Tumblr'da 10. yılımı dolduruyorum 🥳
Son 10 yılımın tam özeti burdadır 💐
ojovivo

JVL

Janaina Medeiros
h
TVSTRANGERTHINGS
Game of Thrones Daily

titsay
art blog(derogatory)

izzy's playlists!

Origami Around
Fai_Ryy
noise dept.
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Cosimo Galluzzi
Jules of Nature
🪼
Noah Kahan

@theartofmadeline

No title available
RMH
seen from United States

seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from Bulgaria
seen from Indonesia
seen from South Africa

seen from Nepal

seen from Malaysia
seen from Nigeria

seen from United States
seen from Spain
seen from Italy

seen from United States
seen from United States

seen from Japan
seen from United States

seen from Bangladesh
@catlakkavanoz
Tumblr'da 10. yılımı dolduruyorum 🥳
Son 10 yılımın tam özeti burdadır 💐
Aptalsın
Bebişim aptalsın ve bu aptallık bir gün seni sonsuz bir hayata kavuşturacak.
Güzel bir tiyatro izledim uzun süredir gelmek istediğim bir sahnede. Oyunun son biletini ben aldım. Yetişmek için koştur koştur gittim. 3 dk geç kaldım bu benim için ölüm demektir bilen bilir.
Oyunda karakterlerde kendimi zaman zaman buldum. Zaman zaman belimin ağrısını hissettim zaman zamansa bindiğim taksinin İstanbuldaki kurallara yek uyan taksicisi olduğunu düşündüm.
Telefonum defalarca çaldı. Nerdesin? Nerdeeesin aç telefonu.
Ben Aptalım.
Kafamda beni mutlu edecek şeyleri birbiri ardına sıralarım ve herkesin burdan bişeyler seçmesini beklerim. Hele bir yanlış bir şey olsun. Alaaddinin cini gibi 3 dilek hakkınız bitmiştir diyip yok olurum.
Nerdeyim?
Uzun süredir birileri farkeder belki diye cümlelerin içinde kullandığım yerdeyim. Kendi kendime zaman geçirmenin keyfini hatırladığım için pişmanlık yaşadığım ama kendimin aptal olduğunu farkedip en istediğim şeyi yapıp kendimi date çıkardım. Etrafımdaki bir avuç ama evrendeki milyarlarca insandan umudumu kesip sadece ve sadece kendimle güzel zaman geçirebildiğim için mutluyum. En azından kendimi mutlu edebiliyorum bu da bir meziyet.
Bir sürü dükkan var burda kafeler restoranlar (bu kelimeyi yazarken çok zorlanıyorum) mağazalar neler neler. İnsanlar vitrinlerine sanki amaaan bunlarda ne biz daha iyilerine layığız der gibi bakıyorlar. Burun kıvırıyorlar. Ben bir bankta oturmuş sigaramı içip herkesi kafamın için kayıt ediyorum. çocuğuna yüksek sesle bişeyler anlatıp en iyi annenin kendisi olduğunu kanıtlamaya çalışanlar, flörtüne bu mağazanın onun için sıradan olduğunu yeni koleksiyonu beğenmediğini yüksek yerlerden anlatanlar, aşırı beyaz yakalar, ya spora gidiyor yada spordan gelmiş aşırı şekilli vucutlu insanlar, arkadaşlarıyla buluşmaya giden birileri, herşeyi almaya çalışan turistler, köpeğini gezdirmeye buz gibi havada donla çıkmış olan tipler… hepsi çok sakin.
Ben aptalım. Çünki koşuyorum. Herşeye herkese heryere…
Dur güzel kızım akıllan ve dur.
Aklındakilere hep yeniden bir ümitle başlama dur ve öğren. Yara izlerine sarı kantaronlar mı sürdün izlerini bile göremiyorsun? Yaralarını hatırla ve öğren.
Ya zamanlar geçiyor. Benim başıma bin tane iş geliyor. Kendimi geliştir geliştir geliştir bir arpa yolu yol gitmemişim gibi.
15 seneden fazla zaman oldu şuraya not tutmaya başlayalı. Okuyun bu kız hiç mi zamanla yoğurulmadı dersiniz.
Ben 1 ay umursamaz biri olmayı denicem bana şans dileyin. Bakalım yeni birşeyler öğrenecek mi bu aptal kız.
Sevgiler, saygılar, öpücükler.
Dere Kenarı
Meditasyon yapmam gerekirken bana kendini bir yerde hayal et dediler.
Ettim.
- Bir ormandayım yamaçlı camların meşelerin olduğu bir orman yerler ıslak ve toprak kokuyor.
Etrafındaki seslere odaklan dediler.
Odaklandım.
-Yağmur sonrası kuşlar ötüyor ve derenin çağlama sesini duyuyorum gümbür gümbür.
Toprak seni ısıtıyor dediler.
Isıtmadı.
- Ben yağmurlu bir gün düşündüğüm için daha çok serinletiyordu ama tatlı bir serinlik.
Çimlerin dümdüz yeşilliğini izle dediler.
İzleyemedim.
- Yamaçta sık bir orman hayal ettiğim için pek bişi izleyemedim.
Derenin yanına doğru güneşi hissederek yürü dediler.
Yürüyemedi.
- Ay nasıl bir yamaç nasıl sık bir ortam yağmur yeni yağmış nasıl gidicem derenin yanına. Kaya kaya indiğimi hayal ettim.
Sakince akan derenin suyunu izliyoruz dediler.
İzleyemedim.
- Dere öyle akıyor ki sel inmiş gibi taşları önüne katmış getirmiş. Aşırı gürültülü bir ortam dereye yaklaşamıyorum benide alıp götürücek diye.
Yaprakları topla yerden ve akan suya bırak dediler.
Bırakamadım.
- Çünkü bir avuç yaprağı yerden aldım ve suya fırlattım.
Kaç tane yaprak suya bıraktın diye sordular.
Cevaplayamadım.
- İnsanlar 1er 1er bırakıyormuş ben hayvan gibi avucumla fırlattığım için utandım 1 tane dedim 😂
Ya gerçekten ben bu işi beceremiyorum galiba. İnsanlara aşırı iyi geliyor benim genelde hayal ettiğim yerler pek tekin olmuyor.
İnanın sakinleşebilirdim ama ben karadenizliyim.
Kendimi huzurlu hissettiğim yer ormanda bir taşın üstünde oturmak çünki o taşın yanına gidebilmek için bir çok zorluk aşmışım ve rahatlamışımdır.
Neden deniz kenarı sakin ılık bir deniz hayal etmediğimi sordular. İşte bu haftaki ödevim bu neden daha sakin yerleri hayal etmedim.
Teşekkürler
Sevgiler, saygılar, öpücükler.
egzama
Sakinleştim.
Bir taş yumuşarmış seninle öğreniyorum. Yaldızlı bir toza dönüştüğümü düşünüyordum. Paikoloğum diyorki herşeyi çözemezsin. Çözemez miyim?
Mükemmeliyetçi ne demek? Bana öyle diyorlar. Herkes öyle değil mi? Eksikleri yanlışları görmek sadece bana mı kaldı?
sakinleştim ve artık her derdin bir atık gibi kömüre değil elmasa dönüşmesini beklemiyorum. Kömürde güzel.
kedim bile stresten egzama olmuş.
ben? ben ne olmuşum.
dertlerimi büyütüp büyütüp tüm çıkışları kapatmışım.
yine şarap ve ben!
eski şarkıları dinliyorum. Neler neler neeeeleeerr. Anlatamam.
Haberin var mı taş duvar?
ah canım. Hayatımın anlamı olmayı nasıl becerdin de bu taş kalbin ortasına yerleşti. Seni sevmekten başka neye yarıyor bu kalp?
sen şimdi bir rakı masasında en güzel şarkılara eşlik ediyorsun. Çakır keyfisin ve hücrelerin hayatı hissediyor. ben zeyna ile bakışıyorum. 1 şişe şarap içtim. Çok güzel bir film izledim. Hayatı sorguluyorum. arılar balı nasıl yapıyor?
sen bu hayat için fazla iyisin.
işler hiç bitmez.
sorunların hepsini çözemem.
Sana bakınca içimin mutluluk ve umut dolması doğru mu?
Hiç bir şeyden korkmam derken doğrumu söylüyorum?
Kafamda yine bin tane soruya cevap vermeliyim.
seni seviyorum sevgilim. Ben herşeyi çözeceğim ve seni daha çok seveceğim sen farketmeden. Hayatımın tüm bağlarını senin boynuna çevireceğim.
hayatıma anlam kattığın be bana mutluluğu öğrettiğin için teşekkür ederim.
psikoloğum bana dedi ki sen bu kadar sorumluluğu ne zaman almaya başladın. Başkalarının yükünü sırtlanmaya başladığım zaman o kadar eski. Anasına sövdüm basiretsiz ve kendi yaptıklarının sorumluluğunu alamayan tüm herkesin. Neden bana bu kadar fazla geldi. Çünki kimse in yüklenmek istemediği işler hep bana kaldı. İnşallah ölürsün!! Beddua ettiğim için kimse beni yargılamadı. Geber! Güvenim nerde? kimseye güvenmiyorum. Aşkım özür dilerim ama sana bile güvenmiyorum. Heryerde bir açık arıyorum. Telefonunda sözlerinde hareketinde. Neddesin kimlesin napıyorsun!!!!!
Ruhum paramparça bunları düşünürken.
Kalbim avuçlarımın içinde bir kaya parçası gibi sıkabildiğim kadar sıkıyorum. Birden bin parçaya dağılacak, un ufak olacak, rüzgara karışacak…
Parmaklarım acıyor galiba elimin kemikleri taş gibi kalbimden önce darmadağın olacak. Öyle sert ki önünde yalvararak ağlıyorum yumuşaması için. Kimsenin iyi olmadığı güven vermediği bir dünyada yaşadığıma öyle eminim ki. İyi şeyler hiç olmaz. İyi olan şeyler kötü olarak biter. Kötü şeylerse senin azcık iyi olmanı bekler sadece. Avının en savunmasız anını bekleyen bir aslan gibi savanların arasında görünmez dakikalarca benim başka bir tarafa bakıp kendimi güvende hissetmemi ve hayatın tadını çıkarmamı bekler. Herkes öyle acımasızdır ki sizin neler yaptığınızın bir önemi yoktur senin ruhunda en derin yaraları bırakırlar. Ruhum yaralı ruhum defolu ruhum…ah benim canım ruhum. Kendini asla toparlayamıyorsun bunun için artık şansın yok biliyorsun bunu bildikçe canın daha fazla acıyor yaramın içinde bir parmağım kurcalayıp duruyor oluk oluk akan kanım…
Çığlıklar atıyorum.
Sisifos’um ben her gün bir kayayı en tepeye çıkarmak için yola çıkıyorum.
Panik halindeyim. Beynimde depremler oluyor. Nefesim bana yetmiyor. Parmaklarım uyuşuyor gibi hissediyorum. Ağlasam keşke… Uzun uzuna titreyerek ağlamak ne iyi gelirdi şuan bana.
Tüm öfkemle kiss tablosunun önündeyim hala. Taş gibi kalbimi yumuşaması için ikna etmeye çalışıyorum. Nasıl nasıl olmaz nasıl düşünemez nasıl bu ana bir hiçmiş gibi davranır. Bazı şeyler hiç olmamış gibi davranıyorum. Ne kadar yapabilirim bunu o anı içimde sürekli tekrar tekrar yaşarken nasıl herşey normal gibi davranabilirim.
Öyle büyüleciydi ki her darbesi öyle parıl parıl kendimi öyle güvende hissetmek için elimdeki herseyi verirdim. Öyle şefkatli sarılmıştı ki kadının tüm çizgileri daireler çiziyordu. Benimse tüm hücrelerim ruhumu vücudumdan dışarı atmaya çalışıyordu. Bütün olmayı anlatan dünyanın en değerli eserinin karşısında tüm öfkemle durdum.
Kimse bilmiyor kimse anlamıyor kızgın ve kırgın olduğumu görüyorlar ama anlamıyorlar.
Parmaklarım acıyor taş gibi kalbimi avuçlarımda tutarken.
1 şişe şarap ve ben...
Sen uyuyorsun ben burda birşeyler yazmaya çalışıyorum.
1 şişe şarap ve ben...
halının çizgilerinde yürüdüm. Hangi harflere bastığımdan bir haberim.
Haftalardır iş listemdeki işlerin bir çoğunu ilerlettim fakat hala kendime dair bir adım atamadım. Doktor randevusu almak, dişçi rendevusu almak, 2024 hedeflerimi yazmak,ajanda sipariş etmek, kendime kıyafet almak...
Kendimi bir çok şarkıda buldum ve sen yokken bir çok şarkıda kendi kendime dans ettim. Neden bu kadar dans etmek istiyorum uzun süredir bilmiyorum. Psikolog görüşmelerimin bir çoğunda büyümeyi reddediyorum belki bunla alakalı olabilir. Ben büyümek istemiyorum kim isterki? Kimse istemez.
Bana neden reddettiğimi soruyorlar. Çünki daha çok zaman var.
Ben çoğu sorumluluğu almayı reddiyorum.
Ben sizinle aynı dünyada yaşamak istemiyorum. Ben sizin belirlediğiniz bu dünyada yaşamak istemiyorum. Herkesden uzaklaşıp sadece senin olduğun bir dünyada var olup ölüp gitmek istiyorum. Aşkım birtanem hayatımın anlamı sen ve ben bir bütünüz hayat sadece bizim için akarsa ben daha mutlu olurum.
Diğer insanların hayatta olması umrumda değil. Tüm dünyayı sırtlanıp bir adım ileri atabilecek gücüm yok. Ben sadece seni alıp ilerlemek istiyorum. Senden bahsederken hep güzel bahsettim sadece fiziki olarak değil ruhen güzelliklerinden bahsettim. Senle ne kadar iyi olduğumdan bahsettim hep. Ne kadar iyi bir insan olduğundan, sorgulamadan kendimi sana bırakabileceğimden, gereğinden fazla ileri görüşlü ve düşünceli olduğundan. Beni ne kadar mutlu ettiğinden bahsettim. Cinsiyet ayrımı olmaksızın ilişkimizi devam ettirdiğimizden ve bunun ikimizide ne kadar mutlu ettiğinden.Evliliğimizin türk toplumuna uygun değil bize ugun olduğundan bahsettim.
Biz her zaman birbirimize sahip insanlar olacağız.
Senle mutlu olmanın tadını bir kere aldım. Kutup ayısı gibi kendi kanımı emerek ölmeyi beklemiyorum bu defa. Sade sen ve ben mutluluğun tek sebebiyiz.
Seni kaybetmeyi düşünmek kabuslarıma giriyor. uYkularım kaçıyor ama ben o bu defa güvenmeyi öğrendim ve bana yapabileceklerini düşünmüyorum. SAF MUTLULUK bizimki.
Şuan öyle güzel uyuyorsun ki anlatamam.
Ben ve bir şişe şarap herşeyi gün yüzüne çıkarıyor....
Selamlaaar selaaamlar selamlar.
Ben ölüyorum galiba yada öldüm yeni yeni farkediyorum yavaşça bir uyuşma gelir ya insana işte öyle uyuşuyorum. Kafamın içinde bando takımı var gibi majörüde huysuz şirin. Kendimi yerlere atacağım sokak ortasında ve yeeeeeteeer diye bağıracağım. Sizin hayatlarınız umurumda değilim şimdi hepiniz defolun burdaan bu dünya beniim.
Diyemiyoruz.
Bağıramıyoruz.
kendimizi topluluk içinde birden yere bırakamıyoruz.
Hislerimi kaybettim yine. Yere çöp atıp dünyaya al işte sana diye düşünmeye başladığım ilk anı hatırlıyorum. Ufak yaramazlıklar ...
Şimdi evde 4 poşet geri dönüşüm çöpü ve şişeleri biriktiriyorum ve halaa aynı oranda bu boktan dünyayı sevmiyorum.
Dün gece ufak bir konuşma yaptım. Karar verme yeteneğimi ve net oluşumun kötü birşey olmadığını anlattı. Sonra anlattığım şeylerden konuşurken empati yeteneğimin kaybolduğunu farkettim. Siz sik kafalı salakları anlamaya çalışmayı bıraktığım için empati yapamıyordum. Yapamıyorum değil aslında yapmamayı tercih ediyorum. Hayatta beni üzebilecek canımı sıkabilecek herşeyi reddettiğim için iyi şeyleride kucaklıyamıyormuşum.
İnanın kucaklamıyor değilim ama sıkı bir sarılma yapmıyorum diyelim. Mutlu muyum? evet hemde çok . Hissediyor muyum? Hayır.
İnsanları önemsiyor muyum ? Hayır . Önemsemiyormuş gibi mi görünüyorum? Hayır.
Ben ait olmadığım bir yerdeyim yine. Hiç ait değilim buraya ve hep burda kalacağım fikri beni deli ediyor. Böyle konuşmamıştık. Böyle anlaşmamıştık. Ben köye gidecektim. Kimse olmayacaktı etrafımda. Telefonumun çalmasına tahammül edemiyorum. İnsanların bişeyler sormasına istemesine görüşemedik yaa demesine selam vermesine bile tahammül edemiyorum.
Yüksek lisansa yazıldım ve evden çıkıp okula gitmek zorunda kaldım. Size içimdeki sıkıntıyı anlataamam yaklaşık 50 kişi tek tek kendini tanıttı. Öyle önemliyim böyle önemliyim öyle harikayım bilmem ne diye. Gülesim tuttu ... Hiç biriniz önemli değilsiniz. Tezsiz bir yüksek lisans bölümüne kayıtlısınız ve hiç bir şart aranmıyordu ders başı 2250 tlniz olması dışında :D
Ne kadar çok yazmışım daha yazarım rahatlamadım.
Yakın zamanda görüüşürüüz.
Sevgiler saygılar öpücükleeer.
Hellooooooo,
Bakın kim geldi :)
Nasılda özelmişim deli divane yazmayı. Çok bir söz etmeyeceğim bugün ama bu bir başlangıç olsun istedim. Uzun uzun planlar yaptığım ajanda tuttuğum. Her günümün bir konsepti olduğu bir gecedeyim. Günlerdir ders çalışıyorum bir sınava gireceğim eğer geçemezsem götüme 10bin tl girecek :D Bu sebeple beynimin acil açılıp tüm bilgileri içine alması gerekiyor.İngilizce speaking dersine başlıyorum 6 ay sonra çatana çutana ingilizce konuşmayı planlıyorum bu sayede belkide siktirip giderim buralardan. Binlerce hayattan belkide bir tanesi uzaklardadır. Eşyaları naparız kediyi nasıl götürürüz onları konuştuk. Çok güzel planlar yükseldikçe yükseldi ve kendimi nasıl olduda burda buldum bilmiyorum :D
Hadi hayatımla ilgili gereksiz bilgi vermeye devam edeyim. Protez tırnaklarla çok zaman harcıyorum beceremiyorum diyip takma tırnak aldım . Parmaklarımda plastik eklentilerle yaşıyorum 2 gündür düşündüğümden daha çabuk alıştım buna. Ev işi yapmıyorum modu on :D Xena’yı başka bir kedi ile tanıştırmak istiyorum nasıl yapabileceğime dair araştırmalara girdim. En son insan harici bir varlıkla karşılaştırdığında köpekler saldırmıştı.Denize düşmüştü bir parmağımı koparmaya yakın ısırıp enfeksiyon kaptırmıştı. O yüzden biraz kontrollü gitmeliyim :D Black Fridayden neler almalıyım onun listesini çıkartıyorum. Balkona roka ve taze soğan ektim 2sindende daha haber yok bence yetişmeyecekler. Kitap okumaya vakit bulamadığım için storytel üzerinden bu hafta dinleyeceğim kitabı seçtim “Ferhan Şensoy-Seçme Sapan Şeyler” .Yarın yemek olarak zeytinyağlı börülce yapayım. Yılbaşı için plan yaptım dostlarıma haber vereyim. ay işte böyle şeyler :D
Daha sık görüşeceğiz yeniden.Çünki yazmayı çok özledim <3
Sevgiler ,saygılar, öpücükler
Selamlar,
dilime bir şarkı dolandı hiç duyulmamış bir şarkı .bu şarkı bir daha söylenmemek üzere unutulmuştu neden hortladı birden bire .şarkıyı bilen 2 kişiyiz. biri çoktan öldü diğeri sonsuza dek unutmuştu...Ama mutfak canımdan sokak görünüyordu...
Tüm korkularımdan yine buraya sığınıyorum Bu bende bir alışkanlık kaç senedir burdayım en az 15 senesi var. Kaç aşk eskittim burda. Kaç dost kaybettim. Kaç defa göz yaşları içinde yazdım . Kaç defa hayattan zevk aldığımı hissedince buraya koştum. Bakın ben hala burdayım.
Çok sevdiğim birine deniz manzaralı sanıp denizliden ev ilanı atmışım :D 1 saat liderlik ve yönetim şekillerini tartıştık . Hayatın acımasız olduğunu konuştuk ki bence herkese aynı seviyede acımasız .Karaktersiz ve ikiyüzlüler hariç. koltuk takımı baktık salonu ona bırakacağım nasıl istiyorsa öyle yapsın çalışma odamı çingene çadırına çevirmeme izin verildi bu sayede herkese eşit sayıda oda. Balkona bir sürü şey ekeceğiz. Kapalı balkon olursa kapluşlarıda oraya koyabileceğiz. Eğer değilse çalışma odamın bir kısmına kocaman akvaryum yaptırmam gerekecek. Çok sevdiğim biri dünya tatlısıdır ve hayal ettiğimden daha romantik , daha anlayışlı ve eğlencelidir. İnsanlara çok iyi davranır kibiri yoktur hep iyi niyetlidir ve güzel yapıcı konuşur insanlarla komiktir destekleyici ve motive edicidir. Beni çileden çıkartan bir enerjisi vardır her zaman beni düştüğüm kör çukurlardan kurtarmak için çaba sarfeder hatta çukura yaklaştığımı farkettiği zaman bile kucaklayıp bambaşka yerlere götürür :) Sevdiğim biri hadi gel şarkılar söyle bana sadece ikimizin bilmesine gerek yok bu şarkıları herkes bilsin herkes söylesin <3
Yazıya başlayış şeklime bakın bitiş şekline bakın .işte yazmayı bu yüzden çok seviyorum...
https://www.youtube.com/watch?v=gwiJiAiJ13s
Mon roi
Selam tatlım,
Canını sıkan ne? Ömrünü bir odada çalışıp yiyip içip oturup geçiriyor olmak mı? Bazı günler vardır hiç mücadele etmezsin o günü elde etmek için yada planlamazsın öylesine gelir ve geçer ve aklının bir köşesine yerleşir. Üzerinde ki tüm kötü enerjiyi alır ve birden bire herşeyi güzelleştirir...
Öyle bir gün var aklımda kar tüm şehri kaplamış bir duvarın üstünden kızarmış bulutları ve eski evleri görüyorum öylesine doyumsuz bir anki.
Bir salıncakta oturuyorum elimde bir kadeh şarap hayatıma gülüyorum. Hava öyle yumuşak ki hani bazen olur ya sevgilinin nefesi gibi sıcak eser rüzgar içini ürpertir öyle.
Taşların üstüne oturmuş kumsalı izliyorum biramı yudumlarken sahilde insan tablolarının hep hayal ürünü olduğunu düşündüğümü farkediyorum. Oysa hepsi gerçek baksana cidden aileler çocuklarını getirmiş gençler halka olmuş şarkı söylüyor. Bir çift kenarda taş sektirmeye çalışıyor... herşey gerçekmiş
Öylesine bir gün dünya umurumda değil yanımdakiler umurum değil bir kaçamağın tadı gibi olmuyor hiçbirşey gizli saklı bir anlık .. bitmiş orda kalmış herşey ve zamanı bükmenin keyfini sürüyorum zirveden şehri izliyorum.
Kafamı masaya koymuş balkondan çınar yapraklarının balkon demirlerine çarpışını izliyorum. Rüzgarla demirliklere sürtüştüğünü dinliyorum. Sonra hafif bir ıslaklık yüzümde ve yapraklara damlayan her yağmur damlasının ahenkli sesi ağacın dans edişi..
Sadece plansız ve kaygısız bir gün istiyorum.
Selam bugün benim doğum günüm!
Uzun süredir yazmıyordum. Bugün kendimi yoğun tutmak için büyük çaba sarfettim. Odamı topladım topladım topladım...
Kendimi iyi hissetmedim.
İlk önce uzunca bir yazı yazmıştım onu sildim. Sonra kendimi kötü hissettiğimde sığındığım bir kaç filmden birini seçtim “the fountain” içine çekti beni içinee içinee daha fazla içine... Bir çok flörtüme izlettim bu filmi ama hiçbiri rb. kadar güzel yorumlamadı ve bu filmi benim için özel yapan kişide oydu.
Bir yaz günü arkadaşlarımla izlediğimiz bir film rastgele açılmış öylesine kimsenin hatırlamadığı bir film. Öylesine büyülendim ki. O kadar sevilmek istedim... Sevdiğim minik beni sevmiyordu bense büyük hayaller kuruyordum ,bende miniktim. Sonra büyüdük. Birlikte olmasada ayrı ayrı yerlerde birbirimizi bulmak için büyüdük...
Sonra Tarkovski “solaris” ordan “stalker” ordan “nostalghia” ve Bergman “persona” sonra “yedinci mühür” ordan Kubrick “space odyssey” ordan Spielberg “A.L.” nerden nereye geçiyorum belli değil...
Büyük bir gümbürtü kopuyor kafamda. https://www.youtube.com/watch?v=O3Dp6EdFRHo takılıyorum bu sahneye. https://www.youtube.com/watch?v=RLmPVX4S95c sonra buna benzer bir replik...
https://www.youtube.com/watch?v=YVz7fZiXsm4 bu sahneyi açıp ağlıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=VUgC6215Gko bu müzik her sakinleşmek istedğimde kafamda. Filmler ,sahneler ,replikler ve soundtrackler arasında gidip gelirken. Entel feridündan farkımın kalmadığını farkediyorum. boş iş bunlar bomboş işler ..
Son bir video ile veda edeceğim. Hayatı işte bana böyle tarkovski gibi bir kapının ardından izleten kimseyi afetmiyorum. https://www.youtube.com/watch?v=VUgC6215Gko Kimseyi afetmiyorum.
Toparlandım
Azcık ilgiyle herşey toparlanıyor. Azcık ilgi güzel söz bi kaç çikolata. Bu kadar ihtiyaçlarım.
Şimdi mutluluk için bir tohum ektim. Filiz olacak biliyorum. Ağaç olup olmayacağını kendibilir.
😍 seviyorum bu hayatı…
Biri ağaç olmamayı seçti biri çok sendelesede şuan 2 karış boya ulaştı.
Azcıcık ilgi biraz çikolata ihtiyacım olan şeyler bunlar değilmiş...
Son 2 senedir yazdıklarımı gözyaşları içinde okuyarak bu yazıya gelsemde Seviyorum bu hayatı!!
Geceye bir şarkı bırakıp gidiyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=CWzrABouyeE
Sevgiler , saygıalr, öpücükler
Saplantıların Yönetmeni.
Saplantılı aşkların diyarından geliyorum...
Kim Ki-duk “Shi Gan” filminin yönetmeni . Öyle bir zamanda izlemiştim ki filmi öyle içime işlemişti ki . O zaman uyduruk bir kore filmiydi benim için. Aradan seneler geçti . Ufak tefek kolajlar yaptım ve elleri çok sevmeye başladım. Eller hep güzeldi! Eller hep güzeldi çünki bütün gün ellerimizi görürdük birine uzanırdı dokunurdu çekerdi sevdiğimizin saçlarıı ellerimizle tarardık. Bir bebeğin ilk keşfettiği uzvu elleriydi.
Sonrasında bir gün böyle bir film vardı dedim. Öyle saçma sahneler hatırlıyordum ki filmin kore filmi olduğunu bile hatırlamıyordum. Aradım buldum ve Kim Ki-duk ile tanıştım. Tam zamanıydı. Göz yaşları içinde “ Spring, Summer, Fall, Winter... and Spring” izledim o kadar anlamlıydı ki o kadar aşkı anlatıyordu ki o saplantısını o içinden kaçılmaz lanet halini. “Pieta” ile devam ettim. Aşkın bambaşka bir boyutuydu. Kimsenin görmek istemediği şeylerle insanları tiksindirtiyor acıtıyordu. “ 3-Iron” ilk izlediğim zamanlar çok anlamsız geldi bu filmin neyini övdüler dedim. Bokladım filmi uzun uzun. Sonrasında ara ara aynı şeyi yapmayı o kadar çok istedim ki. Benim olmayan evlerde yaşamak insanların nasıl yaşadığını hayal etmek. Sessiz sedasız sadece başkasının adımlarına basarak yürümek istedim.
Kim Ki-duk’un sinema eğitimi yönetmenlik geçmişi bir filmde çalışmışlığı olmadan birden bire yönetmen olduğunu bilmiyordum. Nasıl bir hayal gücü nasıl bir bakış açısı ...
Nasılda canımı acıtmış farketmeden. Şimdi birden bire sıralayınca aynı yollarda tekrar yürüdüm ve kendime bıraktığım notları okurken buldum kendimi. Ne çok acı tanrım. Bazen nasıl yollardan yürüdüğümü unutuyorum. Ne mutlu bana...
Şimdi Kim ki-duk ile aynı zamanda yaşamış olmanın sevincini yaşayacağım. Dünyaya bıraktığı izler benim hayatımada dokundu.Tutkularımı ve saplantılarımı ete kemiğe büründürüp karşıma dikti. Teşekkürler ...
Mahşerin 3 atlısı
Sevgiler, saygılar, öpücükler.
Şuan aşka düşmeme bir var.
Sevdiğim saydığım biri.
Düşündükçe heyecanlandığım çok güzel şeyler yaşadığıma inandığım biri. Nasıl olur diye ara ara düşündüğüm biri. Nerdeyse 15 sene öncesine gidip aynı duygularla tereddütle beklediğim, her an kalbimi kıracak ve evde ağlama krizine tutulacakmışım gibi biri. Uzun sohpetlerin gülmekten çenemin ağrımasıyla bittiği biri, stalk olarak değilde ara ara hayal kurmalık hesaplarına bakıp çıktığım biri, görünce aradan yıllar geçmemişte daha dün kapıdan herşeyden vazgeçip çıkmışım gibi hissettiren biri. Görünce istemsizce dört kolla sarıldığım biri. Belki aşk belki bir beklenti belki de açıklayamadığım bir his bilemediğim bir sürü duygu yaşayabildiğimi kanıtlayan biri, bugün çok neşelisin dedirten biri...
Sayıyorum
Yazıyorum
Düşünüyorum
Bırakmamalıyım bunun peşini yakalayıp çekmeliyim bu defa çünki daha öncesinde kaybettiklerime ve hayatın bana sunduklarına bakıyorumda bir adım atamamak nelere mal olmuş.
Hayatımda neler yaşadıysam bu adımı zamanında atmadığım için olmuş. Şimdi bir adım bekliyorum kendimden. İçimde bir çıt noktası.
İnsan şaşıyor olanlara.
Dünya tatlısı bir beyle EVLENİYORUM
Ben hala burdayım.
Ben hep burdayım. Kaç senedir buralardayım hatırlmıyorum 15 sene oldu heralde. Yazılar binlerce yazı binlerce fotoğraf paylaştım ve sildim...
Günlüğümü eskiden buraya tutardım kimse okumuyor zaten diye. Sonra baktım ki herkes bir hikayenin peşine düşmüş bu da benim hikayemdi anlattım. Kendim bir son yazana kadar anlattım.
Yeni ciltlere geçtim isimleri değişti herşeyin
Gecenin 3ünde kendimi burda bulduğum ilk gece bu değil. Sonda olmayacak ama uzun süredir uğramıyordum buralara.
Sadece ben hala burdayım demek istedim.
Hep burda olacağım.
Bir şey eğer kötü bir anıyı hatırlatıyorsa bu onun sizin bir parçanız olduğu gerçeğini değiştirir mi?
Bir kitap düşer raftan bir anıdır, bir şarkı çıkar ansızın bir anıdır, bir resim görürsün üzerinde uzun uzun konuşulmuş bir anıdır.. Bunları kendinden çıkartıp atamıyorsun ne kadar zaman geçsede.
Anı biriktirmenin beni korkuttuğu ve anı olabilecek her andan kaçtığımı hatırlıyorum. Birşeyler yaşamaktan kaçtım uzun süre sevdim aşık oldum güzel anlar yaşadım ama buna rahmen kaçtım. Şuan hayatı tamamen yaşamak isterken her saniyesini vucudumdaki hücrelere kazımak isterken hiçbir anı birikmiyor..
Anlam içeren bir saniye bile yaşamıyorum.
Ben yoruldum.
Beklemekten yoruldum.. Hissetmiyorum yine kendimi. Kendim olduğumdan emin değilim. Raftan düşen bir kitap eskilerden bir ezgi bir kaç fırça darbesiyim artık birşey ifade etmeyen..
Deepwebin içine gömülü bir kaç mısra. Silinsede gitmiyor.
Minnoşum karantinadan çıktı 😇 Onuuuuu çooook seviiiiiiyorum