Sabrederken birden vazgeçtiğimi gördüm.

No title available
Today's Document
DEAR READER
Mike Driver
trying on a metaphor
Sweet Seals For You, Always
todays bird
Not today Justin

if i look back, i am lost

tannertan36
d e v o n
$LAYYYTER
Lint Roller? I Barely Know Her
we're not kids anymore.
untitled
almost home
taylor price

pixel skylines
Cosmic Funnies

No title available

seen from United States
seen from Belgium

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Italy
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Italy

seen from United States
seen from Mexico
seen from United States

seen from Venezuela

seen from Türkiye
@druginhell
Sabrederken birden vazgeçtiğimi gördüm.
artık neyse diyorum, herkes kendi bataklığında yaşasın ne de olsa ben kimseyi aklamak için doğmadım.
ağlıyor, gülüyor, ağlıyor, gülüyor, küfrediyor, ağlıyor, gülüyor, susuyor, ağlıyor ve gülüyorum. seni sevmek ile senden nefret etmek arasında sıkışıp kaldım. bir yanım yanıyor, bir yanım buz. seni içeri alabilmek için yıkmaya çalıştığım duvarların altında kaldım. nefes yok, kalp hızlı. dönmeyeceğini kabullenmeye çalışırken, sana gelebilecek yollar ararken buluyorum kendimi. hiçbir yol yok. ama hepsini nasıl yıktın.
hayat devam ediyor-muş, ben yetişmeye çalışırken zamanın içinde sıkışıp kaldım. istemiyorsun, istemiyorsun, istemiyorsun. bilmek istiyorum, gerçekten mutlu musun şimdi. gerçekten, geçti mi. benim de geçsin.
seni affettim. hiçbir şey yapmadan affedilmenin ağırlığını da sen hallet.
ben senin kürkçü dükkanın olamam ki. ben, sen gidip yaşam telaşına karışırken, yorulduğunda biraz dinlenebileceğin o koltuk olamam. sevme eylemini gerçekleştirmek için dolaşırken, sevilmeye ihtiyaç duyduğunda yatabileceğin omuz olamam. iyiyken tek bir an aklına gelmeyip, kötü olduğunda aklına gelen o ilk telefon numarası olamam. olmamalıyım.
bana kızıyorsundur. bunu yapmadığım için. o kapıyı sana açmadığım için. beni anlamadın ki. beni hiç anlamak istemedin. yaşama olan öfkeni biraz dindirebilmek için suçlayabileceğin kişi olmayı reddettiğim için. görmedin. duymadın. duymak da istemedin. şimdi duymayı ben istemediğim için, kızıyorsundur. kalpsizimdir, duygusuzumdur. o güzel günlerin hatrına üstelik. o güzel günlerin hatrına nasıl açmam o kapıyı. nasıl bırakmışımdır seni geride, bunu yapacağımı hiç düşünmedin ki. ihtimal vermedin. dönebileceğin bir yer olduğunu bilmenin rahatlığıyla, öyle giderken, öyle güzel ve emin adımlarla giderken, oranın bir gün orada olmayacağını hiç düşünmedin. bak şimdi oraya. dikkatlice. uzun uzun bak. gözlerini ayırmadan, elin kalbinde, derin derin nefes alarak bak. orayı ben yıkmadım. orayı ben yakmadım. öylece yok oldu orası. öylece silindi. birden değil. yavaş yavaş. görmedin. ben gördüm. biliyor musun, hiçbir şey yapmadım. öyle olması gerekiyorduların en sancılı haliydi belki de. öyle olması gerekiyordu.
bir zamanlar ben de hep orada olacağını düşünürken bunun doğru olmadığını görmek beni de bir gökdelenin tepesinden atar gibi olmuştu. alıştım. sen de alışacaksın. belki başka bir yer bulursun, belki bulamazsın. belki yalnızlık senin de omurgalarını kırar, belki senin de sesin sadece kendine çıkar. evsiz gibi hissedersin, kendi evinde böyle hissedersin üstelik. dönüp dönüp kontrol etmek istersin. orası hala boş mu. gerçekten artık gidebileceğim o yer yok mu. ben kendi savaşımı bitirdim. tüm bağları kestim, tüm fırtınaları dindirdim. senin savaşında ne yanında, ne karşında kendime bir yer ayıramam artık. o savaş senindir, beni ilgilendirmez.
ben oraya dönsem bile orası bana dönmez.
seni hep özleyeceğimi biliyorum. sadece bana bu durumla nasıl barışabileceğimi söyle.
benimle ve bana hissettiklerinle başa çıkamadığın için beni rafa kaldırmak istedin. üzerine devrilebileceğimi düşünmedin değil mi hiç.
sen ne olursa olsun benim senin yanında olacağımı bilirsin. ben bilmiyorum.
“Tout me ramène à toi, t’es partout à la fois.”
Her şey beni sana geri getiriyor, aynı anda her yerdesin.
“Bir insana her şeyini verince hiçbir şeyi oluyorsun.”
bu hislerin hiçbiri sana değil artık. kırgınlığım sana inanmış oluşuma. kızgınlığım ise hâlâ yüzüne vurup kızamayışıma.
it’s time to ignore them, like they ignore you
bozulma be amk morali