ne kadar konuşursam konuşayım hep daha fazlası vardı, mutlaka birkaç kelime eksik kalırdı. fakat şimdi hiçbir cümlenin ucundan tutamıyorum. bir kelime bile fazla geliyor. hiçbir şeyin izahı yok artık bende.
Noah Kahan
occasionally subtle
TVSTRANGERTHINGS
KIROKAZE
tumblr dot com
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Today's Document

Janaina Medeiros
Cosimo Galluzzi
Game of Thrones Daily
he wasn't even looking at me and he found me

titsay
Cosmic Funnies
RMH
𓃗
YOU ARE THE REASON
Monterey Bay Aquarium

oozey mess

No title available
almost home
seen from Chile

seen from Saudi Arabia

seen from Türkiye

seen from Germany

seen from United States
seen from Portugal
seen from Australia
seen from Switzerland
seen from Italy
seen from Brazil

seen from Singapore

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from United States
seen from India
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@dilsizserzeniss
ne kadar konuşursam konuşayım hep daha fazlası vardı, mutlaka birkaç kelime eksik kalırdı. fakat şimdi hiçbir cümlenin ucundan tutamıyorum. bir kelime bile fazla geliyor. hiçbir şeyin izahı yok artık bende.
Merhametten maraz doğar derler. Bilirsin, her şeyin fazlası fazla.
İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.
kötü değilim. eksiğim ve dolduramıyorum kendimi. bu bir şehir meselesi değil, bu bir devlet meselesi değil. oyuncağını kaybeden çocuğun yüzündeki buruk ifade, ama ortada bir oyuncağın aslında hiç olmaması belki. yeri dolmuyor. ve kendime ait bir kara parçası bile henüz yok, ait olmadığım bir yerden boynuma geçirilen bir ipin hayatıma kattığı ince çizgideyim. ayaklarımın altında bir sandalye bile yok, sanki zaten çoktan ölmüşüm gibi.
sen yarım bıraktığım sayfalar arasındasın. beni ağlatacağını bildiğim için dinlemeyi kestiğim şarkı, balkonun soğuk fayansısın. bir gece yarısı tatlı uykudan uyanıp yakılan sigara, küle döndüren bir anısın. ben ölsen unutmam seni.
biliyorsun Yâkub, bulunduğum hiçbir yeri benimsemedim. ait olmadığım bu dünyayı sahiplenmeyi de ölene dek reddedeceğim.
Hangi inciri yemem gerektiğini biliyorum ama onu nasıl yiyeceğim ona nasıl uzanacağım bilmiyorum bu belirsizlik beni öldürüyor
Düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır ?
kötü hissettiğimde kaçarım, kendimden bile kaçarım.
ben zeki sohbetleri, düşüncelerimi paylaşmayı ve kolayca gülmeyi severim.
mesela. ben bir şeyden vazgeçiyorsam eğer ya bir anlamı kalmamıştır. ya da haddinden fazla anlam kazanmaya başlamıştır. biraz korkağımdır da ben. baş edemeyeceğimi bildiğim duygulardan kaçarım genellikle.
ama ne yapacağını bilememek her duyguyu deler geçermiş.
Sana ev diye bakmak yıkık bir harabeyi onarmak kadar tuhaftı, çok şaşırmıştım ama hiç şaşırtmamıştın
Yitirmek için mi buldum seni ben
Zamanla değil, bir yerde Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını Billurdan sarkaçlarıyla
Kalbim, sersemliğim benim..
Öyle bi dönem vardır ki yemek yerken miden bulanır, nefes alırken ciğerlerin acır, düşüncelerin başını ağırtır, geceleri uyuyabilmek için yalvarırsın, sabahları uyanmak istemezsin, durduk yere ağlarsın yavaş yavaş tükenirsin.