I woke up today in London #tower #bridge #london #thames
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
$LAYYYTER
art blog(derogatory)

tannertan36
macklin celebrini has autism

ellievsbear
Claire Keane
No title available

❣ Chile in a Photography ❣

oozey mess
One Nice Bug Per Day
Xuebing Du

Kiana Khansmith

No title available
No title available
🪼
tumblr dot com
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
I'd rather be in outer space 🛸
Show & Tell
seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from T1

seen from Puerto Rico

seen from Maldives

seen from Canada

seen from United States
seen from Costa Rica

seen from Italy

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from T1

seen from Bahrain

seen from Malaysia

seen from Netherlands

seen from Malaysia
@emirindehlizi
I woke up today in London #tower #bridge #london #thames
Umarım bunun cevabı da '42' çıkmaz. :) #why #does #the #world #exist ? #book #ultimate #question #keyif #pazartesilerideayagimiuzatipkitapokuyabiliyorum
Cape Perpetua | Oregon (by Larry Andreasen)
Evde bişeye sinirlendiğimde hızlı yürürken bir anda ayak serçe parmağım bir yere çarptığımda evren bana "Atar yapma lan" diyor.
"Ben keyif aramıyorum. Tanrı’yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum. Günah istiyorum."
"Aslında," dedi Mustafa Mond, “siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."
Aldous Huxley
İroni.
Hayatınızda anlam arıyorsanız Albert Camus okuyun. Yaşamınızda mantık arıyorsanız David Foster Wallace okuyun. Ömrünüzü başarılarınızdan ibaret sanıyorsanız Le Guin okuyun, bilimkurguyu maceradan ibaret sanıyorsanız Kurt Vonnegut, eleştiriden korkuyorsanız Arthur Miller okuyun. Hem ufkunuzdaki görüş açınız genişler hem de yaşamınızdaki beklentilerinizin gercek hayattaki ironisi ile haşır neşir olursunuz. Çünkü hiç bir zaman aradığınızı bulamazsınız ama daima geçebileceğiniz yeni bir kapı açılır.
"kendinedemokles: Albert Camus verdik okumadın bunlarda geçsin kayıtlara" 》sabah sabah afyonun patlamamışsa demekki:)) sen Marcel Proust’u dedin oku diye ki onu bitirmeye bir ömür yetmez farkettiğin üzere :D @kendinedemokles
Ne kadar çok şey istiyoruz, kendimizden ne kadar da az eminiz, ruhumuz ne kadar sıkılgan, laflarımız ne denli hoyrat. Duyuyor, okuyor, görüyor, bilinçleniyoruz. Halbuki anlamaktan ne denli uzağız. Hiç birimiz anlamak istemiyor ve bu yüzden yıldızlara dikkatlice bakmıyoruz ve bu yüzden güzel kokuları sonuna kadar içimize çekemiyor ve bu yüzden kendimizden bu kadar uzaklaşıyoruz. Ruhumuz bir fanus içine sıkışmış ve bu yüzden ne yaşadığımız aşklar Neruda’nın dizeleri gibi acılı ne çektiğimiz çileler Wilde’ın çileleri gibi eşref ne de insanlığımız Hesse’nin ki gibi payidar. Ama en güzel, en başarılı, en parlak hep biziz. Kimse iyi olmaktan söz etmiyor artık çünkü ne zaman anlamaktan uzaklaşırsın ve ne zaman kendini, çevreni, yaşamı, doğayı anlamaktan vazgeçersin o zaman kendi varoluşuna hapsolur iyi’nin anlamını yitirirsin. Bundan gayri istediğin ve istemediğin vardır artık. Hiç birimiz Tolstoy gibi sevgiden söz edemiyor çünkü hiç birimiz düşen bir yaprağın damarlarına dikkatlice bakmadık. Bizim için en önemli şey kendimizdi, çıkarlarımız hayat gayemiz, ruhumuz çabuk beslenmesi gereken açlığımızdı, iyiliğimiz ise zayıflığımız, karşımızda ayna olmadıkça kimse görmek istemiyordu.. kimse durup da anlamaktan bahsetmedi. .
Eğer ki hayat felsefesiniz olmasına mecbur hissediyorsanız kendinizi Terrence Malick'in zikrettiği gibi yegane olan şudur ki ; Help each other. Love everyone. Every leaf. Every ray of light. Forgive.
Ya siz
Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat
Nasıldı
Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?
Didem Madak
Bittiğine dair.
yıllardır bir arkadaşım için daima verdiğim bir tavsiye vardır. öyle ki artık bir 'bro code' haline geldiği aşikardır aramızda. ne derim peki; 'bittiyse bitmiştir (oglum).' nitekim artık aramızda gerekli durumlarda -'amerikalıların bir lafı vardır bildin mi?' -neymiş? -'if it's over, it's over.' şeklinde bir geyik halini almıştır.
peki biter mi?
biter be. ama bazen üç saat beklersin, bazen elli sene. G.G. Marquez de bunu anlatmaz mı esasında. hani bir şey vardır ya karşındakine karşı hani anlatamazsın o şeyi, bir şey.. bi.. bir şey işte. o şey kayboldu mu işte o zaman biter arkadaş. kimi zaman kabullenmesen de gittiğini anlarsın o ilk an. kimi zaman da elli sene beklersin işte vakti zaman gelir görürsün yahut görmezsin ama o an gittiğini anlarsın, bilmesen bile hissedersin. bu durum için de bir söz vardır. der ki;"It ain't till it's over; and, even then it's not over, yet!" yani bitene kadar bitmez ve bazen bittikten sonra bile bitmez. biter arkadaş. yukarıdaki durum tam da bunu özetler. biter, sen elli sene bittikten sonra bile bitmediğini sanırsın ama an gelir bir bakarsın ki o şey çok uzaklarda. bu anı da işte usta söyle özetler;
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
Necip Fazıl Kısakürek
yani bir nevi bittiyse bitmiştir.
söyleyince ikna olmuyor belki okuyunca kabullenir.
Büyükçekmece, İST.
uykusuzluk üzerine notlar.
öncelikle bir süredir uykusuzluk ile şiddetli bir sorunum olduğundan böyle bir yazıya giriştim. yalnız yanlış anlaşılma olmasın bu durum uykunun olmaması yahut bir türlü gelmemesi meselesi değil uyku gelip eyleme geçildiğinde bir türlü tam anlamı ile uyku halinin yaşanamamasıdır. en azından bende bir süredir böyle. ne sağa dönsen oluyor ne sola dönsen. düşünceler denizinde rüya kurmakla ile hayal görmek arasında bir durum anlayacağınız. böyle olunca ne oluyor.? hepsinden az az ama hiçbirinden tam değil bir durum oluyor. arkadaş normalde 6-7 saat uyuyan ben 9-10 saat uyumama(uyuma denirse eğer) rağmen bir türlü uykumu almış gibi olmuyor ve işin kötü yanı kalkamıyorum da.
neyse bu kadar girizgahtan sonra konuyu bağlayabiliriz. baktım ne yapsam olmuyor uyuyamamak ertesi günden de vaktimi çalıyor bari bir işe yarasın dedim. geceleri her ne kadar film izlemeyi çok sevmesem de (ki ironiye bakın bunun nedeni de uykumun gelip filmi yarıda bırakmak zorunda oluşumdur) artık bir işe yarasın bari uyuyamıyorum kafam bir ton şey ile dolu bari uyumaya çalışmak yerine film izleyeyim diye karar verdim. zaten her türlü kaç saat yatmış olursam olayım ertesi gün uykumu alamamış bir şekilde kalkıyorum. ilk önce kafamda uyumaya yarayacak en iyi filmleri belirlemek geldi. ama amaç bu saatten sonra zaten uyumak değil film izlemek oldugundan gece vakti herkesin uyudugu saatlerde izlenecek en iyi filmleri belirlemeye geldi. ha birazdan aşağıda okuyacağınız filmlerin bir kısmı hem adından hem de adı ile orantılı konusundan dolayı bu listeye girmiştir(durumun anlam ve önemine binaen) ama hepsi iyi birer filmdir telaşa gerek yok. bir de şöyle bir şey yaptım dedim ki belli bir tarz olmasın insanın gecenin bir yarısı uyuyamamın verdiği hınçla nasıl duygular içinde olacağı belli olmaz sonuçta. hepsinden ortaya karışık bir şeyler bir şeyler...
1. INSOMNIA
daha yazıyı kurarken hatta ve hatta bazı geceler uyuyamıyor iken bile aklıma ilk gelen filmdir kendileri. al pacino abimiz film boyunca bizimkine benzer bir durum içindedir. her anından bizim yaşadığımız sıkıntıyı yaşadığını görürüz. polisiyedir. merak ettirir. oyuncuları 10 numaradır. yönetmeni her ne kadar imdb top 250'ye giremeyen tek filmi(çok düşük bütçeli çektiği 'following' i saymıyorum ki şartlara göre müthiştir) olsa da christopher nolan'dır. merak sizi filme bağlar sonunu merak edersiniz hafif tempodur daha ne olsun.
2. SCIENCE OF SLEEP
bu da tercihini absürd komedilerden kullananlar için olsun. adı manidardır. michel gondry(eternal sunshine of the spotless mind) abinin harikalarından bir demettir. hafif sırıtarak iyi ki uyumadım da bunu izledim dersiniz.
3.SLEEPERS
listenin en damar, en ağır topudur kendileri. kızlar için pozitif bir etki yapacaksa brad pitt de en afili yıllarında filmimizde gözükür. filmin uyku ile pek alakası yok ama filmi izledikten sonra adının bağlantısını farkedersiniz. bir grup serseri olmalarına ramak kalmış genç kardeşlerimiz bir gün fazla düşünmeden hareket ederler. keza sonrasında çocuk yaşta ıslahevi ve olaylar olaylar. hayatın acımasızlığını ve yaptığımız seçimler ve verdiğimiz kararlar ile hatta sonuçları ile ilgilidir filmimiz. göz yaşı akabilir. öfkelenilebilir. ayrıca robert de niro ve en sevdiğim aktör kevin bacon arz-ı endam ederler. fazlaca iyi bir gerçeklerden uyarlama bir filmdir.
4. SLEEPLESS IN SEATTLE
hem isminden(bizim gibilerden seattle'da da varmış demek ki :D ) hem de romantil komedi kategorisinden listeye giren bir filmimiz. bu demek değil ki kötü aksine pek bu tarzın klişesine bulaşmayan(ama sonraki filmler için yaratan diyebiliriz) bir filmdir. dönemin güzel ablası meg ryan ve her daim abimiz tom hanks vardır. güzeldirler. film de güzeldir.
5. SLEEPY HALLOW
bu filmde hem isminden, hem korku kategorisinden, hem de burton-depp işi olduğundan listeye giriyor. çok korkuttuğunu söyleyemem ancak başsız süvari olayı bizi çeker zaten. depp abi en yakışıklı günlerindedir o vakitler. gece izlerken vaktiniz hızlı geçer. ikilinin top işlerinden değildir ama iyidir be gece vakti karanlıkta iyi gider.
hepimize iyi uyuyamamalar o vakit.
Her şey yeni, her şey çeliktendi; çelikten güneş, çelikten ağaç, çelikten insanlar. Birden bir deli "ateşin zincirlerini kırdı" ve yine herkes yok olacak...
Yevgeni Zamyatin, Biz