bu hasret bizim…
The Bowery Presents
official daine visual archive
cherry valley forever
Today's Document

pixel skylines

titsay

tannertan36
occasionally subtle

ellievsbear
🪼
Fieri Frames
Color Me Curious
taylor price
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

blake kathryn
Cosmic Funnies

izzy's playlists!

Game Changer & Make Some Noise
The Stonewall Inn
Claire Keane
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Australia

seen from Brazil
seen from Iraq

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Pakistan
seen from Bangladesh

seen from Norway

seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from Belgium

seen from Mexico
seen from Honduras

seen from Thailand
seen from Bangladesh
@citlembikkahvesi
bu hasret bizim…
bu hasret bizim…
..artık bir ümidim yok, bu sondu.
Sabahattin Ali (via kafalarhayrolsun)
O bilir.Susulacak zamanı o bilir.
Passeig de Blanes
ADI AYBERK AKSU.
Kendisi %98’lerde otistik bir çocuktu. Annesi ve babası o küçükken ayrıldı. Bir tek babasıyla iletişim kuruyordu. Annesi hastalığını kabullenmişti. Ona bakıcı tutulmuş, krize girmesin diye ne istiyorsa yapılıyordu. Ayberk’in aldığı eğitim onu kendi dünyasından çıkaramamıştı. Hastalığından dolayı saçına bile dokundurtmuyordu. 90 kilo civarındaydı. Ağız kaslarını kontrol edemediğinden salyası akıyordu. Yani görüntüsü hiç de iyi değildi.
Babası Naciye adlı biriyle evlenmiş, yurtdışına çıkmıştı. Daha sonra Naciye Aksu,eşine Ayberk’i yanına almayı istediğini söyledi. Ayberk için yeni bir ev aldılar, yüzmeyi sevdiği için havuzluydu. Bir gün Naciye Aksu, Ayberk havuzdayken, havuza havlu attı. Ayberk gidip onu aldı ve belli bir seviyede ona geri verdi. Bunu daha uzak olarak 3 kere yaptı ve üçünde de geri getirdi. En son geitrişinde farketti ki, Ayberk ona gülümsüyordu. Naciye, onun dünyasına girmeyi başarmıştı. Otizmi araştırmaya başladı ve ödül almış bir bilim adamının aslında otistik olduğunu öğrendi. Bu onda büyük umut yarattı ve Ayberk için uğraşmaya başladı. İlk olarak ona ”ver” demeyi öğretti. Bunun için en sevdiği soslu makarnayı kullandı. Ver demeyi öğrenmesi için onu aç yatırdığı bile oldu. Ve başardı, Ayberk ”makarna ver.” dedi. eğitimi yanında onun görünüşünün de düzelmesi gerekiyordu. Sürekli ”sallanma Ayberk, ağzını kapa Ayberk” diyerek onu uyarmaya başladı. Uyarma süreleri arasındaki fark günden güne açılıyordu. Evet bunu da başarmıştı.
Yüzme yanında yürüyüş bandında da çalışmasını istedi. Ayberk başta istemedi, krize girdi. Ama Naciye Aksu, bu sefer de patates kızartmasıyla kandırarak onu banda çıkardı ve yürüyüşe başlattı. Ayberk giderek kilo veriyor ve fit bir görünüm elde ediyordu. Kendi isteğiyle berbere gitti ve saçını kestirdi. Kendine baktıkça mutlu oluyordu. Bu sırada eğitiminde ilerleme kaydederken yemeğe ilgisi olduğunu farkettiler. o geleceğin aşçısı olacaktı.
İlerlemeler çok iyi sonuç verdi, Otizm %20’lere kadar geriledi. Ayberk artık normal bir genç gibiydi ve bir ilki gerçekleştirdi. O ilk otistik fotomodel oldu!
Anlatmaktaki amacım, bunun yayılmasını istiyorum. Çünkü ülkemizde hala otizmin tedavisi yok diye biliniyor. Otizmin tedavisi var; sevgi!
Ayberk’in gelişim videoları;
http://www.youtube.com/watch?v=Oi72ZEv_CIk
http://www.youtube.com/watch?v=T9p945Ef1lk
http://www.youtube.com/watch?v=nxL2n3qPxcU
http://www.youtube.com/watch?v=lJs_Maw_tGI
yalnızlığına kesin çözüm:)
"Merakımdan soruyorum; el ele bir çift gördüğünüzde, siz de benim gibi üşüyor musunuz?..” Ece Ayhan
Anne olmak ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi…
..dibe vurduğunu sanıp bir dip daha olduğunu keşfedebiliyor insan..