Üzerine düşünülmüş şeyler beni mutlu eder. Çok büyük şeyler olmasına gerek yok, küçücük bile olsa değerli hissettirir. Laf arasında geçirdiğim herhangi bir şey, şefkatli bir davranış ya da sen seversin diye yaptım denilmesi.
Xuebing Du

Love Begins
trying on a metaphor
we're not kids anymore.
Fai_Ryy
No title available

Kiana Khansmith

⁂
noise dept.
Keni
occasionally subtle
🩵 avery cochrane 🩵
$LAYYYTER

JVL

No title available

No title available
untitled
Cosimo Galluzzi
Three Goblin Art

Andulka
seen from Mexico
seen from Iraq
seen from France
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Iraq
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@dunyaaydinlikmis
Üzerine düşünülmüş şeyler beni mutlu eder. Çok büyük şeyler olmasına gerek yok, küçücük bile olsa değerli hissettirir. Laf arasında geçirdiğim herhangi bir şey, şefkatli bir davranış ya da sen seversin diye yaptım denilmesi.
Herkes kalbinin renginde yaşar hayatı Ve herkes kalbinin rengini bulaştırır etrafındakilere.
- Farid Farjad
“Tanrının bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece keşke bana bu kadar güvenmeseydi diyorum.”
—
Dostoyevski - Suç ve Ceza
(via sokaktakiyazar)
Kötü seçimler iyi insanlara da bedeller ödetebilir.
Alışır mı?
Size yaşatılanların bile isteye yaşatıldığını kabullenince dünya önce ağırlaşıyor sonra hafifliyor.
“Tüm hatalar senin yanında yapıldı ve bitti çünkü sen herkes hata yapsın diye beklersin, gözlerini devirmek için fırsat kollarsın.
Çünkü insan senin yanında asla kendi olamaz, hiç rahat vermezsin.
Artık nefes alabiliyorum burada nefes almak harikaymış. Vücudumdaki yaralar kapandı, iyileşmek harikaymış.
Benden aldıkların sende kalsın, benim artık onlara ihtiyacim yok, daha güzellerine vardım.”
Bir sene önceki kendim şu an keşke seni bağrıma basabilsem Sana desem ki uğraşma yorulma zorlama olmayacak Vereceğini verdin fazlasını verdin bundan bir tane fazlasını veremezsin bin verdin bir aldın daha fazlasını alamazsın Sana bugünün güzelliklerinden bahsetsem inanamasan aklın almasa ama yine de inansan salaksın inanırsın çünkü sen Geniş meydanlardan bir insanin gözlerine bakmanın ferahlığından ait hissetmekten bahsetsem
Olduramadığın senden değil sana bunu keşke kavratabilsem
Seni yıpratanın bir işkence seni yıpratanın bir cellat bunlardan mütevellit bir zalim olduğunu
Sana senin güzel kalbini çeneni yerlere sürtmeden onlar keşke gösterebilsem
Seni sınayamayacaklarını seni yenemeyeceklerini de çünkü yola hiçbir şeysiz bir her şeyle çıktığını Sana keşke ve gerçekten sarılabilsem Seni alçaltmaya çalışacaklarını kalbini kıracaklarını sanki hiç kırmamışlar gibi bir pişkinlikle kibirle bunu yapacaklarını anlatabilsem Sana düze çıkılınca ilk vazgeçilecek sensin desem karşımda ağlasan rahatlasan Sırtında taşıdığın ilk senden vazgeçecek desem için acısa ağlasan son düzlüğe hiç girmesen çünkü o seni yenecek yenmek için gelmişti
yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
seni daha az sevdiğim bir an bile olmadı.
koşarken bile
düşerken bile
ağlarken bile.
“her şeyi unuturken tek şeyin sürekli kapını çalışıymış. ne var ne istiyosun diyemeyişinmiş. bütün dünya bana güldü ben kalktım sana geldimmiş.”
“Tüm hatalar senin yanında yapıldı ve bitti çünkü sen herkes hata yapsın diye beklersin, gözlerini devirmek için fırsat kollarsın. Çünkü insan senin yanında asla kendi olamaz, hiç rahat vermezsin. Artık nefes alabiliyorum burada nefes almak harikaymış. Vücudumdaki yaralar kapandı, iyileşmek harikaymış.Benden aldıkların sende kalsın, benim artık onlara ihtiyacim yok, daha güzellerine vardım.”
neden o eve giden yolları bile yaktın. bi bildiğin vardı. bi bildiğin elbet vardır. o yolda arılar çiçekler köpekler o yoldan geçmişler ve geçecekler vardı. o yolda vazgeçmişliğim, tutulmuşluğum, bırakmamışlığım falan vardı. o ev yoktu o yolda o evin fikri vardı. o yolda adı umut olan şeyler, o yolda soluklananlar o yolun durulmalık bankları vardı.
bir insan bir insanın neden umudunu gasp eder o yolda güzel şeylere inanmanın sana gelip sarılması vardı. neden umudunu bile gasp eder. o yolda bi yola inanmışlıkla çıkmak vardı. bunlar mesele değil mesele o yolu yürürken meseleydi. ama insan durur da bakar. ya şey der hiçbi şey demez çünkü o yolda bi şeyler demek isteği de vardı.
dünyada suskunluk kadar güzel çok az şey var. herkes hak edilmiş bir suskunlukla sınanır ve herkese sınanması hayatta bir kere de olsa gülümser. herkes hak edilmiş suskunluğuna bir an bile olsa gülümser. iyi ki susmuşum iyi ki susmuşsun. herkes geride bıraktığı kendisine dönüp bir an gülümser. iyi ki bırakmışım.
iyi ki elimi bırakmışsın.
“Bebe şampuanıyla yıkanıyorum ama gözlerimi açamıyorum. Yanacak diye bu kadar mı korkuyorum? Hayır, alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum sadece. Biri bana dedi ki ‘Çok az şeye çok fazla bağlanıyorsun, bağımlılıklarını ne kadar çoğaltırsan o kadar azalacaklar.’ Haklı buldum.”