hepsini geçelim de bir elin parmaklarından çok yıldız kaydırdım gökten bir dileğe. kaç tünel kaç alt geçit sayamadım geçerken nefesimi tuttuğum. doğum günümde mum üflerken bile dilemiştim. ki bu mühim bir şeydir. 21 yaşındayım. 5 yaşımdan beri umutla üflediğimi sayarsak 16 üfleme eder.ki bu gerçekten mühim bir şeydir. ama olmadı. yıldızlar, tüneller, mumlar ve papatyalar.. gözyaşları içinde onlarca gece edilen dualar... bunları yazıyorum çünkü az kaldı yazılacak olanlar. gelecekten gelip okursam diye, her şeyi unutuyorum ama hatırlatsın diye. her neyse. okusaydın beni suçlardın adım gibi biliyorum. hiç suçum yokmuş gibi de yazmadım oysa. edebiyat yapmak da değil de aklımda durmadan tekrarlayan anılar derim bunlara. kafamda sürekli yazıyorum. saatlerce. keşke yazar olsaydım ama konumuz bu değil. her neyse. çok şey anlatırdım ama anlamı yok artık. zaten hepsini yazdım bir deftere. kendimi nasıl akladığımı görsen şaşırırsın. bazen ben bile şaşırıyorum. bu kadar haklı olmak istemezdim de.. ama sanma ki seni kötülüyorum hepsinde. bazı hatalar olur, bazen insan hata yapabilir. açıklaması vardır. mantıklı açıklamalar. yaptığın hatalara çok mantıklı açıklamalar buldum. seni de akladım. yapmasam yaşayamayacaktım. bazı konularda hala çok haksızsın ama olur böyle şeyler. -kolaymış gibi yazdım ama bu böyle şeyler dediklerime aylarca ağladım. gerçekten aylarca. yüzlerce kez. neyse- işte olur böyle şeyler. zaten insanları böyle şeyler ayırır. bizi böyle şeylerden farklısı ve fazlası ayırmış olsa da olur böyle şeyler. hem bak böylesi daha iyidir belki. bitmesi gereken ama noktalamaya izin vermeyecek kadar çok sevgi barındıran bir hikaye gibi düşünüyorum bazen. ve bu bazı şeyler noktalar oldu.
gerçekten çok fazla şey düşünüyorum. yazmakla bitmiyor. yazmazsam ilerde unuturum diye korkuyorum ama her şey o kadar açık ki. yine de anlatayım kendime. ben noktayı gördüm. bu hayatın noktasıydı. ama nokta noktadır. hikayenin başında olması sonunda olmasından da iyidir üstelik. çünkü yok olmayacak. nokta yok olmayacak. roman düşün kitabın yarısı kaybolmuş .en heyecanlı yerinde. noktalanmış aslında ama çok korkunç. ah neyse bunu uzatmayacağım. var olan noktayı belki de yanlış bir yolla hikayenin sonuna iliştirmeye çalıştım. ne kadar zor olduğunu anlatmayacağım. cesaret gerektiğinden vs de bahsetmeyeceğim. ama korkaklıkla ve terk etmekle suçlandım. korkunç bir şey bu. çok zor olan bir şeyi yapmak yetmezmiş gibi bir de suçlanmak. her neyse
konuyu çok dağıttım. ama artık burası için yazabileceğim çok az şey kaldı diye düşündüğümden. - bu da bazı şeyleri fark ettiğimden- çok dağıttım ama bence anladım. hayatın noktası insanın sinirini çok bozar. bunu insanlar yaparsa o yaptı diyebilirsin. kendi noktan için sebep bulmak zordur. sebeplerden sonra harekete geçmekse daha zor. cesaret ister. bazı şeyleri görmek, kabullenmek, kendi hataların dahil yapılan tüm yanlışları görüp bunları kabullenmek cesaret ister. bazı insanları onlara rağmen sevdiğini fark etmek ve yollarını ayırabilmek.. affedebilmek cesaret ister. affedememene rağmen yaşamaya devam etmek cesaret ister. bunları olgunlukla algılayabildiğim için kendime teşekkür ederim. çok düşünmüştüm söylediği her şey gibi - gerçekten korkak olup olmadığımı. ama bak cevabımı buldum. gerektiği kadar, gerektiği zaman. olması gerektiği gibi.