yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan.
İsmet Özel

Game Changer & Make Some Noise
KIROKAZE
untitled

Product Placement
★
todays bird

Kiana Khansmith
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
No title available
Show & Tell
hello vonnie

Love Begins
No title available
Xuebing Du
art blog(derogatory)
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price
Jules of Nature
Claire Keane
EXPECTATIONS

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from Türkiye

seen from South Africa

seen from Ecuador

seen from Netherlands
seen from Côte d’Ivoire
seen from Italy
seen from United States
seen from Kyrgyzstan

seen from Türkiye
seen from Iraq
seen from Argentina

seen from Ghana
seen from Venezuela
seen from Indonesia
seen from Spain

seen from China

seen from Bangladesh
@elaylmz0
yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan.
İsmet Özel
Rakının içini açıp dertlerini döken şey nedir biliyor musun?” diye dalgınca sorup bana baktı. Bilmediğimi belirticesine başımı sallayınca eline su şişesini alıp bardağa su eklediğinde bardak beyaz renge büründü. “Su…” dedi.
“Su eklendiğinde rakı içindeki tüm derdi tasayı dışına vurur. Beyazlığı suya döktüğü dertlerinden gelir aslında o yüzden tadı acılaşır ve geriye sadece…” deyip bir parça buz alarak bardağına ekledi. “Geriye sadece buz atmak kalır, çünkü rakının dertlerinin acısını yalnızca buz alır…
Karanlıklarda medhuşum gözüm dalgın düşüncem: hîç!
Semalar hîç, bu âlem hîç, bu zulmetgehde cismim hîç
Bütün her şeyi kaybettim, nihayet ben de mahvoldum
Evvelden vår idim, gûya nedendir şimdi gayboldum,
Bütün zulmet, bütün haşyet, bütün hayretle peyder pey
Bütün rü'yaya benzer bir garip hâlettedir her şey.
Bütün ahcâr ü eşcarım bütün ecrâm ü ekvânım
Lisan-ı hâli birdir, farkı yok emvât ü ahyânın
Hakikatler hayaldir hep, hayaller bir hakikattir
Ukûlun son tecelligâhı, istiğrak ü hayrettir
Ben Nûh değilim, bu tûfan beni boğar..
Gidenin ardı, kalan için hep biraz dağınıktır.
İlâhî ente maksûdî ve rıdàke matlûbî
“Yâ Rabbi, benim maksûdum sensin, murâdım senin rızânı kazanmaktır.”
Ey aldığı ah ile vebale bürünen, mecali yitik kapı kapı sürünen, bir vakit gönlüme güzel görünen, bu halin alemde revadır sana.
إياك أن تتلف ؛ فالركاز يعمل بجد ، أيها الإنسان بجهد
"yıkılma sakın; cevher hârda, insan darda işlenir."
Nasıl olsa hep orada diye düşündüğün her şey, bir gün yok olur. İnsan en büyük hatayı, sahip olduklarını kaybetmeyecekmiş gibi düşünerek yapar. Hep yanında olan sevdiklerini ihmal eder, ona değer verenleri görmezden gelir, elindeki nimetlerin farkına bile varmaz. Ama hayat, sana hiçbir şeyi sonsuza kadar sunmaz. Gün gelir, var sandığın her şey birer birer gider ve sen, geri getiremeyeceğin şeylerin değerini çok geç fark edersin.
Hiçbir insanı, hiçbir nimeti, hiçbir fırsatı “nasıl olsa hep burada” diye düşünerek ihmal etme. Bugün var olan, yarın olmayabilir. Değer bilmek, kaybetmeden önce yapılan bir şeydir. Vefasızlık, kayıtsızlık ve ihmal, elimizdekilerin sessizce bizden uzaklaşmasına neden olur. Çünkü hayat, kıymet bilmeyene sahip olduklarını hatırlatmanın en acı yollarını çok iyi bilir.
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, değil mi ki ayaklar altında insan onuru, o kızoğlankız erdem dağlara kaldırılmış, ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru, ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş, değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın, değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene, doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın, değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama, seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
william shakespeare, 66. sone çeviri: can yücel
Ahh kardeşlerim ahh
Rabbim sen onların yâr ve yardımcısı ol 🤲🇵🇸
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! Uyandırmayın beni uyanamam. Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, Allah aşkına, gök, deniz aşkına Yağsın kar üstümüze buram buram
beni yakışına o esrarlı yangına bu can nasıl dayandı sahile vurdu kalbim; su yandı; kum da yandı bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı yurdundan mahrum edilip dolaştırdın cem gibi ruhumla söndü alev, sonra ruhum da yandı kül oldu bir yiğidin figânıyla her umut bülbülün küllerine konan puhum da yandı böylesi bir yangını görmedi nemrut bile kaktüsün gölgesinde nazlı âhum da yandı âh'ımdır zannederdim en belâlı kıvılcım kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı bir damla su ver bana ey çöl, bâri sen küsme kalmadı hiçbir şeyim, bak, günâhım da yandı yenilgiler bir tûfan gibi çöktü üstüme ülkem yıkıldı; heyhât, ordugâhım da yandı köleleri her akşam duman kıldı gözlerin başıma tâç ettiğim pâdişâhım da yandı ilk defa böylesine tutuştu gökkuşağı renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı o'ndan başka ne varsa yandı; yandık sen ve ben o'nu göreyim diye, kıblegâhım da yandı
Kalmışım ara yerde; tozdayım, dumandayım.
Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.
“Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmiştir. O, Aziz'dir, Hakîm'dir.”
|Hadîd, 57/1
"لَا تَقْلَقْ نَحْنُ لَسْنَا دَائِمِينَ" "Telaş etme, kalıcı değiliz."
Lâkin bak ne güzelsin, ruhundan kaybetsende başın hep dik, hiç kaybetmemiş gibi daha demin bağırarak ağlayan sen değilmişsin gibi, o duvardaki çatlaklar senin yumruklarına ait değilmiş gibi, ne güzelsin!