Ölü ama gömülü değil.
trying on a metaphor

祝日 / Permanent Vacation
taylor price
noise dept.

oozey mess

if i look back, i am lost

⁂

JBB: An Artblog!

Product Placement

ellievsbear
No title available
Peter Solarz
Mike Driver
One Nice Bug Per Day

Love Begins

titsay

Origami Around
Xuebing Du
Cosimo Galluzzi

Kaledo Art

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Singapore

seen from Singapore

seen from Canada

seen from France

seen from Japan

seen from United States

seen from Bulgaria
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Bangladesh
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Bangladesh

seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from United States

seen from United States
@darksideofthehumanity
Ölü ama gömülü değil.
Bir daha aynı hevesle yürümemek için geçtiğin tüm yolları ateşe vermişsin, bak hikayenin bu kısmı büyük yazıklık.
Yüreğin elinde gittiğin tek kapıdan avcuna kendine iyi baklar tutuşturularak uğurlanmışsın, bak hikayenin bu kısmı büyük yanmışlık.
Aynı kapıya defalarca gitmiş, her defasında zaten sana açılmaz diye zile basmaktan vazgeçmişsin, bak hikayenin bu kısmı büyük ziyanlık.
Yani bir bakıma biraz sonra düşüp kırılacağını bildiğin bardağı daha havadayken tutup çöpe atmışsın, hikayenin bu kısmı düpedüz vazgeçmişlik.
Aramıza keşke yalnızca yıllar girseydi demişsin giren onca insanın genzini yakan bilinciyle, gördünüz mü buralar hep bitmişlik.
ARKADAŞLAR 2 DAKİKANIZI RİCA EDİCEM İnternette böyle bir video gördüm, videoyu çeken arkadaşla da konuştum. Bu olaydan sonra kedinin iyi olduğuna dair bir fotoğraf paylaşıp sıyrılmaya çalışmışlar (paylaşılan fotoğrafta eski bir fotoğraf) Üstüne üstün birde pişkin pişkin sıkıyorsa gelin alın demiş Twitter da fazla imza toplanmadığını görünce burada paylaşma gereği duydum Aşağıda ki linkte tıklayarak imza kampanyasına yardımcı olabilirsiniz
Link
Instagramını dondurmuş sanırım ama elimizde şöyle bir numara var ve çanakkale de oturuyorlar (uğur gülenç) Ceza alması veya kedinin alınması için fazla imzaya ihtiyaç var arkadaşlar lütfen üşenmeden 1 dakika da imza atın lütfen
Dostoyevski epilepsi hastası, homofobik ve iflah olmaz bir kumarbazdı.
Oğuz Atay sevdiği kadına yakın olabilmek uğruna karısından boşanıp sevdiği kadının kocasıyla arkadaş oldu evlerine daha sık gidebilmek için.
Salinger yaklaşık kırk yıl evinden dışarı adım atmadı, tek bir kare bile fotoğrafı çekilemedi.
Yusuf Atılgan Türk Edebiyatının kilometre taşları sayılabilecek iki büyük eseri yazdıktan sonra (Anayurt Oteli ve Aylak Adam) insanlara küstü, bir köye yerleşip otuz yıla yakın neredeyse tek bir satır bile yazmadan çiftçilik yaptı.
Althusser elli yıldır birlikte olduğu ve taparcasına sevdiği karısı Helen'i bir sabah yanıbaşında uyurken elleriyle boğdu, bu boktan hayata daha fazla katlanmasına seyirci kalmaması için.
Stephan Zweig'de tıpkı Althusser gibi yaptı, tek farkla, o tabanca kullandı karısı ve kendisi için.
İnsan ırkına duyduğu güvensizlik Walter Benjamin'i Fransa sınırında kendi kafasına sıkmaya zorladı.
Hemingway yalancının tekiydi,
Jean Genet gasptan tecavüze kadar bulaşmadık suç bırakmadı ve ömrünün yarısını hapiste geçirdi.
Kierkegaard çok sevdiği nişanlısı Regine Olsen'i terk etti, çok sevdiği için. Ömrü boyunca hep acı çekti bu yüzden ama soranlara da yaptığının doğru olduğunu söyleyip durdu. O kadar çok seviyordu ki Regine'i ve o kadar nefret ediyordu ki kendisinden, evlenip onun kendisine ‘maruz kalmasına’ izin veremezdi!..
En sevdiğim yazarlardan bir kaçının kısa yaşam öykülerini anlatmaya çalıştım. Bir yerlerde bir terslik var ama nerede bilemiyorum..
Ali Lidar
son bir sigara içelim, öyle git gideceksen. ne olur yavaş iç, yavaş iç- dönmeyeceksen.
Sizi bilmem ama benim Cumhurbaşkanım hala Mustafa Kemal Atatürk.
……
Yıl 1937, Atatürk çok hasta… Doktorlar; “Kutlamalara gitmeniz intihar” ..diyor. Ama O “hayır” ..diyor. “Halkın morali bozulur, kutlamalar olacak ve ben gideceğim” …
30 Ağustos Zafer Bayramı ❤ _______
“Bir yıldız var kanından yadigar, birde hilal. Unuttun mu çocuk? Sadece bir cadde adı değildir istiklal.” ….
ÖZLEDİK ATAM
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
Yalansiz, riyasiz, güvenli gülüşü gerçek sevginin, içtenliğin ölümsüz karelerinden birisi.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.
..ve hiç kimseye gerçekleri anlatmayacağım.beni, küçük bi yükten kalbi bükülmüş bir insan olarak bileceksiniz sadece.sizlere asla kalbimi açmayacağım.
Öfkelenince neden bağırırız ?
Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş. Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.” “Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.” Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.
Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi. Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı. Karısı dehşetle gözlerini açtı: - Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti. Akşam karısına: - Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi. Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı. Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu. Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu. Günler günleri kovaladı, hiç bir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, şoför: - Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi. Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden diye sordu. Şoför: - Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor, dedi.
önümde dört bira var; birini gülüşün için birini saçların birini parmak uçların birini de gözlerin için içsem bu geceyi de böyle kapatırım