Bir şehir var karşımda.. Ağır adımlarla yaklaştığım, ama bi yandan da her bi adımda biraz daha uzaklaştığım bi şehir..
Giriyorum şehrin kapısından içeri. Sokakları karmakarışık, yolları bozuk, havası boğuk, geceleri zifiri karanlık.. İnsanlar dolaşmıyor etrafta, yalnızlık hakim sokaklara.
Bi bina çıkıyor karşıma. Tüm heybetiyle yükseliyor duvarları önümde, telaşlıyım, korkuyorum. Neyle karşılaşacağımı bilmiyorum o duvarların ardında. Bi sigara yakıyorum, usulca giriyorum içeriye. İlk fark ettiğim şey, tıpkı dışarıdaki gibi sonsuz bi sessizlik..
Bi avlu uzanıyor önümde. Kurumuş otlar ve solmuş çiçeklerle dolu. Avluyu çevreleyen onlarca heykel.. Yaklaşıyorum, her biri kendi geçmişime ait insanların yüzlerini görüyorum heykellerde. Bi çoğu maziye gömülmüş, bazıları ise hala hayatımda olan insanlar..
Avlunun içinden geçiyorum, etrafıma meraklı ve bi o kadar da endişeli gözlerle bakarak.. İçimde bi savaş yaşıyorum, nasıl oldu da buraya düştü yolum, bilmiyorum.. Gördüklerim kendi iç dünyama ait hep. Ben mi yarattım acaba bu şehri zihnimde? Cevap yok..
Yeni bi kapı çıkıyor önüme, onu da açıyorum. Uzun bi koridor çıkıyor bu sefer karşıma. Duvarlarda tek tük mumlar var, yola cılız bi ışık yayılıyor. Sesler duymaya başlıyorum derinlerden, en başta anlamsız gibi geliyor ama yavaş yavaş netleşiyor duyduklarım. "Devam et" diyorlar bana, "Aradığın şeyi bulacaksın bu yolculuğun sonunda." Ben ne arıyorum ki ? Hiç sormadım bunu kendime yola çıkarken. Ne varsa geride bıraktım ve çıktım..
Koridorun sonunda geniş bi salona geliyorum. Şehrin bütün insanları toplanmış, birbirleriyle konuşuyorlar.. Bi köşede ağlayan da var, kahkahalarla gülen de. Beni gördükleri anda susuyor hepsi, uzaklaşıyorlar usulca. Yalnızca birkaçı yaklaşıyor bana, tutuyorlar elimden, salonun ortasına doğru çekiyorlar beni, engellemeye çalışmıyorum..
Salonun ortasında, göz kamaştırıcı ışıklar içinde bi kız var. Öyle parlak ki ışıklar, seçemiyorum kim olduğunu, neye benzediğini. "İşte bu" diyorlar, "Senin mutluluğun bu kızın ellerinde. Daha tanımayacaksın, ama bi gün, her şeyden uzak bi anda çıkacak karşına. Saracak seni, yaralarını iyileştirecek, acını dindirecek. Ama şimdi gitmek zorundasın, gideceksin ve o anın gelmesini bekleyeceksin, hayatına devam edeceksin."
Garip bi şekilde dinliyorum söylenenleri, dönüp arkamı çıkıyorum kapıdan geri. Koridordan ve avludan geçiyorum hızlıca, şehrin kapıları beni bekliyor açık bi şekilde. Çıkıyorum ve gidiyorum, dönüp bakmıyorum bile geriye.. Bi araba duruyor önümde, beni alıp götürüyor yeni geleceğime..
Çok bekletme beni gizemli kadın.. Şimdilik iyiyim ama, yakında ihtiyacım olacak sana.