaşırken birden
"Bugün ne giydin" diye bir mesaj attım karıma. O da giydiği kıyafetleri anlatmaya başladı bana.
"Buz mavisi kotum, beyaz v yakalı badim altına da topuklu beyaz ayakkabılarımı giydim" diye cevap verdi.
Gözümün önüne getirdim karımı hemen. Ama yüzüm de asılmıştı biraz. Çünkü buz mavisi kotu streç olandı. Ve o kotu ne zaman giyse ben bir kıskançlık tribine girmişimdir. Yine gözümün önüne getirdim o kotu. Bacakları uzun ama zayıftır karımın. Beli de bacakları gibi incedir, fakat kalçaları o bel ve bacaklara göre biraz daha topludur. Yani o seksi kalçalar o kotun içinde çok fazla dikkat çekici hale geliyordu.
Bir yandan karımla mesajlaşıyordum bir yandan da o kotun içindeki halini düşünüyordum. Kıskançlık kızgınlık ve alkol bir araya gelince bir anda karıma söyle bir mesaj çektim.
"Çok merak ediyorum Gül, o kotu neden giyme dediğimi biliyorsun. Hem çok dar hem de çok seksi. Hoşuna mı gidiyor dikkat çekmek?“ Gül’den gelen mesaj aynen şuydu,
"Hayır o kotumu ben de çok seviyorum. Senin de söylediğin gibi çok yakışıyor bana. Hem ben ne giyersem giyeyim bakıyor yine de erkekler. Kotla bir alakası yok yani” dedi.
O mesaj nedenini bilmesem de çok garip düşüncelere yöneltti beni. Artık iyice sarhoş olmuştum. Belki de karıma o güne kadar hiç olmadığım kadar rahat hiç söyleyemeyeceğim şeylerden birini söylüyordum.
"Kadın milleti değil misiniz, iş felsefeye geldiğinde üstünüze yok. Bundan sonra hiç bir kıyafetine karışmıyorum. Ne istersen onu giyin aşkım. Kıskançlık falan da yok. Ne kendimi sıkıntıya sokup kıskanacağım. Karışmıyorum artık kıyafetine de sana da. Takıl kafana göre" deyip kapattım o konuşmayı.
Bir kaç gün sonra işlerimi halletmiş dönmüştüm tekrar yaşadığım şehre. Karıma sürpriz yapıp geleceğimi haber vermemiştim, ama asıl sürpriz bana olmuştu, çünkü karım evde yoktu. Telefon açtım. Alışveriş merkezindeymiş, ayakkabı alması gerekiyormuş kendine. Bana da,
"Hazırlan gel ayakkabıyı aldıktan sonra birlikte yemek yiyelim" diye teklifte bulunmuştu.
Ben de duş ve üzerime yeni bir şeyler giydikten sonra alışveriş merkezine gittim. Karım ayakkabı deniyormuş kendine. İçeri girdiğimde gördüğüm manzara bir anda gerilmeme sebep oldu zaten. Karım arkası bana dönük ayakkabı deniyordu. Ona yardımcı olan satıcı da önünde dizlerinin üzerine çökmüş, karıma ayakkabıyı giymesinde yardımcı oluyordu. Tabi bir yandan da gülerek konuşuyorlardı.
O an aşırı bir kıskançlık hissettim içimde. Tabi karım asla öyle bir satıcıyla falan art niyetli olarak konuşacak muhabbetlere girecek biri değildir. Başta da dedim ya havasından yanına yaklaşamazsın normalde… Ama yine de erkeklik hormonların fazla salgılanmıştı o an işte.
Neyse, yavaş yavaş yaklaştım yanlarına doğru. Sonra karım başını çevirip bana dönünce gülümseyerek
"Hoş geldin aşkım. Bak, çok güzel bir ayakkabı beğendim.“ falan derken ben de yanlarına gelmiştim artık.
O an karımın tam önünde ayakta duruyordum. Karım ayakkabısına bakarken ben de bir an karımı süzmekle meşguldüm. Üzerinde beyaz bir v yakalı penye vardı. Normalde üzerine yapışan penye öne eğildiği için bollaşmıştı ve nerdeyse göğüslerinin tamamı ortadaydı. Altında krem rengi bir koton etek vardı. Etek çok kısa değildi aslında ama karım ayakkabıları denerken bir dizini kırıp diğerini uzattığı için ayakkabı giydiren çocuk baktığında karımın baldırına kadar görebilirdi.
Ben hiç bozuntuya vermedim. Ayakkabı güzelmiş gibi şeyler söylerken, karım bir anda aynaya bakmak için ayaklandı. Kalkarken ben göremedim, fakat dizlerinin hizasında duran çocuğun bir anda karımın etek arasına doğru baktığını fark ettim. Karımın o kalkışıyla külodu olmasa da kasıklarına kadar gördüğüne emindim. Yine kan beynime sıçramıştı, ama hiç bir tepki vermeden ayakkabı hakkında yorum yaptım sadece.
Neyse ayakkabı faslı bittikten sonra yemek için restorana geçtik karımla… O bir yandan yemeğini yerken bir yandan da ben yokken yaptıklarını anlatıyordu. Ben ise gözüm üzerinde olmasına rağmen ayakkabıcıdaki görüntüyü düşünüyordum. Karımın göğüsleri, bacak arası, çocuğun tam karımın dizi dibinde ayakkabıyı giydirmesi… Karımın baldırına kadar açılan eteği…
O ana kadar sadece kıskançlık varken içimde bir anda içimde bir sıcaklık hissettim. Tarifini yapamıyorum şu an ama bir karıncalanma gibi bir şeydi sanki. Ve ben o anı düşündükçe sertleşiyordum. Hem de penisim pantolonumu yırtacak hale gelene kadar sertleştim durdum.
Sonra karım anlatacaklarını bitirip yemeğine döndü tekrar. Gözüm bir anda üzerindeki badının v yakasına takıldı. Öne eğildiği anda bembeyaz göğüslerinin yarısı ortaya çıkıyordu. Karımın göğüsleri küçük sayılır aslında. 85 falandır yani. Ama çok dik oldukları için çok dikkat çekiyor gerçekten. Ayakkabıcı çocuğun o manzaraya bakışını düşündüm tekrar. Ve sonra baldırına kadar acılan etek…
Film şeridi gibiydi o görüntüler benim için. Başa sarıp sarıp duruyordum. Ama inanılmaz bir heyecan duruyordum bir yandan da. Karımın ise hiç bir şeyden haberi yoktu o an. Yemeğimizi bitirdikten sonra eve geçecektik. Fakat bir anda
"Gel sana bir şeyler alalım hadi…” dedim bir anda.
Tabi benim alışveriş delisi karım çok sevindi bu teklifime. Mağazanın birine girip birinden çıkıyorduk. Neden böyle bir şey istediğimi de bilmiyordum ama karımla birlikte biraz daha gezmek istiyordum. Lüks bir marka vitrininde beyaz saten bir gece elbisesi gözüme çarptı.
"Bak şu çok güzelmiş, gel bir dene istersen…” dedim.
Karım da beğenince içeri girdik o elbiseye bakmak için. İçerisi kalabalık sayılmazdı. Bizden başka bir karı koca daha vardı. Çalışanlardan bayan olan diğer müşteriyle ilgileniyordu. Bizim yanımıza ise bir bey geldi.
"Buyurun size ben yardımcı olayım.“ diyerek.
Karım vitrinde gördüğü elbiseyi tarif etti ona. Elbise gelince önce bir askısında baktık sağa sola çevirerek. Beyaz satenden, altı dar ama tam diz altı hizasında, üstünde gümüş renk taşlı bir penyesi var bir de beyaz ceketi olan bir elbiseydi. Neyse karım
"Denemek istiyorum bunu…” diyerek kabine doğru ilerledi.
O arada bize yardımcı olan arkadaş da elbiseyle karımın peşinden gitti. Ben ise sağa sola bakarak oyalanıyordum. Bir süre sonra karım kabinden çıkıp yanıma geldi. Elbisenin ceketi elindeydi.
"Onu neden giymedin?“ dedim.
"Küçükmüş bunun bedeni, etekle penyesini zor giydim. Şöyle bir deneyeyim, içerisi çok sıcak, beğenirsek bir büyük bedenini alırız” dedi.
Sonra da aynaya doğru ilerlemeye başladı. O an arkasından bakarken eteğin vücuduna tamamen yapıştığını, eğilse mutlaka bir yerinden yırtılacağını düşünürken az önce bize yardımcı olan arkadaş geldi yanımıza.
"Nasıl oldu beğendiniz mi?“ gibisinden sorular soruyordu. Ben de,
"Bilmiyorum bakıyor karım daha…” dememle birlikte yanımdan ayrılıp karımın yanına doğru gitti.?“
Bu sırada karım bir sağa dönüp bir sola dönüyor elbiseyi inceliyordu. Tabi benim gibi satıcı çocuk ta karıma bakıyordu pür dikkat. O ana kadar her şey gayet normaldi. Ta ki karımın istem dışı
"Üüff çok sıcakladım şu çantamdan tokamı verir misin?” demesiyle birlikte tokasını çıkarıp ona uzattım. O da ellerini kaldırıp arkadan saçlarını toplamakla uğraşırken o anda üzerindeki penyenin askılarının çok ince ve dar olmasından dolayı göğüslerinin iyice belirginleştiğini, uçlarının ise tamamen ortaya çıktığını fark ettim.
Tabi bunu gören de yalnızca ben değildim. Çalışan çocuk ta gözlerini hiç ayırmadan karımın göğüslerine bakıyordu. Karım ise haberi olmamasına rağmen ağır ağır saçlarını toplarken yanındaki adama ziyafet sunuyordu resmen…
Bu manzara beni yine etkilemeye başlamıştı. İçimde bir şeyler akıyor ve gitgide ateş basıyordu bana. O anda çocuk eşime yaklaşıp bel hizasını falan ayarlamaya çalışıyordu ki, karımın bir anda bana dönüp
"Nasıl beğendin mi?“ demesiyle çocukla burun buruna gelmeleri bir oldu.
Tabi ikisi de bunun farkına varıp ayrılsalar da ben o sahneden tarif edemediğim bir şekilde tahrik olmuştum. Penisim öyle hızlı sertleşiyordu ki pantolonumun içinde kalp gibi atmaya başladığını hissedebiliyordum.
"Güzel oldu aşkım” demekten başka bir cümle çıkmadı ağzımdan.
Karım da aynanın karsısında bir iki defa daha döndükten sonra çıkartmak için kabine doğru gitti. O ara istem dışı gözüm satıcı çocuğun pantolonunun önüne takıldı gözüm. O da kıyafetleri düzler gibi yaparak önünü saklamaya çalışıyordu. Ve belli belirsiz siyah kumaş pantolonundan kalkan penisini de görebiliyordum. Karım kabinden cıktı ve eve dönmek için yola koyulduk.
Arabada aklımdan o görüntüler çıkmıyordu. O mesajlaşmadan sonra ne olduğunu anlamadığım düşünceler girmişti aklıma. Kendimden nefret ediyordum ama heyecandan da ölecek gibiydim. Neden bu kadar heyecanlandım onu da bilmiyordum ama bildiğim tek şey kasıklarıma ağrılar girdiğiydi.
Arabayı otoparka koydum sonra da asansöre bindik. Karım aynada saçını başını düzeltirken bir yandan da benimle sohbet ediyordu. Ben ise onu izlemekle meşguldüm.
Asansör bulunduğumuz kata geldi ve biz eve girdik. Karım ayakkabılarını çıkartmak için eğildiğinde onu öyle bir hızla sarılıp havaya kaldırdım ki attığı çığlık apartmanda yankılanmıştır eminim ki. Kucağımda dudaklarımız yapıştı. Öyle azmış ve öyle istiyordum ki karımı, nefes bile almadan parçalıyorduk dudaklarımızı.
Kucağımda salona kadar götürdüm. Sonra da koltuğun üzerine birlikte uzandık. Ağzını boynunu omuzlarını dudaklarımla emip yalarken bir yandan da ellerimle kalçalarına sarılmış deli gibi sıkıyordum. Taş gibi sertlerdi. Eteğin altına elimi sokup amını avucumun arasına aldım. Ve daha önce hiç sıkmadığım gibi sert sıkıp okşuyordum. Ben amını avucumun içinde ezdikçe o koltukta yılan gibi belini bir sağa bir sola oynatıyordu.
Öyle kudurmuştuk ki ikimiz de birbirimizi soyacak kadar bile bekleyemiyorduk. Pantolonumu bir çırpıda yere düşürdüm. Sonra da karımın bacaklarını ayırıp kilodunu yırtarak çıkarttım. Öyle sert hareket ediyordum ki bir yandan öpüşürken bir yandan da sürekli karımın “yavaş yavaş” diye inlediğini duyuyordum sadece.
Sikimi bacak arasına soktum önce sonra da tam amının üzerine getirip bıraktım. Karım sırılsıklamdı zaten. Sikim amının üzerinde kayıyordu sanki. İçine girmemiştim daha ama o sıcaklık ve ıslaklık beni kudurtmaya yetmişti bile. Sikimi amına öyle bir bastırıyordum ki ne kadar sertleştiğimi ne kadar azdığımı görsün istiyordum. Bir süre sonra da karım daha fazla dayanamayarak sikimi avucuna alıp kendisi soktu içine.
Bir anda dibine kadar girdim. Kayıyordu resmen içinde. Vıcık vıcık olmuştu. Sikimi öyle bir sarmıştı ki amı, tamamen doldurmuştum içini. Normalde erken boşalma gibi bir sorunum yoktur ama o gün yaşadığım için hiç bir şey normal değildi benim için. Boşalmam da normal olmadı yani. Bir iki git gelden sonra karımın üzerine uzandım.
Kollarımın arasına aldım onu. Altımda kaybolmuştu sanki. Ellerime gelen sadece sırtının etleriydi. Öyle sıkı sarılıp sıkıyordum ki onu havasızlıktan boğulabilirdi. Dudaklarını dişlerimle kemirmeye başladım. Ve en sonunda kendimi çekip öyle hızlı girdim ki içine, amından çıkan o ıslak sese daha fazla dayanamadım. Hırıltılarla zevkten ölerek boşaldım karımın amına.
Normalde karım boşalırken titrer sürekli ama o gün ben tutamıyordum kendimi. Dizlerim titriyordu, nefesim kesilmişti, içimden akan sperm olamazdı. Öyle çok çıkıyordu ki sikimin damarlarından spermin oluk oluk aktığını hissedebiliyordum… Ve bir süre sonra da yığıldım kaldım karımın üzerinde…
Karım nefes almak için kalktığında bana bakıp gülümsüyordu. Bir yandan saçlarını toplarken bir yandan da
"Sana ayrılık yaramıyor hayvan…“ diye sesleniyordu.
O arada gözüm bacaklarına takıldı. Baldırlarından aşağı doğru spermlerim akıyordu. Karım bunu fark edince
"Ben bir duşa gireyim” dedi. Ben de,
"Hayır girme duşa… Gel içeri geçip bir şeyler içelim…“ dedim.
"Dur, şu üzerime rahat bir kıyafet giyip geleyim. sen koy içkilerimizi…” diyerek yatak odasına doğru gitti.
Ben salona geçip yer minderlerimizi koltuğun önüne koydum, slow bir müzik açtım. Ve karımla içmekten en çok keyif aldığımız tekila ile limon ve tuzu da hazırlayıp mindere uzandım. Üzerimdeki iki parça kıyafet atletle gömleğimi de çıkardım tabi.
Sigaramı yaktığım sırada karım göründü kapıda. Loş ışıkta tanrıça gibi görünüyordu. Esmer teninin üzerinde patlıcan moru iç çamaşırları vardı sadece. Altı slip tarzı üzerindeki sütyeni ise şeffaf ve dantelliydi.
"Dur gelme de biraz seni izleyeyim hayatım…“ dedim. O da gülümseyerek poz verdi bana. O ara ilk tekilamı içmiştim o manzarayla. Daha sonra karım da gelip sırtını bana yaslayarak oturdu. Sohbet etmeye başladık. Bana
"Beni aldatmadığın belli oldu. Çok özlemişsin” dedi gülerek. Ben tam yanıt verecekken de devam etti.
"Aşkım, hakikaten ne oldu bugün sana, bir tuhaftın…“ dedi. "Bu pek özleme işini benzemiyordu” dedi gülerek. Ben de
"Yok aşkım gerçekten özledim" dedim lafı geçiştirerek. O an sessizlik olunca yine aklıma bir kaç gündür aklımdan çıkmayan o düşünceler girmişti. Sonra sessizliği bozan yine ben oldum.
"Gül bir şey söylemek istiyorum sana. Hani ben senin kıyafetlerine karışıyordum seni çok kıskandığımı söyleyerek ya, geçen konuştuğumuz konuda ciddiydim ben. Bundan sonra seni sıkmak istemiyorum. Beni sevdiğini biliyorum. Seni ilk gördüğümde de rahat biriydin. O halinle aşık olmuştum ben sana… Seni kendi istediğim gibi yönlendirmek ve başka biri haline sokmak istemiyorum" dedim.
Karım da buna karşılık bizim birbirimize aşık olduğumuzu böyle basit şeylerle tartışmak bile istemediğini bunların önemsiz şeyler olduğunu söyleyip durdu. Bu arada da dörder tane shot yapmıştı bile tekilalarımızdan… Bir yandan sohbete devam ediyorduk bir yandan da birbirimizi okşuyorduk.
Onun eli benim kasıklarımdaydı benim ki ise külodunun üzerinden amını okşamakla meşguldü. Bir ara okşamalarımı hızlandırdığımda karım gözlerini kısmış sigarasını çekiyordu içine derin derin. Tam bu sırada ağzımdan su kelimeler dökülüverdi…
"Aşkım bir kadın seksi şeyler giydiğinde, dışarıda o bakışlardan çok etkileniyor mu? Yani bu size bir şey hissettiriyor mu yoksa sizin kıyafet seçiminiz tamamen sıradan mı sizin için?
"Canım bak şimdi" diye lafa başladı karım. “Ben bir kıyafeti giyerken hiç kimseyi düşünmem. Ama kendimi iyi hissetmek isterim. Yakışsın üzerime isterim. Yani bunlar insana güven verir. Kendine güveni olan bir insan da hayatın her döneminde mutlu ve başarılı olur” dedi.
"Peki o zaman şunu sorayım. Sen mesela bugün ayakkabı denerken sıradan bir kıyafet giymiştin. Ama ilk geldiğim anda göğüslerinin açılmış olması ve baldırlarına kadar görünen bacakların dikkatimi çekti. Ki ben ayaktaydım önünde eğilen çocuk nerelerini görmüştür kim bilir…
Bunu siz kadınlar bilmiyor musunuz yoksa bilerek mi yapıyorsunuz. Tamam belki istem dışı ama o kıyafeti giydiğinde illaki böyle boş bulunduğunuz anlar olacaktır. Ve bunun karşınızdaki erkeği etkileyeceğini bilmiyor musunuz? Ya da bilip de hoşunuza mı gidiyor?“ diye bir soru sordum. Gül önce güldü sonra da
"Ya tabi. her kadın giydiği kıyafetten mutlaka bazı yerlerinin açılacağını ve bunun da başka bir erkeği etkileyeceğini bilir. Ama bir çoğu bilerek ve isteyerek oram buram açılsın da göstereyim millete diye düşünmez. Ha, ama şu da var. Kendine güvenen kendini güzel bulan vücuduna güvenen bir kadın da, istem dışı da olsa, bir yerleri açıldıysa -abartmadan tabi- aman hemen kapatayım da kimse görmesin diye bir telaş içine de girmez yani…” Bu son cümlesi beni yine tuhaf şeyler düşündürmeye yetmişti bile.
"O zaman bugün sen de bacaklarının ve göğsünün açıldığını biliyordun ama bundan hoşlandın ve örtme gereği duymadın. Yani kendini göstermek hoşuna bile gitti öyle mi?“ diyecektim ama dilimin ucuna gelen şeyi soramadım tabi. Birer tane daha tekilamızdan shot yaptıktan sonra iyice kafam güzel olmuştu. Karım ise bana
"Bu kadar yeter” deyip içmeyi bırakmıştı. Ben tam elimi slibinden içeri amına sokacağım sırada karım birden
"Aaa aşkım ne diyeceğim sana, bir film gelmişti sinemaya bugün son günü kaç gündür gidecektim de seni bekledim. Gel hadi saat daha erken sinemaya gidelim mi?“ dedi. Aslında o an hiç bir yere gidecek halim yoktu. Evde kalıp karımla sabaha kadar sevişmek istiyorum ama öyle hevesli söyledi ki o an kıramadım onu.
"İyi de aşkım şu halime bak azdırdın beni iyice bu halde sinemaya mı gideyim?” dedim gülerek.
"Az daha dayan, gelince acısını çıkartırız hem zaten akşam beni de boşaltmadın" dedi gülerek… Ve bir anda kucağımdan fırlayıp
"Ben hazırlanayım bari hadi sen de bir şeyler giyin üzerine de 11 matinesine yetişelim bari" dedi. Tam kapıdan çıkacağı sırada
"Aşkım bu saatte kimse olmaz sinemada seksi bir şeyler giy de bu gece beni çıldırt çıldırtabildiğin kadar geceyi düşünmekten başka bir şey olmasın aklımda…“ dedim. O da gülerek
"Valla ben karışmam sen istedin” deyip gitti yatak odasına doğru…
Karım evde çocuk gibidir. Sırnaşır nazlanır sürekli şakalaşır ama dışarıda da bir o kadar soğuk ve asildir. Yani çok farklı iki insan gibi olur. Ben kafamın güzel olmasından dolayı ne diyecek diye öyle bir teklif yaptım ama aslında bir kot bir tişört çıkacağını da iyi biliyordum karımın… Ama yanılmıştım…
Ben hazırlanıp ayakkabılarımı giyerken karım cıktı yatak odasından. Uzun siyah saçlarını atkuyruğu yapmış tepesinde. Üzerine beyaz atlet tarzı bir penye giymiş. Altında ise normalde evde bile çok dar rahat edemiyorum diye giymediği adidastan aldığım streç tayt tarzı bir eşofmanı vardı.
"Aşkım bu ne hal?“ dedim gülerek.
"Napim aşkım giyecek bir şey bulamadım hem sinemaya gidiyoruz kim görecek beni bu halde?” diyerek ayakkabılarını bağlamaya başladı bile.
O ayakkabılarını bağlarken ben kalçalarına bakıyorum o an. Ve o eşofmanı parçalayıp içine girmemek için zor tuttum kendimi. Ayağa kalkıp bana döndüğünde ise kabarık amı olduğu gibi belliydi eşofmanın önünde. Neyse çıktık evden. Arabada elim sürekli bacaklarında geziniyordu. Arada birde amına götürüp avucumun içinde sıkıyordum hafif hafif. Gül de
"Biraz daha sabret film biter bitmez istemediğin kadar senin olacak o…“ diyordu…
Gül’ün de dediği gibi sinema bomboştu. Bizden başka bir iki kişi daha vardı filme giren. Koltuk seçerken bakmıştım en boş olan sıradan almıştık biletlerimi. En arka sıranın bir önü. Film başladı ve biz izlemeye başladık.
Ben hem yol yorgunluğu hem de alkolün etkisiyle esnemeye başlamıştım. O sırada Gül pür dikkat filme odaklanmıştı. 5 10 dakika derken sinemanın kapısının açıldığını hissettim. Kafamı çevirdiğimde ise bir kişinin daha girdiğini fenerle yer gösterdiklerini fark ettim. Fener sönmüştü ama gelen kişinin nereye geçtiğini görememiştim.
Ben can sıkıntısından sağa sola bakınırken bir anda yeni gelen kişinin bizim arka sıramızda olduğunu hatta benim tam arkamda olduğunu otururken koltuğunun çıkarttığı sesten anlamıştım. Benim sağa sola baktığımı gören karım da
"Nereye bakıyorsun, filmi izlesene…” deyince filme verdim kendimi.
Aksiyon filmiydi izlediğimiz film ama arada da erotik sahneleri oluyordu. Hele birisinde kadınla erkek öyle bir sevişmeye başladılar ki karımın eli önce benim kasıklarıma oradan da sikime kadar çıkmıştı.