ÖLSEYDİM; BİR DAHA MAYMUN GÖRMEYECEKTİM
Hayatımın bu denli iğrenç bir bölümünü sizlerle paylaşmak ; hayatımın bu kadar korkunç safhasında bunları yazmak gerçek bir kaos. Ne büyük bir iğrençlik içinde olduğumun farkında değilim . Farkında olmadığım bir şeyin tam olarak idrakine varmak için yazmak birebir.
Hiç bana göre olmayan bir mesleği seçtim . Mesleğin tam olarak içeriği değil ama ön safhası sadece bana değil hiç kimseye göre değil. Sabah erkenden kalkıp küfreden, öldüren, asan kesen çocuklara ücret karşılığı ders anlatmak .... Karşılığında aldığın ücretin eve gelirken satın aldığın marul ve yeşil soğan ve çeşitli zerzavatlara heba olması ... Ne olacağını bilmediğin sonuçlara doğru --ki hibir sonuç önceden kestirilemez - insanüstü bir çaba sarfetmek... Sınavlar, insanlar, otobüsler, evler, çocuklar, aileler, bağlar, sabahlar, ezanlar ; hepsinin iç içe geçip üstüne üstüne gelmesi...
Hayatımın bu iğrenç bölümünün en uykusuz kısmını sizlerle paylaşmak , içimdeki tüm yazma isteğini alıp kusma isteğine çeviriyor. Saatler kusuyorum , kağıtlar, testler , küfürler, paralar ve nihayetinde fizyolojik olarak yediklerimi kusuyorum . Hayatımın hiçbir şeyin bana tatlı gelmeyen kısmındayım . Sorumluluklar tükürüyorum etrafa kimse görmüyor. İstemediğim her şeyi tükürerek çıkarmak istiyorum , çıkmıyor....
Hayatımın bu ne idüğü belirsiz kısmında eksik bir şeyler keşfediyorum . Uyku gibi, su gibi. Tam ismini koyamadığımdan bulamıyorum noksanlarımı . Müzik? Hayır. Daha farklı bir şeyler eksik , söylesem her şey daha da beter olacakmış gibi.
Kelile ve Dimne' deki o öğüt dinlemeyen kuş gibi sonumu maymunların arasında ezilmek olacak gibi görüyorum . Hani diyor ya maymunlara o elmasa üflemeyin kor değil ateş çıkaramazsınız, maymunlar dinlemiyor, kuş , ağaçtan inip maymunların yanına, söylüyor defalarca , sonunda maymunlar koparıyor kafasını ...
Kafası maymunlar tarafından koparılmış ama hala mucize eseri yaşayan kuş gibi hissediyorum . Ölseydim , bir daha maymun görmeyecektim ...