:)
d e v o n
NASA
No title available
dirt enthusiast
almost home
Peter Solarz

JVL
DEAR READER
art blog(derogatory)
hello vonnie

Love Begins
AnasAbdin
Sweet Seals For You, Always
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

❣ Chile in a Photography ❣
RMH
sheepfilms
No title available
Three Goblin Art
Jules of Nature
seen from Uruguay
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from Germany
seen from Germany

seen from Brazil

seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@esraszone
:)
Plajın üstüne ağır ağır turunç rengi bir akşam çöküyordu.
Gökyüzü, sanki güneşi bırakmak istemiyormuş gibi uzun uzun sarıya tutunuyordu. Kumların üstüne dizilmiş loş lambalar yanmış, denizden gelen tuzlu rüzgâr insanların saçlarına karışmıştı.
Fondaysa Büyük Ev Ablukada “Güneş Yerinde”.
Şarkının o hafif kırgın ama huzurlu melodisi, beach partinin uğultusunun arasından usulca akıyordu.
Kadın elindeki kadehi parmaklarının arasında gevşekçe tutuyordu. Omuzları bronzlaşmıştı. Saçları rüzgârla yüzüne değiyor, kadın gözlerini kapatıp müziğin içinde küçük küçük dans ediyordu. Gösterişli değil… kimseye değil… sadece kendisi için.
Uzaktan bakıldığında mutlu biri gibi görünüyordu. Yakından bakıldığında da öyleydi aslında.
Tam o sırada birinin bakışını hissetti. Gözlerini açtı. Kalabalığın biraz gerisinde onu gördü.
Yanında ona yakın duran bir kadın vardı. Kadın bir şey anlatıyor, gülüyor, koluna dokunuyordu. Adam ise kadını tam dinlemiyordu bile. Çünkü gözleri çoktan başka bir yere sabitlenmişti.
Ona.
Bir an dünya sessizleşti. Ne öfke vardı o bakışta ne pişmanlık. Sadece… geç kalmış bir şeyler.
Kadın hafifçe gülümsedi. Adam da karşılık verdi. Kimse birbirine yaklaşmadı. Aralarında metrelerce kum, susulmuş cümleler ve yanlış zamanlar vardı. Ama o anda ikisi de bunu bozmak istemedi. Çünkü bazı insanlar kavga ederek değil, eksilerek ayrılırdı.
Şarkı devam ederken uzaktan birbirlerine gülümseyerek ve bakarak dans ettiler.
Kadının hareketlerinde “iyiyim artık” vardı. Adamın bakışlarında ise “bunu ilk kez gerçekten görüyorum.”
Güneş denizin içine doğru inerken yüzlerine vuran turuncu ışık yavaş yavaş soldu.
Ve şarkı bitti.
Bir anda herkes tekrar kendi hayatına döndü. Kahkahalar yükseldi. Bardak sesleri birbirine karıştı. DJ başka bir parçaya geçti. Birileri denize koştu.
Onlarsa birkaç saniye daha birbirlerine baktı. Sonra adam başını hafifçe eğdi. Kadın aynı sakin gülümsemeyle karşılık verdi.
Bu bir başlangıç değildi. Barışma hiç değildi. Bu, yıllardır yapılamamış bir vedanın sonunda nihayet birbirini bulmasıydı.
Ve bazen insanın içine en çok huzur veren şey, artık canı yanmadan bakabildiği bir geçmişti.
narsist sevgi yerine onayın peşinden koşar: "beni taşımalı" der. onun hata yaptığı bir an olmamıştır onun hatası yoktur davranışlarının açıklaması olan olaylar vardır.
şule öncü - zaaf
Aynen.
Bak sen.
Mutsuz değilim ama üzgünüm.
Oysa ben seni tüm yalanlardan daha çok seviyordum.
Bundan aylar önce, her şey gün gün kötüleşip de ben henüz daha da kötüye gideceğini bilmezken, bir gece delirdim. Şaka yapmıyorum gerçekten onun gibi bir şey oldu. Ağaç evdeydim. Bunaltıcı bir sıcağın ardından gece hiç beklenmedik bir fırtına çıktı. Birden kapkara bulutlar sardı her tarafı. Yağmur başladı ama nasıl şiddetli. Şimşek, gök gürültüsü, rüzgâr... Ağacımla beraber ben de sallanmaya başladım. Halihazırda içim de sallanıyordu zaten. Canhıraş kendimi balkona attım. Anında sırılsıklam oldum, anında üşüdüm, anında korktum. Tam geri dönüp içeri giriyordum ki, “Gelsene sen buraya!” diye biri seslendi. Başımı arkaya bir çevirdim, tövbe yarabbim, karşımdaki kendimdim! Dedim ya, biraz patolojik bir olaydı kabul ediyorum. Yetkilileri arayıp beni ihbar etmeden önce, lütfen yazdıklarımın devamını da oku.
İşte o gece bir güzel konuştum kendimle. Dedim, “Kızım olay nedir?” Dedi, “Böyle böyle.” Dedim, “Ne yapmayı düşünüyorsun, bu şekil durup üzülecek misin?” Dedi, “Bilmiyorum, başka yolu var mı?” “Var,” dedim, “var”, tane tane anlattım bütün yolları. Bir güzel dinledi. Önce hepsi zor geldi tabii, hepsi için belli bir efor gerekliydi, hiçbirine halim yokmuş gibi hissediyordum kendimi. Ama fizik yasaları dedim, entropi dedim, matematik dedim. Felsefe dedim, evrim dedim, denge dedim. Aklıma ne geldiyse sayıp döktüm ispatlamak için. Bilimi, tüm mızıklanmalarıma siper ettim. Epey etkileyici konuştum açıkçası. Yağmurun altındayım bir de böyle, ıslanmışım, şimşekler vuruyor yüzüme... Bir hoş oldu içim. Mümkün olsa kendimi kendi dudaklarımdan öpecektim. “Halledebilir miyim sence?” dedi. “Halledersin,” dedim, “hem ben seninle her yere gelirim”... İnandım kendime inanır mısın? Onu diyorum işte, kendine inanırsan da kurtulursun.
O günden beri kendime kendimin en kral arkadaşı muamelesi yapıyorum anlayacağın. Acıkınca canı ne isterse onu ısmarlıyorum, bunalınca çıkıp bir hava aldırıyorum, kafası bozuksa içmeye gidiyoruz beraber, ağlamaya başlarsa bir komiklik yapıp güldürüyorum filan. Çok eğleniyoruz biz. İnsan bir dertle boğuşurken hiç geçmezmiş gibi hissediyor ya, o gece, hava bunaltıcı bir sıcaktan şiddetli bir fırtınaya dönünce, işlerin de nasıl şak diye değiştiğini tüm hücrelerimle gördüm işte. Kendimi de şimşekler altında iyice gördüm. Bu yüzden gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, valla iyi ki doğmuşum be.
İyiyim yani, bir problemim yok hiçbir şeyle. Kalan zamanımın tadını çıkarıyorum. “Bundan beş yıl sonra kendini nerede görmek istersin?” diye sorarlar ya bazen, bunu hiç düşünmüyorum mesela. Nerede olduğum önemli değil çünkü. Nerede olursam olayım, kıkır kıkır gülerken bulmak istiyorum ben kendimi. Aklım fikrim serserilikte. İnsanlar genellikle benim çok şey bildiğimi sanıyorlar... Halbuki gerçekten de, gülmekten başka tek bir yol bile bilmiyorum.
Bir de şunu biliyorum, her şeyin bir sonu var. Tartışmasız bir bilgi bu da, tartışmasız bilgilere bayılıyorum. İçimde yükselen tamtam dansı müziğine bakacak olursak yakında bir şeyler olacak, havadan yakında bir şeyler olacakmış kokusu alıyorum
Ekin Oks
Beni buna sen mahkum ettin. Buna izin veren de bendim evet. Bu bizi suç ortağı yapar.
Momo’yu yeniden okuyorum ve sona geldim.
Momo bana çok sevdiğim ve uzun zamandır görmeyi istediğim, çok özlediğim bir dostumla bir araya gelip eski günlerdeki gibi kaldığımız yerden devam etmek hissini yaşattı.
Şimdi ayrılık vakti yaklaşıyor ve ayrılmaya hiç hazır değilim, tadı damağımda… bir yanda beraberliğin verdiği enfes his bir yanda da ayrılığın verdiği hüzün. Neyse ki ne zaman istersem yeniden bir kol mesafemde olacak.
Dostluğa, sevgiye, ayrılığa, karşılaşmalara…
Allah allaaaa nedenmiş o?
Çeşit çeşit yalnızlık vardır. Momo'nunki çok az kişinin bildiği ve çok az kişinin dayanabileceği bir yalnızlıktı.
6 nolu saçmalık
Ailelerin çocukları okula bırakırken “İyi eğlenceler” demesi.
Geveze bir gece bitti.
İstesen de sevemezsin
Sevdiğine iyi gelemezsin
Aynada gördüğün benim
Benimle yüzleşemezsin
Bu kalbin günahı ne?
Çok beddua ettim helal et
Sevgili hain
Bu ahın sende vebali
Nasıl geldin bu hale?
Her girdiğin ev bi' harabe
Sen bi' hayalet
Değdi mi madem?
Yok edip içimdeki güveni
Kaçıp gittin, hareket edemedim
Yarattığın yıkımı göremedin
Hâlâ varsa bahanen
Böyle devam et
İstesen de sevemezsin
Sevdiğine iyi gelemezsin
Aynada gördüğün benim
Benimle yüzleşemezsin
Öldürürsün, gömemezsin
Bedelini ödemezsin
Yangına sırtını çevirip
Külleri yok edemezsin
Sevgili hain
Bil ki affetmedim hâlen
İyilik dolu kalbime yaptığının yok tamiri mânen
Kendine ait
Vicdanın varsa bi' yerde
Kaçtığın yerde
Olmadığı bariz
Kaç yalan söyledin
Ne çekindin ne de kekeledin
Zehrinle beni de lekeledin
Ben utandım seni sevdiğim için
Yıktın güvenimi
Buna hakkın yoktu
Umarım hüznün benimkinden çoktur
Geceleri bi' başına yapamazken
Dilerim iyi bi' tesellin yoktur
Buna hakkın yoktu
Umarım hüznün benimkinden çoktur
Geceleri bi' başına yapamazken
Dilerim iyi bi' tesellin yoktur
İstesen de sevemezsin
Sevdiğine iyi gelemezsin
Aynada gördüğün benim
Benimle yüzleşemezsin
Öldürürsün, gömemezsin
Bedelini ödemezsin
Yangına sırtını çevirip
Külleri yok edemezsin
Bir de duygu ve düşüncelerimi özetlemek gerekirse: çiş bok kaka