Beni böyle ısıtanın sıcaklığın mı yoksa bakışların mı olduğunu bilmediğim gibi; altında ezildiğim kuvvetin de kemiklerinin sertliği mi yoksa davranışlarının netliği mi olduğunu hiçbir zaman öğrenemedim.
YOU ARE THE REASON

Janaina Medeiros

@theartofmadeline
Today's Document
KIROKAZE
tumblr dot com

No title available
🪼
styofa doing anything
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Lint Roller? I Barely Know Her
NASA
No title available
Cosmic Funnies
Monterey Bay Aquarium
No title available
Sade Olutola
Claire Keane

No title available
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Singapore

seen from United States
seen from T1

seen from Türkiye

seen from Germany
seen from Türkiye

seen from Canada
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United Arab Emirates
seen from Malaysia

seen from United States

seen from T1
@d-a-r-k
Beni böyle ısıtanın sıcaklığın mı yoksa bakışların mı olduğunu bilmediğim gibi; altında ezildiğim kuvvetin de kemiklerinin sertliği mi yoksa davranışlarının netliği mi olduğunu hiçbir zaman öğrenemedim.
Herkes bir şeyler söylemek istedi. "Gitme," demek istedi biri; "Kal," demek istedi. Biri, "Hayır," demek istedi. Ben "Yapma," demek istedim sana. Yüzüne bakıp, "Beni bir çift gözün içinde kaybetme," demek istedim.
Sen yaptın, ben izledim. Sen gittin, ben kaldım. Beni bu dört duvar arasında yalnız bıraktın. Sana kalamadım diye ben de kendimden geriye bir şey bırakmadım.
Dün gece bir kitap okudum, aklıma düşürdü seni benim. Eskiler ne güzel sevmişler birbirlerini, bir saç teline bin dünya yakmışlar sevdiklerinin. Sadece sevmeyi bilmişler ama.
Biz seninle incitmeyi biliyoruz. Hem de çok derinleri incitmeyi. Bir gece yarısı bir kelimeyi kurşun ediyor, bir bakışla alnımıza dayıyor, bir öpücükle sıkıyoruz biz. Kimsenin dikemeyeceği yaralar açıp merhemi karanlık odalara saklıyoruz. Her gün aynı cesedi, aynı makinede yıkayıp giyiyoruz üzerimize biz seninle. Ama işte, biz seninle iki adam bir olup sevmeyi bilemiyoruz sevgilim. Eskiler yanlarında yalnızca zamanı götürmemişler.
Şüphesiz en nefret ettiğim his, başkalarının şefkatiydi. Göğsünüzü anestezisiz açan bu his, yaralarınızı da uyuşturmadan dikmek istiyordu ve siz çırılçıplak sedyeye gönüllü uzanıyordunuz çünkü bu kadar açtınız ilgiye, sevgiye, şefkate. Hiçbir çocuk, rızasız geldiği bu dünyada ona her şeyi borçlu olan ailesi tarafından sevgiye aç bırakılmayı hak etmiyordu.
Sözlerin ağırlığı yoktur, kurşunları vardır; hedefi on ikiden vurmaz, ağır yaralı bırakır. Bugünlerde o kurşunlar birini vursun yeter, herkes ruhsatsız silah kullanıyor.
Denesen belki dikiş bile tutmayacak kadar derin kesikleri yara bantlarıyla kapatmaya çalışıyorsun.
Kaos bir düzen değildir, ama her düzende bir kaos vardır. Hayat, insan yaşar ve ölür diye basite indirgenemeyecek kadar karmaşık; çünkü bizi yaşadıklarımız değil, kaybettiklerimiz büyüttü.
Sen, namlu sana dönük değildi diye kurşun sana saplanmaz mı zannediyordun? Tenini yarmaz, etini parçalamaz, kanını akıtmaz mı zannediyordun?
Kelimeler de kurşun olabilirdi bazen. Sen yaran görünür değil diye, vurulmadın mı zannediyordun?
Birini evin yaparsan, evinin ayakları olur; yürüyüp gidebilir senden, geçebilir belki üzerinden...Birini evin yaparsan, o ev yeterince büyük bir depremde yıkılabilir; altında kalırsın.
Kafanda öldürmediğin insanın cesedi toprağın altına girse de kalbi göğüs kafesinde atmaya devam eder. Sesi, yüzü, kokusu, dokunuşu, enerjisi... Anılarında soluklanır her biri. Bir yere gidersin; önceden onu gördüğün bir yerdir orası,tam o köşede yaşamaya devam eder ruhu işte. Aklında oynatıp durursun tam orada söylediklerini, o kaldırımda yürüyüşünü, eğilip bakmışsa bakış açısını; yüz ifadesini hatırlarsın, ses tonunu hatırlarsın, saçlarına değen rüzgarı; saat kaçtı onu bile hatırlarsın. Mümkün kılmaz hayat birini öylece unutmayı. Öldürmez çünkü dünya, öldürdüğü insanın hatırasını.
tamam diyisi çok tatlı 🥺
Yüzün, bir insanın sanata duyduğu tüm ihtiyacı karşılıyor.
İnsanlar sevgilerini göstermek için alın öperler,sense nişan alıyorsun.
"Göğüs kafesimin kemikten parmaklıklarına sakladım ben seni,çıkman için beni parçalaman gerek.."
"Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu fark ettiklerinde, sorunun ne olduğunu soracaklar. Ama bir şeyi unutacaklar.
Senin ne kadar iyi ve tecrübeli bir yalancı olduğunu."
İnsanları insanlar öldürür, silahlar değil. Bu devirde sözler işliyor cinayetleri, katiller değil.
Cemal Süreya der ki; Tüm günahları paylaşmalıyız seninle. Rakıyı aynı bardaktan, küfrü bir ağızdan etmeliyiz. Korkuyorum çünkü; ya farklı cehennemlere gidersek?