24...neler oldu böyle! Seninle gurur duyuyorum, demekten kendimi alamıyorum.
24... teşekkür ederim. Ne olursa olsun değil, olanlar çocukluğuma ve varlığıma darbeydi; savaş meydanlarından düzlüğe, karanlıktan aydınlığa çıktım, uçurum kenarından itildim gene de arsızlıkla kendi uçurumumda çiçek açtım, ben...Ben tüm savaşları sona eren bir insanın nasıl göründüğünü, aynaya her baktığında anlamaya başladım. Teşekkür ederim. 🤍
Mezar sayısı 2 oldu 23, derken saatler içinde kendini bir uçakta şehir değiştirirken buldun. Bundan önce hastanede, ardından morgda buldun kendini. Söyle bana, nasılsın? İlk defa 10'suz bir doğum gününde çocukluğun nasıl, de bana; çocukluğunun büyük bir kısmını toprak altına gömerken gözlerinde yaşlar var mıydı, o morgda unufak olan senin dağın mıydı, hastanede dil dökülmeden anladığın bilginin azabı mıydı? Konuş benimle.
Kahkahalarından bir an vazgeçmemiş olman göğüs kafesimdeki ateşin nedeniydi, kendini seçmen ise yıkık şehri alevlere teslim etmenin bitişiydi. Kendimde çok emeğim var, diyerek adım aldığın her yol çiçeklerinle kuşansın; bu yola gelene kadar ki yaşanmışlıklarını göğüs kafesi mezarlığına gömmüşken dahi, kendini seçmenin neleri kaybetmene mâl olduğunu hesaplamadan adım aldın. Seninle gurur duyuyorum.
Ait olmadığın yerleri terk ettin; çok savaştın, çok meydan oldun, kendini korumayı dahi seçmeyecek kadar gözün kara var oldun ama...unutma, anlaşılmak için bu kadar savaşmak doğru değil ve ait olmadığı yerlerle savaşı biten biri ancak böyle sert adımlar. Biliyoruz, hatırladık.
Kendine meydan okumakla kalmadın kendini karşına alıp o yolda yürüdün, seni anlıyorum ama artık istemiyorum. Bu farkındalık soğuk su etkisindeydi ama kendini seçtiğin an aslında su sadece yüzülecek bir dinginliğe dönüştü. Yol hep sendin, cesaretine hayranım ama...bazen bu kadar olmayalım.
Çocukluğunun hayallerini tek tek gerçekleşebilirdiğinde ne çok yüz gördün ama! Hâlâ gülüyorum, bir ömür unutulmaz biliyorum ama artık istemiyorum; çocukken hayalini kurduklarını gerçek yaptın, seninle gurur duyan o küçük kıza sarıldığın an tüm duvarlar yerle bir oldu ve işte...hiç bilmediğin çiçekler böyle toprağına düştü.
Önün arkan tek kişi ile koca bir sorumluluk aldınız. Altından nasıl iyi kalktınız ama! Pürüzler sadece sizin kahkahalarla anlatacağız anılara dönüştü, huzur dolu bi ev kurdunuz. Başardınız.
O masaya muazzam insanları oturttuğunu kanıtladın, her anında koşarak gelen nadideler ile çevrili bir hayatta olmanın kalp çarpıntısı ile sarıldın onlara. İyi ki, dedin. O masadakilerin kendilerine özel parıltıları ile iyileştin, yaran için senden daha çok çırpınan kişilerle çevrelendin; sen kızım bu dünyadaki cenneti bu masada var olanlarla bir kurdun, boş iki tabağa ise toprak koydun. İyi ki.
Sessizliğin yuvasında kendine sarıldın ve öfke zincirlerini sesi kulağına dolduğunda dahi kontrolünü korudun. Çocukluğun, seninle gurur duyardı.
Yara bere ya da acı tatlı farkı olmadan attığın her adım için cesaretine aşık oldum; çok kırgınlık, çok büyük bir kayıp, fazlaca hayal kırıklığı, bolca göz yaşı, hayata tutunma çabası barındırdı. Göğsün koca bir anılar mezarlığına da ev sahipliği yaptı, hemen yanı göğüs kafesi mezarlığı iken...söyle bana nasılsın?
24...toprağın altına elimi soksamda ulaşamadım.
24...bazı topraklarda ev kuramadım.
24...o zincir seslerine boyun eğmedim.
Ve 25, bana ışıkla gel; tüm savaşlarım bitti, tüm kayıplarım gitti, kazançlarım heybemde yola koyuldum. Bana aidiyetle, varlığımla, ışığımla öyle bir gel ki tekrar tekrar kendimi yaratabileyim.
25'te tüm savaşlarını bitirmiş olmanın gururunu, duyulmuş olmanın hafifliği ile harmanlayıp adımlayacağım. 🌟
Doğum günüm kutlu olsun. 🥂