öyle içinden kopmaz kolaylıkla, dedi. söküp atmasını bileceksin. bilmiyorsan öğreneceksin. sana yuva olmayan dört duvarın kapısı da vardır elbet.
art blog(derogatory)

Janaina Medeiros
Sweet Seals For You, Always
trying on a metaphor

shark vs the universe
No title available

祝日 / Permanent Vacation
todays bird
almost home
occasionally subtle

blake kathryn

Product Placement
RMH

roma★
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
noise dept.
No title available
wallacepolsom

No title available
TVSTRANGERTHINGS
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from Bulgaria
seen from Bulgaria
seen from Macao SAR China
seen from Chile
seen from India

seen from Netherlands

seen from Norway

seen from Armenia

seen from United States

seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
@cozulmez
öyle içinden kopmaz kolaylıkla, dedi. söküp atmasını bileceksin. bilmiyorsan öğreneceksin. sana yuva olmayan dört duvarın kapısı da vardır elbet.
çıkılması gereken bir yol vardı devam etmen için. yol uzundu dikenliydi çıkmadan önce ve yürümen gerekliydi, kabul ettin canın yana yana; sonradan baktın ki mayın döşeli, belli öleceksin hareket edersen, ister geri git, ister ileri.
her şeye geç kaldığımı düşündürten bu hız kaçındığım, güneş doğduğunda bakmadığım ışığın bir daha yüzüme vurmayacağını düşündürten karamsarlığım. yalnız kalırım korkusuyla içime attığım kırgınlıklar, kalınca sığmaması acımın içime, taşması. bir yere ait hissedememek kendini, nereye koysan batması. kimsenin bakamamak gözlerinin içine, beni anlamasınlar diye bu uğraşım, mutsuzluğum da cabası.
En güzel acılar sana yaşatılırmış, ne seni mutlu ederse üç gün sonra ağlatırmış, hiçbir yıldız sen gökyüzüne bakarken kaymazmış, sanki tüm dünya karşındaymış senin, başka türlü açıklayamazmışsın. Hiçbir şarkı nakaratında seni hatırlatmazmış birine, yüzün şiir diye ezberlenmez, okunmazmış. Sana aşkla bakılmaz, o hep imrendiğin masalsı aşklar da hep trajediye dönüşürmüş. Hiçbir gün sana özel kutlanmaz, takvimde hiçbir yaprakta adın geçmezmiş. Sen boğazında nasıl geçer bilmediğin o yumruyla yaşarken çaresizliği öğretmiş hayat sana. Annen bile güçlü ol diye sarmamış yaralarını, bir köşeye oturup ağlamışsın acıdan, sarılmamış sana hiçbir kol, alışırmışsın sonra, ondan buymuş doğrusu. Bir gülümsemeyle geçecek kalp kırıklıkların varmış, kimse gülmemiş yüzüne. Ölsen belki dikilirmiş mezarına üç tutam çiçek, dört tutam fazla, fazlası da zararmış sana. Hayat intikam diye bir sese hasret bırakırmış seni, hiç tanımadığın bir tene özlem duyarmışsın, hiç bilmediğin koku burnunda tütermiş, sırf acın dinmesin diye bir hatıra bile bırakmamış sevginden, geriye anılacak günler, cümleler kalmış hatrında. Sen sevdiğin her şeyle herkesle yaşamak istemişsin de hiç izin vermemiş hayat. Senin zararın faydandan çok, pişmanlığın diz boyu, merhabadan çok elveda çıkmış ağzından, hala umutla bekliyorsun gülmeyi, bırak tüm bu incelikleri, yaşadıklarınla yetin, kurma çocukça düşler dermiş hep, sen de inadına bir türlü büyümek istemezmişsin. Ondan dönüp durur, dört kolla sarılırmışsın geçmişine, kabullenemezmişsin bitip gittiğini. Artık anladın, güzel şeyler sürmezmiş sonsuza kadar, süreli ömrün yarısı geçmezmiş ağlayarak, bahsettiğin hayatın garezi tek sana değilmiş, dünya senin etrafında da dönmezmiş aslında, bazen geride bıraktıkların canından bir parça alsa da öğretirmiş hayat devam etmeyi sen yarım da olsan. Mutlu olmak sana reva görülmezmiş işte çok da, yok nedeni, elbet gülersin gözlerinde yaş da olsa. Anlayamamıştın, istememiştin anlamak, zor gelmişti, şimdi geç de olsa öğrendin.
bağırıyor ama çıkmıyor sesi kendinden başkasına. kötü geçen ömrün hesabını insan kime nasıl sorar?
*geceler eskitmişsin uğrunda, sabahlara yaşlı gözlerle uyanmışsın. hayat sana büyürken çok da adil davranmamış.
*içimde hiç bitmeyen bir sıkıntı, ağrımasa bilir miydim yüreğimin yerini?
kuş kadar sadık penceresine, üstelik bir kez bile konmamış önüne bir parça ekmek.
koşaradım gidiyorum işte, sonu çiçekli değilse de dikeni batmaz yolunun.
bırak sarsın seni hüzün, mutluluk değil hak ettiğin.
bilsen gönlüm nasıl büyük bir kederde, eminim sorarsın hatrımı. kalbimin sızısı, üzgün müsün bu gece?
halkın özgürlük umutları kadar gerçek, bilirim kalbime devrimi sen getirirsin ancak.
aklı yüreğinden utananın aşkı görür mü dersin takdir?
kimseden bir çare beklemeye mecalim yok, ben bu çukuru kendim kazdım, kendim düştüm.
aşkın bir ömür sürmediği şu asırda, seni bir ömür içimde yaşatacak olmanın ağırlığı elbette ki yoruyor bedenimi. varsın güçsüzlükten çökeyim bir köşeye, seni ardımda bırakmak benim harcım değil.
ben bu yolda bunca özlemle seni bulamadım, sonra kendimi de kaybettim, bu savaşın tek mağduru benim.
çocukluğuna kıyamamışsın da ondan öldürememişsin gençliğini, yoksa yaşadığın hayat hiçbir çocuğun hayali değil.