Gift Send To Istanbul, A basket full of wines, carefully prepared flowers, chocolates, cakes, flying balloons, bears with hearts and special snacks.
https://www.flowerartistanbul.com/gift-send-to-istanbul/
https://www.flowerartistanbul.com/
trying on a metaphor
we're not kids anymore.
h
DEAR READER
Alisa U Zemlji Chuda
RMH
Jules of Nature
d e v o n
Three Goblin Art

⁂
hello vonnie

祝日 / Permanent Vacation

if i look back, i am lost
YOU ARE THE REASON
No title available
Game of Thrones Daily
art blog(derogatory)
Monterey Bay Aquarium
cherry valley forever
TVSTRANGERTHINGS
seen from Singapore

seen from Italy

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Singapore

seen from United States
seen from Bahrain

seen from Singapore

seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from Germany

seen from United Kingdom

seen from Singapore
seen from Lithuania
@cruelifee
Gift Send To Istanbul, A basket full of wines, carefully prepared flowers, chocolates, cakes, flying balloons, bears with hearts and special snacks.
https://www.flowerartistanbul.com/gift-send-to-istanbul/
https://www.flowerartistanbul.com/
My Sky Blue https://www.flowerartistanbul.com/product/my-sky-blue/
Delivery Flowers Istanbul Since 1996, we have been striving to deliver the freshest flowers to your loved ones. Seeing your picture before the flower goes!
Delivery Flowers Istanbul Since 1996, we have been striving to deliver the freshest flowers to your loved ones. Seeing your picture before the flower goes!
https://www.flowerartistanbul.com
Flower Art Istanbul - Send Flower Istanbul - Same Day Delivery - Local Florist
The right address to send flowers to Istanbul. The freshest flowers reliable payment method and unique floral designs are here. Being able to see your flower before it reaches you. #flowersend #flowersendistanbul #flowerdelivery #sameday #istanbul #turkey
https://www.flowerartistanbul.com
“Mayıs ayının ilk günlerinde bir öğle üzeri Ortaköy’den başladık yürümeye... Güneş solgun turuncu gökyüzü uçuk mavi, deniz çırpıntılı lacivert, Boğaziçi’nin iki yakası erguvan rengindeydi... Denizin tarafındaki kaldırımda yan yana yürüyorduk... Ben denize bakıyordum... Dalgalar sahildeki tekneleri yavaşça sallıyordu... Saçlarım uzun olsaydı onlar da rüzgarda sallanacaktı... Bebek Koyu’na geldiğimizde elimi tutmak istedi... Önce elimi çektim, sonra elini tuttum... * Ele ele Emirgan Korusu’na geldiğimizde bizi laler karşıladı... Boğaz’ı gören bir banka oturduk... Yan yana... Konuşmuyorduk... Denize bakıyorduk... Kendini bana yaklaştırdı... Elini omzuma attı... - “Benimle evlenir misin?..” dedi... Şaşırmıştım... Yanaklarımın kızardığını biliyordum... Yüzüne bakmadan “Anneme sormalıyım...” dedim... Omzumu hafifçe okşadı... * Akşam anneme gelip olanları anlatınca; “Babana danışmalıyım...” dedi... Beş sene olmuştu annemle babam ayrılalı... Babam ikinci annem Yıldız Moran’la evliydi... O akşam babam, annemin Caddebostan’daki evine geldi... Sofrada babamla karşılıklı oturduk... Annem ise başa oturdu... Önce yemek yedik... Sonra annem konuyu açtı... Sordu... Benim yanaklarım yine kızarmıştı... Cevabını bekliyordum ama vermiyordu... * - “Benim şiir kitaplarım nerde?..” diye sordu... Annem kitapları sofraya getirdi... Babam tabağını kenara itti... Rakı bardağını kitaplardan uzaklaştırdı... Sayfaları karıştırmaya başladı... Şiirle cevap vereceğini anlamıştım... Makaralı teybi, sehpanın üzerine koyup düğmesine bastım... * Şiirlerini sesi ile oynayarak bazen yavaş, bazen hızlı, bazen fısıldar gibi, bazen bağırır gibi okudu... Hiç ara vermeden okuyordu şiirlerini... Gece uzun sürdü... Vakit bir hayli geç olmuştu... Kitaplarını kapattı, yerinden kalktı, kitapları rafa koydu, bizlere “Hoşçakalın” diyerek gitti... Bunlar erguvanların İstanbul’u kuşattığı 1966 yılının Mayıs ayında yaşandı... Şimdi yine Mayıs ayındayız... Aradan 46 (şimdi 47) yıl geçti... İstanbul yine Erguvan renginde... * Düşünmeden bastığım o teybin düğmesiyle babam Özdemir Asaf’ın sesini kaydetmiş olmamın ne kadar önemli olduğunu çok sonraları anladım... GİDEN isimli şiirinde; “Geçen yaşadığındır, yaşarken anlamadan. kalan bir gerçektir belki...” der... Yaşadığını anlamanın bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim... Bodrum’da bahçedeki erguvan ağacına bakarak yazıyorum bu yazıyı... Çiçekler döküldü sadece yaprakları kaldı... Bir sene beklemem gerekecek çiçeklerini görebilmem için... Seneye mayıs ayında kavuşmak üzere Erguvan Ağacı...” * Özdemir Asaf’ın kızı Seda Arun’un “evleneceğini babasına haber verdiği ve onun onayını beklediği akşam saatinde yaşadıklarını yazdığı” satırlar bunlar... Özdemir Asaf’ın Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Sen bana Bakma, Ben Senin Baktığın yönde Olurum...” kitabından...
İnsan sevdiğini öldürür diye bir söz vardır ya aslında bakın, insanı öldüren hep sevdiğidir.
eskiden
belirsizlik
olmaz dediğim herşey oldu,oluyor kendi içimdeki septizim harekatını ilk defa bu denli görüyorum oldukça keyifsiz. herşeyin belirsizliği hiçbir sonuca vardıramıyordu şüphelerle hareket edip kendimi bi bataklıkta buluyorum boğulduğumun farkındayım battıkça batıyorum ama bu duruma karşı koymaya çalışacak gücü bulamıyorum. her şey siktirsin gitsin istiyorum, o bu şu olağan herşeyi olumsuz karşılamak istiyorum neden şu şöyle, keşke şöyle olsaydı 45 yaş üstü ona buna bok atan kendi fikrini baskın getirmeye çalışan sevimsiz amcalara döndüm, dönüyorum. insan açlığım var ya hu doyuramıyorum o arıyor bu arıyor en sevimsizi arıyor buluşalım diyor tamam olur diyorum en sevimsizi bile konuşurken hayatı unutturuyor bi an kendi hayatımdan kopuyorum koptukça kendi hayatımdan huzur buluyorum kendi şunu şöyle mi yapsaydım acabalarımı bırakıp başkalarının durumlara verdiği olağan tepkileri öğrenmeye çalışıyorum.hep derim hiç bi pişmanlığım yok pişmanlıkları sevmem ben yaptıysam pişman olmam tarzında başıboş cümleler kuruyorum sonucunu görmekten haz etmediğim.yoksa ben bi yalancı mıyım, eğer yalancıysam bu denli neden yıpranıyorum. yalancı adam ona buna he der istenilenleri söyler yalan olsa bile söyler ama bunuda yapamıyorum be! ben kendi içimde kendi belirsizlik kalemi kurdum, her şey ağır geliyor ve ben batıyorum.
x
Can Kazaz - Kendi Halimde
Hiç birinize değil kırgınlığım, dargınlığım Hiç bir kadına değil yorgunluğum, yalnızlığım Kendi halimde bir derdim var Nasıl anlatsam kibar kibar Duymaz sağır, uydur bağır Kendi başıma değil sarhoşluğum, baygınlığım Hiç bir duruma değil gerginliğim, hoyratlığım Kendi halimde bir derdim var Nasıl anlatsam kibar kibar Duymaz sağır, uydur bağır.
Manuş Baba - Geceler Kara Tren
Can Kazaz - Kırlangıçlar Gibi
Adamlar - İnsanın Düştüğü Durumlar
yamalı laflar, dilim dönmüyor. yaralı yollar, kimse gitmiyor.
Neyse-Siyah
Cemiyette Pişiyorum - Sert Düşüşler
can güngör - silik düşler
Studio Red'da