Sabah.
Monterey Bay Aquarium

No title available

JBB: An Artblog!
No title available

@theartofmadeline
h
Mike Driver
taylor price
Cosmic Funnies

No title available

祝日 / Permanent Vacation
noise dept.
hello vonnie

No title available
Sade Olutola

Kiana Khansmith
Not today Justin

titsay
d e v o n
todays bird

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States

seen from South Korea

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Tunisia
seen from Tunisia
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
@evedonuss
Sabah.
Kaderden ağır bir taş var mı
Denizin dalgaları öğüt sana
Yüzünden dökülen bin parça
Doğduğun denizin rengi
Boğulduğun denize varır
Yağmur yıpratır maskeni
Etin hükmü toprağa karışır
Uzaklardan bir şişe çalkalar muradını
Kabulün kulluğun yüzünü dalar
Benim esnaf, sanatçı, çocuk yani var olana olan merakım. Sanırım bu hayatta beni ben yapan varlığa olan bakışım. Yazan biri olmayı yani yazar olmayı çok arzuluyorum. Abisi askere gittiğinde ona şiir yazan çocuk yanım yazar olmayı umuyor. Bir gün bir kitabım olacak diyen o ilk-genç yanım yazar olmaya hasret duyuyor. Nasıl yazar olunur bilmiyorum. Ama içimde ben kimim dediğimde ben yazarım demeyi çok istiyorum. Sahipleneceğim tek kimlik olabilir. Anne de olmak istiyorum. Yazar olmak, anne olmak ya da her ne oluyorsa onu her gün oluyoruz. Her gün insan oluyoruz. Doğan Cüceloğlu bunu “yapmak” ve “olmak” olarak açıklıyordu. Öğretmen olmak var bir de öğretmenlik yapmak. Gerekli şartları sağlayan herkes öğretmenlik yapar belli saatler aralığında ancak herkes o şartları sağlıyor ve yapıyor diye öğretmen olamaz. Yazar olmak benim dileğim. Kaderimde yazmak varsa kaderimde yürüyorum.
17.06.2026. Pilates sonrası muhabbet. Yürüyüş, bal kaymak dondurma.
17.06.2026. Nöbet sonrası.
15 Haziran 2026.
Her gün yeni bir gün. Bu sabah 05.10 da uyandığımda beni denizin üzerinde güneşin doğuşu karşıladı. Uyanış. Dosta anlatılan yıllar. Zamanın geçişi. Dönüşenler. Bugün bana bir hocamın söylediği “sen sosyologsun” cümlesi. Hayat bir yerlerden fısıldıyor.
Zamandan arınmış, hayata teslim.
Biten kitap. İnsanın “ne alaka” dediklerini okuduğu oluyor. Hayatta hiçbir şey ne alaka değil.
Kendi halinde olmak. Dışarının gürültüsüne karışmayıp kendi sessizliğinde iç-çarpıntılarını duymak ve yorulmak. Kendimize istediğimiz gibi bir hayat kurduğumuzda dışarısı temiz, içerisi kirli olabiliyor. Hala temizlemekte olduğumuz pek çok şey olabiliyor. İnsanın kendini yıkaması ve kurulaması öyle zor ki. Bazen yıkıyorsun su izleri kalıyor öylece, silecek dermanın olmuyor. Bazen makineyi çalıştırmıyorsun. Bazen seyahatten önce çıkan bir iki bulaşığı yıkayıp hazır bırakıyorsun geldiğinde temiz olsun diye. Bazen öylece kalıyor gücün olmuyor. İstediğin kadar hayattan uzak dur. Hayat senin içinde dönüp duruyor. Kendi gürültün dışarının gürültüsünden daha çok sesli.
12.06.2026. Bugün doktora başvurusu yaptım. Pazartesi günü de Ankara’ya başvuracağım. Herkes için içinde de benim için en hayırlı olanı diliyorum.
Doksan yıl boyunca dünyanın kendisinin etrafında dönmesini isteyen bir adamın hikayesi. Seksen beş yıl boyunca o adamın evreninde dönen bir kadının hikayesi. Kadını yatalak eden adam. Doksanıncı yılda gelmeyen merhamet.
İnsanların merhameti nereden gelir? Bir insan sonradan merhamet kazanır mı? Merhametsiz insana biz muhannet deriz.
Muhannetin sevgisi yakar
Isıtmayan ateşi vardır
Durdukça sıcaksındır
Uzaklaşınca buz kesersin
Veda istemez
Yalnızca dön onun merkezinden
Yolunu çiz girdabında der
Senin varlığın Rabbinden
Kendine bir bağışlayıcı arama
Bağışlandığını bil her an
Akşam.
29 Mayıs. Göcek, Muğla.
Haziranın ilk haftası.
24 Mayıs.
Bavul hazırlığı başlasın. Ege’ye yolculuk. Aileme kavuşma. Bol gezme,dinlenme,doktor görüşmesi ve hayırlı haberler.