اِلٰهِي كَيْفَ أَدْعُوكَ وَأَنَا أَنَا، وَكَيْفَ أَقْطَعُ رَجَائِي مِنْكَ وَأَنْتَ أَنْتَ
اِلٰهِي إِنْ لَمْ أَسْأَلْكَ فَتُعْطِينِي، فَمَنْ ذَا الَّذِي أَسْأَلُهُ فَيُعْطِينِي
وَإِنْ لَمْ أَدْعُكَ فَتَسْتَجِيبَ لِي، فَمَنْ ذَا الَّذِي أَدْعُوهُ فَيَسْتَجِيبُ لِي
وَإِنْ لَمْ أَتَضَرَّعْ إِلَيْكَ فَتَرْحَمَنِي، فَمَنْ ذَا الَّذِي أَتَضَرَّعُ إِلَيْهِ فَيَرْحَمُنِي
اِلٰهِي وَكَمَا فَلَقْتَ الْبَحْرَ لِمُوسَى وَنَجَّيْتَهُ مِنَ الْغَرَقِ، نَجِّنِي مِمَّا أَنَا فِيهِ مِنْ كَرْبٍ، بِفَرَجٍ مِنْكَ عَاجِلٍ غَيْرِ آجِلٍ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
İlâhî! Ben ben olduğum hâlde Sana nasıl dua edeyim?
Ama Sen Sen olduğun hâlde, umudumu Senden nasıl keserim?
İlâhî! Eğer ben Senden istemezsem, bana kim verir?
Eğer ben Sana dua etmezsem, kim benim duama icabet eder?
Eğer ben Sana yalvarmazsam, kim bana merhamet eder?
İlâhî! Sen nasıl ki denizi Musa’ya yarmış ve onu boğulmaktan kurtarmıştın,
beni de içinde bulunduğum sıkıntıdan kurtar.
Bana katından, gecikmeden, tez bir ferahlık ihsan et
Rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi!


















