LUCKY MAN 🔥
One Nice Bug Per Day
Alisa U Zemlji Chuda
NASA
Stranger Things
Cosmic Funnies

blake kathryn
Game of Thrones Daily
Lint Roller? I Barely Know Her
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
noise dept.

Discoholic 🪩
Sweet Seals For You, Always

No title available

Janaina Medeiros
$LAYYYTER
styofa doing anything
tumblr dot com
Show & Tell
Xuebing Du
RMH
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Netherlands

seen from Japan
seen from Israel

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Japan
seen from Australia
seen from Brazil

seen from Russia
seen from Colombia
seen from Israel

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Pakistan
@deluxeedition123
LUCKY MAN 🔥
Kocamın borcu
Kapı çalındığında üzerimde bir gecelik, elimde kumanda, koltuğa uzanmış, bakar kör gibi televizyon kanalları arasında zaplayıp duruyordum. Murat gelmişti. Kocam… Kalktım, ayaklarım geri gide gide kapıyı açtım. Tahmin ettiğim gibi zil zurna sarhoştu yine, fakat yalnız değildi. Yanında bir arkadaşı daha vardı, Serkan… Konuşup yürümekten aciz kocamı koltuklayıp getirmişti bu saatte…
Ayakta bile duramıyordu herif… Bir yıldır olduğu gibi… İşleri bozulduğundan beri kendini içkiye vermişti iyice, gün günden kötüleşiyordu. Hem mali durumumuz, hem içkiye düşkünlüğü…
Daha 25 yaşında gencecik kadındım. Üç yıl olmuştu evleneli ve bir yıldır sarhoş avutmakla geçiyordu ömrüm… Alımlı, güzel, seksi bir genç kızdım, amatör mankenlik bile yapmıştım evlenmeden önce… Herkesin dönüp dönüp baktığı bir kadındım ama kör olası kocamın gözü alkolden başka bir şey görmüyordu.
Kızarak, lanet okuyarak yine Serkan’ın yardımıyla aldım, bir kolunda Serkan, bir kolunda ben, sürükleyerek içeriye götürdük. Yatağa yatırdık. Ayakkabılarını çıkardım sadece, öylece bıraktım.
“Lanet olsun yaa…Neden içiriyorsunuz buna bu kadar Serkan?” diye çıkıştım hışımla…
“Ben içirmedim yenge…” dedi Serkan, “Telefon etti, gidip meyhaneden alıp getirdim.”
Çıkıştığıma pişman olmuştum çocuğa… O da kocam gibi 30 yaşında, butik işleten, evli, yakışıklı biriydi. Kocamın arkadaşıydı ama onun gibi zaaflarına yenik düşmez, ağır, oturaklı bir kişiliği vardı. Murat’ı korur, kollamaya çalışırdı. Bu gece olduğu gibi…
“Kusura bakma Serkan, sinirlerim çok bozuk… N’olur kırdıysam affet beni…” diyerek özür diledim.
“Önemli değil yenge… Gelmeye ikna etmek için ben de iki kadeh attım onunla beraber… Saat geç oldu ama, bir kahven varsa…”
“Tabi, ne demek? Gel, mutfakta bir fincan ikram edeyim sana…”
Mutfağa geçtik. Cezveyi kahveyi çıkardım, kahveyi pişirirken konuşmaya, içimi ona dökmeye başladım farkında olmadan… Öyle yalnız, öyle dertliydim ki… Gecenin bu saatinde adamın beni dinlemeye meraklı olmayabileceği bile gelmiyordu.
“Her akşam böyle bu Serkan… İçip içip geliyor. Zil zurna sarhoş her akşam… İşleri bozuk diye kendini iyice bıraktı. Kimseyi gözü görmüyor, beni bile… İnan, nerdeyse altı aydır kadın olduğumu unuttum ben…”
Bunu söylerken kahveyi fincana koymuş, dönüp Serkan’a ikram etmek üzereydim. Kendime geldim. Neler anlatıyordum elin adamına böyle? Kocamın aylardır beni becermediğini, tatmin etmediğini anlatıyordum bir güzel…
Baktım, ilgiyle beni dinliyor, gözlerini dikmiş beni süzüyordu.
O anda jeton düştü. Gecelik vardı üzerimde… İçimi gösteren ince tül kumaştan mini geceliğim… Ayaklarımda bir tüylü pantufla, bir gecelik… İçimde sütyen yok, dantel külodum görünüyor ayan beyan gözler önünde…
Adam yiyecek gibi bakmakta haklı… Fakat yapacak bir şeyim yok, fincanı uzatıp meme uçlarım görünen geceliği çekiştirip elimden geldiğince örtmeye çalıştım.
Karşı karşıya duruyorduk. Ortadaki mutfak masasına yarım oturmuş, bütün hatlarımı ezberlercesine, içercesine bakıyordu bana… Gecenin bir vakti, sarhoş kocam yatak odasında horlayıp dururken, ben elin adamının önünde yarı çıplağım nerdeyse … Utandım, yanaklarım kızardı,
“Bak görüyor musun? Kafam yerinde değil, seni nasıl karşılamışım bu kıyafetle…Kusura bakma, gidip sabahlığımı alayım ben…”
“Gerek yok yenge… Yabancı değilim ben… Dur konuşalım seninle…” diyerek elimi tuttu, engel oldu. Elinin temasıyla şimşek çarptı sanki bir an… Titredim. İçimden “yabancı değilsin de, nikahlı kocam da değilsin ya” diye düşündüm ama kaldım yine de… Kahvesinden bir yudum aldı, bana,
“Anlıyorum, çok sıkıntılı durum… Ben de yaşadım bu durumları, halden anlarım. Ne kadar borçtan söz ediyoruz peki?”
Başım yana eğik, üzüntüyle borcumuzun ne kadar olduğunu söyledim. Hemen ödeyebileceğimiz bir rakam değildi. Zaten bütün sıkıntı bundan kaynaklanıyordu. Bir sessizlik oldu. O masada, ben de mutfak bankosuna dayanmış karşılıklı duruyorduk. Neden sonra konuştu,
“Tamam, ben size yardım ederim.” dedi. Gözlerim parlayarak başımı kaldırdım. İçimde bir sevinç,
“Nasıl, ne gibi yardım Serkan?” dedim ümitle…
“Borcunuzu öderim. Şu anda durumum müsait…” Gözlerimin içine bakıyordu, “Yalnız bir şartım var…” Şart kelimesini duyar duymaz içimi sıkıntı bastı. Arkasından ne gelecekti acaba? Düşündüğüm şey mi yoksa?
“Ne şartı? Nedir o?” Gözleri tepemden ayak tırnağıma kadar üzerimde dolaştı. Ürperdim, kollarımı göğsümde kavuşturdum.
“Yardım ederim ama…”
“Ama?”
“Aması, seni sikmek istiyorum. Şartım bu…” O anda mutfak etrafımda döndü sanki… Kan beynime çıktı adeta… Sikmek istiyormuş… Öpmek değil, sevmek değil, sevişmek değil… Sikmek…
“Sen nasıl söylersin bunu Serkan? Murat’ın en yakın arkadaşısın sen… Nasıl yaparsın bunu?” O ise tepkime aldırmadan omuzlarını silkti,
“Valla Gül, her şey bir yere kadar gülüm… Tamam, içerdeki sızmış sarhoş, bok herif benim arkadaşım ama… Sen de benim için tanrıçasın… Seni ilk gördüğüm andan beri istiyorum, arzuluyorum seni… Keşke o bok heriften önce ben görseydim seni, keşke karımdan önce seni tanısaydım… Ama kader işte… Yapacak bir şey yok amına koyayım.”
“Murat bu söylediğin kaba şeyleri duymasın Serkan, çık git evimden hemen…” dedim sinirlerime hakim olmaya çalışarak…
Kahve fincanını getirip bankoya bıraktı, hemen yanıma… Burun buruna duruyorduk. Göz göze bakışıyorduk… İki elini de bankoya koyup beni kollarının arasında hapsetti. Dudaklarımız birbirine değecek kadar yakındı neredeyse…
Dizlerim titriyordu. Öpecek zannettim, ama öpmedi. Nefesi mis gibi kokuyordu. Göğsünden yayılan erkek kokusu burnumun direğini sızlatıyordu. O sızı kasıklarımda da dolaşıyordu aynı anda…
“Gülüm…” dedi derin bir nefes alarak… “Hastayım ben sana… Gel kaderin götüne koyalım beraber… Ben senin derdine çare olayım, sen de benim hastalığıma derman ol… Seni sikmeden derdim geçmez benim… Parayı vereyim, siz kocanla borçları kapatırsınız, bana da geniş geniş ödersiniz. Faiz falan yok, faizi sensin Gülüm… Borç bitene kadar seni sikerim…”
Doğruldu, geriye çekildi. “Sen bunu düşün bir iyice… Sonra tekrar konuşalım.” Çıktı gitti.
İçeri geçtim o sinirle, yatağa serilmiş kocamın yanında kıvrılıp yattım. Uzun süre uyku tutmadı. Sonunda ağlaya ağlaya uyuyup kaldım öylece…
Ertesi gün öğleden sonra kapı çalındı. İcra memurları kapıdaydı. Bir sürü muamele, evdeki dişe dokunur eşyaları alıp götürdüler. Yine akşama kadar ağladım. Akşam Murat geldi, yine sarhoş… Kavga, kıyamet, epey bağırıştıktan sonra gidip yattı, zıbardı. Sinirden titriyordum. Geceliği giydim yatmak üzere, aynaya baktığımda dün geceki vaziyetim, Serkan, onun bakışları, sikmek istemesi geldi aklıma…
Serkan, evet… Yardım edeceğini söylemişti. Ama şartı vardı beyimizin… Bana üzerime atlayacak gibi, şehvetle bakan kara gözleri geldi gözümün önüne yine… Ürperdim. Elim istemsizce geceliğimin altından amıma gitti. Avuçlayıp sıktım.
Altı aydan beri adam akıllı yarak görmemişti zavallı amcığım… Kuruyup kalmıştı. Yatakta sırt üstü yatmış, horlayıp duran kocama baktım.
“Murat” diye seslendim. Tık yok, tekrar seslendim, “Uyuyor musun kocacım? Sızdın mı sarhoş köpek?” Rahatsız etmişim gibi homurdandı.
“Kalk karını sik Murat… Yoksa karın elden gidiyor haberin olsun… Sikecekler karını… En yakın arkadaşın sikecek… En yakışıklı olanı… Ohhh… Beni sikecek kocacım… Kalk hadi, sen sik beni…“ Horlamaya devam etti sarhoş kocam…
"Tamam Murat efendi, bunu sen istedin” dedim yüksek sesle… Kesin kararımı vermiştim. Soyunup banyoya yürüdüm. Güzel bir bakım yaptım kendime… Pırıl pırıl oldu her bir yanım… Yarın sermayem, silahım bu pırıl pırıl vücudum olacaktı.
Ertesi günü öğleye doğru Serkan’ın giyim mağazasına gittim. Bayan müşterileri vardı, onlarla ilgileniyordu. Bir kenarda işinin bitmesini bekledim bir süre… Onu izledim. Kadınlarla öyle güzel konuşuyordu ki… Yakışıklıydı da… Sırım gibi, kara yağız bir erkekti. Gece bana nasıl baktığını, beni nasıl istediğini anımsadım, sırtımdan belime doğru ürperti yayıldı. Kadınlarla işi bitip gönderince yanıma geldi,
“Hoş geldin” dedi, elimi ellerinin arasına aldı. “Ne karar verdin, ne diyeyim sana şimdi? Gül diye mi hitap edeyim, yenge diye mi?” Gülümsedim. O da gülümsüyordu bunu söylerken… Düzgün beyaz dişleri göründü gülümseyince, ışıldadı.
“Tamam Serkan… İstediğini kabul ediyorum. Ama benim de şartım var. Bütün borçlarımızı kapatacaksın. Murat’a senden borç aldığımızı, ödemesi gerektiğini söyleyeceğim.” Elimi kaldırıp dudaklarını değdirdi. Ürperdim yine…
“Tamam Gülüm… Sen ne dersen kabulüm… Yeter ki sen benim ol, ben her şeyi kabul ederim.” Kasaya gidip bir anahtar aldı içinden, “Hadi gidelim” dedi.
Mağazadan çıktık. Biraz ileride pasaj gibi bir yere girdik. Boş dükkanlar vardı. En sondaki merdivenlerden alt kata indik. Deposu varmış orada… Kapıyı açtı anahtarla, içeriye girdik. Işığı açınca gözlerim kamaştı. Ortada bir çekyat, her tarafta giysi kolileri vardı.
Ben ortama bakarken Serkan arkamdan yanaştı, kolumdan tutup kendine çevirdi. Dudaklarıma yapışıp öpmeye başladı. Biraz isteksizce duruyordum kollarının arasında… Heyecanlıydım. Çünkü kocamdan sonra ilk kez bir erkek bu kadar yakın oluyordu bana… İlk kez kocamdan başka bir erkekle sevişmek üzereydim.
Ayakta öpüşüyorduk şimdi… Elleri her yerimde dolaşıyor, eteğimin altından çoraplı bacaklarımı okşuyordu. Altıma siyah ince jartiyer çorabı giymiştim. Ateş gibi yanan elleri jartiyer çorabı geçip çıplak baldırlarımı okşadığında titredim. Öpücüklerine karşılık vermeye başladım ben de…
Benim isteksizliğimin geçtiğini, yavaş yavaş olaya katıldığımı hissetti o da… Öpmeyi bırakıp geri çekildi, badimi tuttu, sıyırıp çıkardı. Dantel sütyenimin üzerinden memelerimi okşadı. Sonra onu da çıkardı. Belden yukarım çıplak karşısında duruyordum. Hayranlıkla dimdik duran uçları kabarmış memelerime baktı bir an…
“Offf… Şunlara bak… Yerim ben bunları Gülüm…” diyerek memelerime yumuldu.
Elleri, dudakları, diliyle daldı memelerime… Uçlarını acıta acıta dudaklarıyla çekiştiriyor, arada minik ısırıklar atıyordu meme uçlarıma… Artık iyice zevk almaya, bacaklarımın arası ıslanmaya başlamıştı. Memelerimi öperken bir yandan da eteğimin fermuarını indirdi Serkan, kalçalarımı kıvırarak çıkarmasına yardımcı oldum.
Siyah tanga külodum ve jartiyer çoraplarıyla kaldım. Çekyata oturdu, beni kendine, önüne çekti. Önü kabarık, ağı ıslanmış külodumla karşısında duruyordum. Elini uzatıp külodumu avuçladı. Hırsla sıktı.
Alnında ter taneleri birikmişti. Hayranlıkla bakıyordu. Onun bakışları da, amımı avuçlayıp sıkıştıran parmakları da beni öldürüyordu. Tangamı dişleriyle sıyırdı altımdan… Gece kaymak yaptığım, zevkten dudakları aralanmış amıma hayranlıkla baktı…
“Ah Gül… Gül… Sen beni öldüreceksin kalpten… Kılsız ama bayılırım, amın süt gibi… Sevişirken çorapla sikmeye bayılırım, bu güzel çorapları giyip gelmişsin. Oh, harika amın var bebeğim… Kurabiye gibi… Hiç ellenmemiş bakire amı sanki… Yerim ben bunu…”
Tutup çekyata çekti beni, özenli hareketlerle koltuğa yatırdı. Amıma bir öpücük kondurdu. Sürdüğüm parfüm kokusunu ciğerlerine çekip hızlı hızlı yaladı. Elleriyle dudaklarını aralıyor, dilini her yerinde gezdiriyordu. İçinden akan zevk sularıyla pembe pembe parlıyordu amım…
Sonra ayağa kalkıp üzerindekileri hızla çıkardı. Çırılıplak kaldığında aletini şöyle bir sıvazlayarak
“Seni hiç böyle bir yarrak sikti mi? Böyle yarak girdi mi amcığına?” diye sordu.
Bu argo konuşmaları bir yandan beni kızdırıyor, bir yandan tahrik ediyor, delirtiyordu. Fakat gerçekten kocamınkinden daha büyük bir aleti vardı. Yirmi santim civarında, oldukça kalın ve dimdik havaya doğru bakıyordu. Yattığım yerden gözümü elindeki aletten ayırmadan,
“Hadi ne yapacaksan yap da gideyim…” dedim kızmış gibi, umursamıyormuş gibi yaparak… Ama adamın yarrağı gerçekten hoşuma gitmişti. Hoşa gitmek ne demek, resmen dibim düşmüştü, bayılmıştım.
“Tamam Gülüm… Tamam yavrum… Zaten benim de dayanacak halim kalmadı. Dünden beri bu anı hayal ettim.”
“Hani ilk gördüğünden beri istiyordun? Yalan mıydı söylediklerin?”
“Yalan değildi. İstiyordum ama ümitsizce… Arkadaşımın karısıdır diye içime attım hep… Ama dünden beri gerçeğe dönüştü o hayaller… Yanımdasın işte… Sikmek üzereyim seni…” diyerek bacaklarımı iki yana açtı ve başını tekrar kasıklarıma dayadı.
Çılgınca amımı yalıyordu. Dudakları, dili, parmakları… Her şeyiyle beni delirtmek için çalışıyordu. Başardı da… Bir müddet sonra ister istemez inlemeye, saçlarından tutup çekiştirmeye, başını amıma bastırmaya başladım.
Emmeyi bırakmıyor, yalamaya devam ediyordu. Başını bacaklarımın arasına kıstırdım ve kasıla kasıla ilk orgazmımı yaşadım, dakikalarca boşaldım.
Neden sonra halsiz halsiz hala bacaklarımın arasında duran Serkan’a baktım. Başını kaldırıp gülümsedi ve yukarı çıkarak dudaklarıma yapıştı. Sarıldım. Bu sefer gerçekten isteyerek öpüşüyordum.
Sonra ayağa kalkıp erkeklik organını gösterdi yaklaşarak… Ben de doğrulup elime aldım canavarı, yüzüne baktım. Merakla ne yapacağımı bekliyordu,
“Biliyor musun Serkan?” dedim boğuk sesimle… “Hayatımda böyle güzel penis yemedim ben… Harika bu…” dedim. Bir süre okşayıp ağzıma aldım, taşakları dahil her yerini yaladım, ağzımın içinde emdim.
Ben yalayıp emdikçe inleyen Serkan bir süre sonra beni tekrar arkaya itti, yatırdı. Bacaklarımı omzuna koyup yarrağını amıma dayadı. Yavaş yavaş amıma girmeye başlamıştı. Altı aydır yarrak yüzü görmeyen amım yarrağını öyle bir sarmıştı ki hiç bırakmayacak gibiydi.
“Offf.. Gül… Harika amın var… Alev gibi yanıyor…” dedi inleyerek… Boynuna sarıldım sımsıkı,
“Söndür o zaman alevini…” dedim. Bana baktı gülümsedi ve aletini köküne kadar vajinama soktu.
“Ohhh… Çok güzel… Tadını unutmuşum ben bunun… Oohhhh…” diye inledim altında… Serkan bir an durdu, sonra penisini içime sokup çıkartmaya başladı.
Altında zevkten inliyordum. Bacaklarımı omuzlarından koltuk altlarına indirip hızlanmaya başladı. Ben de artık ikinci kez kasılarak boşalmaya başlamıştım. O devam ediyordu pompalamaya…
Birden yarrağını amımdan çıkarıp bacaklarımı indirdi. Döndürüp domalttı. Arkadan amıma girip sert bir şekilde sokup çıkartmaya başladı. Ben de elimi klitorisime atıp hızlı hızlı okşuyordum. Üst üste boşalıyordum. Arkamdan yarağını vurdukça memelerim sallanıyor, kasıkları kalçama çarptıkça şak şak diye sesler geliyordu.
Birden durup çekyata oturdu. Üzerine çıkıp yarrağını amıma dayadım. Zevk suları akan ve artık iyice alışan amıma sikini rahatça aldım. Dibime dayanana kadar oturdum. Üzerinde oturup kalktıkça zevkten deliriyordum. O da göğüslerimi yalayıp duruyordu. Birden durdum. Yüzüme bakıyordu merakla,
“Sakın içime boşalma Serkan…” dedim. Güldü,
“Korkma, boşalmam. Daha oraya gelmedi benimki…”
Gerçekten hemen hemen yarım saati geçmişti sevişmeye başlayalı… Yarım saattir sikiyordu hala boşalmamıştı. Kocam on dakikada siker boşalırdı oysa… Onun temposuna alışkın bedenim, Serkan’ın yarağının altında iyice şaşırmıştı pusulasını…
Bacaklarımın altından ellerini geçirip boynuna sarılmamı istedi. İstediğini yaptım. Kucağında benimle beraber ayağa kalkıp kalçalarımdan tuttu, beni ayakta sikmeye başladı. Alttan öyle hızlı girip çıkıyordu ki anlatamam. Delirmek üzereydim. Ben artık zevkten nefes bile alamıyordum. Kuş gibi ağzımı açmış, kendimi şehvetin kollarına bırakmıştım.
Birden boşalmaya başladım. O şekilde o güne kadar hiç boşalmamıştım. Kendime geldiğimde Serkan’a öyle bir sarılmışım ki nerdeyse boğulacakmış. Tekrar beni çekyata yatırıp bacaklarımı araladı, içime girmeye başladı. Pompalamaya başladıktan bir süre sonra o da kasılmaya başlamıştı.
Benim uyarımı beklemeden yarağını amımdan çıkarıp kendine masturbasyo başladı. Boşalmaya başladığında fışkıran dölleri yüzüme gözüme vücudumun her yerine dağılmıştı.
Yattığım yerden birden fırlayarak penisini ağzıma aldım. Serkan da zevkten kasılarak başımı kendine öyle bir bastırıyordu ki, erkekliğinin başı gırtlağıma kadar dayanıyordu.
Beni mutlu eden erkeğimin mutluluk çubuğunu iyice temizledim. Son kalıntıları da yalayıp yuttuktan sonra çekyata oturdu. Nefes nefeseydi. Ben de yanına oturup beline sarıldım. Bana dönerek
“Süpersin kadın… Böyle zevki nadir yaşadım ben…” dedi
“Sen de süperdin erkeğim. Bir saat hiç durmadan siktin beni… Kocam on dakikada bitirirdi işini, beni bir sefer anca boşaltırdı. Şu yarım saatin içinde beni kaç sefer boşalttın bilmiyorum”
Yerinden kalkarak kolilerin birinden bir tane tişört çıkarıp yüzümü vücudumu silmeye başladı. Baktım, erkekliği tekrar hareketlenmiş dikleşiyordu. Hemen dudaklarına yapıştım. Bu arada organını tutup sıvazlamaya başladım.
Alet eski halini alınca hemen üzerine oturup zıplamaya başladım. Beni bir posta daha pozisyon değiştire değiştire siktikten sonra toparlanıp giyindik. Dışarıya çıktık.
Akşama parayı hazırlayıp getireceğini söyledi, gönderdi beni… Hemen eve gidip bir duş aldım ve sonra çırılçıplak yatağa yatıp yaşadığım o muhteşem sikilişimi düşündüm. O yorgunlukla uyuyup kalmışım. Saat sekiz gibi kapının çalmasıyla uyandım. Kapının arkasına saklanarak kapıyı açtım, Serkan gelmişti. İçeriye girdi.
“Murat gelmedi mi?” diye sordu. Ayak parmaklarımın ucunda kalkarak çırılçıplak bedenimle erkeğime yaslandım. Dudaklarına uzanıp bir öpücük kondurdum,
“Meyhanede içiyordur şimdi aşkım, gelmedi henüz…” dedim. Elindeki şişkin büyük zarfı uzatıp
“Al bebeğim… Bütün borçlarınızı ödeyin. Tam istediğin kadar getirdim” dedi.
Zarfı elinden alıp umursamadan kenara fırlattım ve dudaklarına yapıştım. Elinden çekerek yatak odasına götürdüm. Ben zaten hazırdım. Üzerindeki giysilerle yatağa çektim, altına yattım. Telaşlı ellerimle pantolonunun fermuarını indirip sikini çıkardım. Zaten kapıda görür görmez sertleşen aletini içime daldırdı. Kocamın yatağında, kocamın arkadaşıyla sevişiyordum.
Beni bir posta da orda sikti ve hemen kalktık. Murat her an gelebilir korkusuyla vedalaştık, sikicimi gönderdim.
Murat bir iki saat sonra, yine sarhoş gelmişti. Hiç bir şey demedim. Ertesi günü ayıldığında para zarfını uzattım. Akşamdan kalma gözlerle aptal aptal bir bana, bir zarfa bakıyordu.
“Serkan’a sıkıntımızı anlattım. Borç olarak verdi. Biz borçlarımızın hepsini kapatıyoruz. Serkan’a taksit taksit geri ödeyeceğiz borcumuzu…” diyerek anlattım olayı…
Sevindi, havalara fırladı sevinçten… Sıkıntımızı bilip duran Serkan’ın neden şimdiye kadar yardım etmediğini, neden ben isteyince para verdiğini sormak aklına bile gelmedi pezevengin…
Serkan’ın altına yatarak kazandığım sikiş parasıyla bütün borçlarımızı kapattık. Şimdi kocam gece gündüz çalışıp borcunu ödemeye uğraşıyor. Ben de iki günde bir depoya gidip borcumuzun faizini ödüyorum.
Çok canım isterse, mutluluk çubuğunun verdiği mutlulukları özlersem, Serkan'ımı evime çağırıyorum. Kocamın borcu için kocamın yatağında ara ödeme de yapıyorum.
İki Kocalı Bir Kadının Hikayesi
Bir akşam bankanın yemeği vardı. Metin gelmek istemedi. Ben de çok üstelemedim. Aylardır aramız limoniydi. İlk yeni evli dönemi geçmiş, bir şeyler kopmuştu sanki son zamanlarda… İletişim kurmakta zorlanıyorduk. Sevişmelerimiz bile tekdüze, monoton bir görev halini almıştı.
Yemekte Selim ile karşılaştık. Aynı masaya oturduk. Eskilerden konuştuk. Sohbet güzeldi. Farkında olmadan kaç kadeh içtim hatırlamıyorum. Sonra “Hadi bir yere dansa gidelim” dendi. Önce olmaz filan demiştim ama ısrar kıyamet. Tamam deyip kocama haber verdim. Selim,
“Sen merak etme, ben eve bırakırım” dedi. Canlı müzik de çalan bir mekana gittik. İçerisi tıklım tıklımdı. Zar zor bara ilerledik. İçkilerimizi alıp müziğin ritmiyle sallanmaya başladık. Kalabalığın içinde Selim ile dip dibeydik. Birbirimizi duymak için kulaklarımıza bağırmamız gerekiyordu. Kesik kesik konuşuyorduk.
Selim durmadan bana nasıl hayran olduğunu söyleyip duruyordu. Bir eli belimdeydi. Ben de içkinin etkisi bir yandan, adeta otobüs kalabalığı bir yandan, iyice arkam dönük olarak Selim'e yaslanmıştım. Orkestrayı izliyor, müziğin ritmiyle güya dans ediyorduk. Bir ara ensemde bir öpücük hissettim. Ürperdim. Dönüp Selim'e baktım.
Elleriyle pardon der gibi bir hareket yaptı. Bir şey demeden döndüm. Benim tepkimden cesaret almış olmalı ki elleri yavaş yavaş fark ettirmeden belimi okşuyordu. Tepki vermedim. İçim volkan gibi kaynamaya başlamıştı ama… Sanki unuttuğum bir takım duygular bedenimi ele geçiriyordu.
Giderek daha cüretkar olmaya başladı. Belimi okşayan parmaklar yavaş yavaş ilerliyor, karnımı, kalçalarımı okşuyordu… Kalçamı okşayan elinin yanı sıra başka bir sertlik daha hissediyordum. İki eli de belimde, kalçalarımda dolaştığına göre… Arkama batıp duran sertlik penisi olmalıydı. Onun pantolonun ve benim eteğin kumaşlarının üzerinden o sertliğin yakıcı sıcaklığını hissedebiliyordum sanki…
Heyecandan geberecek gibiydim. Yanaklarım, içim alev alev yanıyordu. Aslında beni sabaha kadar okşamasını istiyordum, fakat bir yerde elini tutup yaramazı durdurdum, beni iyice kendimden geçiren ellerinin önüne set çekip engel oldum. Gerçi kalabalıkta, alkol duvarlarının aşıldığı o geç saatte kimsenin kimseyi görecek hali yoktu ama yine de ne bileyim, çekindim. Bıraksam ayak üzeri sevişecekti benimle… Ve biraz daha beni okşamasına izin verirsem benim de ondan farkım kalmayacaktı. Saat gece yarısına doğru,
“Gidelim Selim… Geç oldu, kocam merak eder.” dedim.
Diğerleri kaldı. Selim söz verdiği gibi beni eve bırakmak için benimle çıktı. Yola çıktık. Bir yandan alkol, bir yandan yanımda oturan bu yakışıklının içimi ürperten ilgisi… Mutluydum, başım dönüyordu mutluluktan… Tam oturduğum semte girmek üzereyken birden yön değiştirdi.
“Nereye gidiyorsun?” dedim.
“Bir kahve içelim öyle bırakayım” dedi. Bir şey demedim. Bu saatte, bir erkeğin evinde, başbaşa kahve içmek…? Başım fıldır fıldır dönüyordu. Bir apartmana girdik. Kapıyı açtı. İçeri girdik.
“Kimse yok mu?” diye sordum usulen… Gece yarısı evine kadın aldığına göre yalnız olmasından başka seçenek olmadığını daha sorarken biliyordum aslında… Gülümseyerek,
“Yok. Ev halkı Ankara’da…” dedi. Salona geçtik. Kendimi kanepeye attım. Selim kahve yapmak için mutfağa geçti. Neredeyse sızmak üzereydim ki elinde kahvelerle gelmiş. Fincanları sehpaya bırakıp yanıma oturdu. Saçlarımı okşayarak,
“Hadi kalk Gül, kahven hazır” dedi. Toparlanmaya çalıştım. Sendeleyince Selim kolumdan kavradı. Gözgöze geldik. Ve nasıl olduysa o anda öpüşmeye başladık.
Selim'in elleri vücudumun her yerinde dolaşıyordu. Karşı koymak istiyordum ama ne mümkün… Ve aylardır kupkuru olan, kocamla sevişmekte zorlanan ben, sırılsıklam olmuştum. Heyecandan titriyordum. Selim beni hızla soymaya başladı. Üzerimde külodumun dışında hiç bir şey kalmamıştı.
Beni yatağa sürükledi. Yatakta sevişmeye devam ettik. Külodumu çıkarmaya kalkınca elini tutup
“Hayır, bırak, olmaz” dedim.
“Neden olmaz?” dedi.
“İkimiz de evliyiz, yapamayız…” filan gibi klasik şeyler geveledim. Ne kadar saçma… Üzerimde sadece minicik bir külotla yabancı bir erkeğin kollarında şehvetten kendimi kaybetmek üzereyim, adama hayır yapamayız diyorum. Eli bacak aramdaydı. Sırılsıklam olduğumu görüp,
“Hadi direnme… Sen de istiyorsun” dedi ve bir hamlede külodumu yırtarcasına çıkarıp üstüme çıktı. Çılgın gibi sevişiyorduk. Aletinin ucu içeri girmek için vajinamın dudaklarına dayanmıştı ama ben bacaklarımı kasıyor ilerlemesine izin vermiyordum.
“Bırak gireyim” dedi. Bırakmadım. Ama bir yandan da deliler gibi öpüşüyorduk. Sonunda bacaklarımın bağı çözüldü ve içeri kayarak girmeye başladı. İçim sanki ateş gibi yanıyordu. Dile kolay, kocamla aylardır böyle istekli, arzulu bir sevişme yaşamamıştım. Hep görev gereği, çoğu orgazm olmadan biten yasak savar bir seks yaşamı… Selim’in erkekliği dibine kadar girdiğinde derin bir oh çekerek kendimi tamamen bıraktım.
“İçin ne kadar sıcak Gül… Adeta yanıyor” dedi. Bir süre içimde öyle hiç kıpırdamadan durdu. Öpüşmeye devam ettik. Ve yavaş yavaş gidip gelmeye başladığında daha fazla kayıtsız kalamadım. Selim’in kalçalarına yapışıp,
“Daha hızlı… Daha hızlı… Kökle…” diye inlemeye başladım. Bankadaki hanımefendi Gül gitmiş, azgın bir fahişe gelmişti onun yerine…
Hızlandı hızlandı hızlandı ve çığlık çığlığa boşaldım. Hemen arkasından Selim boşaldı. İkimiz de yatağa yığıldık kaldık. Ne kadar öyle kaldık hatırlamıyorum.
Bir ara saate baktım bir buçuk olmuştu. Hemen yataktan fırlayıp telaşla sağa sola savrulmuş giysilerimi bulup giyinmeye başladım. Telaş içinde Selim de giyindi, çıktık hemen, arabaya atladık. Evin önünde beni bıraktı.
Anahtarla kapıyı açtım. Yatak odasında Metin yatağa uzanmış, bir elinde kumanda o halde uyuyakalmıştı. Onu seyrettim bir süre. Hiç bir şeyden habersiz uyuyordu. Uyandırmamaya çalışarak elinden kumandayı alıp televizyonu kapadım. Karanlıkta oturup bir sigara yaktım. Kendimi ölesiye yorgun, fakat ölesiye mutlu, doygun, dingin hissediyordum o anda…
Pencereden sızan ışığın altında uyuyan eşimi izliyordum. Yavaş yavaş içimi bir pişmanlık kapladı. Kocamı seviyordum. Ve buna rağmen onu aldatmıştım. O ise habersiz yatıyordu. Çok içkiliydim. Hala başım dönüyordu. Sigaram bitince yanına uzandım ve uyandırmamaya dikkat ederek saçını okşamaya başladım. Ama uyandı.
“Aaa geldin mi Gül? Kapıyı duymamışım…” diye mırıldandı uykulu bir sesle. Uzanıp hafifçe dudaklarından öptüm. Öpüşmeye başladık. Tamamen uyanmıştı. Elimi aletine attığımda sertleştiğini gördüm. Hemen yatağa uzanıp bacaklarımı açtım.
“Hadi aşkım becer beni…” dedim. Sanki kendimi affettirmek, işlediğim günahı kendimce vicdanımda dengelemek istercesine…
O karanlıkta gözlerindeki şaşkınlığı görebildim. Elini bacak arama uzattığında elini tuttum. Her şeyi anlar diye korktum sanırım.
“Hadi… Bekletme beni… İçime gir…” dedim. Üstüme çıktı ve içime bir hamlede girdi. Daha da şaşkındı.
“Gül… Ne kadar ıslaksın, aman tanrım…” dedi, “Hiç seni bu kadar ıslak görmemiştim.”
“Becer beni aşkım… Doldur içimi…” diye inliyordum. Her giriş çıkışında daha yarım saat önce Selim'in içime doldurduğu spermler dışarı akıyordu. Ve sonunda sarsılarak boşaldı. Arkasından da ben… Evet… Kadınlığımdan başka bir erkeğin dölleri akarken kendimi boynuzlu kocama becertmek öyle tahrik etmişti ki beni… Birbirimize sarılarak uyuduk. Metin olan biteni anlamamıştı. Varlığını bilmediği ortağının spermlerini benim zevk suyum zannetmiş, alabildiğine zevk almıştı benim istekli halimden…
Öğleye doğru uyandığımda cep telefonumda kocamdan gelen bir kaç mesaj vardı. Aşk dolu cümleler… Ben de aynı şekilde aşk dolu cevaplar yazdım. Akşama kadar mesajlaştık. Akşam eve geldiğinde elinde bir buket çiçek vardı.
Aklım karmakarışıktı. Eşimi aldatmış, çok sevdiğim, aşık olduğum sevgili kocamı bir güzel boynuzlamıştım. Fakat, pişmanlığımın da etkisiyle bir facia, olmadık olaylar beklerken tam tersi olmuştu. Sanki kocamla ilk günlerdeki aşık çift olmuştuk.
Kocam içeriye girer girmez, daha koridorda başladık öpüşmeye. Tüm hafta sonunu sevişerek geçirdik. Neredeyse cuma gecesi olan biteni unutmuştum. Ama pazartesi günü Selim beni işten arayınca bir anda gerçekler kafama dank etti. Panikledim.
Ona ikimizin de evli olduğunu, sarhoş olduğumuzu, içkinin etkisiyle yanlış şeyler yaptığımızı, olan biteni unutmamız gerektiğini söyleyip telefonu kapadım. Kocamı seviyordum. Bu olan biten bir anlık zaaf diyerek unutmaya karar verdim. Ara ara Selim arıyor, tekrar buluşmak istediğini söylüyor ben de hep aynı cevabı veriyordum. Böyle bir şey aramızda hiç olmadı diyordum. Bir kaç ay böyle geçti.
Selim ısrarla aramaya devam ediyor, bir yerde oturup konuşmamız için yalvarıyordu. Sonunda ısrarlarına dayanamayıp konuşma teklifini kabul ettim. Metin'e
“Arkadaşlarla eğlenmeye gideceğiz aşkım” dedim.
“İyi olur Gül… Kafan dağılır, deşarj olursun. Psikolojin düzelir” diyerek destekledi. Selim ile buluştuk.Bir arkadaşından anahtarını almış, evine gittik. Düzgünce konuşup kocamı ne kadar sevdiğimi, yaptığımızın hata olduğunu anlatacak, bir daha rahatsız etmemesi için ikna edecektim güya…
İçki, sohbet derken yine olan oldu, kendimizden geçip sevişmeye başladık. Artık kendimi tutamıyordum. Saatlerce salonda, yatakta, evin her yerinde seviştik. Üç ya da dört kere, tam hatırlamıyorum, içime boşaldı. O kadar geç kalmıştık ki, yine aceleyle, banyo yapamadan çıkmak zorunda kaldık.
Eve dönerken spermler resmen bacaklarımdan sızıyordu. Eve geldiğimde Metin beni kapıda karşıladı. Demek camda bekliyormuş. Hızla soyunup kendimi yatağa attım,
“Hadi aşkım… Becer beni…” dediğimde Metin dünden hazır, bir anda üstüme çıktı. Ve içime bir hamlede girerken adeta içimdeki sıvılar dışarı fışkırdı. Bütün gün seks yaptığım yetmezmiş gibi bir de kocamla deliler gibi seviştik.
Bir akıntıya kapılmış gibiydim. Hem içimden bir ses yaptığın yanlış diyordu bir daha asla diyordu hem de bir kaç hafta sonra kendimi Selim’in kollarında buluyordum. Artık bu sahne ayda bir bazen ayda iki kez tekrarlanır olmuştu.
“İçmek sana yarıyor karıcığım” diyordu Metin… “Öyle ateşli oluyorsun, öylesine istekli sevişiyorsun ki benimle…”
Öte yandan, içimdeki suçluluk duygusu da yok olmaya başlamıştı. Bir yandan da bu olay ortaya bir çıkarsa kopacak skandalı düşünüyor, korkuyordum. Ama yine de Selim’le buluşmaktan kendimi alıkoyamıyordum.
Kocamı seviyordum. Onun üzülmesi, incinmesi ihtimali beni korkutuyordu. Bir yandan da her şeyi Metin'e anlatmak istiyordum. Beni mastürbasyon yaparken seyretmekten hoşlanıyordu kocam… Ben Selim’i hayal ederek kendimi deli gibi parmaklarken, kocam da beni izleyip mastürbasyon yaparak boşalıyordu. İşte o akşamlardan birinde nasıl oldu bilmiyorum, konuyu bir şekilde açmak istedim.
“Beni izlemek seni tahrik ediyor değil mi aşkım?” diye lafa girdim. Zaten eli erkekliğinde, bana baka baka sıvazlayıp duruyordu.
“Hem de nasıl bebeğim…” dedi boğuk bir sesle… Biraz sonra yine,
“Peki, mastürbasyon yaparken değil de, başka bir erkekle sevişirken beni izlemek hoşuna gider mi? Porno izler gibi bizi izlemeye ne dersin? Yabancı, muhteşem seksi bir erkekle sevişmemi, senin gözünün içine baka baka o erkeğin penisini yalamamı, beni bağırta bağırta içime girmesini izlemek istemez misin?”
Kalbim deli gibi çarpıyor, kocamın vereceği cevabı bekliyordum. Durakladı önce, sonra da,
“Ahh… Çılgınca geliyor kulağa ama… Evet aşkım… Ne yalan söyleyeyim. Seni başka bir erkekle sevişirken izlemek… Hoşuma gitmek de laf mı, bayılırdım…” dedi.
O anda her şeyi itiraf etmek istedim ama yine de cesaret edemedim. Bunu fantazi gibi yaşamaya başladık. Senaryolar yazıyor, sevişirken uyguluyorduk. Metin kocam değil, kocaman aletli bir başka erkek oluyor, o yabancı erkek beni becerirken kocam da güya bizi izliyor, izlerken mastürbasyon yapıyordu.
Kocaman aletli yabancı erkek hissini vermek için kocam penis kılıfları, vibratörler kullanıyor, öyle beceriyordu beni… Sanki gerçekten bir yabancı erkek penisi içime giriyor gibi oluyor, beni zevkten delirtiyordu. Bazen de ben kendime vibratör sokup yatakta kıvranırken kocam kenarda oturup kendini tatmin ediyordu bana baka baka…
Bir gün yine bu fantazilerimizden biriyle coşup kendimizden geçmiş, sarsıcı bir orgazmdan sonra yatakta sırtüstü serilmiş yatıyorduk. Eliyle yorgun bedenimde gezinip okşarken bana
“Gül… Bu yaşadıklarımızı gerçekten yapsak ya…” demez mi?
Kulaklarıma inanamadım. Ama yine de sanki isteksizmişim gibi mırın kırın ettim.
“Nasıl olur aşkım? Fantezi başka, gerçeği başka… Ya duyulursa… Rezil oluruz…”
Israr etmeye, üzerime gelmeye başladı. Benden daha hevesli, daha bir istekliydi benim başkasıyla sevişmem konusunda… Sonunda ısrarlarına dayanamadım tabi ki, hala o istemez tavırlarımla,
“Tamam aşkım… Dediğin gibi olsun… Ama ağzı sıkı biri olmalı…” nameleri yaptım bir süre… Kocam sevindirik olmuştu. Sonunda baklayı ağzımdan çıkardım. “Selim diye biri var. Gözü var bende… Belki o olur, ne dersin?” deyince
“Tamam canım… Selim’i ayarla öyleyse… Hadi bir an önce yapalım şu işi…” demeye başladı. Selim’i merak ediyordu. Nasıl biriydi, yakışıklı mıydı, boyu kilosu? Bir çocuğun hediyesini merak ettiği gibi saf bir heyecan içinde sorup duruyordu. Anlattım ben de…
“Yakışıklı, uzun boylu, sportmen, geniş omuzlu…” Beni Selim’e mıknatıs gibi çeken tüm özelliklerini anlattım kocama… Aslında tam o anda her şeyi itiraf etmek niyetindeydim ama son anda cesaret edemedim. Kocamın dudaklarına asıldım minnetle,
“Biraz sabret aşkım… Doğal akışına bırakalım olayı…” dedim.
Birkaç gün sonra istediğim oldu. Selim buluşmak için arayınca tüm cesaretimi toplayıp Selim’le buluşacağımı kocama bir mesajla bildirdim. Tepkisini merak ediyordum. Bir kaç saniye bekledim sadece, cevap geldi. “Olur” diyordu. Telefon açtım kocama, heyecandan ölmek üzereydim.
“Ama sadece bir şey içip geleceğiz” dedim. Sevişeceğimizi söylemedim.
“Sana kalmış bebeğim.” dedi. Kısa bir duraklamadan sonra da titreyen sesiyle ilave etti, “Hatta… Hatta istersen… Eve de çağırabilirsin…”
Düşündüm. Ama cesaret edemedim. Selim’le buluştuk. Her zamanki gibi çılgınca seviştik. Defalarca içime boşaldı aşığım… Sonunda içim Selim’in spermleriyle dolu bir vaziyette eve geldiğimde kapıyı açan kocam heyecanla,
“Ne oldu canım? Meraktan öldüm. Yalnız mı geldin?” dedi. “Selim’le gelirsin sanıyordum.” Sanki hayal kırıklığı yaşamış gibi konuşuyordu. Ben de bir yandan soyunuyor bir yandan kocamın sorularına yanıt veriyordum.
“Yalnız geldim kocacığım…” dedim. Bu şekilde sorması galiba bana cesaret verdi. Ya da aklımı kaybetmiş olmalıyım. Çırılçıplak kocama sarıldım. Dudaklarından hırsla öptüm. Elinden tutup yatak odamıza götürdüm kocamı… Bu kez ışığı söndürmeden yatağa uzanıp bacaklarımı açtım. Ve bacak aramı işaret ederek
“Selim’i getirmedim ama… Ondan bir parça getirdim yanımda…” deyiverdim. Bacaklarımın arasından hala Selim'in spermleri sızıyordu. Şok geçirmiş bir şekilde kadınlığımın dudaklarının arasından arka deliğimi yalayarak yatağa süzülen beyaz köpüklü spermlere bakıyordu.
“Hadi gel aşkım becer beni…” diyerek şehvetle kocama kollarımı uzattım. Adeta büyülenmiş gibi üzerime çıktı ve vahşi bir hayvan gibi hırlayarak gidip gelmeye başladı.
“Becer beni aşkım… Sik beni…” diye bağırıyordum. “Amcığımda başka bir erkeğin dölleri var… Karını siken adamın dölleri… Hadi sen de sik karını… Dölleriniz birbirine karışsın…”
Bu sözlerim kocamı bitirmişti. Bir hayvan gibi kükreyerek içime boşaldı. Artık bütün ipleri koyuvermiştim. Ne olacaksa olacak diyordum. Sanırım aklımı kaybetmiştim. Kocam da kendini kaybetmiş gibiydi.
O da yaşanan olayın tahrikiyle durmadan saldırdı bana, defalarca içime boşaldı, bütün gece benimle sevişti. Öyle ki, gecenin sonunda halsiz mecalsiz kendimi yatağa bıraktım. Kolay değil, aynı gün iki erkekle defalarca sevişmiştim. İki erkeğin dölleriyle yıkanmıştı bedenim, iyi hırpalanmıştım doğrusu…
Ertesi sabah kendime geldiğimde vicdan muhasebesi yapıyor,
“Delirmiş olmalıyım… Ben neler yaptım” diyordum içimden. Kocam çoktan uyanmıştı. Ben uzun bir süre uyuyormuş numarası yaptım. Metin’le dün gece olanlar için yüzleşmeye gücüm yoktu. Sonunda daha fazla sürdüremedim ve yeni uyanmış gibi yaptım.
Metin tepemde dün gece neler olduğu ile ilgili yağmur gibi sorular soruyordu. Kaçamak cevaplar vermeye çalışıyordum.
“Kaçta buluştunuz? Nerde buluştunuz? Orada sana dokundu mu? Sonra nereye gittiniz? Nasıl başladı? İlk hareket hanginizden geldi? Sonra ne oldu?”
Sorular, sorular, sorular… Ben en ince detaylarına kadar anlattıkça Metin tahrik oluyordu. Ben de giderek daha az kaçamak cevaplar vermeye başladım. Ve en zor soru olan ve kocamın kafasını meşgul eden,
“Nasıl oldu da daha ilk buluşmada yatağa gittiniz?” sorusunu sürekli geçiştirmekten vazgeçip pat diye gerçeği söyleyiverdim.
“Aşkım… İlk değildi ki…” dedim. İkinci şok… Gözlerine kan oturmuştu. Zangır zangır titriyordu. Yüzü kireç gibiydi. Bir an fikirlerinin değişmesinden korktum. Tam iki erkekli bir seks yaşamına adım atmışken, belki daha da ilerletebilecekken yine eski halimize mi dönecektik? Yapamazdım bunu…
“Nasıl? Daha önce de seviştin mi onunla? Ne zaman?” diye kekeleyip duruyordu kocam… Bir hamleyle doğrulup ona sarıldım,
“Bırak bu soruları artık… Hadi gir içime… Becer beni aşkım…” dedim. Az önce yabancı bir erkeğin nasıl becerdiğini detaylarına kadar öğrendiği karısına sarıldı o da… Bir anda hırsla içime girdi. Aleti taş kesilmişti adeta… Her zamankinden daha uzun, daha sert, daha kalın geldi o anda… Dakikalarca gidip geldi içimde… Sertliğinden hiç bir şey kaybetmeden… Evire çevire… Sonunda içime fışkırdı….
Şimdi düşünüyorum da… O gün yaptığım her şey delilikti. Bu gün hala olanları düşündükçe tüm bunları nasıl yaptım diye kendime hayret ediyorum. Belki de bir çeşit akıl tutulması yaşamıştım.
Neyse ki her şey beklediklerimin tam tersi oldu. Bu ilk sarsıntıları atlattıktan sonra kocamla ilişkimiz hiç olmadığı kadar iyi oldu. Şu anda çok mutluyuz.
Selim ile olan ilişkim devam ediyor. Başkaları da oluyor ara sıra… Ve kocamın da hepsinden haberi var.
Haberi var demek lafın gelişi, yetersiz aslında…
Kocam benim başka erkeklerle sevişmelerimi bire bir, yatağın kenarından naklen izliyor. Bazen çok hoşuna giderse o da aramıza katılıyor. İki erkeğin arasında kalmayı, aynı anda iki erkek tarafından okşanıp sevişmeyi her kadın denemeli bence… Anlatılmaz bir deneyim, inanılmaz bir zevk…
Evlilik Yıldönümü
💖 Evlilik yıldönümümüz… Kocamla şık şıkırdım giyindik, şık bir otel restoranında yemek yiyoruz. Bütün hazırlıklarımı yapmışım. Vücut temizliği, bakımı, içimde seksi iç çamaşırları, üstümde göğüslerimi meydana çıkaran, omuzlarımı açıkta bırakan dekolte, incecik bir ipek bluz, dizimin hayli üstünde kloş bir siyah etek, siyah ince çoraplar…
Yemekte iki kadeh alkol alıp, kocamın önceden rezervasyonunu yaptığı odamıza çıkacağız. Güzel bir gerdek gecesi yaşamayı planlamıştık günler öncesinden… Kendimi ve bedenimi bu geceye hazırlamıştım.
Bir haftadır kocamla sevişmiyordum, cephanesini biriktirsin, güzel ve uzun bir seks yaşayalım diye… Bu gece seks için yanıyordum adeta…
Mum ışığında yemek tamam… Kristal kadehlerce içki tamam… Başım dönüyor, sabırsızlanmaya, ıslanmaya başladım, kocamı sıkıştırıp duruyordum. Tam kocayı kaldırıp yatağa atmanın zamanı geldi diyordum ki… Yanımıza janti takım elbiseli, acaip yakışıklı bir adam ve bir kadın oturuvermez mi?
Kocam adamla tanıştırdı. İş yaptığı, daha doğrusu borçlu olduğu şirketin sahibiymiş. Ben nereden çıktı bu herif diye surat astım, kocam n’olur idare et bakışlarıyla bana kaş göz yalvardı, adamla sohbete başladı. Ama sohbet, daha doğrusu adamın söylemleri gitgide sertleşmeye başladı. Meğer benimkinin bu adama müthiş borcu birikmiş, ödeme yapmıyor, adamdan kaçıyormuş.
Yanındaki kadın belli, yolun yolcusu, ağzında sakızı, ucuz dekolte giysileriyle ben orospuyum diye bağıran seksi bir sarışın… İki erkeğin sohbeti sertleşip koyulaşmaya başlayınca adam epey kalınca cüzdanını çıkardı. İçinden aldığı bir kaç tane yüzlüğü kadının eline sıkıştırıverdi bize göstere göstere, kadını yolcu etti.
Bize döndü. Merakla bekleyen kocama ve bana… Elini beline attı, kocaman bir tabanca… Çıkarıp pat diye korkutucu bir sesle masanın üzerine bıraktı makinayı… Önünde duran menü kitabını da üzerine koyarak örttü. Namlusu bize dönüktü.
“Ne diyorsun bakalım, ödeme yapacak mısın?”
Kocam korkudan sıçmış vaziyette… Bense ondan daha kötüyüm. Titriyorum. Yalvarmaya başladı kocam, parası yokmuş, en kısa zamanda ödeyecekmiş, yeminler ediyor.
“Ulan bok herif… Ödeyecek olsan şimdiye kadar öderdin. Avrupa turuna tatile gidecek, bu lüks otelde para harcayacak, sikmelik orospu kapatacak paran varken bana borcunu ödemedin.”
“Orospu değil o… Benim karım dedim sana… Evlilik yıldönümü bugün… Otelde kalacağız bu gece…” diye kekeliyor kocam… Ben hem tırsıyorum, hem öfkeliyim. Orospu ha…? Beni az önce sepetlediği kadın gibilerle karıştırdı herhalde bu piç…
“Daha iyi öyleyse… Borcunun bir kısmını bu geceden ödemeye başlarsın.”
“Nasıl yani?” diyecek oldu kocam… Adamın delici bakışları benim üzerimde dolaşırken, tabancasının namlusunu yine gösteriverdi bize…
“Az önce gördün. Sikmeye hazırlandığım orospuyu senin yüzünden geri gönderdim. Oysa niyeti bozmuştum. Bu gece sikiş yapmalıyım mutlaka… Ben de karını alıp yukarıya çıkıyorum. Ödemenin ilk taksidini bana karın yapacak. Sen burada onu bekleyeceksin. Ne zaman işim biterse o zaman getirir sana iade ederim.
Bir yamukluk yaptığını, itiraz ettiğinizi görürsem seni şuracıkta vururum. Yok, ben yukardayken polis filan karıştıracak olursan, yukarıda karını ben vururum, sonra da adamlarım seni gebertir köpek gibi…”
Şaşırıp kalmıştım, titriyordum. Neden bahsediyordu bu adam? Eyvahlar olsun… Kocam şimdi namus belasına bulaşacak, silaha aldırış bile etmeden adama dalacak diyorum içimden…
Fakat tam aksine… Oturduğu yerde iyice ezilip büzülmüş kocamla birbirimize bakışıyoruz. Gözleriyle yalvarıyor bana… Çaresiz… Korku dolu…
Anlaşıldı olay… Pek namusu için kalkıp adama dalacak gibi görünmüyor kocam… Teslim bayrağını çekmiş şimdiden… Aslına bakılırsa benim de ondan kalır yanım yok… Korkudan ölüyorum. Bir yandan da hızla düşünüyorum… Bu genç yaşımda niye vurulayım ki… Yaşamak varken…
Piç herif de üzerindeki klas koyu renk takım elbise, yakası açık, göğsünü gösteren beyaz ipek gömleğiyle bir yakışıklı ki… İri yarı, kirli sakallı, koca kara gözleriyle, bembeyaz parlayan düzgün dişleriyle, atletik yapılı vücuduyla muhteşem bir şey… Sert maço erkek tavırları da ayrı bir hava…
Bir ona bakıyorum, bir de korkudan titreyen kocamın yemek yerken yağ akıttığı lekeli kravatına… Oturduğu yerden belli olan şiş bira göbeğine… Kıyaslama bile gereksiz…
Kocamdan gözlerimi ayırmadan yavaşça ayağa kalktım sonunda… Çantamı alıp adamın yanına yaklaştım sessizce… Ne karar verdiğimi deklare etmiş oldum erkeklere… İkisinin de gözleri bende…
“Demek kararını verdin güzelim… En iyisi bu zaten… Tatsızlığa gerek yok. Emin ol pişman olmayacaksın. Şimdi, eteğini kaldır, bize altında ne olduğunu göster.” dedi kalın, boğuk bir sesle…
Etrafa bakındım, garsonlar, görevliler uzakta, benim ne yaptığımı göremeyecek mesafede dolanıp duruyorlar. Sırtım salona, önüm erkeklere dönük, dediğini yaptım. Diz üstü eteğimin önünü yavaşça kaldırıp adama ve kocama gösterdim.
Siyah dantelli jartiyer çoraplarım, süslü fırfırlı jartiyerim, minicik, şeffaf, kukumu zor örten transparan tanga külodum… Giyinirken aynada bakmıştım, külodumun şeffaflığından kalp şeklinde kestiğim kıvırcık kasık kıllarımı ve tertemiz yarığımı gördüklerinden emindim.
“Şimdi de üstündekini indir biraz, memelerini göreyim.”
Parmağımı degajeme takıp memelerim görünecek şekilde indirdim. Kabarmış meme uçlarımın zorladığı ve göründüğü siyah transparan kumaştan sütyenim meydana çıktı. Portakaldan iri memelerimi zor tutuyordu sütyen…
“Çok güzell…” diye inledi yakışıklı… “Öylece kal, kıpırdama…”
Tabancasını alıp beline soktu. Dışarıdan görünmemesi için ceketinin eteğini üstüne örtüp ayağa kalktı, arkama geçti. Elini omuzuma attı. Boynumda ve kulak mememde sıcak nefesini hissederek ürperdim.
“Kocanın faiz borcunu ödemeye hazır mısın jartiyerli fahişe?” diye fısıldadı.
Cevap vermedim önce… Kocama baktım. İtiraz etmesini, masayı tekmeleyip fırlamasını beklerdim bunca yıllık evliliğimizin hatırına… Bırak fırlamayı, itiraza bile yeltenmemişti domuz…
Borcu için, kirli paraları için, boktan hayatını kurtarmak için beni feda etmeye hazırdı. Düpedüz para karşılığında beni satmış oluyordu kocam… Pezevenk herif… Adam omuzumu sıkarak tekrar sorunca yanıtladım…
“Evet… Hazırım…” dedim ürpererek… Gözlerimi kocama diktim sonra, büyük bir kinle, tıslayarak, “Ama bir şartım var. Kocam da yanımızda gelsin. Karısının borcunu nasıl ödediğini kendi gözleriyle görsün.”
Adam bir kahkaha attı. Bir eliyle göğsümü avuçlarken, diğer elini önüme uzatıp kasıklarımı okşadı, tanga külodumun üzerinden kadınlığımı avuçlayıp sertçe sıktı. Parmaklarını külodun kumaşıyla beraber kadınlığımın dudaklarının arasından geçirdi. İnledim.
“İyi fikir…” dedi. “Hadi gel bakalım dostum… Ben karının bu güzel amcığını sikerken seni de yanımızda istiyoruz. Baksana, nasıl ıslanmış, yarak istiyor karıcığının amı…”
Elini uzatıp parmaklarının ıslaklığını gösterdi kocama… Gerçekten ışıkta pırıl pırıl parlıyordu parmakları… Kocamla sevişirken dakikalarca önsevişme yaparak, öpüp yalayarak girişe hazırlamasıyla ancak ıslanmaya başlardı kadınlığım… Oysa bu kaba, nobran, yakışıklı adamın bir sözü, kulağıma bir nefesiyle amcığım sırılsıklam olmuştu bile…
“Aç ağzını güzelim… “ diyerek parmağını ağzıma dayadı, etli kırmızı rujlu dudaklarımı zorlayarak soktu. Dilimde kendi zevk suyumun tadını aldım. Kışkırtıcı…
“Hadi bakalım benim güzel, ev kadını fahişem… Yukarı çıkalım. Sen de düş önümüze dostum. Bu seksi karınla hesap göreyim biraz… Senin önünde hesabımı keseyim, ödemediğin borcunun faizinden bir miktar düşeyim.”
Kocam önümüzde, adamın kolu belime sarılmış, eli kalçalarımı okşaya sıka asansöre ilerledik. Yukarıya, kocamla sevişmeye niyetlendiğimiz gerdek odamıza doğru yola çıktık.
Restoranın görevlileri hayretle bize bakıyorlardı. Bir saattir karı koca başbaşa mum ışığında yemek yediğimiz halde, yukarıya koca önde, karısı başka bir erkekle kucak kucağa, odaya çıkıyoruz. Şaşırmakta haklılardı doğrusu… Ama pek onlara aldıracak durumumuz yoktu.
Evet, günlerdir tasarladığımız gibi bu gece, bir otel odasında seks yapacak, sevişecektim. Ama kocamla değil, yabancı bir erkekle… Hem de kocam izlerken… Hem de evlilik yıldönümümüzde…
Asansörün kapısı kapanır kapanmaz adam beni kendine çekti. Kollarını bir cendere gibi bedenime sımsıkı sararak dudaklarıma yumuldu. Vahşice öperken elini eteğimin altına daldırmış, kalçalarımı yoğuruyor, bedenimi önündeki kabarıklığa bastırıyordu.
Dayanamadım, zevkle karşılık vermeye başladım ben de… Kollarımı boynuna dolayıp ağzımı açtım, hırslı dilinin dudaklarımdan içeri girmesine, dilimi okşamasına izin verdim.
Şehvetle öpüşüyorduk. Gözümün ucuyla lüks otelin lüks asansörünün kristal aynalarla kaplı duvarlarında kendimi görüyordum. Yabancı bir erkeğin kollarında, bir fahişe gibi öpülen, okşanan bir Gül…
Adamın eli eteğimin altında, her yerimi kurcalıyordu. Jartiyerimin ve siyah ipek çorabımın dantelleri, tanga çamaşırım… İç açıcı, tahrik edici ve kışkırtıcı bir manzara… Kocam da yanımızda, göz ucuyla bize bakıyor sümsük sümsük… Bir elini önüne kapatmış, bize bakarken penisi mi sertleşti ne?
Sonunda asansör katta durdu, odamıza ilerledik. Kocam daha önce resepsiyondan aldığı kartı cebinden çıkararak kapıyı açtı, bize yol vererek girmemizi bekledi. Birbirimize sarılmış vaziyetteydik. Adam durdu, bir anda beni kucağına alıverdi. Düğünden çıkmış yeni evli bir çift gibi kocamın açtığı kapıdan girdik. Dudaklarımdan öperek,
“Madem gerdek odasına giriyoruz, usulüyle yapalım yavrum” dedi. Yavaşça yere bıraktı beni… Kocam da arkamızdan girdi, kapıyı kapattı. Bize bakıyordu. Adam elini cebine attı, bir yüzlük çıkarıp kocama uzattı.
“Al şu bahşişini pezevenk herif…” dedi. “Üstünde ne varsa çıkar, sonra da şu koltuğa otur bakayım.”
Kocam önce durdu, sonra çaresiz parayı alıp dediğini yaptı. İki dakikada külotla kalmıştı.
“Donunu da… Çırılçıplak dedim gavat…” dedi adam. Onu da çıkardı. Elleriyle o her damarını ezbere bildiğim yarı kalkık erkekliğini örtmüş vaziyette, karşımızda duruyordu.
“Koltuğa!” komutunu yineledi. Kocam gitti, gösterdiği yere oturdu.
Adam etrafına bakındı. Lüks döşenmiş otel odasını süzdü, kadife ağır perdelerin yanına gitti. Perdeleri bağlayan sarı sırma kordonu püskülüyle beraber söküp geldi. Kocamı sımsıkı, adeta salam gibi bağladı o kalın kordonla…
“Şimdi oldu” dedi. “Ben ne yaparsam yapayım, emir vermedikçe bu koltuktan kıpırdamayacaksın. Bizi izleyeceksin. Tamam mı dümbük?”
Kocam onay anlamında başını sallayınca yatağa gidip oturdu. Gözleri bendeydi şimdi… Belinden tabancasını çıkarıp bana doğru tuttu,
“Sıra sende canım… Yavaş yavaş soyun bakayım. Bluz ve eteğini çıkar. Ama yavaş… Sindire sindire… Her yerini görmek istiyorum. Sikeceğim malı görmem lazım…”
Onun bu kaba, aşağılayan, küfürlü sözleri beni kızdıracağına daha beter tahrik ediyordu. Dediğini yaptım. Gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan, yavaş hareketlerle önce üstümdeki ipek bluzu çıkarıp attım. Sonra da eteğimin kopçasını açtım, kalçalarımı kıvırarak eteğimi yavaş yavaş indirmeye başladım. Kalçalarımın şişkinliğinden kurtulan etek hışırtıyla bacaklarımı okşayarak aşağıya, ayaklarımın dibine düştü.
Adam yatağa yarı uzanmış, bir tabancasında, diğer elini pantolonun önündeki kabarıklığa götürmüş, kalkmış penisini okşayarak hayran gözlerle beni izliyordu. Koltukta oturan çıplak kocam da öyle… Önündeki alet havaya dikilmişti. Sevgili karıcığı yabancı bir erkeğin önünde soyunuyordu.
“Sütyenini çıkar şimdi fahişe…” diye hırladı adam…
Şeffaf, zaten meme başlarımı gizleyemeyen sütyenimin kopçasını açtım. Yine yavaşça çıkarıp adama doğru fırlattım. Portakal büyüklüğündeki, irileşmiş pembe uçlarıyla memelerim şimdi erkeğin aç bakışlarının hedefindeydi.
Ellerimi kaldırıp şöyle bir okşadım, sütyenin baskısından kurtulan memişlerimi rahatlatmaya çalıştım.
“Uhhh…” diye inledi gözleriyle beni sikmekte olan adam… Havada kaptığı sütyenimi burnuna götürerek kokusunu içine çekti.
“Harikasın bebeğim. Tam bir sik kaldıransın sen…” Önündeki tümsek pantolonunu zorluyordu şimdi… “Baksana bana neler yaptın? Sikim taş gibi oldu senin yüzünden…”
O da eliyle okşayıp aletini rahatlatmaya çalışıyordu benim memelerime yaptığım gibi… Kocama baktım, o adamdan daha berbattı. Eli kolu bağlı olduğundan taş kesilen sikine dokunamıyordu bile zavallı… Adama döndüm,
“İstersen seni de soyayım, rahatlamak istersin sen de…” dedim şuh bir sesle… Gözleri parladı, uzandığı yerde yayıldı iyice… “Akşamdan beri o pantolonun içinde ne olduğunu merak ediyorum…”
“Ne duruyorsun öyleyse? Merakını gider bari…” diye yanıtladı beni…
Yüksek topuklu iskarpinlerimin üzerinde yaylanarak, kalçalarımı çalkalayarak yatağa ilerledim. Dantelli jartiyerimin tuttuğu ince siyah parlak çoraplarım ve kabarmış kadınlığımı saklayamayan ince ağıyla tanga külodumdan başka giysi yoktu üzerimde…
Eğildim, önce ceketini çıkardım, sonra gömleğinin düğmelerini yavaş yavaş çözdüm, adamın yardımıyla çıkarıp attım. Göğsü hariç kılsız, tüysüz, fakat hayli kaslı bir vücudu vardı. Tam istediğim, hayran olduğum gibi…
Omuzlarını, göğsünü okşayarak aşağıya indim. Dizlerimi kırmadan biraz daha eğilip pantolonun kemerini ve fermuarını da açtım.
Elindeki ağır tabancayı namlusundan tuttum. Gözlerimi gözlerinden ayırmadan silahını yatağa, yan tarafına koyması için zorladım onu… İki elini iki yana koyup kalçalarını kaldırınca bana da pantolonu bacaklarından sıyırmak kaldı.
Baksırının önündeki açıklıktan penisi dışarıya çıkmış, bana bakıyordu. Dimdik, kalın, damarlı, kocaman bir başı olan harika bir erkeklikti. Hatırı sayılır bir uzunluğu vardı, oturduğu yerde aletinin başı neredeyse göbek deliğine değmek üzereydi.
“Mmmm…” dedim beğeniyle… Harika bir manzaraydı önümdeki…
“Beğendin galiba…” dedi. “Kocanın çüküne pek benzemiyor değil mi?” Gülümseyerek kocama ve önündeki alete baktım.
“Kesinlikle benzemiyor canım” dedim. Elimle penisini tutup hafifçe sıktım. “Bu bir çük değil çünkü… Tam bir yarrak… Erkek yarrağı…” dedim. Baksırı da çıkardım.
Eğilip başına bir öpücük konduruyordum bu arada… Uzun sarı saçlarım adamın kasıklarında, dudaklarım da penisinin başındaydı. Dudaklarımı aralayıp başını içeriye aldım. İnledi. Koyverdim ben de… Dilimi çıkarıp yalıyor, ağzıma alıp emiyor, sokabildiğim kadar boğazımın en derinlerine kadar sokmaya çalışıyordum.
Sonunda saçlarımı kavrayıp başımı çekti aletinden… Tükürüklerimden pırıl pırıl parlıyordu koca alet… Oyuncağı alınmış gibi, küskün küskün yüzüne baktım. Engel olduğu için, yeteri kadar yalayamadığım için kızmıştım ona…
“Bu kadar yeter… Kalk şimdi…” dedi.
Doğrulup kalktım. Yarı çıplak önünde duruyordum. Doğrulup ellerini belime, belimdeki ince altın zincire, kalçalarıma götürdü, okşadı. Burnunun ucu kasıklarımda dolaşıyordu.
“Ulan ne seksi karısın bee… Şu belindeki altın zincirin, ayağındaki halhalınla öyle sikilesi görünüyorsun ki… Senin gibi orospu sikmedim şimdiye kadar… Seni sabaha kadar sikebilirim inan olsun…”
Kalçalarımdaki ellerini önüme getirdi. Tanga transparan külodumun üzerinden yine kadınlığımı avuçladı. Bu kez inleme sırası bendeydi. Parmaklarını külodumun bel lastiğine geçirip bir anda iki yana ayırdı. Paris’ten kocamla beraber seçip aldığımız pahalı çamaşır bir cayırtıyla kopuverdi. İki parça halinde hayvanın pençelerinin arasındaydı şimdi külodum…
“Amcığını yalayıp suyunu içmek istiyorum aslında… Hem de çok istiyorum. “ dedi o şehvetten boğuklaşmış, çatallanmış sesiyle… Ben de aynı tonda yanıtladım, fısıltıyla,
“Yala öyleyse… Ne duruyorsun?”
“Şimdi olmaz fahişem… Dilimin ucunu değdirsem boşalacaksın. Amcığının suyu bacaklarından akıyor.”
Haklıydı ne yalan söyleyeyim… Adam sikini sokmadan boşalabilirdim, öylesine şehvet kaplamıştı her yerimi… Kadınlığımdan akan su yol yol bacak içlerimden süzülmeye, çorabımı ıslatmaya başlamıştı.
“Otur Gülüm… Yarrağıma otur… İkisi de birbirini istiyor. Kavuşturalım onları…”
Kocama baktım, sesini bile çıkarmadan bizi izliyordu. Çırılçıplak, kolları bağlı, çaresiz… İnadına, domuzluğumdan, beni borcu karşılığı bu adama satan kocama,
“Ne diyorsun aşkım?” diye sordum. “İstersen bırakalım, bu odadan çıkıp gidelim. Yoksa… Dediğini yapıp oturayım mı? Siksin mi bu adam beni? Bu koca yarağını amıma gömsün mü? Karar senin… Bu koca yarağı yersem, artık hep isterim bunu… Senin çükün zevk vermez, istemem artık… Son kararını ver canım… Karıcığını siksin mi bu adam?”
Çaresizce oturduğu yerde kıvrandı kocam… Aslında zaten yapamayacağımı biliyor olmalıydı. Hem adam bırakmazdı, hem de ben… İş bu raddeye geldikten sonra bırakamazdım. Bu adamın altına yatmadan gidemezdim. Bu güzel siki yemeliydim mutlaka…
“Senden ses çıkmadığına göre günah benden gitti sevgilim…” dedim. “Bundan sonra olabilecek her şey senin yüzünden olacak. Senin sayende olacak. Bana asla hesap soramazsın bu yüzden, anlaşıldı mı?”
Hemen önümde duran havaya dikilmiş heykel gibi aletin başını, parmak gibi damarlı gövdesini okşuyordum bir yandan hayranlıkla,
“Şimdi oturduğun yerden bizi izle… Karın bu güzel yarağın tadına bakacak. Zevk alacak bebeğim. Ohh… Hem de çok zevk alacak…”
Ellerimi adamın çıplak omuzlarına koyarak bacaklarımı araladım. Tam penisin üzerine konumladım kendimi… Hafif alçaldım. Uzun bacaklarım, yüksek topuklarımla dizlerimi birazcık kırmam yetmişti hedefe ulaşmama… Başı kadınlığımın dudakları arasındaydı şimdi… Elimle penisin kalın gövdesinden tuttum, başını ıslaklığıma sürttürdüm. Pezevengime seslendim inleyerek,
“Offf… Kocacımm… Çok büyük bu… Zorlayacak beni…” Kocam tısladı,
“Siktir orospu. Evdeki koca zenci vibratörü amcığına sokan sen değil misin? Bunu haydi haydi alırsın. Herifi zevke getirmeye çalışıyorsun amına koyduğumun karısı…” Adam altımda inliyordu,
“Evet amına koyduğumun karısı… Tatava yapmayı bırak da, al şu yarrağımı… Beklemekten imanım gevredi artık. Zenci yarrağı ha? Amına koyarım senin, sok şunu…”
“Merak etme sevgilim, amıma koyuyorsun zaten şu anda… Ohhh… Ama hakikaten büyük sikin var bebeğimm… Gerçekten zorlanıyorum. Hele ayakta olunca, amım daralıyor, sikin büyüyor sanki, çok fena…” Kocama sataşmayı da ihmal etmedim bu arada,
“Zenci vibratörü kendi için getirdi bu pezevenk… İki bana kullandırdıysa bir de kendi kullandı. Fantazi diye diye bana sikini yalattırırken vibratörü de kendi götüne soktuyor bu puşt, bildiğin gibi değil…” Ben böyle söyleyince bir kahkaha attı adam,
“Vay azgın orospular vay…” diyordu bir yandan… “Merak etme, senden sonra kocanı da sikerim, senin intikamını alırım güzelim. Hadi, şimdi sok bakalım benimkini, göreyim nasıl alacaksın…”
Dudaklarımı ısıra ısıra alçaldım. Alçaldım. Koca alet kadınlığımı yara yara içimde kaybolmaya başladı. Başı içimi yarıyordu. Parmak gibi kabarmış damarlarını bile hissedebiliyordum vajinamda…
Sonunda pembe kasıklarım ve ıslak klitorisim erkeğimin kasık kıllarına ulaştı. Başı içlerimi zorluyordu. Boynuna sımsıkı sarılıp bir nefes koyverdim.
“Ahhh… Yardın içimi…” diye inledim. “No’lur kımıldama, biraz alışsınlar birbirlerine…”
Fakat kendim bekleyemedim ki… Omuzlarından tutup geriye, yatağa uzattım. Sonra da aletinin üstünde yaylanmaya başladım. Ufak ufak başladım önce… Sonra hızlandım, hızlandım.
Tadına doyamıyordum. Öyle zevk veriyordu ki… Şehvet duygusu her yerimi kaplamıştı tepeden tırnağa şehvet kesilmiştim. İnliyor, bağırıyor, kalçalarımı değirmen gibi çeviriyordum. Mümkün olabilecek her santiminden zevk alıyordum erkeğimin penisi içimi yara yara gidip gelirken…
Artık dayanamıyordum. Gelmek üzereydim. Anladı piç… Belimden tuttuğu gibi bir hamlede kaldırdı sikinin üstünden… Yan tarafa yatağın üstüne fırlatıverdi bohça gibi…
“Orospu çocuğu… Ne yapıyorsun piç herif?” diye bağırdım.
Hayatta en nefret ettiğim şey olmuş, orgazma tırmanırken yarıda kalmıştım. Deli gibiydim, bacaklarımı kıstıra kıstıra kıvranıyordum yattığım yerde… Oysa gülüyordu halime… Önündeki ıslak yarrağıyla önümde durmuş bana bakıyordu. Eğilip saçlarımdan tuttu, çekiştirdi,
“Yalvar orospu… Seni sikmem için bana yalvar… Yoksa sikmem seni…”
Ah, dediğini yapmaktan başka çarem yoktu, yoksa sikmeyecekti bu adam beni… Dediğini yapacak gibi bir tipi vardı zaten… Tabancasını çıkarıp vururum dediğinde de, şu anda sikmem dediğinde de, sözlerinde bir ağırlık, ciddiyet vardı. Bu adam söylediği şeyi yapardı. Bacaklarımı ellerimle tutup iki yana ayırdım, düpedüz yalvardım,
“Hadi aşkım… Erkeğim… Yalvartma beni… Sik nolur… Sik beni… O yarrağını geçir bana…”
“Gerçekten istiyor musun? Kocanın önünde bağırta bağırta sikeyim mi seni?”
“Ohh… Evettt… Sikkk… Kocamın önünde sik… İstersen kocamı da sik… Ne istersen yap… Ama sik beni artık… Dayanamıyorumm… Ooohhh…”
“Senin güzel amcığın varken kocanın kuru götünü ne yapayım aşkım? Merak etme, sikicem seni…”
Gülümseyerek ilerledi, bacaklarımı iki yana ayırıp arasına girdi. Önündeki taş gibi aletini bir hamlede ıslak, dudakları istekle titreyen kadınlığımın içine gömdü.
“Hııhhh…” diyebildim.
Nefesim kesilmişti. Konuşmak ne kelime, nefes bile alamıyordum. Sonra inip kalkmaya, beni pompalamaya başladı. Sürekli… Acımadan… Bağırmalarıma aldırmadan…
Yara yara sokuyor, eze eze dibime vurdurup bir hamlede vajinamdan çıkarıyordu aletini… Fırtına gibiydi. Bir hızlanıyor, bir yavaşlıyor, delirtiyordu beni altında… Kah ayaklarımdan tutup bacaklarımı ikiye ayırıyor, öyle köklüyor, kah üstüme kapanıp nefessiz bırakmak ister gibi ezerek sikiyordu.
Tırnaklarımı sırtına gömüyordum, zevkten şehvetten deliye dönmüştüm. Sonunda orgazma ulaştım. Tüm vücudum sara nöbetine tutulmuş gibi, rüzgarın önündeki yaprak gibi titriyor, sürekli kasılıyordum. Dakikalarca sürdü… Hayatımda böyle zevk aldığımı hatırlamıyordum.
Gözlerimi açtım. Böyle bir şey olamaz. Kendimden geçmişim. Yarı ölüm gibi bir şeydi yaşadığım… Adam yanımda yan uzanmış, sikini okşayarak bana bakıyordu. Kocam da öyle, ter içinde kalmış, gözlerini bana dikmişti. Aleti önünde taş gibi havaya bakıyordu. İki erkek de boşalmamıştı. Benim boşalmamı izliyorlardı.
Her şey tekrar başladı. Kalkıp önüne domalttı beni, aletini bir hamlede kadınlığıma geçirdi. Çığlık atmaya başlamıştım yine… İki eliyle belimi tutmuş, kendine çekiyor köklüyor, tutup boylu boyunca çıkarıyordu penisini… Sürekli… Alttan kökledikçe torbaları klitorisime çarpıyor, kalın başparmağını ıslak ıslak deliğimi kanırtırcasına arkama sokuyordu. Oyuncak bebek gibi önünde sallanıp duruyor, zevkten zevke sürükleniyordum.
“Aaaahhh… Yeteerrr… Yeteerrr…” diye bağırdım. “Boşal artık… Canım yanıyor. Oh, yeter…”
Delirmiş gibiydi adam… Beni, kukla bebeği evire çevire sikiyor, pozisyondan pozisyona geçiyordu. Sonunda yatırıp penisini ağzıma soktu. Gırtlağıma kadar giriyordu alet… Nefessiz kalıyor, bir soluk alabilmek için çırpınıyordum.
Saçlarımdan tutmuş, kendine çekiyor, bir kaç saniye öyle havasız bırakarak bekliyordu. Ben nefes almak istedikçe boğaz kaslarım bademciklerime temas eden penisin başını eziyordu. Gözyaşlarım rimellerime karışmış, tükürük, salya tüm salgılarım köpükler halinde fışkırıyordu.
Hissediyordum, gelmek üzereydi. Bir an önce boşalması için dua ediyordum. Ağzımı sikmeyi bıraktı, çevirip bacaklarımın arasına girdi. Bir hamlede acımasızca soktu penisini…
Nefes alabildiğime memnun olmuş, rahatlamış, içimdeki erkekliğinin zevkini çıkarmaya başlamıştım şimdi… Tekrar tekrar orgazm oldum altında… Tekrar tekrar o küçük ölümü yaşadım. Durmadan, dinlenmeden sikiyordu beni…
En sonunda böğüre böğüre boşaldı. Sıcak spermleri alevden lav ırmakları gibi içime akmaya başladı. İki eli iki göğsümde, acıtarak sıkıyor, kalçaları taş kesilmiş, içindeki tüm spermi rahmime boşaltmak istercesine penisini içime saplamış vaziyette hareket etmeden duruyordu. Bacaklarımın arasında kasılıp duran o sert, daracık erkek kalçalarını okşadım rahatlatmak istercesine…
İçimdeki spermler süzülürken yine orgazm şimşekleri çaktı beynimde… Kalçalarımı oynata oynata gidip geldim halsiz halsiz… Son kasılmadan sonra kendimi yatağa bıraktım.
Üstümden kalktı. Gidip kocamın kollarını çözdü. Tutup yanıma getirdi.
“Benim işim bitti yavrum” dedi. “Hadi şu pezevenk kocanı da boşalt da rahatlasın zavallı… Çatlayacak yoksa… Bana bak, kadınımın üstüne boşalma, yoksa yatırır götünü sikerim senin puşt herif…”
Kocam yanıtımı bile beklemeden yatağa tırmanmış, sikini ağzıma dayamıştı bile… Daha dilimin ucunu değdirir değdirmez boşalmaya başladı zaten… Gerçekten patlamak üzereymiş zavallı… O da dizlerinin üstünde yatağın kenarından yere, halının üstüne püskürttü döllerini…
Erkeğim yeni boşalmış hala inmemiş penisini sallaya sallaya yanımıza geldi. Yatağın üzerindeki tabancasını aldı, beni de kaldırdı yataktan, kucağına alıp banyoya götürdü… Ilık suyu açıp küvete girdi. Beni de kendine çekip özenle küvetin içinde kucağına yatırdı. Sonra da içeriye seslendi,
“Bana bak pezevenk… Oda servisini arayıp şampanya sipariş et. Sonra da halının üstüne kıvrıl yat sen… Bizim işimiz çok… Sabaha kadar buradayız. Seksi karını sabaha kadar sikeceğim bu gece… Sabah seni uyandırırız merak etme…”
Yükselmeye başlayan ılık suyun içine banyo köpüğünü boca ediyordu bir yandan da… Kucağında uzanıp kaldım. Mutluydum. Hayatımda hiç olmadığım kadar mutlu…
İyi ki boynuzlu kocam borcunu ödememiş bu koca yaraklıya… diye geçirdim içimden… Yoksa bu geceyi yaşamayı, bu sikişi ancak masturbasyon yaparken hayalimde görürdüm.
Gerdek Yardımı
Balayı süitinin geniş mi geniş yatağında sırt üstü yatıyordum gecenin bir yarısı… Gözlerim tavanda… İçim sıkılıyor… Bıkkın vaziyetteyim…
Üç gün önce düğün öncesi büyük umutlarla her yerini temizlediğim, misler gibi pırıl pırıl yaptığım körpe genç kız bedenim çarşafın altında çırılçıplak uzanıyorum…
Yanımda Ekrem, benim iki günlük kocam da aynı durumda… Başımı çevirip baktım, onun da gözleri tavanda… Benim baktığımı hissetti, göz göze geldik.
Bir yıllık nişanlım, iki günlük kocam da olsa bir erkekle birlikte aynı yatakta çırılçıplak olduğum geldi aklıma yine…
Hafif aşağıya kayan ve dimdik göğüslerimden birini açıkta bırakmış bembeyaz otel çarşafını boynuma kadar çekiştirdim refleks olarak, göğüslerimi onun gözlerinden sakladım. Yüzüm kızarmıştı utancımdan…
Kocam sevgiyle baktı bana, çarşafın üzerindeki elimi okşadı.
-“Ne yapıcaz Gül?” dedi suçlu suçlu, çarşafın altında dimdik duran göğüslerimden zorlukla yüzüme çevirdi bakışlarını…
İki gündür uğraşıyorduk bu otel odasında… Hala bakireydim. Her denememiz başarısız olmuştu. Çarşafın altında iki çıplak, birbirimize sarılıyor, öpüşüyorduk. Önündeki sertlik bacaklarımda, kalçalarımda dolaşıyor, istekle batıyordu bedenime…
Biraz tansiyonumuz yükselince denemeye girişiyor, bacaklarımı aralıyordum, kocam üstüme çıkıyordu. Araya girip sertliğini kukuma batırmaya çalışıyor, zorluyor, zorluyor, bir türlü olmuyordu. O sertlik içime girmiyordu. Canımı yakıyordu.
Ben canımın acısıyla “ayyy…” diye bağırıp bacaklarımı kapatmaya çalışıyordum kendimi koruma içgüdüsüyle… Ben bağırıp durdukça, bu kez onun sertliği yumuşuyor, kalakalıyordu. Hışımla cevap verdim sorusuna,
-“Bilmiyorum Ekrem…” dedim. “İlk defa evleniyorum. Sen bana dokunan ilk erkeksin. Senin bilmen gerek ne yapılacağını…” Ezilerek yanıtladı beni,
-“Dedim ya sana aşkım… Bir kere arkadaşlarla geneleve gittim, onda da ne olduğunu anlamadan kadınının içine boşalıverdim. Nasıl kaçacağımı bilemedim oradan… Bir daha da bir kadının elini bile tutmadım. Ta ki seninle nişanlanıncaya kadar… Hem o kadınla sen bir misin? Kıyamıyorum sana… Sen acıyla bağırınca canın yanıyor diye kalakalıyorum. Ne istek kalıyor, ne bir şey…”
-“Ama nişanlıyken öpüp duruyordun beni? Sıkıştırıyordun mutfakta, sinemada, her fırsatta okşuyordun ya… Babamlar yokken bizim evde seviştiğimiz günü hatırlasana… Ne kadar istekliydin…” Dönüp yüzüme baktı.
-“Evet, hatırlıyorum. Ama bir şey yapamamıştık. Sen, “şimdi olmaz, nikâhtan sonra” diye tutturmuştun o gün, bana engel olmuştun.”
-“Keşke engel olmasaydım o zaman, nişanlıyken yapsaydık bu işi… Bak şimdi, uğraşıp duruyoruz. O zaman yasaktı, şimdi imzayı basınca her şey serbest, bu kez biz yapamıyoruz Ekrem… Bıktım artık aşkım… Sen de bıktın biliyorum…” Sarılıp öptü beni,
-“Seni seviyorum aşkım. Bıkmak ne demek? Ama kendimi beceriksiz hissediyorum senin yanında, bu işi beceremiyorum diye…”
Beceriksizdi evet, kesinlikle beceriksizin tekiydi bu konuda… Ama söyleyemedim bunu yüzüne… Başka kadınlarla düşüp kalkmaması, benim gibi kendini evleneceği insana saklaması iyi bir şey mi, kötü bir şey mi bilemedim ki…
Ben ondan daha berbattım bu konuda… Bir kere komşunun oğlu sıkıştırmıştı bahçede, bir kere de okulda sınıf arkadaşım… Telaşla öpmeye çalışmışlar, biri eteğimin altına daldırmıştı elimi… Oğlan külodumun üstünden kukumu avuçlayınca neye uğradığımı şaşırmış, tecavüz edecek diye korkuyla bahçeden zor kaçmıştım.
Kız oğlan kızdım. Kocam kızlığımı alırken canım çok yanacak diye ödüm patlıyordu. Ne hikayeler duymuştum bu konuda… Hastanelik olanlar, kanaması durmayanlar, dikiş atılanlar… Ah o namus kumkuması annem… Oğlanlarla fingirdemeyeyim, adım kötüye çıkmasın diye diye beynimi işlemişti. Gözümü öyle korkutmuştu ki benim…
Oysa filmlerde ne kadar rahattı insanlar… Öpüşüyorlardı, sevişiyorlardı, neler neler yapıyorlardı… Aklı eren kızların eline prezervatifi verip oğlanın yanına aileleri yolluyordu yabancı filmlerde… Evlendiğinde sıkıntı çekmesin kızımız diye…
-“Hadi uyuyalım aşkım… Yarın buluruz bir çaresini… Sabah olmak üzere, gözlerin kapanıyor senin de…” diyerek başucumuzdaki apliğin ışığını kapattı.
-“Keşke bize bir yol gösteren biri olsaydı… Eskiden yengeler filan olurmuş, anlatırlarmış ne yapılacağını…” diye fısıldadım karanlıkta…
Bir süre tavana yatarak baktım. Ekrem yanımda ağır ağır nefes alıyordu. Uyumuştu hemen… Benimse gözümde uyku yoktu hiç… Yabancı bir otel odasında, bir erkekle birlikte aynı yatakta yatıyordum. Hem de çıplak vaziyette… Genç kızlık hayallerimdeki gibi… Kocamla yataktayız sonunda…
Ama hala genç kızdım. Eve dönünce ne anlatacaktım, ne söyleyecektim? Ya olmadı diye beni bırakırsa kocam? Dönüp baktım karanlıkta… Sırtüstü yatmış, ağzı açık uyuyordu yorgun argın… Sanki bir şey becermiş gibi… Bırakır mı gerçekten? Ama suç bende değil ki… Erkek olan o…
Kasıklarımda bir yanma… Elimi uzatıp tüysüz kasıklarımı okşadım. Ürperdim bir anda… İçimde bir kıpırtı… Parmağımı bastırdım. Klitorisim sertleşmiş. İstiyor… Salak diye kızdım kendime… İstiyorsun işte… Kocan becersin diye ölüyorsun. Bırak girsin içine, iki dakika dişini sık, ne diye kasıyorsun kendini, bıçak batırmış gibi bağırıyorsun…
Uyuyakalmışım sonunda… Rüyamda alt alta üst üste sevişiyoruz kocamla… Sertliği gidip geliyor içimde… Erkekliğini acımasızca amıma batırıp çıkarıyor. Her yanım kan… Yatak kan… Siki kanlı bir hançer gibi batıyor amıma…
Sabah uyanınca kahvaltıya indik. Suratlarımız bir karış ikimizin de… Gülemiyoruz ki… Bir şey becerememişiz. Hiç de balayı çiftine benzemiyoruz. O gün öylesine geçti. Havuz başında eğlenen, gülen insanlar, denize gidenler, göğüsleri meydanda, üstsüz gezen yabancılar…
Otelin müdürüydü galiba, bize çok yakınlık gösteren Ali abi geldi yanımıza, masaya oturdu, halimizi hatırımızı sordu. Yakışıklı, uzun kabarık siyah saçlarını at kuyruğu yapmış, bizden beş altı yaş büyük bir adamdı. İki günde aileden biri gibi olmuştu. Sürekli ikramlarda bulunuyor, garsonlar devamlı onun gönderdiği yiyecek, içecek bir şeyler taşıyordu. Otelin balayı çiftlerine özel uygulamasıymış dediğine göre…
Biz onu, o bizi çok sevmiştik. Hele Ekrem’le bayağı samimi olmuşlardı. Sık sık bir araya geliyor, sohbet ediyorlardı. Kafa adamdı. Bana bakarken yakalıyordum sık sık… Ama aldırmıyordum onun bakışlarına… Alışmıştım artık… Erkeklerin yiyecek gibi bakmaları, laf atmaları alışkın olduğum şeylerdi hep, hoşuma bile gidiyordu… Şimdi de Ali abinin cin gibi gözleri üzerimizde, sirke satan suratlarımızda dolaşıyordu. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hemen anlamıştı halimizden…
-“Ne oldu çocuklar? Yüzünüzden düşen bin parça… Otelimizden memnun değil misiniz yoksa?” diye ağzımızı aradı. Kem küm ettik. Ekrem yüzüme baktı, ben gözlerimi kaçırdım. Ne diyeyim ki şimdi? Ekrem bana soran, izin isteyen gözlerle,
-“Yok Ali abi, otelden çok memnunuz, çok güzel de…” diye kekeledi. “Bizim bir sorunumuz var, nasıl anlatsam…”
Yüzüm kıpkırmızı oldu bir anda… Gözümü tabağıma diktim. Gerdek öncesi yol gösteren yenge derken, sorunumuzu Ali abiye mi anlatacaktı yoksa kocam? Aklıma gelen başıma geldi. Kocam kesin kararlı bir tavırla ayağa kalktı, Ali abiye,
-“Abi, iki dakikan var mı? Şu köşede baş başa konuşalım biraz…” dedi.
Kalktılar, restoranın köşesindeki en dip masaya geçtiler, baş başa konuşmaya başladılar. Gözümün ucuyla baktım. Bir yandan konuşuyorlar, bir yandan bana bakıyorlardı. Yanaklarım utançtan yanıyordu sanki… Hay şeytan… Aptal kocam, beni beceremediğini elin adamına anlatıyordu. Ali abi de ona bir şeyler anlatıyordu gördüğüm kadarıyla, baş başa vermişler, fısır fısır konuşuyorlardı. Sonra kocam kalktı, yanıma geldi. Yüzüme bakamıyordu, onun da yüzü kızarmıştı. Neler konuştular, neler duyduysa artık… Elimden tutup kaldırdı,
-“Gel Gül, odamıza gidelim.” dedi. Ses çıkarmadan, bir şey sormadan kalktım. Niçin gittiğimizi biliyordum ki… Kocam Ali abiden dersini almış, uygulamaya gidiyorduk. Asansörde ne anlattığını sordum. Uzun uzun anlatmış kocama, bana tekrarlamadı, kısa kesti. Odaya gidince görecekmişim.
Olmadı. Kocamın talimatlarıyla o beni soydu, ben onu soydum. Çırılçıplak duşa girdik. Birbirimizi köpüklerle yıkadık, her yerimizi okşadık. Kurulanıp yatağa gittik. Öpüştük, koklaştık.
Eğilip bacaklarımın arasına başını gömdü. Diliyle kukumu yalamaya çalıştı. Biraz utanıyor, biraz çekiniyor, korkuyordum çokça… Dilinin ucunu klitorisimde hissedince biraz aşka geldim sanki… İçimde bir şeyler kıpırdar gibi oldu. Yine bacaklarımın arasına girdi. Erkekliği sertleşmişti. Baktıkça utanıyordum elinde tuttuğu şeye… Tutup mor renkli başını kukuma sürttürdü.
Bende yine o korku, irkilme, çekinme duygusu yükseldi iyice… İstemsizce kasıldı tüm vücudum… Uğraştı, uğraştı dakikalarca, bir türlü benim kasılmamı aşamadı. Sonunda bir iki saat geçti, beyhude çabaları sonuç vermedi. Yoruldu, serilip kaldı yanıma…
Biraz dinlendik. İki beceriksiz kalkıp giyindik. Sessizce öğle yemeği için restorana indik. Ali abi bizi görünce yanımıza geldi. Soran bakışları üstümüzdeydi. Ekrem’e,
-“Nasıl oldu çocuklar?” diye fısıldadı. Ekrem başını iki yana salladı utançla…
-“Olmadı Ali abi…” dedi sıkıla sıkıla… “Dediğin her şeyi yaptım ama… Ya, nasıl söylesem… Şeyy… Çok dar, Gül de kasılıyor, bir türlü girmiyor…”
-“Tamam koçum… Siz oturun, yemeğinizi yerken ben bir çare bulurum” dedi Ali abi, yanımızdan ayrıldı. Biraz sonra yanımıza geldi. Elinde bir kreme benzer tüp vardı. Kocama uzattı,
-“Bakın, bu yağlı, özel bir krem, kayganlaştırıcı… Bu tür cinsel sorunlar için özel yapılmış.” dedi. Benim yüzüm kıpkırmızı oldu yine… Elindeki krem kullanılmıştı, kim bilir hangi kadınla kullanmıştı elindeki şeyi… Benim kızardığımı görünce rahatlatmak için atıldı.
“Sakın ha Gül, utanmana gerek yok. Herkesin başına gelebilir böyle şeyler… Ekrem, sen bunu penisine iyice sür, sonra yavaş yavaş eşinin içine girmeye çalış. Mutlaka faydası olur. Sen de biraz rahat ol Gül… Sıkma kendini… Kocana yardımcı ol biraz… Her kadın bunu yaşıyor, bu kadar korkmana, kendini kasmana gerek yok yavrum…”
Sonuç yine hüsran… Yemeği bitirmeden kalktık, odaya çıktık. Ekrem Ali abisinin verdiği kremi aletine sürdü iyice yedire yedire, ben çarşafın altında çırılçıplak yatakta yatarken… Sonra yanıma geldi. Beni öpmeye çalışırken kaygan, kremli erkekliği bacaklarıma sürtünüyordu.
Bir iki acemi öpüşten sonra heyecanla bacaklarımı araladı. Girmeye çalıştı. Ben yine aynı vaziyet… Uğraştı, etti, yine olmadı. Sinirle kalktı, duşa gitti. O giyinirken ben yağlanmış bacak aramı temizledim duşta, çıkıp ben de giyindim. Aşağıya indik.
Elimi bile tutmuyordu kocam… Beni suçladığı öylesine belliydi ki… Bense sessizce, utançla yan yana yürüyorduk. Ali abi karşımıza çıktı bahçede… Ekrem,
-“Olmuyor abi, bir türlü olmuyor…” dedi. “Balayı bitti, yarın gidiyoruz. Babamlarla aynı evde oturucaz. Yatak odamız üst katta, onlar alt katta… Biz bu otel ortamında bu işi yapamazsak, evde ailelerimizin yanında hiç yapamayız. Gül şimdi yaptığı gibi her denememizde bas bas bağırırsa başımıza toplanırlar, karımı kesiyorum diye… Bizim için hiç iyi olmaz bu durum… Mutlaka burada halletmemiz lazım abi… Yoksa sonumuz kötü…”
Ağlayacak gibi olmuş, sürekli konuşuyordu. Gözleri dolmuştu. Benim de ondan farkım yoktu. Kendimi suçlu hissediyordum bir de… Ali abi halimize üzülmüştü. Başını iki yana salladı.
-“Hay Allah, ne yapsak bilmem ki… Şimdiye kadar çoktan bitmesi lazımdı ama… Neyi eksik yapıyorsun Ekremcim, bilemedim.” Kocam bir bana baktı, bir adama…
-“Abi, bir şey dicem ama…” Hala yüzüme bakıyordu. Sonra bakışlarını kaçırdı. “Sen artık yabancımız değilsin abi… Ne olur, bize yardım etsen… Bizimle odaya gelip bize yardımcı olabilir misin?”
Şaşırıp kaldım. Ali abi de hayretle bakıyordu, o da şaşırmıştı. Ben utançla yüzümü yere eğdim. Neler söylüyordu bu kocam olacak adam böyle… Ama bir yandan da hak veriyordum. Öyle çaresiz bir durumdaydık ki… Mantık falan hak getire… Bir şey düşünemiyordum artık…
-“Siz bilirsiniz çocuklar… Ben her türlü yardımcı olmaya hazırım da… Bu şekilde olunca… Bilemedim… Sen ne diyorsun Gül? Kocanla aynı fikirde misin?”
Cevap veremedim bile… Kocam atıldı hemen, benim suskunluğumu evet olarak algılamıştı… Hem adama, hem bana bakıyordu anlatırken, onay istercesine…
-“O da bıktı artık abi… Sen hem bizim abimizsin, hem de bir yabancısın. Şu işi yardımınla bir halledelim, nasıl olsa seni bir daha görmeyeceğiz. Öyle değil mi Gül? Abi, ne olur yardım et bize…”
Ali abi bir müddet sesini çıkarmadan durdu, bize, özellikle bana baktı. Sanki bir kez daha düşünmemiz için zaman tanıyor gibiydi. Sonra da elindeki anahtarlıktan bir anahtar çıkartıp kocama uzattı.
-“Tamam koçum. Üzmeyin kendinizi… Bakın ne yapalım… Bu anahtarı al sen… Otelin yan tarafında benim kaldığım müstakil müdür lojmanı var, biliyorsun, anlatmıştım sana… Siz oraya gidin. Bütün ev emrinize amade… Personel temizleyip toparlamıştır bu saatte… Evin banyosu, barı, yatak odası, kendi eviniz farz edin, istediğiniz gibi kullanın. Ben işlerimi halledeyim, bir iki saate kadar yanınıza gelirim. Siz beni bekleyin.” dedi Ali abi, yanımızdan ayrıldı. Kocama,
-“Nasıl yaparsın Ekrem?” diyebildim. “Elin adamı odamızda… Bizim yanımızdayken… Nasıl sevişiriz? Kıskanmaz mısın? İlerde başıma vurmaz mısın? Bunu isteyen sensin, bak, sonra beni suçlama bunu yaptığımız için…” Elimi tuttu,
-“Aşkım, seni çok seviyorum. Ama halimizi de görüyorsun. Kıskanacak halimiz mi kaldı? Ali abiye durumumuzu anlatırken sen de duydun. Dediğim gibi, bu işi mutlaka bu otelde bitirmemiz lazım… Ali abi bizi seviyor, yardımcı olacak mutlaka… Bak, evin anahtarını bile verdi adam… İnsan sevmediğine verir mi evinin anahtarını? Sen yokken bana neler anlattı neler… Bu otelde ne kadınlar geçmiş elinden… Ne yerlisi kalmış, ne yabancısı… Bizim gibi acemi değil ki… Problemimizi çözerse o çözer… Hadi uzatma, gel gidelim, o gelene kadar hazırlanalım.”
İçimden gülmek geldi. Anlaşılan, benim kocam saftı biraz… Daha dün tanıştığımız Ali abisi bizi seviyormuş da, evinin anahtarını vermiş de…
Sever tabi… Evinin anahtarını verir elbet… Geldiğimizden, tanıştığımızdan beri kedi ciğere bakar gibi bakıyor adam bana… Yirmi yaşında bakire lolitayım. Çarşıda pazarda laf atan abazaların dediğine göre, “Ufff… Taş gibi”yim.
Adım attıkça her yerim ayrı titriyor. Kalçalarımın diri yuvarlakları yürürken birbiriyle itişiyorlarmış, öyle diyorlar. Sütyen gerektirmeyen memelerim ayva gibi büyük, fakat dimdik, altında kalem durmuyor, bizim deli kızlarla yalnız kaldığımızda denemiş, yarışmıştık hatta hangimizin memeleri daha dik diye…
Yüzümün güzelliğini, tenimin duruluğunu, incecik belimi, bacaklarımın uzunluğunu da ekle bunların üstüne… Ali abi bunların hepsiyle yatağa girecek. Kocamla ikimiz bir şeyler yapmaya çalışırken, yanımızda durup bize tarif edecek… Canlı seks filmi…
Elbette sever bizi, evinin anahtarını verir… Hay benim beceriksiz kocam hay… Hay benim saf kocam hay…
Ne diyeyim… Çaresiz kocamla beraber el ele otelin yan tarafındaki müstakil villa tipi lojmana gittik, anahtarla kapıyı açıp girdik. Her şey çok güzeldi, mobilyalar, lüks eşyalar…
Kocam perdeleri kapatırken ben banyoya gittim, soyundum. Jakuzili lüks bir küvet vardı banyoda… Küvetin içinde güzel bir duş aldım. Kokulu parfümlü şampuanlarla yıkandım. Beni bekleyen geceye hazırlandım uzun uzun…
Banyoda işim bitince bornoza sarınıp çıktım. Ali abi gelmişti bile… Kocam adamı içeriye almış, heyecanla benim çıkmamı bekliyordu. Koltukta oturuyorlardı ikisi de, ellerinde viski bardakları… Ne yapacağımı bilemeden önlerinde dikilip kaldım. Kocam,
-“Abi, sen bizi bu dertten kurtar. Bize göster nasıl yapıldığını, öğret… Olmadı sen de bize katıl… Yeter ki bu iş bitsin artık…” dedi çaresizce… Ali abinin gözleri üzerimdeydi.
-“Tamam çocuklar… Hiç acele etmiyoruz. Vaktimiz bol. Yerimiz müsait. Yeter ki dediklerimi, gösterdiklerimi eksiksiz yapın siz… Bana güvenin, tecrübe konuşuyor burada… Siz hiç merak etmeyin… Otursana sen de Gül…” dedi karşısındaki koltuğu işaret ederek…
Ortadaki sehpanın üzerinde bir buz kovası, içinde boynu yaldızlı bir şişe, sanırım şampanya… Şişenin mantarını açıp ayaklı bir kadehi doldurup bana uzattı. Elimi uzatıp aldım, parmakları parmaklarımı okşadı kadehi verirken… Ürperdim. Ali abi elindeki kadehi havaya kaldırdı, bizim bardaklarımıza tokuşturarak,
-“Hadi bakalım, başlamadan birer kadeh parlatalım beraber, rahatlayalım biraz… Hadi şerefinize…” diyerek elindeki bir iki parmak buzlu viski dolu kadehi bir yudumda bitirdi. Biz de onu taklit ettik.
İlk kez içki içiyordum. Şampanyanın tadı hoşuma gitti. Kabarcıklar genzimi gıdıkladı. İki erkek ısrar kıyamet, kadehi bitirmem için teşvik ettiler. Gülerek sonuna kadar içtim. Birer kadeh daha doldurdu hepimize Ali abi… Birer kadeh daha yudumladık.
Başım dönmeye başlamıştı hafiften… Koltukta bacak bacak üstüne atmış, üstümde sadece kısacık bir bornozla oturuyordum önlerinde… Ali abinin gözleri üstümdeydi. İnce bornoz kumaşının sardığı biçimli vücudumda, kısa bornozun eteğinin açıkta bıraktığı, tertemiz, ışıl ışıl parlayan bacaklarımda dolanıyordu bakışları… Sonunda kadehli eliyle işaret etti,
-“Gül, ayağa kalkar mısın güzelim?” dedi. Elimde kadehle kalktım. “Şu bornozu indir bakalım önce, güzelliklerini görelim…” dedi. Kocama baktım, parlayan gözlerle bana bakıyordu. Utançla kıvranarak,
-“Yapamam abi… Kocamın yanında bile soyunmaya çekiniyorum. Hele sen varken…” diyebildim.
-“Bak güzelim… Bak bebeğim… İlk dersimiz bu zaten… Siz artık karı kocasınız. Birbirinizden utanmak, çekinmek olmaz. Çırılçıplak birbirinizi göreceksiniz, coşacaksınız, sevişmek isteyeceksiniz, canınız seks yapmayı çekecek… Soyunmadan nasıl sevişmeye çalışıyorsunuz siz bakalım?” Kocam şikayetçi bir sesle,
-“Hep çarşafın altında abi… Gece karanlıkta, ışık sönükken…”
-“Olmaazz… Eğer mutlu olmak istiyorsanız, kaç göçü, utanmayı, arlanmayı unutacaksınız. Ah Gül… Sen öyle güzelsin ki Gül… Her yerin harika, taş gibi… Ben olsam utanmayı bırak, bu güzellikleri etrafa göstermek için bahaneler yaratırdım. Kocanın yerinde ben olsam otelin havuzunda, deniz kenarında seni üstsüz gezdirirdim bu dipdiri, harika güzel göğüslerinle… İnsanlar güzel görsün diye… Hadi, bırak utanmayı da, soyun güzelim…” diye ısrar etti adam… Uzanıp elimdeki boş şampanya kadehini alıp sehpaya bıraktı.
Bu kadar iltifattan, pohpohlamadan sonra bana da bir cesaret geldi. Saçıma sardığım havluyu çıkardım. Uzun sarı saçlarımı sallayıp açılmasını sağladım önce… Bornozun kuşağını çözdüm. İki erkeğin gözleri üstümdeydi. Açmadan önce bir an durup onlara baktım, hadi der gibi başını salladı Ali abi… Kocam da ondan farksız… Karısı elin adamının önünde çıplak kalsın diye merak ve heyecanla sikini kaldırmış bekliyor pezevenk kocam…
Yavaş hareketlerle, utanarak, bornozun yakasını açtım. El değmemiş memelerim meydana çıktı önce, ayva tüylü göbeğim, pırıl pırıl yaptığım üçgenim, uzun bacaklarım sırayla erkeklerin gözlerine serildi. Yüzüm kıpkırmızı, başım öne eğik, karşıya, beni izleyen erkeklere bakamadan omuzlarımdan aşağıya bıraktım bornozu… Kayıp yere yığıldı kumaş parçası… Çırılçıplak kalmıştım. Utanarak bir kolumla göğüslerimi, bir elimle önümü kapattım.
Ali abi hayran hayran bakıyordu bana… O elinden çok kadın geçmiş tecrübeli adam, ben körpe bakirenin çırılçıplak vücuduna bakarken ağzı sulanıyordu.
-“Ellerini de çek bebeğim… Kocan her yerini görmeli senin… Bütün güzelliklerini görsün. İştahı açılsın. Canı seni yemek istesin. Şu anda benim olduğu gibi…” Ellerimi çektim, yana bıraktım. Şimdi tüm çıplaklığımla önlerinde dikiliyordum. İki erkeğin de elleri kabarmış önlerinde, ovalayıp duruyorlardı. “Ohhh… Seni her gördüğümde seni yemek istiyorum. Bak şimdi, seni nasıl istiyorum, kendin gözlerinle gör yavrum…”
Ali abi ayağa kalktı. Üzerindeki gömleği ve kotu bir hamlede çıkardı. Bacaklarının arasındaki kalın erkeklik taş gibi havaya dikildi bir anda… Güneşin altında bronzlaşmış, kılsız kaslı bedeni çok güzel görünüyordu. Kocama işaret etti, o da aynısını yaptı, kocam da bir anda çıplak kaldı. Onun beyaz, kıllı vücudunu, bacaklarının arasındaki orta boy, ince sikini ezberlemiştim iki günde…
Benim ilgimse daha çok Ali abinin tek gözlü canavar gibi bana bakan erkeklik organındaydı. Kocamın incesinin yanında bu koca şey, çok haşmetli görünüyordu. “İyi ki kızlığımı kocam bozacak, kocam sikini sokacak bana… Yoksa bu kocaman şeyi nasıl alıyor kadınlar acaba” diye geçirdim içimden… Ali abi, aç gözlerini benden ayırmadan kocama seslendi,
-“Eh, istersen önce ben başlayayım bari Ekrem… Önce ben bir göstereyim, sonra sen devam edersin, benim yaptığım gibi aynı şeyleri yaparsın karına…” dedi.
-“Sen bilirsin abi… Başla, bildiğin gibi yap… Sana bağlıyız…” dedi kocam eliyle kalkmış sikini okşayarak… Nerdeyse ağzından salyaları akacaktı bana bakarken…
Ali abi yaklaştı, beni kollarının arasına aldı. Sımsıkı sarıldı. Önündeki erkeklik organı taş gibi önüme batıyordu. Heyecandan ölmek üzereydim. Kocama öğretmek için de olsa, çırılçıplak yabancı bir erkeğin çıplak vücuduma sarılması heyecanlandırmıştı beni… Yüreğim kuş gibi, göğsümün içinde çırpınıyordu sanki… Ben de kuş gibiydim ya onun yapılı gövdesinin yanında, beni saran kaslı kollarının arasında…
Eliyle çenemden tutup başımı yukarıya kaldırdı. Aralanan dudaklarımın üzerine dudaklarını bastırdı. Önce dudaklarımı okşadı dudaklarıyla, dili alt dudağımda, üst dudağımda dolandı, sonra emdi. Dilinin sıcaklığını dudaklarımda hissettim. Nefes alabilmek için aralanan dudaklarımdan dilini içeriye kaydırdı, benim dilimi okşadı diliyle… İçim gıcıklandı dilimi okşadığında… Nefesi bir hoş kokuyordu, başımı döndürüyordu.
Dizlerim titriyordu kollarının arasında… Düşmemek için, yılan gibi kaymamak için ben de ona sarılmak zorunda kaldım. Bedenim ateşler içinde kalmıştı. Göğüslerim onun göğsünde eziliyordu. Uçları kabarmıştı. Karnımda, kasıklarımda yangın başlamıştı sanki… Elleri her yanımda dolaşıyordu adamın… Okşandıkça kedi gibi mırıldanasım geliyordu, bayılıyordum okşamasına, zevk alıyordum. Hayranlık dolu bir sesle,
-“Oğlum, böyle fıstık gibi kızı nasıl sikemezsin sen, aklım almıyor bir türlü…” dedi kocama… Sikmek mi? Üfff… Terbiyesiz… Çok utandım. Ama aldığım zevk, utanma hissini bir anda bastırdı. Ellerim onun sırtında dolaşıyor, kaslarını okşuyordum tek tek… Kendimi kaptırmıştım iyice…
-“Çok güzelsin bebeğim… Memelerin taş gibi… Gerçekten hiç ellenmemişsin… Ohhh… Füze gibi… Memelerin, götün, göbeğin, bacakların… Her yerin harika…” diye diye okşuyordu beni… “Bak koçum… Dikkatle bak bana… Ne yapıyorum, nasıl yapıyorum dikkat et… Biraz sonra sen de aynını yapacaksın ha…”
Boynumu, gerdanımı öptü. Memelerimi, kabaran uçlarını dudaklarıyla, diliyle dolaştı. Ayva göbeğimi tavaf etti alçalarak… Önümde diz çöktü. Bacaklarımı okşuyor, dudaklarıyla içlerini öpüyordu. Daha rahat çalışsın diye araladım bacaklarımı… Başını önüme gömdü. Birden ıslak ve sıcak dilini amımın yarığında hissettim. Sanki elektrik çarpmış gibi titredim bir anda… Düşmemek için omuzlarından destek almak zorunda kaldım. Yavru köpek gibi yalıyordu amımı… Şapırtı sesleri yükseliyordu. Gözlerim yarı kapandı zevkten… İçimden bir şeylerin aktığını hissettim.
-“Ohhh… Çok tatlısın bebeğim… Tazecik amcığın… Tam yalamalık, öpülmelik… Ooohhh… Can suyu gibi suyunun tadı… Bal gibi… Erkeğinin ömrüne ömür katarsın sen, canımm…” diye diye yaladı beni…
Dizlerim titriyordu. Omuzundan destek almak için tutunmaya çalışan parmaklarım şimdi etine gömülmüştü. Kendimi kaybetmek üzereydim. Düşeceğimi anlayınca kalktı bir anda, kollarının arasına alıp yatak odasına götürdü beni… Kocam da arkamızdan geliyordu meraklı kediler gibi… Yavaşça odanın ortasındaki çok geniş yatağa bıraktı. Açık vaziyette çalışan klimanın serinliği vurmuş saten yatak çarşaflarını buz gibi sırtımda hissettim, ürperdim. Kocama seslendi,
-“Gel sen de karının diğer tarafına uzan koçum… İki taraflı çalışıcaz karının üzerinde… Bu güzel taşbebeği zevkten kıvrandırmamız lazım… Hadi bakayım, göreyim seni…”
İki yanımda iki erkek uzanmış yatıyordum. Üçümüz de çırılçıplak… Ali abi bir yanıma yaklaştı, kocam diğer yanıma… Sertlikleri iki yanımda hissettim. Erkeklikleri taş gibi, bacaklarıma, kalçalarıma batıyordu. İki yandan okşamaya başladılar. Ali abi ne yapıyorsa, kocam da kopya çeken öğrenciler gibi, aynısını yapıyordu diğer tarafımda…
İki tarafımdan birden dört tane el, iki tane dudak, dil her yerimde dolaştı uzun uzun… Gerçekten adamın dediği gibi zevkten kıvranmaya başlamıştım. Nefes alamıyordum. İlk kez orgazmı tattım o sırada… Şehvetle kasıldım, dakikalar boyu titredim.
Durulunca Ali abi omzumdan tutup yana yatırdı beni, kocamdan tarafa… Kocam önden memelerimi yalıyordu, adam arkamdan boynumu, omuzlarımı, sırtımı… İnleyerek kocamın saçlarına asıldım, kendime çektim kafasını… Memelerimle yeteri kadar uğraşan kocam memelerimi bırakıp amıma indi, Ali abinin dili de sırtımı okşaya okşaya popoma geldi…
Kocamın dili yarığımda, amımın dudaklarında, arasında dolanırken, arkamdaki dil de götümün deliğini yalamaya başladı. Ali abinin büzüğümde daireler çizen sıcak ve nemli dilinin ucu yalarken delirtecekti beni… Artık zevkten inlemeye başlamıştım. Yine de kendimi sıkıyor, dudaklarımı ısırıyordum fazla ses çıkmasın diye… Hemen anladı kurt herif,
-“Sıkma kendini bebeğim… Nasıl istiyorsan öyle davran… Bağır, inle, çığlık at… Müstakil ev burası… Kimse duymaz seni burada… Rahat ol… İçinden geleni yap, hissettiklerini dışarıya vur. Kasma…”
Dediğini yaptım ben de… Kendimi koyverdim. Çığlık atıyordum artık… Öyle bir şehvet dalgası sarmıştı ki her yerimi… Kimse tutamazdı beni bu saatten sonra… Nasıl dayanayım? Önümde bir dil, arka deliğimde bir dil… İkisinin de elleri her yerimde… Memelerimde, kalçalarımda, bacaklarımda… İkinci kez de o sırada boşaldım. Tesbih böceği gibi kıvrılıp kaldım, kocamın başını kasıklarımda kıstırmış kasılırken, Ali abi hala arkamda minik deliğimi yalıyor, beni delirtiyordu.
Daha ikinci boşalmam bitmeden, Ali abi kendine çekti beni… Önüne aldı, sırtüstü yatırdı. Ayaklarımdan tutup havaya kaldırdı, bacaklarımı omuzlarıma kadar bastırdı. Zevkten, yaşadığım orgazmlardan batak tarla gibi sulanan, dudakları şişen kukum havaya bakıyordu. Üzerime eğildi. Amıma kocaman, ıslak bir öpücük kondurup hırsla am dudaklarımı emdi. Yine kıvrandım. Sonra da kalkıp o kalın, taş gibi sertliğiyle ıslak am dudaklarımı ezmeye, masaj yapmaya başladı.
Kendimi ölecek gibi hissediyordum. İki üç gündür, gece gündüz kocam her denediğinde acıdan, korkudan bağıran Gül gitmiş, onun yerine durmaksızın, ara vermeksizin zevkten bağıran, adeta azgın dişi köpek gibi uluyan bir Gül gelmişti.
Kendime, yaptıklarıma, vücudumdaki değişikliklere inanamıyordum. Kocam da aynı şeyi düşünüyor olmalıydı. Yanımızda uzanmış, karısının bacaklarını ayırarak koca sikini karısının amına sürtüp duran elin adamını izliyordu siki elinde… Dişlerinin arasından tısladı,
-“Orospuu… Neler çektirdin bana iki gündür… Şimdi zevkten bağırıyorsun. Ne farkı var benim yaptıklarımın…?”
Haklıydı bir yerde… Ne farkı vardı ki? O da erkekti, şu amıma sikini sürten koca yaraklı herif de… Kocam da denemişti bunu, hem de onlarca kez… Kuru kuru, tükürükleyerek, ıslatarak, krem sürerek, kayganlaştırıcı sürerek hatta… Ne olmuştu da ben bu hale gelmiştim? Benim yerime kocamın ortağı cevap verdi,
-“Kendinizi kastınız da ondan…” dedi Ali abi… “Bunu bir görev olarak gördünüz. Bir an önce kızlık zarından kurtulmak istediniz. Zevk almayı düşünemediniz heyecandan… Sen kendini kastın, Gül acıdan korktu. Ama bu gece öyle mi? İkiniz de rahatladınız. Şampanyalar, viskiler içtiniz. Çakırkeyif oldunuz, gevşediniz. Sonra şu da var. Benim, bir yabancı erkeğin sizin yanınızda olması da etkiledi sizi bence… Çıplaklığımızdan tahrik oldunuz. Doğru mu Gül? Ne diyorsun…”
Konuşurken hala kalın sikinin damarlı gövdesini amıma sürtünüyordu boylu boyunca… Am dudaklarımın arasında gidip geliyor, sikinin ıslak başı kabarmış klitorisimi okşuyor, beni kıvrandırıyordu sürekli… Nefes nefeseydim… Kocam da elini uzatmış, taş gibi olmuş memelerimi okşuyor, avuçluyor, uçlarını emiyor, zevkime zevk katıyordu bir yandan…
-“Evet… Evett…” diyebildim. “Bu gece… Değişik… Bambaşka… Ben… Çok zevk alıyorum Ali abi… Ekrem… Kocacımm… Ohhh… Bitiyorum… Ölüyorum zevkten…”
-“Bir de içine girmeye çalışmıyorum ya… Onun için rahatsın bu kadar, kendini zevke kaptırıyorsun. Ne dersin? Gireyim mi içine? Yoksa biraz daha sevelim, okşayalım mı seni? Biraz daha uzun sürsün ister misin?” Deli gibi kıvrandım altında…
-“Ohhh… Ali abiii… Ne istersen yap bana… Gir içime… Sik beni… Çok güzel yapıyorsun… Bitiyorumm… Ohhhh…” diye inledim. Bu kez kocama döndü,
-“Karın sikilmek istiyor. Beni istiyor koçum… Sen ne diyorsun? Gireyim mi? Sikeyim mi karını? Kızlığını ben alayım mı? Yoksa sana mı bırakayım? Kendine güveniyor musun, yapabilecek misin?”
Baktım kocamın siki de sertleşmiş, önünde taş gibi görünüyordu. Ama tereddüt ediyordu, o kendimden geçmiş halimle farkına varabiliyordum durumunun… Tekrar deneyip başaramamaktan, Ali abisinin önünde rezil olmaktan korkuyordu, emindim bundan… Gözümün içine bakıyordu sorarcasına… Dik dik baktım ben de kocama,
-“Hadi, ne yapacaksanız yapın artık… Hadi Ali abi, madem sen başladın, sen bitir. Üçümüz bu vaziyetteyken, kızlığımı kim bozmuş, beni kim sikmiş, bir önemi kalmadı ki… Hadi, bitir beni… Kurtar beni… İçime gir…” diye yalvardım adeta… Az önce sevişmeye başlarken adamın kalın sikine korkarak bakarken, şimdi şehvetten o koca şeyi içime sokması için yalvarır hale gelmiştim. Kocam da onayladı,
-“Tamam abi… Gül’ün dediği gibi… Hazır üstündeyken bitir bari işi… Benim için de sakıncası yok.” dedi. Sırıttı sonra, “Bu da öğretmenimize teşekkür hediyemiz olsun.” Terbiyesiz sapık… Benim bekaretimi bir hediye olarak görüyordu. Hediye olarak sunuyordu elin adamına…
-“Peki canım, peki prensesim… Aç bacaklarını öyleyse… Hediyemi alayım senden… Seni kadın yapmanın zamanı geldi artık…” dedi Ali abi… Bacaklarımı omzumdan indirip ikiye ayırdı iyice, sikinin başını amıma dayadı. Öyle ıslanmıştım ki… Öyle zevk alıyordum ki… Korku değildi hissettiğim… Zevkti, heyecandı, şehvetti… Bekliyordum. Beni sikmesini, bekaretimi bozmasını heyecanla bekliyordum.
Fazla bekletmedi. Zevk sularımda ıslattığı sikinin başını birkaç kez daha sürtüp kapıma dayadı. Islak başı benim ıslak am dudaklarımın arasından kolaylıkla iç dudaklara ulaştı, zorlamaya başladı. Canım yanmasa da zorluyordu deliğimi..
“Ayy” diye bağırdım ama aldırmadı bile… Kocam olsa hemen bırakmıştı o anda… Canım yanacak diye ödü patlıyordu. Bu adamsa aldırmıyordu bağırmama… Kısa kısa hamleler yapa yapa, alıştıra alıştıra, milim milim bastırdı sikini… Kalınlığı amımı yardı bir hamlede, kocaman başı tamamen kayboldu.
-“Ahhh…” diyerek çığlık attım, omzunu ısırdım adamın… Yine aldırmadı. Biraz bekledi. Kaslı bedeni üzerimde, kollarından destek alarak ağırlığını vermeden, şınav çeker gibi duruyordu.
Sonra kalçalarını oynatmaya başladı içimdeki kalın sik kıpırdanıp duruyordu. Minik minik hamlelerle zorlayarak alıştırdı iyice… Ben kendimi kaybetmek üzereydim artık… Öyle zevk alıyordum ki… Bacaklarımın arası dolmuştu tamamen…
Sonunda… Bir anda kalçasını indiriverdi, o koca siki bir anda köküne kadar amıma girdi. Bir kısa, şimşek gibi sancıyla sarsıldım. Adamın altında gerilirken başımı arkaya attım,
-“Yandım anam…” diye bağırdım acıyla… Yırtmıştı beni… Bakire değildim artık… İlk erkeğim yakışıklı bir yabancı olmuştu. Hem de sapına kadar erkek… Hem de kocamın önünde…
-“Şşşttt… Tamam güzelim… Bitti… Bu kadar… Sakin ol… Geçmiş olsun…” diyerek dudaklarımı öpücüklere boğdu.
Gerçekten dediği gibi o çok korktuğum, kocamı üç gündür uğraştırdığım olay bu kadardı. Bitmişti. Ardından zevk dalgası yine geri gelmeye, acının üzerini örtmeye başladı. Üzerime abandı, ağırlığını verdi. Altında eziliyordum, nefes alamıyordum ağırlığından… Memelerim onun kaslı göğsünün altında yassılmıştı adeta… Fakat şikayetçi değildim bundan… Aksine zevk veriyordu beni ezmesi…
Ardından kalçalarını oynatmaya başladı bacaklarımın arasında… İçimdeki kalınlık da oynuyor, sıcak ve sert et parçası vajina duvarlarımı sağa sola itiyordu. Başını ta diplerimde hissediyordum. Yumurtalıklarıma değiyordu herhalde… Kıpırdanırken oralarımı bile okşuyordu sikinin başıyla…
Acı yoktu artık… Zevk… Zevk… Zevk…
Bacaklarımı beline sarıp iyice açtım. Kasıkları amıma baskı yapıyordu. Böylece daha çok açılmıştım, daha çok içime alabiliyordum ilk erkeğimi… Kalçalarını indirip kaldırmaya başladı minik minik… Offf…
Sonra yavaşça, uzun uzun inip kalkmaya başladı. İçine ilk erkeğini almış vajinam, tüm darlığına, sıkılığına rağmen engel olamıyordu içinde gidip gelen vahşi hayvana…
Ali abi bacaklarımın arasında doğruldu bir an… Siki hala içimdeydi. Gözleri gözlerimde, ellerini saçına götürüp at kuyruğu yaptığı saçını serbest bıraktı. Uzun, parlak siyah saçları omuzlarına döküldü. Yanık teni, kaslı gövdesiyle bacaklarımın arasında bir Kızılderili tanrısı vardı sanki…
Elini uzatıp aramıza soktu, am dudaklarımın arasında şişip sertleşmiş klitorisimi okşadı. Islak parmaklarının arasında ezdi, beni zevkten bağırttı. İçimdeki kalın sikini kasıp bırakıyor, minik minik oynatıyordu bunu yaparken…
Gerçekten delirmek üzereydim. Nefes alamıyordum adeta… Bir de kocam yanımızdan başını uzatıp memelerimi emmez mi?
Üstümdeki Kızılderili klitorisimle oynamayı bırakıp üstüme kapandı bir anda… Hızla gidip gelmeye başladı amımda… Sürekli… Piston gibi yarıyordu amımı koca yarak… Artık gözlerim kaymaya, üçüncü orgazmıma yaklaşmaya başlamıştım. Başımı iki yana sallıyor, çığlıklar atıyordum.
-“Ohhh… Ali abii… Çok güzel… Ahhh… Bitiyorumm… Ölüyorum ben… Çok güzel Ekremm… Kocamm… Çok zevk veriyor Ali abi… Ooohhh…”
Çırpınıyor, ellerimi boynunda, omuzlarında, sırtında dolaştırıyor, uzun siyah saçlarını çekiştiriyordum. Zevkten ne yaptığımı bilemeyecek hale gelmiştim. Tırnaklarımı sırtına batırıyordum çılgınca… Ali abi iyice hızlandı, hızlandı…
-“Offf… Sen de harikasın bebeğim… Dayanamıyorum… Amcığın daracık… Sımsıkı… Kendimi tutamıyorum artık… Ohhhh…”
Son anda kalın yarak içimden çıkıverdi. Ben hayal kırıklığıyla, ne oldu diye başımı kaldırıp bakınırken elinde tuttuğu kanlı sikinin ucundan beyaz sıvılar yüzüme doğru fışkırmaya başladı. Boşalıyordu.
Son damlalar yavaşladı, inip kalkan göğsüme, karnıma geldi, sonunda bitti. Kocam da yüzüne gelen bir iki damlayı elinin tersiyle sildi. Bacaklarımın arasından kalkarken,
-“Hadi Ekrem… Sıra sende… Karın sikilmeye hazır… Gelmek üzere… Sen devam et şimdi… Aynı benden gördüğün gibi yapacaksın… Hadi koçum, güzelce sik karını… Yüzümü kara çıkarma…”
Dirseklerime dayanıp baktım. Kızlık kanımdan amımın dudakları pembeleşmiş, altımdaki saten çarşafa sızmıştı. Biraz yana kaydım. Kocam hemen yerini aldı. Zaten kalkmış durumdaki sikini amıma geçirdi. Az önce içimi yaran kalınlıktan sonra siki pek kolay girdi içime… Gidip gelmeye başladı.
Bu kez kocam sikiyordu beni… Daha inceydi ama yine de zevk veriyordu. Kasıkları klitorisime çarpıyor, sikinin başı içimde kendini hissettiriyor, taşakları arka deliğime çarpıp duruyordu pompalarken…
Çok sürmedi. Günlerin beklentisi, stresiyle dolan kocam boşalmaya başladı hırlayarak… Onun inlemeleri, içimde gidip gelmesi beni de etkiledi, ben de boynuna sarılıp orgazm olmaya başladım.
-“Sonunda…” diyebildim, başımı arkaya atarak serilip kaldım.
-“Sonunda…” dedi kocam da… Yanımda körük gibi nefes alıp veriyordu sırt üstü yatmış…
Dinlenip kendimize geldik. Bu arada Ali abi belinde havluyla duştan çıkıp geldi. Yanımıza yatağa uzandı. Benden taraftaydı. Eğilip dudaklarımı öptü.
-“Hadi güzelim… Siz de gidip duşunuzu alın. Şu kanları, spermleri temizle vücudundan… Ben de çarşafı değiştireyim. Giderken çarşafı almayı unutmayın, eve götürürsünüz gerdek gecenizin hatırası olarak…”
Kalktık, banyoya gittik kocamla… Bir güzel temizlendik. Bacaklarımı açıp örselenmiş kadınlığıma ılık suyu tuttum, bir güzel temizlendim. Kocamı yıkadım. O da beni yıkadı. Kaygan duş şampuanıyla, köpükle kaplı vücutlarımız birbirini okşadı kaygan kaygan…
Benimkinin siki kalktı yine… Tutup okşadım. Görevini yapmıştı yardım almak zorunda kalsa da… Bundan sonrası kolaydı artık…
Kurulanıp çırılçıplak, el ele içeriye gittiğimizde Ali abi de çarşafını değiştirdiği yatakta sırtüstü uzanmış, o da çıplak vaziyette, bizi bekliyordu. Beni görünce gözleri parladı adamın…
Siki yine bacaklarının arasında dimdik tavana bakıyordu. Uzun siyah saçları beyaz yastığın üzerinde, geniş göğsünde yayılmıştı. Beyaz satenlerin üzerinde esmer, güneş yanığı vücudu harika görünüyordu. İştah açıcı… Davet edercesine bana elini uzattı,
-“Sizi bilmem ama, ben doymadım.” dedi.
Yanına gittim o vaziyette… Çıplaklığımdan utanmıyordum artık, rahat hareket edebiliyordum. Artı, kocama sorma, izin alma gereğini de duymuyordum bu saatten sonra, bunca yaşanmışlıktan sonra… Baştan izin vermişti yapacaklarıma pezevenk kocam…
Yan dönüp bana uzandı. Elimi tuttu. Saygıyla, değer verdiğini göstererek… Kendimi saraylı bir kadınmışım gibi hissettiriyordu bu adam… Uzandığı yerden elimi kaldırdı havaya… Gözleri beğeniyle çıplak vücudumda dolaştı bir süre… İlk erkeğimin bakışları altında, mutlulukla kıvandım. Göğüs uçlarım dikleşti bir anda… Tüylerim ürperdi. Ali abi kendini geriye, yatağa atıp taş gibi olmuş sikini gösterdi boştaki eliyle,
-“Güzel Gülüm… Hadi gel, şunun üstüne çık istersen… Bir de böyle tadına bakayım senin… Sen de dene bunu… Kocana da uygularsın. İkinizin de hoşuna gidecek, emin ol bebeğim…”
Yaklaştım, yatağın üzerine çıktım dizlerimle… Sonra da bir bacağımı aşırıp belinin iki yanında dizlerimin üzerinde dikildim. Sikini bir eliyle tutup, diğer eliyle kalçalarımı yönlendirdi, sikinin hizasına gelmemi sağladı. Başı amımın dudaklarına değiyordu şimdi…
Eliyle hareket ettirip sikinin başını sürttürdü. Şimdiden ıslanmıştım bile… Başımı eğip baktım. Pembecik içimden sular süzülüyor, beni sikmek üzere hazırlanan yarağın başını ıslatıyordu. Öyle güzel bir manzaraydı ki…
Kapıma dayanmıştı harika siki… Eliyle tutmayı bırakıp iki eliyle belime sarıldı. Yavaşça, dikkatle aşağıya çekmeye başladı beni… Siki zorladı, amımın dudaklarını yararak hafif hafif içime gömülmeye başladı. Eğilmiş, dudaklarımı ısırarak bakıyordum içime giren şeye… İlk kez olduğu gibi zorlanmıyordum pek…
Islak ve kaygan tünelimi ikiye yararak santim santim kaymaya başladı koca yarak… Bacaklarımın arası, kasıklarım gerildi. İçimdeki dolgunluk hissi inanılmazdı. Elimi uzatıp amımın dudaklarını ikiye ayırdım, sikinin girişini biraz daha kolaylaştırdım. İndim, indim, indim… Sonunda kasıklarımız öpüştü. O koca aleti içime alabilmiştim sonunda… Dudaklarımı ısırmaktan kan oturmuştu. Bittiğini anlayınca bir oh çektim.
-“Ohhh… Çok güzel…” diyebildim.
Bir süre o vaziyette bekledik. Organlarımız birbirine kaynaştı, alıştı. Kocam yanımıza, yatağın kenarına oturmuş, dikkatle bize bakıyordu. Ali abinin koca sikinin içime nasıl girdiğini izlemişti baştan sona… Gülümseyerek elini uzattı, göğsümü okşadı, parmaklarıyla ucunu ovaladı. Şimşek çaktı sanki… Yine kıvrandım.
Offf… Amımdaki yabancı erkeğin koca sikinin sertliği, klitorisime baskı yapan kasıkları, meme ucumda kocamın parmakları… Şehvet dalgası yine sarıverdi bir anda her yanımı… Bulutlara yükselmeye başladım.
Ellerimle altımdaki erkeğin göğsünden destek aldım, kalçalarımı oynatmaya başladım. Hem zevk almak, hem de erkeğime zevk vermek istiyordum bütün içtenliğimle… İçimdeki kadını meydana çıkarmıştı bu adam… Ona ne yapsam, ne kadar zevk versem azdı.
Sonra, koptuk artık… Alttan kalçalarını indirip kaldırarak amımı dövüyordu Ali abi, ben sağa sola kalçalarımı oynatıyordum. Kocam ayağa kalkmış, sertleşmiş sikini ağzıma sokmuştu. Yalıyor, emiyor, hatta dişliyordum.
Saçlarımdan tutup başımı kasıklarına bastıran kocam sürekli inliyordu. Ali abi zevkten hırlıyordu altımda… Bense fırsat bulduğum her an kocamın sikini nefes alabilmek için ağzımdan çıkarıyor, zevkten deli gibi çığlıklar atıyordum.
Dakikalarca sürdü bu savaş, bu hengame… Sonunda Ali abi hışımla altımdan kalktı. Sikini içimden çıkarmamıştı bile… Kırkpınar pehlivanı gibi döndürüp yatağa gömdü beni… Şiddetle pompalamaya devam etti. Dayanamıyordum. Öleceğimi hissediyordum.
Üstümden doğruldu, bacaklarımı göğsüne çekip o şekilde sokup çıkarmaya başladı. Kocam da dizlerinin üstünde yaklaştı yanımıza, sikini ağzıma verip emmemi istedi. İstediğini yaptım ben de… Çığlık atmaktan fırsat bulduğum her an sikini yalayıp emdim biteviye… Kocam siki emilirken elini uzatmış memelerimi mıncıklayıp duruyor, beni daha da delirtmeye çalışıyordu.
Önce kocam geldi. Gerilen, damarları çıkan sikinin ucundan döllerini fışkırttı ağzımın derinliklerine… Yapacak bir şeyim yoktu, kaçamazdım, yutkunup mideme gönderdim gelenleri… Çıkardığında son damlaları yüzüme gözüme attırdı. Gözlerim kaymıştı zevkten, hala amımı yara yara sikiyordu üstümdeki erkek… Hızlandı, hızlandı…
Ben bittim artık… Feryat figan, kasılmaya başladım. Zaten daracık olan amım kasıla kasıla, içindeki erkeklik organınını derisini yüzecek gibi sağdı orgazm olurken… Benim orgazmım bitmek üzereyken Ali abi dayanamadı daha fazla… Yine boşalmadan çıktı içimden, başımı tutup kasıklarına çekti. Daha siki dilime değer değmez, o da taşaklarındaki bütün dölü ağzıma fışkırttı. Tüm yüzüm bembeyaz sıvanmıştı spermlerle… Kocamınkiyle onun spermleri birbirine karıştı.
Yatağın üzerine serilip kaldık üçümüz de… Fırtına bitti. Nefes nefeseydik… Dilimi çıkarıp dudaklarımın kenarındaki, artık hangisinin olduğunu bilemediğim dölleri yaladım. Hayatımın ilk döl tadını tattım o gece…
Biri gidip şampanya şişesini getirdi. Şişeyi ağzıma dayayıp içtim. Ağzımda kalan dölleri şampanyayla yıkadım, mideme gönderdim. Onlar viskilerini yudumlarken ben duş alıp geldim. Islak ıslak, çırılçıplak yatakta uzanırken şampanya şişesini bitirdim tek başıma…
Tabi hemen bitmedi gece… Ali abi tüm deneyimiyle gücü tükenmez bir aygır gibiydi. Biz karı koca da çölde aç susuz kalmış iki bedevi gibiydik. Sekse susamış… Dura dinlene seviştik. Zevkin zirvelerine çıktık. Kah kocam sikti beni, kah Ali abi…
Biri sikerken diğeri yardım ediyor, iki erkeğin arasında zevkten deliye dönüyordum. Biraz mola veriyor, bir iki yudum içki içiyor, kendimize gelince tekrar kıpırdanmaya, sevişmeye başlıyorduk. Genelde fitili ateşleyen ben oluyordum. İki erkeğin arasında seks manyağı gibi bir şey olmuştum.
Ali abi hayatımda tatmadığım zevklerle tanıştırdı beni… Götümden sikilmenin zevkine erdim. Onun açtığı, genişlettiği arka kapımdan yine fırsatçı, bedavacı kocam fazla uğraşmasına gerek kalmadan girdi.
Yine bir ilk… Ali abi sikinin üstüne alıp zıplatırken kocama işaret edip arkama sokturdu. Zar zor alabildim iki erkeği birden… İkisi aynı anda sokup çıkardı içime… Biri amıma girdi, öbürü götüme… İki deliğim de iki ayrı sikin tadını aldı değiştire değiştire… İki erkeğin arasında tost oldum, şehvetten delirdim… Bitirdiler beni…
Sabahın ilk ışıkları perdeleri aydınlatırken biz bittik artık… Üç çıplak beden birbirimize dolanıp uykuya daldık. Öğleden sonra uyanıp kalktık, toparlandık. Ali abiyle son bir kez yatakta vedalaştık. Son bir kez amımla, götümle teşekkür ettim öğretmenimize…
Kocamla giyinip odamıza gittik, eşyalarımızı aldık. Resepsiyonda hesabı keserken yanımızda bekledi Ali abi… Dışarıya, arabaya kadar uğurladı. Son bir kez, arabaya binmeden önce sımsıkı sarıldı bana… Derin bir öpücük… Dili dilimi okşarken kendimden geçtim yine… Boynuna sarıldım.
Tüm gece sikişmemize rağmen içim kıpır kıpırdı, onun yine sertleşen siki mini eteğimin üstünden kasıklarımı zorluyordu. Etrafımızda gülerek bize bakanları, arabada beni bekleyen kocamı umursamıyorduk bile, birbirimize dalmıştık. Elleri kalçalarımı pençelemiş, sikinin üstüne bedenimi yapıştırmıştı.
Zorlukla Ali abinin elinden kurtuldum. Kocam kornaya basmasa ayakta sevişmeye devam edecekti benimle… Ben de bırakamıyordum ki… Arabamız hareket ederken işaret edip son anda camdan elini uzattı. Hediye paketi vardı elinde, bana verdi.
-“Bunu unuttunuz çocuklar…” dedi. Merakla yüzüne baktım, göz kırptı. “Gerdek gecemizin hatırası… Kanlı çarşafınız… Senin bekaret kanın…”
Başını camdan içeriye uzatıp yine dudaklarımı öptü son kez… Arkamızdan el salladı.
-“Off… Kocacım, kusura bakma…” diyebildim kocama. “Ali abinin elinden kurtulamadım. Eteğimin altından daldı öperken… Gece amım çok hırpalandı diye külot giymemiştim altıma… Herkes bize baktı öpüşürken, oramı buramı gördüler… Ali abi de ellemedik ne önüm kaldı, ne arkam, hiç bir yerimi bırakmadı. Utanmasa ayakta becerecekti beni…” Kocam gülümsedi gözünü yoldan ayırmadan, elini uzatıp mini etekli uzun bacaklarımı, içlerini okşadı kasıklarıma kadar…
-“Boş ver karıcığım, Ali abiye helal olsun. Hem bakarlarsa baksınlar…” dedi. “Demek altına külot giymedin ha? Amını götünü gördüler mi yani?”
-”Evet kocacım… Her yerimi gördüler…” dedim az önce Ali abinin kemirdiği dudaklarımı büzerek, şımarık kız sesimle…
-”Boş ver aşkım… Gören bir kere gördü. Bir daha zor görürler bu güzelliği… Hem sevaptır, görsünler…”
Kocamdan duyduklarım hoşuma gitmişti. Gülümsedim. Hoşnutlukla mırıldanıp kendimi koltuğun arkasına bıraktım. Sol eliyle direksiyonu kullanan kocamın, boştaki sağ eliyle mini eteğimi sıyırıp bacaklarımın içlerini okşayan elinin, gecenin yorgunu kadınlığımın dudaklarında dolaşan parmaklarının verdiği hazza bıraktım kendimi… Zevk sularım arabanın koltuğuna süzülüyordu.
Yanından geçtiğimiz kamyonların şoförlerine, hayret dolu bakışlarına aldırış etmeden ben de elimi uzattım kocamın kucağına, pantolonun önünü, sertliğini avuçladım, okşadım… Kocamın dediği gibi, “gören bir kere görecek”.
Evet… Ali abi yolu açtı, seks yapmayı öğretti bize… Paylaşmayı… Değişik zevkler tatmanın heyecanını…
Her şey güzel olacak bundan sonra… Eminim bundan…
Sevgilim nadir de olsa iki yakın kız arkadaşıyla dışarı bir şeyler içmek için çıkardı. Fakat bana iş arkadaşının evine gitmek istediğini belli ettiğinde kafam çok karıştı. Bu fantezi bana zarar verir miydi yoksa sonunda bu fırsat karşıma çıkmış mıydı? Bunu o anda çok detaylı düşünemedim ve olaylar gelişti. Sonuçta birlikte oldular ve arada görüşüyorlar. Bu durum beni bazen kıskandırıp üzüyor, bazense tahrik ediyor..
Dövmeci Genç
Birazdan anlatılacak olanlar takipçilerimizden biri tarafından anlatılan anılardan esinlenilerek yazılmıştır. Kişilerin adları mahremiyet hakları nedeniyle değiştirilmiştir.
Adım Ecem, 26 yaşındayım ve evliyim. Etrafımca beğenilen bir kadınım, 1.68 boyunda, 52 kilo civarındayım. Kocam her konuda sadece kendini düşünen birisidir böyle olması hayatta ona bazı konularda başarıyı parayı mutluluğu getirse de bencillik bir insanın yakın çevresi için dayanılır şey değil. Bu sekste de öyle, hemen boşalır, döner arkasını yatar uyur. 5 yıldır evliyiz, ama kocam bana istediğim ilgiyi bir türlü gösterememiştir. Anlayacağınız çok monoton bir hayat geçiriyordum. Her neyse, bundan 2 sene önce kocamla Antalya'ya tatile gittik. Otelde arada eğleniyor, yüzüyor, orda bile olağan şekilde vakit geçiriyorduk. . Tatilimizin 3. gününde otelin kuaförüne gittim. Kuaförde geçici Dövme de yapıyorlardı.Geçici ama uzun süre kalan kaliteli boyalardandı. Dönüp kocama bahsettiğimde beni her zamanki olumsuz tavrıyla karşıladı. Ne gerek varmış da sağlıksız da falan filan. Ama istediğimi söyleyip tavır yapınca sen bilirsin deyip şezlongda uykuya devam etti. Ben de yaptırmak için dövmeciye döndüm. Orda çalışan genç çok yakışıklıydı. Ona dövme yaptırmak istediğimi söyledim. Genç, “Yoğunum, beklermisin?” dedi. “Tabi, acelem yok!” dedim. O iş yaparken sürekli onu izliyordum. Hareketler, konuşması ve mimikler çok hoşuma gitmişti. Onu süzdüğümü farketti ve gülümsedi. Daha sonra iş bitince, “Gelin, buyrun!” dedi. Yanına gittiğimde, “Ben Emre!” dedi, “Ben de Ecem!” dedim. “Buyrun oturun!” dedi. Sandalyeye oturdum, o ise tabureye. Nereme yaptıracağımı sordu. Ben ‘’ Köprücük kemiğinin hemen altına olsun dedim. Yakışır size diyerek tebessim etti. Bana bir katalog verdi ve gitti, yaptıracağım Dövmeyi seçmem için. Ben yaptıracağım Dövmeyi seçerken yanıma geldi, “Yunus balığı yapabilrim size, ne dersiniz?” dedi. Ben de çok bunalmıştım zaten, seçememiştim birtürlü, “Güzel olur, tamam!” dedim ve içer geçtik. İçerde kimse yoktu. Bana sorular soruyordu, “Evlimisin?” dedi. Yüzüğüme bakarak güldüm, parmağımı gösterdim. Sonra telefonumdaki resmimizi gösterdim. “O yanındaki gerçekten kocan mı?” dedi. Kocam benden büyük durduğu için yakıştıramamıştı sanırım. “Evet!” dedim biraz sitemle kocam için böyle konuşması kaba gelmişti. Bana “Yanlış anlama ama, hiç yakışmıyorsunuz!” dedi. Şaşırdım ne diyeceğimi bilemedim . “Olabilir, ama kocam çok iyi bir insandır, iyiki onunla evlenmişim!” dedim. Oysa her zaman şikayet ederdim, neden bu adamla evlendim diye, ama orda beni sinirlendirdiği için öyle dedim. Ve sorular devam ediyordu… Sonra havluyu değiştirdi, bikinimin kenarını göstererek “bu kısmı biraz açabilir misin” dedi. Ben elimle çekiştirerek biraz açtım ama bikini göğüslerimi sıkıştırdığı için fırlıycak gibi olmuştu. Biraz utanmıştım, bana baktı ve gülümseyerek, “Çok güzel bir kadınsın!” dedi. “Teşekkür ederim!” dedim kızararak. Benim kızarmam sanki ona daha çok cesaret vermiş gibi. Bana, “Çok alımlısın! Çok seksisin!” falan diye iltifatlar ediyordu, ki o sıra müşteriler geldi. Ayağa kalkamadı, çünkü yarağı kalkmıştı. Ben güldüm. “Şu an işim var, pardon…” dedi müşterileri gönderdi. “Neden gönderdin, baksaydın müşterilerine?” dedim. Bana şortunun üstündeki kabarıklığı işaret ederek , “Senin yüzünden kalkamadım!” dedi. Ben yine güldüm. Neyse, yaptığı Dövme bitmişti. “6 saat sonra yıkanacak, 6 saat sonra gel yıkayayım!” dedi. Saate baktım, saat 17:00'yi geçiyordu, “Gelemem, geç olur o saat, ben kendim yıkarım…” dedim. Ama o kendinden emin br şekilde, “Özel solüsyonla yıkıycam Ecem, 6 saat sonra 11 gibi bekliyorum” dedi. Çok hoşuma gitti bana böyle konuşması. Kocam bana hiç böyle net konuşmazdı, pısırıktı. Oysa ben sert ve ukala erkeklere bayılırım. Erkek dediğn maço olacak, dediğim dedik olacak, yönetecek kadınını. Benim kocam bunu yapamıyordu. Ama yine de onu aldatmak aklıma bile gelmezdi… Dövmenin parasını verip, teşekkür ettim ve çıktım ordan. Odamıza gittim.
Kocam akşam yemeği için hazırlanmıştı odada beni bekliyordu. Dövmeme öyle bir göz atıp burun kıvırarak bu mu yani dedi. Ben de daha tam olmadı yıkanıp iyice kuruduktan sonra biticek diye anlattım. Neyse hadi hazırlan da çıkalım diye geçiştirdi. Ben de hazırlandım ve akşam yemeğine gittik. Yemekten ve akşam gösterisinden sonra saat 11e yaklaşıyordu. Kocama yıkattırmaya gideceğimi söylediğimde bu saatte olur mu dedi. Benim çok uykum geldi dedi. Ben yıkattıracağımı söyleyince peki sen yıkatıp gelirsin ben gidiyorum odaya dedi. Kocamdan ayrılıp Emre'nin yanına gittim. Ben görünce güldü ve “Gel bakalım dövmen nasıl oldu, yıkayalım!” dedi. Kuaförde yıkamak için yer vardı. “Burada mı yıkamamı istersin, içeride mi?” dedi. Bir anda, “farketmez!” dedim. “Tamam küçük hanım, gel bakalım!” dedi ve üst kata çıktık, direk banyoya girdik. Üzerimde mini kot etek ve askılı vardı, gözlerimin içine bakarak askılıyı çıkartmamı istedi. O kadar çıkartmama gerek yoktu belki ama o kadar tatlıydı ki mimikler, beni deli ediyordu. Askılıyı çıkartınca siyah sutyenimden fırlıycakmış gibi duran göğüslerime iştahla baktı. Solüsyonu alıp havluya sürdü ve yıkamaya başladı. Öyle güzel, okşayarak yıkıyordu ki arada nerdeyse sütyenimin içine kadar elini sokuyordu. Sonra kalktı ve “Tamam çok güzel oldu, bak!” dedi. “Teşekkür ederim, çok beğendim!” dedim. “Başka yerine, mesela kalçana da dövme yapmamı ister misin?” dedi. “Delisin sen!” dedim güldüm. Bu gülüşüm sanırım onda cesaretlenmesi için bardağı taşıran son damla oldu. Bir anda ben ne olduğunu anlamadan saçımdan tuttu ve ben önünde çöktürdü, fermuarını indridi, yarağını çıkardı yalamam için. Aldım elime yarağını, okşadım önce, taşaklarını ve yarağının başını yaladım. Kocamınkini de yaladığım için tecrübeliydim… Sonra ben ayağa kaldırdı ve üstümü çıkardı. Ardından kendisi de soyundu. Çıplaktık ikimiz de. Duvara yasladı ben ve öpüştük. “Sen bu gece bırakmayacağım, kadın!” dedi. Deli oldum bu lafa ve şehvetli bir şekilde öptüm onu. Sonra elinden tutup yatağa götürdüm ve “Bu gece senim, ne istersen yap!” dedim. Beni yatağa yatırıp, amımı yaladı delice, ben orgazm edene kadar. Sonra “Domal!” dedi. Domaldım. “Kocan hiç mi sikemiyor?” dedi. “onunla sevişmemiz 5 dakika sürüyor” dedim. Güldü, “Tamam!” dedi, amıma girdi. Yarım saatten fazla sikti amımı. Sonra devam ederken bir parmağını da götüme soktu.Doğrusu Yoktu böyle bir zevk. Boşalacağı zaman içimden çıktı ve sırtıma boşaldı. Döller taa enseme, saçlarıma kadar sıçradı. Banyoya girdik, yıkadı beni, saçlarımı. Birazda orda seviştikten sonra kocamın yanına döndüm. Emreyle bir daha görüşmedik ama o sevişmeyi hayat boyu unutamadım..
Kötü tesadüfler :)) Bazen kendimiz bişeyleri çekermişiz. Gandhinin dediği gibi:
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinizedikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin;davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin;alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin;değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…
FANTEZİLERİNİZE DİKKAT EDİN GERÇEĞE DÖNÜŞÜR!! :)
Sevgilimin daha önce birlikte olduğu erkeklerden biri olan güzel sanatlar fakültesinde okuyan vahit sevgilime yeniden mesaj atmıştı. Yalnız isteği bu sefer birlikte olmak değildi. Sevgilimden nudist ressam arkadaşları ve hocası için model olmasını istiyordu. Karşılığında 200 tl para da teklif ediyordu. Sevgilim üstüne para da alacağı için olumlu düşünüyordu. Fİkir benim de hoşuma gitmişti ama çekincelerim vardı. O benim gibi düşünemiyordu. Onca erkek veya kadının onu çıplak görmesi benim de hoşuma giderdi fakat sonrasında onlarca resimde sevgilimin yüzü de olacaktı ve belki bazıları onları görüp sevgilimi tanıyabilirdi. Bu bizim gizlilik ilkemizi kırmak olurdu. Bir hafta kararsız kalsak da sevgilim fakülteye gitti ve sözde sanat için soyundu. Herkes onun vücudundan o kadar etkilenmişti ki hocaları olan adamın bile gözleri parlamıştı sevgilimin anlattığına göre. Çıkışta da erkek öğrencilerden biri sevgilimin telefonunu almak istemişti sevgilim de tabii ki vermişti :)
Olmadık iddalara girip kaybetmenin sonu..
Sevgilinizi arkadaşlarıyla yazlığa gönderirken iki kere düşünün. İster sevgilinize, isterseniz de onun eski arkadaşlarına güvenmeyin. Yoksa sıcak bir yaz akşamı hafif alkolün etkisiyle genç bir erkek ve kadının cinsel çekime kapılması işten bile değildir.. bu durumun tadını çıkaran başkasının sevgilisini beceren piç erkek, acısını çekense sevgilisini tatile gönderen efendi erkektir..
Sevgilisinin yada karısının bikini giymesine ses çıkarmayan her erkek ister istemez onu gece şakşakçılarına görsel malzeme olarak hibe etmiş olur. Sahile göz zevki için gelen bekar erkekler, nice “sevgilili” kızcağızın vücut hatlarıyla çadır kurup masturbasyona yelken açmıştır vakti zamanında. Küçük kumaştan ve ipten yapılmış bikinin örtmekte zorlandığı vücut, güneşte ve kremin parlaklığıyla daha bir dikkat çekerken kimbilir kaç kişinin geçici belleğine depolanmıştır, kaç ergenin hayaline pelesenk olmuştur. arkasından konuşturacak, tacize teşvik edecek, kavgaya yelken açacak ya da göz hapsinden rahatsızlık doğacak bir aşırılık olmadıkça kimse sesini çıkaramaz bu sahilin tadını çıkartmaya gelmiş gençlere.. Güzele bakmak sevaptır 😉
- bak necati yeni aldığım ipli bikinilerim nası? - cansu bu nee? - ay çok şirin diimii necoş?bak bi giyiyim de gör. - cansuuuuu!!! bu neee bu!!! toz bezi parçaları gibi? - ay neresi toz bezi gibi necati, bikini işte, hiç mi görmedin? - cansuuu deli etme beni, bunlar ip gibi kızım!! nereni örtüceksin bunlarla? - ay necoş abartma lütfen, örtüyo işte daha ne?bikini izimi kalsın fücudumun heryerinde? - cansuuuuuuuu!!! saçmaladığının farkında mısın? Tanga gibi altı görmüyor musun? Herkes bakıcak bende rahat durcam öylemiiii, kızım sen bana cinayet mi işletceksin? - yaa necoş ağlarım bak, bu kadar kıskanç olma!ya ne var herkes giyiyo. - cansuuu!ben kıskanç bi erkeğim tımaaamı?giymiceksin o toz bezlerini o kadar. onlarla cam mı silicen, toz mu alıcan naparsan yap ama giyme. - böhüüüüüü…sen beni sevmiyosuun üüü…
SONUÇ: GİYDİ :D
Sevgilim bana ailesiyle tatile gideceğini söylediğinde tamam diyerek geçiştirmiştim. Zamanı geldiğinde ailesiyle birlikte Datçaya yola çıktılar, bense evde bilgisayar oyunları dalmış, günümü pc de geçiriyordum. Arada konuşuyor sohbet ediyorduk ve bana oranın çok güzel olduğunu denizin doğal güzelliklerin harika olduğunu anlatıyordu. Ailesiyle gittiği için rahat olsam da orda yeni insanlarla tanışmaktan da geri kalmıyordu. Sahilde bir grupla tanışmış ve iyi arkadaş olmuştu anlattığına göre. Ben çoğunluğu erkeklerden oluşan bu gruptan rahatsız olsam da bişey diyemedim. Bir gün öğlen instagrama girmiştim ki sevgilimin fotoğraf attığını gördüm. Bikinili bir fotoğraftı. Hemen arayıp niye böyle açık bir fotoğraf koydun dedim. Bana ne var bunda gibisinden on tane cümle sayınca tamam dedim ve kapattım. Biraz sonra o arkadaş grubundan oğlanların yazdığı yorumları görünce iyice tepem atmıştı..
Geçenlerde birisi sevgilimi yazlığına davet etti. Oğlanın parası çok belli ki piç birisi sevgilime yapmayı planladığı şeyler de tahmin ediliyor😀 yine de olumsuz cevap vermeden biraz sohbet ettik. Sevgilime bunu teklif edeceğimi söyledim ama etsem mi emin değilim. Sizce söylemeli miyim?😀