burayı dijital günlüğüm olarak kullanıyorum yani çok da bi düzeni konsepti falan yok, burası biraz kafamın içindekilerin dışarı çıkmış hali gibi bi şey

if i look back, i am lost
NASA
Show & Tell
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Color Me Curious
No title available
𓃗
KIROKAZE
No title available

No title available
No title available
EXPECTATIONS

gracie abrams

roma★
RMH
Noah Kahan
Cookie Run:Kingdom Official!
Cosmic Funnies
🩵 avery cochrane 🩵
Monterey Bay Aquarium

seen from Saudi Arabia

seen from Malaysia

seen from India
seen from United Kingdom
seen from Colombia
seen from Australia

seen from France
seen from United States
seen from Australia
seen from United States

seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from Venezuela
seen from Portugal

seen from Australia
seen from Mexico
seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Poland

seen from Suriname
@efnanbtw
burayı dijital günlüğüm olarak kullanıyorum yani çok da bi düzeni konsepti falan yok, burası biraz kafamın içindekilerin dışarı çıkmış hali gibi bi şey
Aşkı ve romantizmi yalnızca cinsel temas olarak görmek hem çok sığ bir düşünce biçimi hem de aşkı basitleştiren bir yaklaşım. Aşk o kadar basit bir şey değil, olmamalı da. İnsan fiziksel olarak birine dokunmadan da o kişiye karşı romantik duygular besleyebilir. Birini merak etmek, onu düşünmek, konuştuğunuz şeyleri hatırlamak, yanında kendin gibi hissedebilmek, onunla saatlerce konuşabilmek veya hiçbir şey konuşmasanız bile onun yanında huzurlu hissetmek... Bütün bunlar aşkı aşk yapan asıl şeyler.
kitap okuyor diye bizi etkileyebileceğini sanan oğlan 🤝🏻 kitap okuyor diye etkilenen biz
Hayır, dinime uygun yaşadığım için bana yobaz diyemezsin!
Yine nankör ve alıngan olduk iyi mi? Babamla sorunlarım olsun istemiyorum elimden geldiğince onu anlamaya çalışıyorum ama o hep toplum içinde beni küçük düşürerek, şaka adı altında beni zorbalayarak bu çabamı boşa çıkarıyo yani bilemiyorum iletişim şekli mi böyle, farkında değil mi ama yani o böyle davrandığında kırıldığımı görmüyo mu? Saçma sapan şakalarına bile gülüyorum çoğu zaman ama bazen gerçekten kırıcı oluyolar, suratım asılınca da alıngan oluyorum! Sonra da gelip "noldu doğru olduğunu bildiğin için zoruna mı gitti" diyo. Sabah şakayla karışık "sen ayrımcılık yapıyosun" demiştim hemen gidip olayı abartarak evdeki misafirlere beni şikayet ediyo (noldu doğru olduğunu bildiğin için zoruna mı gitti baba!) nankörmüşüm falan, beni olmadığım biri gibi gösteriyo ve bu o kadar zoruma gidiyo ki...
Tamam onun istediği gibi olan kardeşim kadar enerjik değilim belki veya onunla kardeşim kadar vakit geçirmiyo da olabilirim ama bu biraz da onunla alakalı; aldığım kitapları çöpmüş gibi gören, eline alıp burun kıvırarak baktıktan sonra masama fırlatan, beni sürekli hor gören biriyle nası vakit geçirebilirim?
İnsanların ısrarla fotoğrafımı çekmek istemelerini anlamıyorum, kendimi sevmiyor değilim sadece fotoğraf çekinmeyi sevmiyorum.
Ben kafamı meşgul etmezsem kafam beni meşgul edecek.
Onunla konuşurken bazen öyle bişi söylüyo ki… hani çok uykun vardır ya yatağa uzanırsın, mutlu ve huzurlu hissedersin, sakinleşirsin falan… hah tam olarak öyle hissediyorum. Yüzümde bi tebessüm oluşuyo ve yazdığı şeye nasıl cevap versem bilemiyorum. Öyle anlarda keşke ifademi görebilse diyorum
Konuşmayı seviyorum ama herkesle değil. Dışarı çıkmayı seviyorum ama herkesle değil. Eğlenceli biriyim ama herkesle değil. Hayatımda fazla seçici olduğum için 'asosyal' diyorlar, desinler. Ben derinliğe önem veren, anlamak için dinleyen, kendi sınırlarına saygı duyan biriyim; onların sığ düşünceleri umurumda değil.
Yalnız kalmak istemiştim, yalnız hissetmek değil.
Bir insanı sevmiyorsanız o insana hayaller kurdurtmayın.
bi video izliyodum az önce çocuk "14 yaşındayım" dedi bende 1 yaş var aramızda falan diye düşünüyorum sonradan kafama dank etti ekimde 17 olacağım NASI 15 YAŞINDA DEĞİLİM BEN YAHU?! bu yaş muhabbetlerinde yaşımı unutuyorum bazen sonradan yaşımı fark edince e- oluyorum GHJKJHGFHJKHKJ
"Seni seviyorum ve doğru şeyleri söylemek gibi basit zevklerden kendimi mahrum etmeye pek meyilli değilim. Seni seviyorum ve sevginin boşluğa atılan bir çığlık olduğunu ve unutulmanın kaçınılmazlığını, herkesin ölüme mahkum olduğunu ve tüm çabamızın toza dönüşeceği bir günün geleceğini biliyorum ve güneşin elimizdeki tek dünyayı yutacağını da biliyorum ve seni seviyorum."
özledim... şimdiden çok özledim seni, daha önce ailemden başka kimseyi bu kadar sevmemişim sana veda etmek zorunda kaldığımda anladım bunu... artık her gün konuşamayacağımızı bilmek canımı acıtıyo; bana uzunca bi süre "günaydın" yazmayacağını bilmek, gün içinde yaşadığın bi olayı anlatmayacağını bilmek... hepsi canımı öyle çok yakıyo ki... aklıma geldikçe boğazım düğümleniyo, gözlerim doluyo...
Yemek yiyemiyorum, uyuyamıyorum, ders çalışamıyorum, nefesim daralıyo, sürekli midem bulanıyo, hiçbir şeye tahammülüm yok, bi şeyler izleyemiyorum, kitap okuyamıyorum sadece yatağımda yatıp boş boş duvarları izliyorum, kulaklığımdaki müziğin ne olduğu hakkında en ufak bi fikrim bile yok... neden yine böyle olmaya başladı? 3 yıldır idare ederken neden bi anda tekrar bunları yaşamaya başladım? Moralimin bozulmaya başladığını anladığım an neşeli bi müzik açar ve moralimin bozulmasına izin vermezdim ama şimdi... şimdi bunu yapmak istemiyorum, düzelmek istemiyorum sadece insanların beni yalnız bırakmasını, odamda tek başıma hiçbir şey yapmadan yatmak hatta belki ağlamak istiyorum... çevreme karşı takındığım o neşeli tavrım yavaş yavaş tükeniyo ki onlar bu halimi sevmiycek. Kim sorunlu, enerjisi düşük birini sever ki? Uğraşmak istemezler bi kere. Belki de ben uzaklaşmaya başlamalıyım onlardan bu sayede daha az acı çekerim çünkü bunu kendi isteğimle yapmış olurum... ne kadar da bencilim! Onların ne hissedeceğini düşünmüyorum bile