“İnsan kendi içinde taşıdığı karanlıktan kaçamaz. Ne kadar uzaklara giderse gitsin ne kadar kalabalıkların içine karışırsa karışsın en sonunda yine kendisiyle baş başa kalır. İşte o an insanın en büyük korkusu ortaya çıkar: Kendi gerçeği. Çünkü insan çoğu zaman kendine bile dürüst değildir. Kendi zaaflarını gizler hatalarını görmezden gelir ve kendine bir dünya kurar. Ama o dünya ne kadar sağlam görünürse görünsün en küçük bir sarsıntıda yıkılmaya mahkûmdur.
Ve insan çoğu zaman kendi acısını bile taşımakta zorlanırken başkasının acısını yüklenmekten kaçınır. Bu yüzden sevgi çoğu zaman söylenen bir söz olarak kalır; yaşanan bir gerçek olmaktan uzaklaşır.
Ama yine de bütün bu karanlığın içinde insanı ayakta tutan bir şey vardır: umut. En derin düşüşlerde bile insanın içinde küçücük bir ışık yanar. Belki de insanı insan yapan şey işte o ışığı tamamen söndürememesidir. Çünkü insan ne kadar kaybolursa kaybolsun bir gün kendini bulma ihtimaline tutunarak yaşamaya devam eder.”
-🌄













