Girls by Ilya Kuvshinov

izzy's playlists!

shark vs the universe
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
No title available
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Janaina Medeiros
we're not kids anymore.

★
Sweet Seals For You, Always
noise dept.

#extradirty

Kiana Khansmith
macklin celebrini has autism

Love Begins
styofa doing anything

⁂
Today's Document
Cosimo Galluzzi
trying on a metaphor
he wasn't even looking at me and he found me
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Singapore

seen from Singapore

seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
@cistakbayan-blog
Girls by Ilya Kuvshinov
Hücre meselesi.
Hatıra dediğimiz şey can yakmayanından olmalı..
Büyüklerimizin vakumlayarak öpme işlevini hepimiz için boykot ediyorum. #hissettiğimiz #onasılöpmekla #dayan #başkaşeydüşün #vicdonsız #nomıssızlar #yanağımadokunma #huloouuupşş
'İyiyim'
İyi değilim aslında. Hiç iyi olmadım zaten. Kendimi berbat hissediyorum çoğu zaman iyiyim derken.Kötü olduğum halde iyiyim demeyi etrafımızdaki insanlara sahte gülücükler atmayı tercih ederim hep.Yorulurum çoğu zaman.Bağırmak isterim.Tüm dünyaya ne kadar üzgün olduğumu ne kadar yalnız olduğumu haykırmak…Ama yapamam.Kelimeler dökülmez ağzımdam. Bu yüzden iyiyim demek tek çözüm yolumdur çoğu zaman.İnsanların kötü olduğumu, üzüldüğümü, içimin aslında her saniye daha çok parçalandığını anlamalarını istemem.Ne kadar kötü olduğumu bilmelerini istemem işte. İyi görünmeye çalışırım. Sahte gülücükler, sahte mutluluklar yaratırım kendimce…İnsanların bilmelerini istemem ne kadar kötü olduğumu. Dinlemeyeceklerini bilirim çünkü. Hayatta ne kadar yalnız olduğumu da…
-meraba, bi bakar mısın acaba? -aaa meraba… -şey, pattis mi yiyosunuz? -evet, çokzel valla.
-anladım. ben de çok severim valla. -eeee napim? -bana da ver ayı.
şimdi yıldızların altında götümüz donarken bir ateş çevresinde akdeniz akşamlarını çalan keko bir gitarcıyla romantik anlar yaşamak vardı
Bu hafta leman
bir duruşun var hani susmakla söylemek arası bir gider bir gelir ikircim sularında kalmışsa yüreğinin teknesi kıyısız gözlerinle dilinin köprüleri yıkıldığındandır.
Mavi kod
Paylaşmış. Gördüm. Bugün o ses onun içinmiş. Hayatındaki son nefesmiş. Son şakalaşmasıymış. O sesi duymak öyle can acıtıyor ki hele ki sende o sıra oradaysan. Çığlıklar, bağırışlar, çağırışlar, ağlamalar, erken ağıtlar. Sadece kulak verebiliyosun. Ağlıyosun. Ama kapıdan kime ne olduğunu bilmeden. Bir yardıma bile koşamadan. Çünkü sende onlardansın. Çıkarsan tehlike, çıkmazsan vicdan rahatsızlığı, içinin yanması seni rahatsız eder. Dişlerini sıkar, dudaklarını ısırırsın. Kanarlar sen farkına bile varmadan. Biri gelsede " iyi şimdi sadece bi krizdi" demesini beklersin sormak için. Ama aksini duymak istemezsin. Kimi zaman korkar soramazsın. Boyun büküklüğünü görmek istemezsin. Ben kendime hakim olamayıp, dayanamayıp anneme sesleniyordum öyle vakit olduğu zaman. Televizyonu açmasını istiyordum. " sesi anne! Daha çok aç duyuyorum." .. Eli ayağına dolanırdı kadının, çünkü ne yapıcağını, yüzünün ifadesini nasıl bana yansıtacağını kontrol etmeye çalışmakta zorlanırdı. Ama o en güçlü anne. Hemen o anda beni güldürmeye çalışır scrabble oynamayı önerir. Çok iyidir kendisi, üzerimde çok malubiyetleri var. "Yine de dağılmıyor aklım noluyo anne kime noldu?" Şaşkınlıkla "dinleme kızım, öğrenme yapma" diye beni geçiştiriyordu. Yada " hadi babanı arayalım napıyomuş konuşmak ister misin?" Diye soruyordu. " yok anne şuan değil ".. Kulaklarımı ellerimle sımsıkı bastırıyordum. Dizlerim kıvrılmış birbirine kenetlenmişti, biraz daha sıksam kemiklerim çatlayabilirdi. İşte öylesine bir durumdu bu. Benim için de çalabilirdi.
Sen ve Ben Kırık bacaklı sehpalarda ; Kendimizden başka yananı olmayan Tütün cayırtısı yankılanırken ; metal küllüklerde ... Kimseye nefes vermeden ! Yarım kalmış sigaraya benzedik . Sen ve Ben Dar ağacında Yüreğimizin hükmünü İpin dövdüğü , meşeden zindanlara … Aşk dolu yakarışlarımızı duyuramadan Asılmış idamlık mahkûma benzedik . Sen ve Ben Sevgilim … Her şeye benzedik de ! Bir olmaya Bir yürekte kaybolmaya benzemedik …
Beklersin ya uzunca bir süre, beklersin. Gözlerin camdan ayrılmaz. Aklın tek bir noktaya odaklanır. Dudakların tek kelime edemez olur, yutkunamazsın. Solukların hiç heyecanlanmaz aksine hep aynı hızda rutinleşir. O sıralar elini başına götürürsün. Arkadan öne doğru sıvazlayarak. Ah ya.. Diye iç geçirirsin. Bir iki damla süzülür gözlerinden. Hemen silersin kendinden bile saklamak için, belkide korumak için. Çok değerlidir bilirsin ve her zaman da akıtmazsın özeldir onlar. Kendin için akıtmaya kıyamazsın ama.. Öyle bir an gelir ki durduramazsın bir başkası onlara sahip oluverir. O zaman üzülsen mi ne mi yapsan bilemezsin. Sadece akar gider ve sen de toplarsın.
Saçmalık
Üşüyorum. Bu aralar oluyor böyle. Üşümek beni korkutuyor. Üşümeme çok sebep yüklediğimdendir belki de. Alt tarafı ÜŞÜMEK işte.. Değilmiş o öyle. Üşüdüğün zaman, ateşin çıkabilir, bir hırkaya ihtiyacın olabilir, sıcak bir çorba, hmm güzel kokan bir tomurcuk çayı, omzunda hissetmek istediğin bir el seni ısıtacak, belki de bir bakış, küçükte olsa bir tebessüm, playlist'inden seçtiğin bir parça, annenin elinde çikolatayla gelmesi, bir kelebeğin uçtuğunu izlemek seni ısıtabilir. Her neyse yada grip olduğun için üşürsün. Ama ya ısınamazsan. Boylede sacmalarım.
Günaydın güneş, Seni görebiliyorum. Ama hissedemiyorum. Havaya verdiğin eşsiz sıcaklığın kokusunu alamıyorum. Şuan o kadar çok istiyorum ki bunu yapabilmeyi. Hızlıca yürümek.. Tam da bunu dinlerken. Hiç bişey düşünmeden. Yaşadığımı hissederek. Yoğurtçu parkına gitmek istiyorum. Boydan boya, bi kaç kez aynı yeri belkide turlayarak ayaklarımı oraya basmak istiyorum. Havayı içime çekmek istiyorum. Bunu o kadar çok özlemişim ki. Yürürken önüme bir kedi gelmiş mesela, kucaklamışım hemen, içimdeki bi özlemi daha gidermişim. Belkide o sırada yanımdan bir kağıt helvacı geçmiş. Çok severim. Uzun süredirde yemedim. Ne zaman yaparım bunu? Hemen? Hayır hayır hemen olmaz. Nisan yada mayıs tam da zamanı. Daha sıcak bi gün olur. Belli olmaz ama ben yine bakarsın bot giyerim. Belki yağmur çiseler, güneşi ardına saklayıp. Hey adam elindeki tahtasında kahve mi satıyor, çekirdekte var. Ama çekirdek yalnız hiçte iyi gitmiyor. Aslına bakarsan pekte sevmem. Ben bide kahve alıyım. Fazla yürüdüm gibi. Modaya gitmek istiyorum. Çimlere uzanmak. Gözlerimi kapatmak istiyorum. Birazda sessizlik. Epeyce sessizlik. Şimdi müzikte yok. Yine düşünmek yok. Hayal kurmak yok. Sadece şuan var. Şimdi olduğu gibi. Yarın, öbürsü, öbürsü, öbürsü gün gibi..
Cistaktan
Yine baktım, olmamış.. Ne kadar sürücek ki tekrar görmem. Ya bildiğim gibi olmazsa. Yenisine alışmalımıyım? Ama özlüyorum, çok özlüyorum.. Bakmak istemediğim de oluyor Gözlerimi kaçırıyorum. Yine de görebilceğim kadar. Bazen bir korkak gibi gözlerimi kısarak bakıyorum Sanki o zaman görmicekmişim gibi. Ama olsun buğulu oluyor. Yine görüyorum.. Tam karşımda. Bazen ellerimi uzatıyorum ama ulaşamıyorum. Hemen geri çekiliyorum. Yok yok olmamış.. Bu günde o gün değil Diyorum..