Kendime dair en sevdiğim ve en sevmediğim huylarımdan birisi de vicdanım şu hayatta. Bazen en olmayacak nesneyi, insanı veya olayı görmezden gelememek, hem hâlen Habilvari bir ayna tutuyor ruhuma, hem de Kabiller tarafından öldürülme ihtimalini unutturuyor içimdeki saf tarafa.
Fakat meselenin bir de gölge tarafı var ki; insan çoğu zaman vicdanının ölmemesi ümidiyle yaşamaya devam etse de bazı ânlarda ise sonsuz bir sükûtta olmasını istiyor, bir bencillik odasında suit bir oda arıyor kendine.
Ama ben ne Habilim ne de Kabil. İçimde her iki yönde de giden eğimler olduğu müddetçe, aldığım son nefeste bile, hangi yönde bitiş noktasına geleceğimi hiçbir zaman öngöremeyeceğim...
Vicdan terazim... Kendimde hem en sevdiğim, hem de en sevmediğim...















