karşı kıyıya geçmek artık umrunda değil miydi
$LAYYYTER

No title available
RMH
he wasn't even looking at me and he found me
Monterey Bay Aquarium

Andulka
🪼

@theartofmadeline
art blog(derogatory)
One Nice Bug Per Day

祝日 / Permanent Vacation
styofa doing anything
No title available

#extradirty

Product Placement
Peter Solarz
Not today Justin
Game of Thrones Daily
d e v o n
todays bird
seen from United States

seen from South Africa

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Greece
seen from Canada

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Netherlands
seen from Belgium

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Australia
seen from United States
@fakirvav
karşı kıyıya geçmek artık umrunda değil miydi
˗ˋˏ ♡ ˎˊ˗
süzülüp yitmeye meyilli su damlacıklarının, ufacık esintiye bile dayanmayan yaprakların üzerinde narince durması beni çok duygulandırdı
765 Price Canyon Rd, Pismo Beach, CA 93449
kendimizi hapsettiğimiz yetmiyordu bari ağaçları dört duvara mahkum etmeseydik
her şey sahte geliyordu; kendi içine bakmaktan gayrı
terk edilmiş ruhların arasında evindeymişçesine dolandı bütün gün, akşam önce üstüne çöktü sonra göğe ve ardından bütün rüyaların içine, kamerasını kaldırıp bu sefer kendisine doğrulttu şimdi ateş edebilirim diye düşünmesi dudağının kenarına tatlı bir kıvrım eklemişti, son tuşlara basarken daktilonun boğazı düğüm düğüm oldu, ait olduğu manzaraya kaldırdı tüm sayfalarını ve tereddüt etmeden fırlattı
yaşamına ait olan kırık rüyalarını
Ali, Küçük Prens olduğunu hiç fark etmiş miydi acaba?
hayatın kıyısında yaşarken ne çok şey olmuştu ondan ayrı
girmeyeli tumblr çok farklı konseptlere açılmış, mesela şimdi niye rozet kazandım, bunun bana yararı nedir, burada bir şey paylaşmaya niçin alkış tutuluyor, olumsuz barbiy fikirleşmesini yıkıp yeniden para kazanmak için dünyadaki bütün pembeleri tek bi filmde birleştiren kapitalist güçler gibi burası da, rağbeti azalmış postlarına pavlov'un köpeğinden ilhamla davranışı gerçekleştir ödülünü kazan psikolojisi mi uyguluyor, tüm bunlar ameriganın bir oyunu olabilir mi, eyy ameriga kimsin lan sen
ve elbette soru işareti
birbirine karışmış ağaç gövdeleri arasından başımı göğe uzatıyorum
tazecik bir rüzgâr esip götürüyor tüm kederleri
farklı filmlerden repliklerin buluştuğu mutsuzluk durağı
paramparça olmaya son bir dokunuşu kalmışken tüm kırıklarıyla pencere kenarlarına tutunmuş tren camlarından izleyip durduğu şey hayatıydı.
geçmiş, şimdi ve geleceğin durmadan akan sularında ne taraftan karaya ayak basacağı muamma hâlde fakat nerede boğulacağı açık bir düzlükte sürekli yuvarlanmaktaydı. üstü başı toz toprak bazen çiçek böcek ekseriyetle çamurla kaplanıyordu.
bir gün her şeyin bitişini hayal etti.
ondan sonra bir daha düşüncelerine ulaşamadık.
Kinosaki, Japan | Nishimuraya Kinosaki Onsen
tanizaki gölgeye övgü'sünde şöyle yazmıştır:
kendimize yaşam alanı yaratırken önce toprağa gölgesi düşsün diye çatı denen bir şemsiye dikeriz ve gölgenin soluk ışığında bir ev inşa ederiz. elbette batı'daki evlerde de çatı var ancak güneşten ziyade rüzgârdan ve damlalardan korunmak için; mümkün olduğunca az gölge yapsın ve içerisi mümkün olduğunca ışığa maruz kalsın diye inşa edilmişler.
...
elbette karanlık bir odadansa aydınlık bir oda bizim için de daha kullanışlı olurdu fakat kaçınılmaz olarak böyle olmuştur. ancak bizim güzellik adını verdiğimiz nitelik her zaman hayatın gerçeklerinden ortaya çıkmalı. karanlık odalarda yaşamak zorunda kalan atalarımız hemen gölgelerdeki güzelliği keşfetmiş, nihayetinde gölgeleri de güzelliğin uçlarına doğru yönlendirmiştir.
...
saçakları güneş ışınlarının zar zor ulaştığı oturma odasının ötesine dek uzatıyoruz ya da bir veranda yaparak güneş ışığını yine uzakta tutuyoruz. bahçeden gelen ışık ise şojilerden hafifçe içeri sokuluyor ve bizim için bir odayı güzel kılan işte bu dolaylı ışık. hüzünlü, kırılgan, ölmekte olan güneş ışınları mutlak bir sükûnete dalsın diye duvarlarımızı soluk renkli bırakıyoruz.
”奥” 長楽寺 京都の寺
böyle bi japon evinde yaşamak isterdim
Sergey Ponomarev
tarkovsky burayı severdi
gözlerim şuraya değince kalbim tutulup ağlamaya başladı:
aşabilsem boğulmalarını ömrümün
bir çocuk havliyle geçsem sevgisiz ıssızları
yüzün cepesine koştur beni
isyan eşiğim toprak kayıyor içim
tüm hikâyeler iki şekilde başlıyordu ya şehre bir yabancı geliyor ya da şehirden çok kıymetli birisi ayrılıyordu, benim hikâyem üçüncü bir şekilde başlamıştı. bir gün yattığım yerden doğrulmuştum, ayakta olmanın kendi başınalık durumu nefesimi fazlasıyla kesmiş ve ileriye doğru ilk adımımı attırmıştı.
dünya sadece durmayı kabul edemiyordu.
hayatın keskin, derin izlerle kaplı yeni yüzüyle o gün bakıştık.
Yamanakako Village, Japan by Yuga Kurita
dünya gözüyle görmeden inanmam keşke görebilseydim
oyuncak et bebeklerden, yapay zekadan ve bir köşede çürüyüp kalmaktan korkan biriydi. rastgele kısaltığı cansız saçlarını etrafa savururken boş gözlerini görmemek için hiçbir aynayla yüz yüze gelmemeyi şiar edinmişti. ıhlamurundan koca bir yudum aldı. bugünlerde yapabileceği tek şey iyileşmeyi beklemekti fakat beklemenin ne demek olduğunu tam olarak anlayamıyordu, iyileşmeyi nasıl becerecekti. 2046 yılına yapılan yolculuklar süresiz şekilde durdurulmuş insanlar hatıralarının en buruk anında kalarak bir daha mutluluğa dönememişlerdi. bu onun için önemli bir olay değildi. önemli olay onca yıl yaşadığı şeyleri artık hatırlamadığını hatırlamıyor oluşuydu. fakat elbette bunun önemli bir olay oluşunu asla bilemeyecekti. tıpkı balık yerken sıkılmış limonların içilecek ıhlamura sıkılmaması gerektiğini henüz bilemeyişi gibi. bu dünyada kaç çeşit cahillik var diyerek gülümsedi kendi kendine. kendisi ve aynalardan başka gülümsemesini görecek kimsesi yoktu. daha çok gülümsedi. cahillik kelimesi feci komik bir kelimeydi.
düşlerimi yitirdim akira, nerdesin
kahramanın sonsuz yolculuğu
-yume