Not today Justin
will byers stan first human second

Kiana Khansmith
No title available

if i look back, i am lost

❣ Chile in a Photography ❣

⁂
styofa doing anything

roma★
NASA
DEAR READER

izzy's playlists!
Today's Document
Show & Tell

Andulka
Stranger Things

JVL
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Monterey Bay Aquarium
Keni

seen from Canada
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Ireland

seen from United States
seen from Brazil
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Poland
seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from Netherlands
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States

seen from United States
seen from Belgium
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
@fethiyeliyimm
Köyümüzün Amcıkları (13. Bölüm)
Önceki Bölüm
Akşama doğru Kuşadası'na girdiğimizde, Zeynep ten nişanlısının adresini istedim. Nişanlısının Kuşadası'nda otel sahibi olduğunu biliyordum, bir de adamın yaşlı olduğunu duymuştum, başka da bir bilgim yoktu.
Zeynep Kuşadası'nı ilk defa görecekmiş. Nişanı köyde yapmışlardı, ondan sonra adam bir iki sefer daha köye gelmiş, köyde görüşmüşler, hepsi bu. Zeynep çantasından nişanlısının kartvizitini çıkarıp verdi. Kartviziti görünce gülmeden edemedim.
Adam isminin altına 3 dilde 'Otel Sahibi ve Otel Müdürü' diye yazdırmıştı. Anlaşılan hava atmayı çok seven bir tip idi.
Epey bir aramadan sonra otelin önüne geldik. Kartvizitte 3 yıldızlı otel diye yazıyordu. Ama otelden daha çok, büyükçe bir Pansiyona benziyordu oysa.
Zeyneple Mürüvet arabada beklerken, ben girdim otele, resepsiyondaki çocuğa otelin sahibi Muharrem beyi görmek istediğimi söyledim. Çocuk, "Buyrun, ben götüreyim yanına!" dedi.
Çocuk önde, ben arkada, otelin içinden geçerek bahçeye çıktık. Binanın ön kısmından beklenmeyecek kadar büyük bir arka bahçesi vardı otelin. 9-10 kadar masada, hepsi de yabancı olan turistler, birşeyler içerek (muhtemelen) akşam yemeği saatini bekliyorlardı. Resepsiyoncu çocuk beni, 2 tane orta yaşlı turist kadınla Rakı içen, babam yaşındaki bir adamın masasına götürdü ve "Muharrem abi, bu abi seni görmek istiyor!" dedi ve geri resepsiyona döndü.
Muharrem elindeki duble Rakıyı fondip yapıp, masadaki kadınlardan, yarı İngilizce yarı Almanca olarak izin isteyerek ayağa kalktı ve tokalaşmak için elini uzatarak, "Buyur delikanlı?" dedi.
Ayaküstü kısaca kendimi tanıttım ve durumu anlattım. Muharrem, şaşkınlık mı yoksa sevinç mi olduğunu anlamadığım bir heyecanla, "Yapma yaa, Zeynep mi geldi? Hani nerede?" dedi.
"Arabada!" dediğimde, koluma girdi ve arabaya doğru yürüdük. Sanki Rakı içmeye sabahtan başlamış gibi bir hali vardı.
Muharrem Zeynebin kapısını açarak, "Ooo, sultanım, hoş geldin, ne güzel bir sürpriz bu!" deyip, elinden tutarak Zeynebin inmesine yardımcı oldu.
Ben de bu arada arka kapıyı açtım ve kucağından çocuğu alarak, Mürüvet'in inmesine yardımcı oldum. Muharrem, Mürüvet'i benim karım sanmıştı herhalde ki, tokalaşmadan,
Japonlar gibi hafif eğilerek, "Hoş geldiniz yenge hanım!" diyerek selamladı.
Sonra içeriye seslendi, "Oğlum, koş, misafirlerimizin çantalarını al arabadan!" diye. Resepsiyondaki çocuk koştu geldi hemen, çantalarımızı taşıdı Lobi'ye.
Daha Lobi'deki koltuklara oturur oturmaz çaylarımız geldi.
Biraz hoş beşten sonra Muharrem bize Kuşadası'nda kaç gün kalacağımızı sordu.
Ben de kalmayacağımızı, İzmir'e devam edeceğimizi söylediğimde, "Yoo valla, öyle hemen göndermem, bir iki gün kalırsınız burda! Hem, ne işiniz var İzmir'de?" dedi.
Çocuğu doktora götüreceğimizi söylediğimde,
"Yav bırak şimdi İzmir'i, burda doktor yok mu? Yarın ben sizi bir doktor arkadaşıma götürürüm! Adam taa Amerika'dan geldi, buraya özel klinik açtı! Çok iyi bir doktor! Öyle olmasa zaten ben turistleri göndermem ona!
Müşterilerimizin hepsi çok memnun! Gevurları bilirsin, doktor hastane gibi konularda çok hassastırlar!
Hem 5 kuruş para da vermeyiz, dedim ya, arkadaşım olur! Hiç itiraz istemiyorum, kalıyorsunuz burda!" dedi.
Sonra da cevabımızı beklemeden, resepsiyondaki çocuğu çağırdı, "Oğlum, Zeynep yengenizin çantasını 213'e, Harun'la eşinin eşyalarını da 216'ya götürün! Odaları birdaha gözden geçirin, eksik falan var mı diye!" dedi.
Çocuk, "Tamam Muharrem abi!" deyip, çantaları kaptığı gibi odalara taşıdı. Anlaşılan, Muharrem de Ramazan çavuş gibi Emrivaki seven bir adamdı.
Akşam yemeği saatine kadar Lobi'de oturduk, sohbet ettik. Sonra bahçedeki masalardan birine geçtik yemek için. Açık büfe olmasına rağmen yerimizden kalkmadık, istediğimiz her şeyi garsonlar masaya getiriyordu.
Zeyneple Mürüvet meşrubat içerken, Muharrem bize de ufak Rakı açtırdı. Muharrem'le sohbet ettikçe, onun hakkındaki önyargım değişiyordu.
Adam görmüş geçirmiş, çok içten, sevecen, samimi ve babacan biriydi. Ama hislerim, aynı zamanda çok ta çapkın olduğunu söylüyordu. Bizlere çaktırmamaya çalışarak, o iki turist kadına sikecekmiş gibi bakıyordu.
Belki de bizim bu sürpiz gelişimiz, onun bu turist kadınları sikme planını bozmuştu.
Yemekte Mürüvet'in çocuğu rahat vermedi bir türlü, kadıncağız doğru düzgün yemeğini dahi yiyemedi. Mürüvet sıkıntılıydı, anlamıştım, çocucuğu emzirmek istiyordu.
Ben de, "Hayatım, yol yorgunusunuz, yatıp uyumak isterseniz, odaya çıkın! Ben Muharrem abiyle biraz daha sohbet edeceğim!" dedim. Mürüvet, "İyi olur!" deyip,
Zeyneple birlikte kalktılar. Muharrem garsonlardan birini çağırıp, odaları göstermesini istedi. Muharrem Zeyneple sabah görüşmek üzere vedalaşırken, Mürüvet de bana, "Geç gelme aşkım, biliyorsun sensiz uyuyamıyorum!" diyerek göz kırptı.
Muharrem de, "Yenge odaya girince kapıyı içerden anahtarsız kilitleyebilirsin! Bizim eleman anahtarı Harun'a geri getirsin!" dedi. "Tamam!" deyip, odalara gittiler.
Biz sohbet ederken, eleman anahtarı getirip verdi bana. Muharrem'in Zeynep hakkında hiç konuşmadığı dikkatimi çekmişti. Ben Zeynep konusunu açtıkça, Muharrem bir şekilde konuyu değiştiriyordu. Olay nedir birtürlü çözememiştim.
Biraz daha oturduktan sonra, "Yaa Haruncuğum, sen okumuş adamsın… Bilirsin bu işleri, otel sahibi olarak benim bazen müşterilerle ilgilenmem, sohbet etmem gerekiyor…
Siz geldiğinizde iki tane Alman müşteriyle sohbet ediyordum…
Siz gelince kadınları sap gibi bıraktım, ayıp oldu… Yabancı dil biliyorsan, gel istersen masalarına geçelim, biraz ilgi gösterelim şunlara!" dedi. "Tamam abi, ayıpsın!" dedim ve kalktık, kadınların masalarına geçtik. Muharrem (İngilizce Almanca karışımı Tarzanca bir dille), beni tanıştırdı kadınlara.
Ben akıcı bir Almancayla sohbet etmeye başladığımda, Muharrem gibi kadınlar da çok şaşırdılar.
Rakı eşliğinde, güle eğlene sohbetimiz sürüyordu. Kadınların Türkiye'ye kendilerini siktirmeye geldiklerini taa ilk gördüğümde anlamıştım. Genelde Almanya standartlarına göre vasat sayılacak tipteki kadınlar, Türkiye'ye geldiklerinde Mankenmişler gibi ilgi görüyorlardı. Garsonu, barmeni, taksicisi, dolmuşcusu, rehberi, transfermeni, hanutçusu, halıcısı, dericisi, kuyumcusu vesaire bir sürü abaza erkek, Tavuk boku gibi yapışarak, bu tip kadınların götlerini kaldırıyordu.
Onlar da bu aşırı ilgiden dolayı kendilerini dünya güzeli sanıyordu. Ama 'Bizimkilerin' Türkiye'ye ilk gelişleriymiş bu. Daha bugün gelmişler ve henüz çarşıya pazara çıkmamışlar. Muharrem de bunu öğrenince, takmış kancayı karılara.
Rakının da etkisiyle karılar bize resmen sarkmaya başladılar. Muharrem, "Hadi kalkın, Disco'ya gidiyoruz!" dedi. Muharrem sarışın olanı (Manuela'yı) sikmeyi kafaya koymuştu, zaten Manuela da ona sarkıyordu. Bana da Sabine kalmıştı. Karılarla çıktık otelden, yürüyerek gittik,
Disco fazla uzakta değildi. Muharrem Disco'nun sahibini tanıyormuş, özel köşe masaya aldılar bizi. Masayı donattılar, masada bir tek 'Kuş sütü' eksikti. İçkiler su gibi akıyordu. Müziğin gürültüsünden rahat rahat sohbet edilmiyordu, ama bu kimsenin umurunda değildi.
Sonra bizimkiler dansa kalktılar. İki kadın masanın önünde bize şov yapar gibi sexy sexy dans ederken, Muharrem kulağıma yanaştı ve "Haruncuğum sen delikanlı adamsın, halden anlarsın… Zeynebin kulağına gitmesin, ama Manuela bana asılıyor…
Diyorum ki, sen de Sabine'yi al, bunlara bu gece Türk misafirperverliğini yatakta da gösterelim! Ne dersin?" dedi. "Bana uyar abi!" deyince, elini dizime koyup, "Koçum benim!" dedi.
Disco'da bir iki saat falan kaldık, içtik, eğlendik, sonra kalktık. Bize hesap gelmemesi dikkatimi çekmişti. Ayrıca Disco'nun sahibi bizi bizzat kendisi kapıya kadar uğurladı. Karılarla sarmaş dolaş otele döndük. Muharrem resepsiyonun arkasına geçti ve çekmeceden bir anahtar çıkardı, sonra arkadaki Panoda asılı duran anahtarlardan bir anahtar daha alıp, bana verdi.
Dördümüz giriş kattaki odaların olduğu koridora geçtik. Tahmin ettiğim gibi çekmeceden aldığı anahtar kendi odasınındı, odanın kapısında 'Privat' yazıyordu.
Bana verdiği anahtar da hemen yanındaki odanındı. Muharrem Manuela ile kendi odasına girdi, ben de Sabine ile diğer odaya girdim. Kapıyı kapatınca biraz öpüştük.
Sonra Sabine, "Ben çok terledim, önce bir duş almak istiyorum!" deyip soyunmaya başladı. Karı kafayı bulmuş, soyunurken dengede zor duruyordu.
Çırılçıplak kalıp banyoya girerken, benim yatağa oturduğumu görünce, "Sen duş almayacakmısın?" diye sordu. Aslında niyetim yoktu, ama, "Geliyorum!" deyip, ben de soyundum ve banyoya girdim. Birlikte yıkandık, kurulandık, çıktık.
Direkt yatağa uzanıp, öpüşmeye ve sevişmeye başladık. Herhalde Sabine Türkiye'ye gelmeden önce, Türk'lerin kıllı kadınlardan hoşlanmadığını biryerden duymuş olmalıydı ki, amının götünün kıllarını kesmişti.
Gerçi benim için farketmiyordu, amının kıllı veya kılsız oluşu. Temiz olması yeterliydi. Sabine daha ilk dakikalardan insiyatifi ele almış, beni sırtüstü yatırıp, kudurmuş gibi sakso çekmeye başlamıştı. Ona, "69 yapalım!" dediğimde, oldukça şaşırmıştı,
"Türk'ler am yalamaz diye duymuştum?" dedi. Ben de gülümseyerek, "Her duyduğuna inanma!" dedim. Üstüme ters çıktı ve 69 olduk. 5-10 dakika 69'dan sonra pozisyon değiştirdim. Sabine'yi domaltıp, arkasına yanaştım.
Götünün yanaklarını ayırdığımda, amının da, götünün de yüzlerce kez sikildiği hemen belli oluyordu.
Amına kolumu soksam girerdi, göt deliği de nerdeyse Rakı bardağının ağzı kadar açıktı. Yarağımı önce amına soktum, fakat çok bol olduğu için fazla zevk almadım. Amını birkaç dakika siktikten sonra, amından çıkarıp götüne soktum.
Yok, bu karının amını da siksem, götünü de siksem, ben bu sikişten zevk alamayacağımı anlamıştım. O anda, keşke karıların ikisini de Muharrem'e bırakıp, ben direkt Mürüvet'in yanına gitseydim diye düşündüm.
Ama şimdi çekip gitmek olmazdı. Hem Sabine'ye, hem de Muharrem'e ayıp olurdu.
Onun için yumdum gözlerimi ve sanki Mürüvet'in hiç sikilmemiş götünü sikiyormuşumcasına pompalamaya başladım. 5-10 dakika karının götüne gidip geldikten sonra durdum ve "Sen hangi pozisyonu seviyorsun?" diye sordum.
Sabine de, "Ben üstte olmayı seviyorum!" dedi. "OK!" deyip götünden çıktım ve sırtüstü yattım.
Sabine de önce yarağımı yalayıp, üstüme çıktı ve amına yerleştirip, ata biner gibi hoplamaya başladı. Ben yine zevk almıyordum bu sikişten, amı gerçekten çok bol idi, karı saatlerce zıplasa dahi, anladım ki ben boşalamayacaktım.
Karı kafasına göre, bir hızlanıyor, bir yavaşlıyor, öne eğiliyor dudaklarımı öpüyor, sonra doğrulup zıplamaya devam ediyor, tekrar yavaşlıyor, tekrar hızlanıyordu.
10-15 dakika sonunda karı inleyerek orgazm oldu. Üzerimden indiğinde terden sırılsıklamdı. Ben sırtüstü yatmaktan başka birşey yapmamıştım, bütün işi o yapmıştı. Kendin pişir, kendin ye! gibi birşey olmuştu.
Sabine biraz dinlenip kendine geldiğinde, "Sen neden boşalmadın?" diye sordu.
Zevk almadığımı söyleyemezdim, onun için, "Ben içki içtiğimde kolay kolay boşalamam!" diye yalan söyledim. Sabine bu verdiğim cevabı yedi mi bilmiyorum, ama aşağı kaydı, sakso çekmeye başladı yeniden.
Beni sikişerek boşaltamadığı için üzülmüş gibiydi.
O sırada kapı tıklandı ve "Sabine?" diye soran Manuela'nın sesi duyuldu. Sabine de, "Gelsene!" diye seslendi. Manuela yüzünde hayal kırıklığına uğradığı belli olan bir ifadeyle girdi içeri, kapıyı kapadı. Sabine ne olduğunu sorduğunda,
Manuela, "Ben duş alıp çıktığımda, benimki çoktan sızmıştı. Çok uğraştım uyandırmaya, ama yok, adam horlaya horlaya uyumaya devam etti! Yani bir bok olmadı!" dedi.
Yanımıza geldi, yatağın kenarına oturdu. Bu arada gözleri benim kazık gibi yarağımdaydı.
Sabine de gülerek, "Hadi yaa? Bende de tam tersi oldu! Bir türlü boşaltamadım, yardım etsene!" dedi.
Manuela'nın yüzünde anında bir tebessüm belirdi ve hemen soyundu. Uyanık Muharrem karının düzgününü kendi kapmıştı, ama sikememişti o ayrı.
Manuela da Sabine gibi orta yaşta olmasına rağmen, genç kızlarınki gibi bir vücudu vardı. En ufacık sarkma, pörsüme ve selülit belirtisi yoktu. İşte bu hoşuma gitmişti.
Manuela yarağımı Sabine'nin elinden alıp, açlıktan çıkmış gibi yaladı önce. Sonra üstüme çıktı, yarağımı amına yerleştirip, oturup kalkmaya başladı.
Evet, şimdi ben de zevk alıyordum işte. Ben de alttan vurduruyordum, o üstümde zıplarken. 5-10 dakika sonra Manuela inleyerek hareketlerini hızlandırdı, orgazm olmak üzereydi.
Orgazm olmadan indirdim üstümden, yatağa domalttım. Arkadan amına geçirdim ve sikmeye öyle devam ettim. Başparmağımı götünün deliğine sokup, amına hızlı hızlı pompalıyordum.
Çok geçmeden Manuela ıhılaya ıhılaya orgazm oldu ve kendini öne attı. Benim de boşalmama az kalmıştı. Manuela'yı yüzüstü yapıştırdım yatağa ve ağırlığımı vermeden üzerine uzandım.
Ensesini öperek, "Götünü sikmek istiyorum!" dediğimde, "Sik ozaman!" dedi.
Yastığı göbeğinin altına koyup götünü yükselttim ve yarağımı bolca tükürükleyip, geçirdim götüne. Götü oldukça dardı, ama hiç sesi çıkmadı. Ve şinav çeker gibi sikmeye başladım götünü. O sırada Manuela elini uzatıp, Sabine'nin elini sımsıkı tuttu.
Sabine'yle göz göze geldiğimizde, "İlk kez siktiriyor götten!" dedi. Demek ki Manuela'nın canı yanıyordu. Oysa ben götüne ilk girdiğimde hiç sesi çıkmadığı için alışkın diye düşünmüştüm.
Ama bu andan sonra yavaşlayacak değildim, aynı tempoda pompalamaya devam ettim ve sonunda götünün içine boşaldım. Acaip rahatlamıştım. Boşalmam bitince yavaşça yarağımı götünden çıkarıp, kalktım üstünden.
Manuela da Sabine'nin elini tutmayı bıraktı, ama ölü gibi yatmaya devam etti.
Sabine ise, halen kazık gibi duran yarağıma bakıyordu. Sabine'ye göz kırptığımda, gülümseyerek yanaştı, yarağımı ağzına aldı ve yalayarak temizledi.
Yarağım inmeye başlayana kadar da yalamaya devam etti. Bu arada da, iki parmağını birleştirmiş, kendi amını parmaklıyordu. Demek ki yeniden azmıştı ve orgazm olmak istiyordu. Ona bir kıyak yapmak istedim. Sırtüstü yatırıp bacaklarını ayırdım ve dört parmağımı birleştirip, amına sokup çıkarmaya başladım.
Sabine doğrularak bileğimi tuttu ve elimin amına girip çıkma hızını kendi ayarladı. Derken, "Uff, uff, ufff!" demeye başladı. Orgazm olmak üzereydi. Son bir hamleyle bileğimi asılarak, tüm elimin amına girmesini sağladı ve bağırmamaya özen göstererek orgazm oldu.
Amı kasılırken, elim halen amının içinde duruyordu. Amı lastik eldiven gibi sarmıştı elimi ve bileğimi. Sabine sakinleştiğinde, yine bileğimden tutarak, yavaş yavaş çıkardı elimi amından. Ve kendini sırtüstü attı yatağa.
Elim ve bileğim amının sularından dolayı vıcık vıcık olmuştu. Sabine'ye, "Sizi bilmem, ama ben duş alıp odama gideceğim!" dedim. O da, "Hiç halimiz yok, biz bu gece burda yatsak sorun olur mu acaba?" diye sordu. "Sorun olacağını sanmıyorum, yatabilirsiniz!" dedim, banyoya girdim.
Duşumu alıp çıktığımda, saat 03:15 olmuştu ve ikisi de uyuyordu. Sessizce giyindim ve odadan çıktım.
Odama, daha doğrusu Mürüvet'le benim odamıza gittim…
Devam Edicek
Metelica ve sürpriz çarşaflı
Alıntıdır.....
Bir Nisan öğleden sonrasında kapının zili çaldı. Evde su bitmişti, gelen sucudur deyip kapıyı açık bırakıp mutfağa boş damacanayı kapıya getirmeye gittim. Döndüğümde bir çarşaflı kadın, içeriye girmiş eline ayakkabısını almış, ayakkabısını nereye koyacağını düşünerek bakınıyordu. Ben dondum kaldım, ses çıkarmadım. Tam beni fark ettiği sırada, apartman merdiveninden birileri daha çıkıyordu. Onların sesini duyunca, hemen kapıyı kapattı. Onların onu benimle görmelerini istemedi belli ki. Ben boş damacanayı kenara koyup, "İsterseniz içeri geçin, onlar gitsin sonra çıkarsınız" dedim.
Kadın, çok çekingen ve ürkekti.
"Ayakkabınızı da şuraya koyabilirsiniz" diye de ekledim.
Kadını içeride salonun kanepesine oturttum. Öyle tedirgin ve ürkek görünüyordu ki, her an kalkacakmış gibi kanepenin köşesine kıçının ucuyla oturmuştu. Bir yandan beni süzüyordu. Üzerimde "Justice For All" yazan Metallica tişörtü vardı, altımdaki kot da en az üç haftadır yıkanmamıştı. Malum o dönemler, öğrenciydim ve üniversitede uzatmalardaydım. Kadını hem rahatlatmak, hem de biraz güven vermek için bir şey içip içmeyeceğini sordum.
Ses çıkarmadan başını salladı. Ben yine de mutfağa gidip, buzdolabından içecek bir şeyler baktım. Neyse ki, gazı kaçmamış ve hatta açılmamış bir kola buldum. Temiz bardak bulmak da sorun olduğu için öğrenci evinde, hemen bir bardağı yıkayıp kola doldurarak salona getirdim. Kanepenin yanındaki sehpaya koydum kola bardağını. Kadın kolaya baktı sonra da benim garip iskelet kafası resmi olan tişörtüme gözü takıldı. Gülümsedim, "Korkma, sadece bir resim. Biz adam yemeyiz" dedim.
Kadın nikabının altından gülümsediği belli oluyordu, gözlerinden. "Söylenti çıkarmışlar, metal dinleyenler satanist. Yok. kedi keserlermiş. Vallaha en son geçen camide bir amca bu tişörtle camiye gelme deyinceye kadar cumaya da giderdim" diye anlatınca dikkat kesildi. Neredeyse gözleriyle konuşuyorduk. Gözleri, her sözüme ve hareketime tepki veriyordu. "Halbuki dinlediğimiz sadece bir müzik. Senin de seveceğin şarkılar vardır eminim.
İstersen açalım birkaç şarkı, beraber 'head bang' yapalım" dedim. Bu sefer hafif de olsa sesli güldü. Bu arada, yan komşum belediyede çalışan bir mühendisti. Genellikle cuma akşamları orada toplantı olur, sanırım sohbetten sonra bize
kadar sesi duyulan zikir ayinleri
yaparlardı. Zaten öğrenci olduğumuz için pek rahatsızlığımızı söylemezdik. Biz de arkadaşlar olarak, Megadeth'ten, Black Sabbath, Metallica, AC/DC'ye bizim taraftan çaldığımızda, eğer onlara sesimiz gidiyorduysa da onlardan bir şikayet gelmezdi. Sanırım, bu kadın orada hafta içi kadınlar toplantısına gelmişti. Yanlış zile basıp, bizim daireye girince de panik yapıp, diğer kadınların başka erkekle görmesini istemediği için birden onların sesini merdivende duyunca, kapıyı da kapatıvermişti.
Olayın böyle olduğunu anlamam biraz zaman almıştı. Kadını hafifçe de olsa güldürünce, bardaktaki kolayı gazı kaçmadan içmesini söyledim. Nikabını kaldırdı, yavaşça bir yudum aldı. "İsterseniz çıkarın üstünüzü, nasılsa ikimizi gören yok" deyince önce çarşafın üstünü çıkardı. Altında saçını sıkıca kapatan tülbent vardı. Onu da çıkarınca, saçlarının ne kadar bakımlı ve hatta boyalı ve yapılı olduğunu gördüm. Hatta saçlarını serbest bırakmak için başını sallaması çok seksi bir hareket olmuştu. O ana kadar, aslında ona cinsel yönden bakmamıştım.
Sanki bizim eve sığınmış bir kadın gözüyle bakmıştım.
Çarşafın altında ise, aşırı açık olmasa da gayet normal bir normal bir elbisesi vardı. Kadın, oldukça gençti. Neredeyse benim yaşlarımdaydı. Benden bile biraz küçük olabilirdi. Çarşafını çıkardıktan sonra, biraz rahatladı ve en azından konuşmaya başladı. İsmini söylemeyeceğim burada, küçük bir şehrin köyünde doğmuş. İlkokuldan sonra, yatılı kursta kalmış.
Sonra büyüdüğünde güzelliği dikkat çekince, cemaatten durumu iyi olan bir esnafa ikinci hanım olarak İstanbul'a gönderilmiş. Tabii bu hikayenin hızlandırılmış hali. Anladığım kadarıyla en az üç senedir evliymiş, resmi nikahlı değil tabii ki. İstanbul'un bilinen bir sitelerinden birinde bu kadın içi↑ ev açmış adam. Böyle cemaat toplantıları dışında, ancak haftada bir adam bunu bir yere götürürse evden çıkıyormuş.
Aslında bütün bunları anlatırken, hayatından memnunmuş gibi, hatta ikinci hanım olmayı bile meziyet olarak vurgulamasına rağmen, duygu olarak hep bir şeyleri eksikmiş gibi his bırakıyordu. Ben metalci tişört paspal kotla kaba görünmeme rağmen, kibar konuşmam onu etkiliyordu.
Normal bir konuşma tarzım olan, "Harikasın", "Süpersin ya!" gibi hitaplar ve hatta ona 'çok güzel' olduğunu kelimelerle ve bakışlarımla rahatsızlık vermeden hissettirmem, konuşmalar ilerledikçe güvene dönüştü.
Ben de fena değildim hani.
Saçlarım omuzlarımda, sakalımı
kısaltmışım, şekil yapmak için sakalımın yanak bölgesini almışım, hatta çene bölgesinde de inceltme yapmışım, saçımın favorisi ince bir şekilde kulağımın yanından çene altıma uzanıyordu. Tabii, farklı olan tarzım onda da ekstra ilgi uyandırıyordu. Ben de onun hikayesini ve güzelliğini fark ettikçe ona ilgim artıyordu. Aramızdaki yakınlaşma arttıkça önce karşısında oturduğum halde, sonra onun olduğu kanepeye geçtim, daha sonra da yavaş yavaş ona doğru yaklaştım. O ise hala çekingen ve eğreti bir oturuş ile kanepenin kenarındaydı. Bir bahane bulup,
'Saçların çok güzelmiş' deyip
saçını okşayarak elimi başına götürdüm. Tepki göstermesini beklerken, tam tersine gülümsedi.
O an cesaretlenip, iyice yaklaştım ona ve iltifat ederek sarıldım. Ürkek bir ceylan gibiydi. Sanki onu her zaman ezdikleri için, kafasını bile kaldırmaya çekiniyordu. Ben yine de, onun onayı ile ona yakınlaşmaya çalışıyordum. Ona yaptığım iltifatlar karşılık buluyordu. En son artık, elimi bacaklarının arasına attım. Elbisesinin altında altlık pantolon vardı. Ve dudaklarına yapıştım.
O da tutkuyla öpücüklerime karşılık vermeye başladı. Ellerim neresine giderse gitsin, tepki göstermiyordu; hatta o da biraz
biraz da olsa ellerini kullanıyor benim vücudumda gezdiriyordu.
Bir anda sessizce sevişmeye başlamıştık kanepede. Bir ara öpüşmede boşluk bulup, elbisesini çıkarttırdım. O da siyah Metallica tişörtümü çıkarttı. Teni bembeyaz ve gergindi. Memesinin gerginliği, boynunun altından başlayarak, meme ucuna kadar uzanıyordu. Hava soğuk olmadığı halde meme uçları sertleşmesinden onun da tahrik olduğunu anlamıştım.
Böyle güzel bir vücudu, internette pornolarda bile görmemiştim. O da tişörtümü çıkarında ortaya çıkan genç ve geniş omuzlu vücuduma ilgi göstermişti. Orta yaşlı paralı esnaf kocası, en azından güzel bir fiziği gösteremiyordu ona.
Üstünü çıkardıktan sonra altını çıkartmak çok zaman almadı.
Hatta benim kotumu ve şortumu da o çıkardı. Güzel dantelli külodunu çıkardığımda heyecanlanacağımı biliyordum da, bu kadar şok olacağımı düşünmemiştim. Am dudaklarının kenarlarını ağda ile kıllarını aldırmış, am üstündeki kılları ise gül şeklinde şablonla çıkartmıştı. Bu çarşaflılar, seksin keyfini iyi biliyorlar diye düşünerek gülümsedim.
Benim gülümsememi görüp, o da gülümsedi. Hemen amına yumuldum tabii. Çok am yalamamıştım, o yüzden biraz
acemicevdim. Zaten bununokulu mu olur, nasıl bulduysan öyle yalayacaksın amı. Yine de, onun nefesini, sesini dinleyip, hoşlandığı şekilde dilimi gezdirmeye çalıştım. Bir yandan da ellerimi dipdiri memelerinde gezdiriyordum. Yalamaktan biraz sıkılınca ayağa kalktım, hemen ellerini sikime getirdi. Ben ayaktayken, eliyle sikimi sıvazlamasına izin verdim.
Sonra sikimi emmeye başladı.
Başta önce sadece sikimin başını, sonra da eliyle sıvazlayarak sikimi derinlemesine emdi. O zaman sikimin kıllarını kesmemiştim, ona rağmen narin dudakları sikimin kıllarına değecek kadar sikimi ağzına alıyordu. Ben de başını tutarak yardımcı oluyordum. İlk kez bir kızın ağzını sikiyordum. Daha önce sikimi emen olmuştu, ama ağız sikmek başka bir şey. Sonra kızı kanepenin üzerine çıkartıp, domalttım. İnce belini takip eden yuvarlak ve sert kalçaları vardı.
Sikimi yavaşça amına doğrultup soktum. Önce yavaş başlayıp hızlanmaya başladım. İkimiz de inlemeye başladık. Sesimiz yan daireye gidiyor muydu bilmiyorum, ama onların sesleri bize geliyordu. Daha sonra kalçasını araladığımda, göt deliğinin muntazam olmadığını fark ettim. Hemoroid olmak için, genç ve zayıftı. "Kocan yoksa götten mi sikiyor?" diye sordum, gidip gelmelerimi yavaşlatmışken.
Başını çevirip "Yok, hayır" dedi.
"Eee.. ama burdan girmiş galiba" diye ısrar edince "Şeyyy.. bir keresinde yanlışlıkla oldu" itiraf etmek zorunda kaldı. Ben yine ısrarla sorgulamaya devam ettim, "Yanlışlıkla biraz zor girer, o anlayınca çıkarmadı mı?" diye sordum. "Ben bağırdım ama o devam etti. Neyse ki çok sürmeden boşaldı" diye anlattı. Ben yine yavaş yavaş gidip gelirken merakla devam ettim sorularıma, "Günah değil mi, söylemedin mi hocaya" dedim. O da, "Şeyyy..
Sordum.. Hoca, Yanlışlıkla girmiş ise günah sayılmaz" dedi. Ben epey garipsemiştim doğrusu. "Neyse ki bir kere olmuştur, olur öyle" dedim. "Yok, birkaç kere oldu öyle" diye karşılık verdi. Bu karşılık onun götüne ilgimi epey arttırmıştı. Zaten iyice yavaşlatmıştım gidip gelmeye, am suyunun ıslaklığını sikimin ucuyla göt deliğine sürdüm. "Merak etme, ben yanlışlıkla sikmeyeceğim götünü.
İsteyerek sikeceğim" deyip yavaşça kökledim. Çok zorlanmadım, yine de dar olmasından dolayı kolay girmedi. Kız önümde sessizce inliyordu, ben ise onu dinleyerek yavaşça götünde gidip geldim.
Baya bir gidip gelmiştim, onun rahatsız olmaya başladığını anladığım anda sesli bir şekilde götüne boşaldım. Kanepenin yanında çırılçıplak ayakta durmaya devam ettim. O doğrulduğunda sikime tekrar dikkatle baktı. Sikimi beğendiği belli oluyordu. Bu arada yan dairedeki sesler kesilmişti.
Biz de yavaştan giyinmeye başladık. Birbirimizi süzüyor ve genç aşıklar gibi birbirimize gülümsüyorduk. Giyindikten
sonra, pencereden aşağıya baktığımda, yan daireye gelen kadınların dağılmaya başladığını gördüm. Bu esnada ona bir mesaj geldi, kocası birazdan onu almaya gelecekmiş. Kocası gelinceye kadar da biraz sohbet ettik. Çarşafını güzelce giyindi. Ben apartmanda kimse olmadığını kontrol ettikten sonra, hızlıca benim daireden çıktı. O çıktıktan sonra, boş damacana şişesi gözüme takıldı.
Sonra sucuyu kadın gelmeden önce de aramadığımı fark ettim.
Kendi kendime güldüm.
Eşimle birlikte
Merhaba arkadaşlar sertsikici06 bloğunu bizlere sunan Hasan beye teşekkür ederim. Ben aslında utangaç içine kapanık bir erkeğim . İsmim Şeref evliyim eşimi çok seviyorum beni birçok kez aldattı biliyorum kiminle ne yaşıyor en ince ayrıntısına kadar biliyorum. 5 yıl önce evlendik görücü usulüyle gerdek gecesinden hemen sonra tatile gittik ilk orada aldattı beni , karım esmer kapalı pürüzsüz bir cilde sahip memeleri kalçaları tam bir afet 172 boyunda 60 kilo . Benim erkeklik organı 13 santim bu yüzden karımı mutlu edemiyorum. Karımın ismi Ceylan .
Sizlere bahsedeceğim olay artık aldatılmaktan bıkmak değil de aldatıldığımı bildiğimi bilmesi için yaptığım bir oyun. Karımın beni aldattığı erkeklerden en büyük siki olan Hasan abiydi . Hasan abi bizim mahallede manifaturacılık yapan evli 3 çocuk sahibi 50 li yaşlarda ama bu yaşına rağmen gerçekten çok bakımlı fit bir erkek.
Artık Ceylan ı cep telefonu ile izlemekten bıkmıştım o rahat seks yapsın diye hemen hemen her gece mesaiye kalıp odamda Ceylan ve sikicisini izlemek zoruma gidiyordu. Kendi kendime karar verdim ben evdeyken de istediği erkek ile yatmasına izin verecektim ama bunu ona kanıtlamam lazımdı. Hasan abi eve geleceği zamandan haberim vardı kararım kesindi. İşe gidiyormuş gibi yaptım kilere saklandım Hasan abi gelene kadar karımı kamerada izledim. Hasan abi kapıya geldiğinde Ceylan ı aradı Ceylan sevinç içinde kapıyı açtı içeri girer girmez Ceylan Hasan abinin kucağına atladı öpüşmeye başladılar . Kucağında yatak odasına kadar öpüşerek gittiler yatağa bırakır bırakmaz soyundu ve eşimi yalayarak amına geldi bende o zamana kadar saklandığım kilerden çıkıp yatak odasının kapısına gittim onlar zevkten beni görmüyordu bende soyundum onlar sevişirken 31 çekmeye başladım , karım zevkten inliyordu bir ara başını kaldırdı beni gördü toparlanmaya çalıştı ama işaret ettim devam etti ama inleme sesi kesildi Hasan abi am deliğini ve göt deliğini yalıyordu bende biliyorum amını ve göt deliğini yalandığı zaman zevkten bağırırdı bu sefer kendini sıkıyordu Hasan abi anlamış gibi
Ceylan sana ne oldu bugün inlemiyorsun. Sen şimdi zevkten bağırman gerekirdi
O sırada beni gözleriyle Hasan a gösterdi Hasan abi beni görünce şok oldu bende yanlarına gittim.
Hasan abi ben demek ki karımı mutlu edemiyorum sen bu koca sikinle karımı mutlu ediyorsun devam et istediğin gibi sik karımı korkmana hiç gerek yok zaten tek siken sen değilsin
Biliyorum Şeref
Hadi abi ben yokmuşum gibi davran ihtiyaç olursa bende katılır birlikte sikeriz Ceylan ı
Tamam Şeref istersen sen Ceylan ın ağzını boş bırakma ver ağzına yalasın birlikte sikeriz hatta biraz sonra Ceylan ı aramıza alıp tost yaparız .
Olur abi hele ben ağzına vereyim sende sikini amıma sok birlikte pompalayalım.
Hadi belimize kuvvet o zaman .
Ben ağzına verdim Hasan abi amına sokmaya başladı aramızda Ceylan zevkten uçuyordu. Ceylan arada bir ağzındaki yarağımı bırakıp Hasan abiye daha hızlı sert sik diyordu. Artık Hasan abi sert bir şekilde girip çıkmaya başladı karım inliyor demiyorum resmen karım zevkten uçuyordu.
Hasan abi karımın amına ilk kez boşalmış daha önce her sevişmede dışarı boşaldığını biliyordum , karımda Hasan abi boşaldıktan kısa bir süre sonra kasılarak boşaldı . Ne yalan söyleyeyim karımın ilk kez bu şekilde boşaldığına şahit oldum.
O gün akşama kadar Hasan abi ile değişik pozisyonlarda karımı siktik Hasan abi gittikten sonra daha önce sikiştiği erkeklerin kayıtlarını biraz biraz izlettim karım çok kızar diye düşünürken istersen bu videoları çeşitli porno sitelere para karşılığı satalım para kazanır araba alırız ev alırız dedi bende burası küçük bir yer gören olur rezil oluruz hatta rezil olmakdan değil de artık herkes seni sikmek için sıraya girer dedim. Haklıydım ama eşimin düşüncesi aklımı başımdan aldı. O gece sabaha kadar hem düşündüm hemde uyur uyanık rüyalar gördüm. Rüyamda karımı sikmek için sıraya giren erkekleri bu erkekler arasında babamı amcamı hatta dayımı görmüştüm.
Ertesi gün iş yerimde otururken bir arkadaşım aracılığıyla büyük bir şirketle anlaşmışlar aramızdan bir arkadaşımız Ankara da yeni yapılacak fabrika inşaatının başında kalacak inşaat 3 yıl sürecekmiş dedi. Ben kesinlikle bu işe talip olmalıyım diyerek şirketimizin müdürü ile konuştum ve kimseler duymadan işi ben aldım normalde otelde kalabilirdim ama Ankara ya gidip ev aradık, daha sonra eşimide alıp birlikte ev aramaya başladık fazla ses olmayacak çoğunluğu bahçeli müstakil ev olan Mamak ta meyve ağaçları ile etrafı çevrili bir ev tuttuk çok güzel bir yerdi eşyaları kargo firması ile anlaştık ve biz hanımla birlikte evin tamiratını yaptık .
Eşime
herkes ile ilişkiye girebilirsin ama ben sizi izleyeceğim
Nasıl yani anlamadım.
Aynı evde yaptığım gibi buraya da kamera sistemi döşeyeceğim WC banyo dahil bütün odalara çeşitli ortamda çekim için kamera yerleştireceğim sen istediğin gibi sikiş ben işten WC den seni izleyeceğim .
Peki başka biri görürse sen izlerken .
Olmaz kimse izleyemez benim parmak izim olmadan açılmaz ekran .
Tamam eşyalar gelmeden hallet o zaman .
Ben hemen Ankara da bu tür ekipmanları satan yerleri öğrendim gidip ulus konya sokaktan hepsini satın aldım eve gidip hepsini tek tek yerleştirdim ertesi gün sabah erkenden eşyalar geldi yerleştirdik ilk kamera kontrolünü sikişirken kendimizi izleyerek yaptık.
Bizim işe başlama zamanımız gelmişti hanımı evde bir başına bırakıp işimizin yapılacağı yere gittim saat 13 45 te kamerayı açtım evde kimse yoktu biraz bekledim demek ki hanım daha birini bulamamıştı 17 30 gibi tekrar girdiğimde 20 yaşlarında bir genç yatak odamızda eşimin amını emiyordu biraz izledim dayanamadım hemen arabaya atlayıp eve gittim sessizce içeri girdim o genç altta karım üstüne çıkmış sikinin üzerinde zıplıyordu bende soyunup aralarına katıldım eşim ben gelince beni yatağa yatırdı ters bir şekilde sikimi göt deliğine sokarak üzerime oturdu o genç eşimin amına kökledi tempo tutturup karımı mutlu ediyorduk hep birlikte boşaldık . Birer bira getirdi hanım içerken konuştuk genç erkeğin ismi Ünal mış 20 cm kadar siki vardı konuşurken eşim Ünal ın sikini eline aldı oynamaya başladı benim elimide tutup Ünal ın sikini tutturdu eşim ben Ünal ın sikini tutarken eğilip sikini emmeye başladı , Ünal birden başıma bastırıp sikine götürdü istemiyorum dediysem de sikini ağzıma verdi eşimin amından akan zevk suları ve eşimin tükrüğü ile kayganlaşan sik ağzıma girip girip çıkıyordu hoşuma gidiyordu Ünal boşalana kadar eşimle birlikte saksafon çektik ilk kez bir erkeğin sikini ağzıma almıştım ve Ünal benim ağzıma döllerini boşalttı tuhaf bir tadı vardı ama tanzikli bir şekilde boşalmıştı.
Ardından eşimi domaltıp arkadan soktu Ünal göt deliğini sikerken bende sikimi eşimin ağzına verdim .
O gece sabaha kadar eşimi siktik sabaha karşı uyumuşuz uyandığımda arkamda bir acı vardı elimi attım göt deliğim kanamış ve genişlemişti belli ki Ünal beni de sikmişti yatakta kimse yoktu eşime seslendim ses vermedi kalktım odalara baktım eşimi mutfakta ellerinden ve ayaklarından bağlamış bir şekilde buldum çözdüm ellerini ayaklarını ne olduğunu sordum Ünal siktikten sonra eşimi bağlamış değerli gördüğü ne varsa almış eşimi bağlamış beni sikmiş giyinip gitmiş.
Eşimle oturup konuştuk iyice tanımadan kimseyle sevişmemeye karar verdik . Şimdi bu ortamlarda ( Tumblr Facebook x ) özellikle 35 yaş üstü evli erkekler ile kendi evimizde görüşüyoruz. Haaa bu daha önce çektiğim videoları gizli çekim türk pornoları diyerek Brazzers premium da vs gibi porno sitelerinde bulabilirsiniz.
Eşimle birlikte
Merhaba arkadaşlar sertsikici06 bloğunu bizlere sunan Hasan beye teşekkür ederim. Ben aslında utangaç içine kapanık bir erkeğim . İsmim Şeref evliyim eşimi çok seviyorum beni birçok kez aldattı biliyorum kiminle ne yaşıyor en ince ayrıntısına kadar biliyorum. 5 yıl önce evlendik görücü usulüyle gerdek gecesinden hemen sonra tatile gittik ilk orada aldattı beni , karım esmer kapalı pürüzsüz bir cilde sahip memeleri kalçaları tam bir afet 172 boyunda 60 kilo . Benim erkeklik organı 13 santim bu yüzden karımı mutlu edemiyorum. Karımın ismi Ceylan .
Sizlere bahsedeceğim olay artık aldatılmaktan bıkmak değil de aldatıldığımı bildiğimi bilmesi için yaptığım bir oyun. Karımın beni aldattığı erkeklerden en büyük siki olan Hasan abiydi . Hasan abi bizim mahallede manifaturacılık yapan evli 3 çocuk sahibi 50 li yaşlarda ama bu yaşına rağmen gerçekten çok bakımlı fit bir erkek.
Artık Ceylan ı cep telefonu ile izlemekten bıkmıştım o rahat seks yapsın diye hemen hemen her gece mesaiye kalıp odamda Ceylan ve sikicisini izlemek zoruma gidiyordu. Kendi kendime karar verdim ben evdeyken de istediği erkek ile yatmasına izin verecektim ama bunu ona kanıtlamam lazımdı. Hasan abi eve geleceği zamandan haberim vardı kararım kesindi. İşe gidiyormuş gibi yaptım kilere saklandım Hasan abi gelene kadar karımı kamerada izledim. Hasan abi kapıya geldiğinde Ceylan ı aradı Ceylan sevinç içinde kapıyı açtı içeri girer girmez Ceylan Hasan abinin kucağına atladı öpüşmeye başladılar . Kucağında yatak odasına kadar öpüşerek gittiler yatağa bırakır bırakmaz soyundu ve eşimi yalayarak amına geldi bende o zamana kadar saklandığım kilerden çıkıp yatak odasının kapısına gittim onlar zevkten beni görmüyordu bende soyundum onlar sevişirken 31 çekmeye başladım , karım zevkten inliyordu bir ara başını kaldırdı beni gördü toparlanmaya çalıştı ama işaret ettim devam etti ama inleme sesi kesildi Hasan abi am deliğini ve göt deliğini yalıyordu bende biliyorum amını ve göt deliğini yalandığı zaman zevkten bağırırdı bu sefer kendini sıkıyordu Hasan abi anlamış gibi
Ceylan sana ne oldu bugün inlemiyorsun. Sen şimdi zevkten bağırman gerekirdi
O sırada beni gözleriyle Hasan a gösterdi Hasan abi beni görünce şok oldu bende yanlarına gittim.
Hasan abi ben demek ki karımı mutlu edemiyorum sen bu koca sikinle karımı mutlu ediyorsun devam et istediğin gibi sik karımı korkmana hiç gerek yok zaten tek siken sen değilsin
Biliyorum Şeref
Hadi abi ben yokmuşum gibi davran ihtiyaç olursa bende katılır birlikte sikeriz Ceylan ı
Tamam Şeref istersen sen Ceylan ın ağzını boş bırakma ver ağzına yalasın birlikte sikeriz hatta biraz sonra Ceylan ı aramıza alıp tost yaparız .
Olur abi hele ben ağzına vereyim sende sikini amıma sok birlikte pompalayalım.
Hadi belimize kuvvet o zaman .
Ben ağzına verdim Hasan abi amına sokmaya başladı aramızda Ceylan zevkten uçuyordu. Ceylan arada bir ağzındaki yarağımı bırakıp Hasan abiye daha hızlı sert sik diyordu. Artık Hasan abi sert bir şekilde girip çıkmaya başladı karım inliyor demiyorum resmen karım zevkten uçuyordu.
Hasan abi karımın amına ilk kez boşalmış daha önce her sevişmede dışarı boşaldığını biliyordum , karımda Hasan abi boşaldıktan kısa bir süre sonra kasılarak boşaldı . Ne yalan söyleyeyim karımın ilk kez bu şekilde boşaldığına şahit oldum.
O gün akşama kadar Hasan abi ile değişik pozisyonlarda karımı siktik Hasan abi gittikten sonra daha önce sikiştiği erkeklerin kayıtlarını biraz biraz izlettim karım çok kızar diye düşünürken istersen bu videoları çeşitli porno sitelere para karşılığı satalım para kazanır araba alırız ev alırız dedi bende burası küçük bir yer gören olur rezil oluruz hatta rezil olmakdan değil de artık herkes seni sikmek için sıraya girer dedim. Haklıydım ama eşimin düşüncesi aklımı başımdan aldı. O gece sabaha kadar hem düşündüm hemde uyur uyanık rüyalar gördüm. Rüyamda karımı sikmek için sıraya giren erkekleri bu erkekler arasında babamı amcamı hatta dayımı görmüştüm.
Ertesi gün iş yerimde otururken bir arkadaşım aracılığıyla büyük bir şirketle anlaşmışlar aramızdan bir arkadaşımız Ankara da yeni yapılacak fabrika inşaatının başında kalacak inşaat 3 yıl sürecekmiş dedi. Ben kesinlikle bu işe talip olmalıyım diyerek şirketimizin müdürü ile konuştum ve kimseler duymadan işi ben aldım normalde otelde kalabilirdim ama Ankara ya gidip ev aradık, daha sonra eşimide alıp birlikte ev aramaya başladık fazla ses olmayacak çoğunluğu bahçeli müstakil ev olan Mamak ta meyve ağaçları ile etrafı çevrili bir ev tuttuk çok güzel bir yerdi eşyaları kargo firması ile anlaştık ve biz hanımla birlikte evin tamiratını yaptık .
Eşime
herkes ile ilişkiye girebilirsin ama ben sizi izleyeceğim
Nasıl yani anlamadım.
Aynı evde yaptığım gibi buraya da kamera sistemi döşeyeceğim WC banyo dahil bütün odalara çeşitli ortamda çekim için kamera yerleştireceğim sen istediğin gibi sikiş ben işten WC den seni izleyeceğim .
Peki başka biri görürse sen izlerken .
Olmaz kimse izleyemez benim parmak izim olmadan açılmaz ekran .
Tamam eşyalar gelmeden hallet o zaman .
Ben hemen Ankara da bu tür ekipmanları satan yerleri öğrendim gidip ulus konya sokaktan hepsini satın aldım eve gidip hepsini tek tek yerleştirdim ertesi gün sabah erkenden eşyalar geldi yerleştirdik ilk kamera kontrolünü sikişirken kendimizi izleyerek yaptık.
Bizim işe başlama zamanımız gelmişti hanımı evde bir başına bırakıp işimizin yapılacağı yere gittim saat 13 45 te kamerayı açtım evde kimse yoktu biraz bekledim demek ki hanım daha birini bulamamıştı 17 30 gibi tekrar girdiğimde 20 yaşlarında bir genç yatak odamızda eşimin amını emiyordu biraz izledim dayanamadım hemen arabaya atlayıp eve gittim sessizce içeri girdim o genç altta karım üstüne çıkmış sikinin üzerinde zıplıyordu bende soyunup aralarına katıldım eşim ben gelince beni yatağa yatırdı ters bir şekilde sikimi göt deliğine sokarak üzerime oturdu o genç eşimin amına kökledi tempo tutturup karımı mutlu ediyorduk hep birlikte boşaldık . Birer bira getirdi hanım içerken konuştuk genç erkeğin ismi Ünal mış 20 cm kadar siki vardı konuşurken eşim Ünal ın sikini eline aldı oynamaya başladı benim elimide tutup Ünal ın sikini tutturdu eşim ben Ünal ın sikini tutarken eğilip sikini emmeye başladı , Ünal birden başıma bastırıp sikine götürdü istemiyorum dediysem de sikini ağzıma verdi eşimin amından akan zevk suları ve eşimin tükrüğü ile kayganlaşan sik ağzıma girip girip çıkıyordu hoşuma gidiyordu Ünal boşalana kadar eşimle birlikte saksafon çektik ilk kez bir erkeğin sikini ağzıma almıştım ve Ünal benim ağzıma döllerini boşalttı tuhaf bir tadı vardı ama tanzikli bir şekilde boşalmıştı.
Ardından eşimi domaltıp arkadan soktu Ünal göt deliğini sikerken bende sikimi eşimin ağzına verdim .
O gece sabaha kadar eşimi siktik sabaha karşı uyumuşuz uyandığımda arkamda bir acı vardı elimi attım göt deliğim kanamış ve genişlemişti belli ki Ünal beni de sikmişti yatakta kimse yoktu eşime seslendim ses vermedi kalktım odalara baktım eşimi mutfakta ellerinden ve ayaklarından bağlamış bir şekilde buldum çözdüm ellerini ayaklarını ne olduğunu sordum Ünal siktikten sonra eşimi bağlamış değerli gördüğü ne varsa almış eşimi bağlamış beni sikmiş giyinip gitmiş.
Eşimle oturup konuştuk iyice tanımadan kimseyle sevişmemeye karar verdik . Şimdi bu ortamlarda ( Tumblr Facebook x ) özellikle 35 yaş üstü evli erkekler ile kendi evimizde görüşüyoruz. Haaa bu daha önce çektiğim videoları gizli çekim türk pornoları diyerek Brazzers premium da vs gibi porno sitelerinde bulabilirsiniz.
Köyümüzün Amcıkları (3. Bölüm)
Evde biraz daha oyalanıp, tekrar düğüne giderim diye düşünmüştüm, çünkü daha halalarımın ve amcalarımın oğullarıyla görüşmemiştim. Ama sonra gitmekten vazgeçtim, nasıl olsa düğün 3-4 gün sürecekti. Evde kalıp kafamı dinledim.
Vakit gece yarısını geçtiğinde, düğün evinden taa bizim eve duyulan ekolu müzik sesleri de kesilmişti. Galiba yavaş yavaş bu geceki eğlence bitiyordu. Az sonra da babam beni aradı ve birazdan eve geleceklerini, yanlarında yatılı misafirler olacağını, ev dağınıksa şöyle bir toparlamamı söyleyip kapattı telefonu.
Hassiktir, nerden çıktı lan şimdi bu Tanımadığım bir sürü akrabanın eve doluşacağı düşüncesi canımı sıkmıştı. Mutlaka benim odaya da 3-4 kişi vereceklerdi yatmaları için.
Katlanamazdım ben bu işe. Aklıma bizim evin bodrumu geldi…
Evimizin bodrumu sanki benim çocukluk anılarımın müzesi gibidir. İlk sigaramı orda içmiştim. İlk porno dergisine orda bakmıştım. İlk 31'imi orda çekmiştim. Halamın oğlu Vedat'ın gizlice dayısından yürüttüğü, benim de Vedat'tan ödünç aldığım (Fırıncı Kızı Lükres'in Günahları) isimli seks kitabını da orda okumuştum. Kitap o kadar azdırıcıydı ki, okurken yarağım patlayacak gibi olurdu. Hatta birkaç kez küloduma bile boşalmıştım. Sırf o kitabı bir an önce okuyup bitirmek istediğimden, ailemi zorlayıp bodrumdaki kullanılmayan büyük tahta sedirin üzerine yorgan döşek indirtmiştim. Ve orda yatmıştım birkaç gece. Kitap bitene kadar kaç kez 31 çektiğimi hatırlamıyorum. Zamanla orası artık benim ikinci odam olmuştu, haftada bir iki gece orda yatardım. Annem her seferinde bana çok kızar ve yukarıda kendi odam varken niye bodrumda yatmak istediğime anlam veremezdi.
Ama babam, "Hanım bırak nerde istiyorsa orda yatsın, oğlumuz artık erkek oluyor" demişti bir keresinde.
Yıllar olmuştu bodrumda yatmayalı. Şimdi de bodrumda yatacaktım. Bizimkiler misafirlerle gelmeden yorganı döşeği, eşofmanlarımı ve Laptopumu indirdim bodruma. Tahta sedire hazırladım yatağımı.
Çıktım yukarı, babamları beklemeye başladım. Babam, kimin nerede yatacağının düzenlemesini yapmak için önden gelmişti. Misafirler annemle birlikte geleceklermiş. Babama bodrumda yatacağımı söylediğimde,
"İyi, iyi O zaman problemi çözdük Şimdi kızların 3-4 tanesini de senin odanda yatırabiliriz" dedi.
Şaşırmıştım, "Kızlar mı Kimler geliyor ki" dedim.
"Valla bilmiyorum, ben ordayken halaların, kim kimin evinde yatacak diye konuşuyorlardı, bir sürü yatılı misafir varmış. Annen de halalarının evlerinde yatacak yer açılsın diye, kızların bizim evde yatabileceğini söyledi. Gelirler birazdan" dedi.
Şansa bak be Ben, yaşlı başlı, sıkıcı akrabalar gelecek diye düşünürken, babam kızların geleceğini söylüyordu. Bodrumda yatacağımı söylediğime köpekler gibi pişman olmuştum. Ama şimdi kıvıramazdım, mecburen bodrumda yatacaktım.
Kahretsin, belki de acaip bir fırsatı kaçırmıştım. Bir an için, evin içinde 8-10 tane kızın gecelikle pijamayla dolaştığını, banyoya tuvalete o halde girip çıktıklarını, sonra da ikişer üçer kızın aynı yatakta birbirlerine sarılarak yatacaklarını gözümün önünde canlandırdım.
Sonra da Zeynebin, köydeki karıların kızların hakkında söylediklerini düşündüm. Yarağım kıpırdamaya başlamıştı, babamın yanında çadırı kurmamak için, elimi cebime sokup, yarağımın isyanını bastırdım.
Karanlık bahçede kızların neşeli sesleri yaklaşıyordu. Az sonra verandanın bahçeye vuran ışığında göründüler. Ellerinde çantalar, bazılarında poşetler vardı, ki içlerinde geceliklerinin olduğunu tahmin ediyordum.
Öndeki grupta, 16-17 yaşlarında 4 kız, ikişer ikişer kol kola girmişler, birbirlerine birşeyler söyleyip kıkırdaşıyorlardı. Arkadaki grupta 5 kız vardı, onlar yaşça bir iki yaş daha büyük ve biraz daha ağırbaşlıydılar. Ama onlar da kol kola girmişler ve neşeliydiler.
Gelen kızların hiç birini tanımıyordum. Ama muhtemelen çoğu, yada hepsi halalarımın kızlarıydı ve onların hepsi beni tanıyorlardı. Bizim köyden tek üniversitede okuyan bendim ve bu da köyde parmakla gösterilmemi sağlıyordu. Ama annemin işgüzarlığına da anlam verememiştim.
Yoksa beni evlendirmek için kız mı seçmeye çalışıyordu Çünkü annemde son zamanlarda gelin adayı bulmak gibi bir takıntı ortaya çıkmıştı.
Annem henüz gelmemişti. Kızlar içeriye girerlerken, kapıda hepsine tek tek, "Hoş geldin!" deyip, tokalaştım.
Tokalaşırken kızlardan bir sinyal alabilirmiyim umuduyla, en ufacık detayları dahi kaçırmamaya çalışıyordum. Bir iki tanesi sanki elimi hiç bırakmayacak gibi tokalaşmıştı. Ben elimi çekmesem onlar da çekmeyecekti.
Öyle tokalaşanların gözlerine biraz daha içten baktım. Ve aynı içten karşılığı aldım. O anda tek düşüncem, acaba bunlardan birini sikebilirmiyim idi.
Çok geçmeden annemin sesi duyuldu karanlık bahçeden, galiba birileri daha vardı yanında, onlarla konuşuyordu. Az sonra onlar da verandanın önünde göründüler. Annemin bir koluna Zeynep, diğer koluna da Fidan girmişti.
Doğrusu onların geleceğini hiç beklemiyordum, tam sürpriz oldu bu. Onlara da, "Hoş geldin" deyip, tokalaştım.
Tokalaşırken Fidan elimi kuş gibi hafif tuttu ve hemen çekti elini. Gözlerime de bakmamıştı.
"Hoş bulduk Harun abi" demesi ise beni daha çok şaşırtmıştı.
Annemin herşeyi anlamasından korkuyor gibi bir hali vardı sanki. Yada aklı sıra, anneme, ne kadar ağırbaşlı, ne kadar hanım hanımcık bir kız olduğu imajını vermeye çalışıyordu kurnaz şey
Hem ne diye annemin koluna girmişlerdi ki Belki de akılları sıra, onları bir daha sikmeyeyim, veya resimleri kimseye göstermeyim diye anneme sığınmışlardı Zeynep'le tokalaşırken, orta parmağımla avucunun içini birkaç kez kaşıdım.
Zeynep hemen bakışlarını yere dikerek elini çekti ve "Hoşbulduk Harun" diyerek içeri geçti.
Bizim köyde, hala oğulları, amca oğulları ve arkadaşlar arasında (Tokalaşırken avuç içi kaşıma) hareketinin anlamı çocukluktan beri bilinir. Bu hareket (Seninle sikişmek istiyorum) anlamına gelir.
Orta okuldayken bir keresinde halamın oğlu Vedat yapmıştı bu hareketi bana.
Ben de, "Siktir amına koduğumun çocuğu Senin ananı bacını sikerim, ben ibne miyim lan" diyerek yumruğu yapıştırmıştım.
Vedat ise, "Şaka yapıyorum oğlum, valla da billa da şakaydı" diyerek kıvırmaya çalışmıştı.
Şaka olduğunu yememiştim tabii. Çünkü Vedat'la daha önce bizim bodrumda porno dergilere bakıp 31 çekerken, bir keresinde sormuştu, "Birbirimizi sikelim mi" diye.
O zaman yumruk atmasam da, lafla terslemiştim. Daha sonraları da kulağıma bir söylenti gelmişti, Vedat teyzesinin oğluyla sikişiyor diye…
Zeynebin benden kaçarcasına içeriye girmesine canım sıkılmıştı. Annem babam dahil, herkes salonda toplanmıştı. Salonun kapısından herkese toptan iyi geceler dileyip, anneme bodruma yatmaya gittiğimi söyleyip ayrıldım ordan. İndim bodruma.
Eşofmanlarımı giyip bir sigara içtim. Sonra Laptopu açtım, resimlere defalarca kez baktım. Resimler yarağımı kaldırmıştı. O anda Zeynebi sikmek için içimde müthiş bir arzu vardı. Elimi eşofmanımın içine daldırdım ve yarağımı sıvazlamaya başladım.
Ama kesinlikle 31 çekip boşalmayacaktım. İçimde çok az da olsa Zeynebin mesajımı aldığı ve yanıma geleceği umudu vardı.
Yukardaki odaların ışıkları bahçeye vuruyordu. Bir buçuk saatten fazla sürdü ışıkların tamamen sönmesi. Nihayet yukardakiler yatmışlardı. Sadece bodrumda benim ışığım yanıyordu şimdi.
Zeynebin gelip gelmeyeceğini bilmeden beklemek strese sokmuştu beni. Bodrumun kapısını açtım ve kapının önünde bir sigara daha yaktım. Gözlerim sürekli evin girişindeki merdivenlerdeydi,
Zeynep çıkacak mı diye bakıyordum. Derken girişte iki tane kız belirdi, karanlıkta ayakkabılarını giyiyorlardı.
Zeyneple Fidan geliyor diye müthiş heyecanlanmıştım. Kızlar az sonra sessizce merdivenleri inmeye başladılar.
Biraz daha yaklaştıklarında seçebildim. Biri Zeynepti, ama yanındaki kız Fidan değildi. Yanıma geldiklerinde,
Zeynep elindeki tek dal sigarayı gösterip, "Rabia ile sigara içmeye kaçtık…" dedi.
Zeynebin yalnız gelmediğine ve madem biriyle gelecekti, neden Fidan'la gelmediğine canım sıkılmıştı. "İyi etmişsiniz, başka sigaranız yok galiba, Rabia'ya da vereyim mi benim sigaradan bir tane" dedim.
Zeynep, "Yok, o içmiyor…" dedi ve sigarayı dudaklarına yerleştirip yakmamı bekledi.
Sigarasını yaktım. Zeynep bir fırt çekip dumanı üfledi ve bana göz kırparak,
"Rabia senle görüşmeye geldi… Hani sana bahsetmiştim ya… Anladın mı" dedi.
"Evet, anladım!" dedim. Rabia'yı tepeden tırnağa alıcı gözüyle süzdüm.
Zeynep sigarasından bir fırt daha çekip, "Ne dikiliyorsunuz daha? Hadi girin içeriye, görüşün! Ben burda gözcülük ederim!" dedi. Hemen Rabia'yı içeri buyur ettim.
Biz girince Zeynep dışardan kapıyı çekti, ama tam kapatmadı, hafif aralık kaldı. Rabia ile geçtik benim yatağın üzerine oturduk. Rabia yeni gelin gibi elleri dizinde oturuyordu yanımda.
Başını öne eğmişti, gözlerime bakmıyordu. Oysa ilk geldiklerinde tokalaşırken (Daha isminin Rabia olduğunu bilmiyordum) Rabia elimi sımsıkı tutup, gözlerini gözlerimden ayırmamıştı.
Belli ki şimdi utanıyordu. Doğrusu ben de nerden başlayacağımı bilmiyordum. Şimdi karşımda Üniversiteli kızlardan biri olsaydı, ne yapacağımı bilirdim elbette.
Ama bu çok farklı bir durumdu. Köylü kızına ne denirdi, nerden başlanırdı, bunları bilmiyordum.
Rabia'nın, "Ee, böyle oturacakmıyız?" lafıyla kendime geldim. "Yok, oturmayacağız tabii!" dedim ve dudaklarına yumuldum. Ve ateşli bir şekilde öpüşmeye başladık.
Vaktimiz kısıtlıydı, bunu biliyordum. Ama ben yine de iki dakikada sikip göndermek istemiyordum. Rahat bir 5 dakika falan öpüştüm. Öpüşürken omuzlarını, sırtını belini okşadım hırkasının üzerinden. Pembe çiçekli penye pijamasının üzerine yeşil bir hırka giymişti. Hırkayı kendisi çıkardı öpüşürken.
Ben acele etmesem de, o acele ediyordu. Galiba köyde sikiştiği erkekler, hemen 'İndir donu, sok siki, iki git gel, boşal' yapıyorlardı ve Rabia ona alışıktı.
Oysa ben, Üniversiteli erkeklerin bu işi daha iyi yaptığını kanıtlamaya çalışıyordum adeta.
Birini sikerken hep uyguladığım ve başarılı olduğum altın kuralı uygulayacaktım Rabia'ya da. Amını yalamadan sikmeyecektim. Dudaklarından sonra boynunu boğazını öpüp yalayarak çıkardım pijamasının üstünü.
Sütyen takmamıştı. Göğüsleri Zeynebinkiler kadar abartılı olmasa da büyüktüler.
Ve koyu kahve rengi uçları sivrilmişti. Pamuk gibi Bembeyazdı güneş görmemiş göğüsleri. Sanırım hiç emilmemişlerdi de. Körpe ve dimdik duruyorlardı. İki göğsünü iki elime alıp, nazikçe okşadım. Sonra tek tek ağzıma alıp, uçlarını emdim. Rabia yerinde duramıyordu, kafamı memelerine bastırıyor, kısa kısa, kesik kesik nefes alıp veriyordu.
Göğüslerinden sonra sırtüstü uzatıp, göbeğine indim. Göbeğini de bir süre öpüp yaladıktan sonra, pijamasının altını çıkardım, nazikçe. O da beyaz bir külot giymişti.
Külodundan, amının yarığına denk gelen yeri, incecik bir çizgi gibi belli oluyordu. Külodunu çıkarmadan, küloduyla birlikte amını komple ağzıma aldım. Amı ağzıma tümden sığmıştı. Biraz öyle emer gibi yaptım.
Arada kafamı hafif kaldırıp suratına bakıyordum, dudaklarını ısırıyordu ve beni dikkatli bir şekilde izliyordu. Külodunu yanlardan tutup biraz sıyırdığımda, kalanını da doğrulup kendisi çıkardı. Külodunu yerdeki hırkasının üzerine attı ve yeniden sırtüstü uzandı,
bacaklarını hafifçe araladı. Bir iki gün öncesinden traş edilmişti amcığı. Başparmağımla amının dudaklarını yukardan aşağıya bir iki kez okşadım. Rabia utandığından olsa gerek, kafasını yan çevirmişti, duvara bakıyordu şimdi.
Yalamaya başladım. Amcık yalamayı seviyordum, yine de şimdi kendimden çok Rabia'ya zevk vermek için yalıyordum. Rabia'nın kıvranmaları artmış, inlemeleri yükselmişti.
Öylesine ki, Zeynep kapıdan kafasını uzatıp, "Şşşt sessiz olun, sesiniz ta dışarıya geliyor, milleti uyandıracaksınız!" dedi.
Bunun üzerine Rabia'nın sesi kesildi. Ama Zeynep halen kapının ağzından bize bakmaya devam ediyordu. Konsantrasyonum dağılmıştı, Rabia'nın amını yalamayı bıraktım ve Zeynebe, "Ne dikiliyorsun orda öyle, gir içeri ve kapıyı kapa!" dedim.
Zeynep de sanki bunu dememi bekliyormuş gibi, girdi içeri, kapıyı da kapadı. Ama yine dikiliyordu orda.
"Dikilme orda, gel buraya, şu telefonumu ver!" dedim telefonumun yerini göstererek. Zeynep hemen Laptopumun yanında duran telefonumu aldı, getirdi verdi bana. Rabia daha telefonla ne yapacağımı anlamadan, birkaç resmini çektim Rabia'nın.
Amcığının da birkaç Close-Up resimlerini çektim. Rabia resim çektiğimin farkına varınca telaşlandı, toparlanmaya çalıştı. "Sakin ol, korkacak birşey yok, Zeynebin de böyle resimlerini çektim!" dedim. Rabia hemen Zeynebe baktı, doğru mu gibisinden. Zeynep hemen onayladı, "Hı hı, bizim de çekti!" diyerek.
Ama anında pot kırdığını farkedip düzeltmeye çalıştı, "Yani Harun'la beraber çekindik" dedi.
Zeynebin Rabia'ya neler anlattığını bilmiyordum, ama demek ki Fidan'dan bahsetmemişti.
Değilse son söylediği cümleye gerek yoktu.
Rabia resim çekmemden huzursuz olmuş gibiydi, belki siktirmekten vaz geçebilirdi. Yatıştırabilirim umuduyla çektiğim resimleri Rabia'nın gözü önünde silmeyi düşündüm.
Ama bunu yapmama gerek kalmadı, Zeynep Rabia'nın yanına oturdu ve "Hadi ikimizin resimlerini çek" dedi.
Rabia'ya sarılıp, poz verdi çekmem için. Kaçırırmıyım, çektim hemen ikisini birlikte. Zeynebin hoşuna gidiyordu poz vermek ve resim çektirmek. "Çok güzel, şimdi yavaş yavaş soyun" dedim.
Zeynep dediğimi yaptı, hırkasını çıkarıp attı ve Rabia'ya yeniden sarılıp poz verdi. Sonra pijamasının üstünü çıkardı.
Bu sefer o da sutyen takmamıştı ve göğüs uçları uyarılmıştı. Fidan'la resimlerini çektiğimde verdirdiğim pozları unutmamıştı, ben birşey demeden Rabia'nın elini tutup kendi göğüslerine götürdü.
Kendi elini de Rabia'nın amına koydu, yanak yanağa, dudak dudağa poz verdi.
Öyle de birkaç resim çektim ve "Amını aç şimdi!" dedim. Zeynep pijamasının altını ve külodunu da çıkardı. Şimdi ikisi de çırılçıplaktı. Birkaç poz da öyle çektim ikisini ve Rabia'ya, "Bak gördün mü, bunda çekinecek birşey yok!" dedim.
Rabia resmen afallamıştı Zeynebin bu davranışı karşısında, telaşı biraz daha artmış ve yüzü kıpkırmızı olmuştu, ama birşey demiyordu, diyemiyordu. İşi uzatmanın anlamı yoktu artık,
telefonu Zeynebe verdim ve hangi tuşa basacağını göstererek, kalkıp resim çekmesini söyledim.
Zeynep kalkınca, ben de aceleyle soyundum, Rabia'nın bacakları arasına yerleşip, üzerine uzandım. Yarağım amının dudakları arasına yerleşmişti, ama içine sokmuyordum. O şekilde biraz daha dudaklarını, boynunu boğazını öpüp gevşemesini sağladım.
Artık Rabia da kollarını belime dolamış ve bacaklarını iyice ayırmıştı içine girmem için. Yarağımı biraz biraz amına sokup çekiyordum. Bunu yaparken de göğüslerini okşuyordum. Rabia şimdi altımda kıvranıyor, inliyor, içine tamamen girmem için çabalıyordu.
Ama onu o pozisyonda sikmek istemiyordum.
Üzerinden kalktım ve yüzüstü çevirdim. Arkasına geçip, iki elimi kasıklarına atıp kıçını biraz kaldırdım ve "Dizlerinin ve ellerinin üzerinde dur!" dedim, ama Rabia ne demek istediğimi anlamadı, dizlerinin üzerine doğruldu.
O sırada Zeynep müdahale etti, "Kızım köpek gibi dursana!" dedi. Şimdi anlamıştı, dörtayak oldu. Götünün yanaklarını yoğurup yanlara ayırarak, amını biraz daha yaladım. Arasıra göt deliğine de değdiriyordum dilimi. Amı iyice sulanmıştı şimdi. Yarağımın başını tükürükle ıslatıp, arkadan amına yavaşça girdim.
Kasıklarım kaba etlerine yapıştığında Rabia'dan kısık ama uzun bir, "Ohhhhh!" çıktı. İki elimle belinden kavrayıp, amına pompalamaya başladım. Rabia'nın birçok kez sikiştiği belliydi, ama galiba bu pozisyonda ilk defa sikiliyordu. 4-5 dakika hızlı hızlı pompladım.
Rabia benden önce orgazm olup boşalmış, başını arkaya çevirmeye çalışarak, "İçime boşalma, içime boşalma!" diye kısık kısık inliyordu.
Ben de gelmek üzereydim. Birkaç hızlı darbeden sonra yarağımı amından çektim ve tam göt deliğinin üzerine nişan alıp fışkırttım döllerimi. Birazı göt deliğinin çukuruna isabet ederken, çoğu beline ve sırtına fışkırmıştı.
Elimi Zeynebe uzatıp, "Telefonu ver!" dedim. Birkaç resim çekerek o müthiş görüntüyü ölümsüzleştirdim. Döller göt deliğinden amına doğru süzülüyordu.
Yerden Rabia'nın külodunu alıp, amına akan dölleri ve göt deliğindeki dölleri sildim. Sonra da külodu içe katlayıp, külodun kuru kısmıyla belini ve sırtını sildim.
Benim yarağımın ucunda da biraz döl birikmişti. Yatağa damlamasın diye, vıcık vıcık döl olmuş külotla yarağımın başını da sildim. Nasıl olsa o külodu o haliyle giyemeyecekti, benim eski ortaokul kitaplarından birini aldım ve arasına koydum külodu.
Kitabı yine diğer kitapların arasına yerleştirdim, sonra bir ara yok edecektim.
Bu arada Zeynep pijamalarını giyinmişti. Rabia da kalktı ve giyinmeye başladı. Ben halen çıplaktım ve demin boşaldığım halde yarağım kazık gibi duruyordu. Zeynebi kolundan çekip dudaklarına yapıştım. Zeynep karşılık verdi, ayakta öpüştük.
Kısa ama yoğun bir öpüşme oldu. Zeynebi de sikmeden göndermeyecektim, çok kısa bir sikiş bile olsa. Ellerini yatağa koyarak domalmasını sağladım. Hemen pijamasının altını küloduyla birlikte dizlerine indirdim, yarağımı direkt soktum amına ve şiddetli şekilde pompalamaya başladım.
O anda Zeynebin bu sikişten zevk alıp almaması benim için önemli değildi. İçimdeki Zeynebi sikme arzusunu gidermek için sikiyordum. Niyetim 2 dakikada işmi halledip çekilmekti. Ama öyle olmadı, 15 dakikaya yakındır sikiyordum ve bende boşalmanın belirtisi yoktu. Üstelik Zeynep bir kere orgazm olup boşalmıştı.
Baktım böyle boşalamayacağım, amından çıkarıp yarağımı götüne sokmaya çalıştım. Zeynep hemen "Dur!" diyerek elini arkaya attı. Yarağımı tutup, kendi eliyle yerleştirdi göt deliğine. Bana sadece içine sokmak kaldı.
Demek ki Zeynep götten sikilmeye de alışıktı. Ben götüne pompalarken, biryandan da Zeynebin amını götünü benden önce kimin siktiğini düşünüyordum. İyiden iyiye merak ediyordum bu konuyu, ama şimdi bunu sormanın sırası değildi.
Dikkatimi geri Zeynebin götünü sikmeye yoğunlaştırdım ve çok geçmeden üzerine abanarak boşaldım. Götünün içinden hemen çıkmadım. O sırada Rabia'ya baktım ne yapıyor diye. Rabia da dikilmiş merakla bizi izlerken, sağ elinin tırnaklarını kemiriyordu. Kimbilir kafasından o anda neler geçiyordu.
Yarağım Zeynebin götünün içinde küçülmeye başlayınca çekildim. Boxerimle eşofmanlarımı giydim.
Zeynep de bu arada pijamasını ve külodunu çekmiş, üstünü başını toparlamıştı. "Biz gidelim artık!" dedi Zeynep. Rabia ile kol kola girmişlerdi. "Tamam!" dedim,
kapıya kadar eşlik ettim.
Onları içerde bekletip kapıyı açtım, dışarıyı kontrol ettim. Kimse yoktu görünürde. Önce Zeynebin dudaklarını öptüm.
Sonra da Rabia'nın dudaklarını öpüp, "İkiniz de çok güzel sikişiyorsunuz! Kimseye yakalanmadan gidin şimdi, sonra görüşürüz" dedim.
Tam çıkacaklarken, Rabia, "Haa, Vedat abim seni soruyordu, düğünde görememiş seni" dedi.
"İyi tamam, yarın görürüm onu" dedim.
Ve geldikleri gibi sessizce gittiler.
Demek ki Rabia, Fikriye halamın kızıydı. Yani bizim ibne Vedat'ın bacısını sikmiştim...
Evlenince Kocamın Seks Sapığı Olduğunu Öğrendim! (3)
Küvetin içinde ayakta birbirimize sarılmış tutkulu bir şekilde öpüşmeye devam ederken, götümden döller süzülerek bacaklarımdan aşağı akıyor ve ben büzüğümü zorla kapalı tutuyordum. Büzüğümü kasmayı bıraksam götümdeki döllerin püsküreceğinden çekiniyordum.
Ki fazla tutamadım ve osurukla karışık döller püskürmeye başladı. Kendimden iğreniyordum, utancımdan ölebilirdim,
ama kocam, "Woauww Harikasın aşkım İşte bu Ben bunu seviyorum Sıkma kendini, doğal ol benim yanımda Arkanı dön, ıkın" diyerek, nerdeyse sevinç naraları atacaktı.
Benim iğrenç olarak nitelediğim bir şeyin kocamın çok hoşuna gitmesine bir anlam veremiyordum. Arkamı döndürüp, götümden döllerin çıkmasını incelemeye başladı.
Götümden son döller püskürüp, osuruklarım bitince,
"Dur karıcığım, götünü yıkayalım" diyerek hortumu eline aldı. O anda, "Götüme sokma hortumu" diye bağırdım.
"Tamam aşkım, sokmayacağım" diyerek hortumun ucuna süzgeci takıp suyu açtı ve götüme tuttu.
Götümü güzelce sabunlayıp duruladıktan sonra yarağını da yıkadı ve suyu kapatıp havluya uzandı. Önce beni kuruladı, sonra kendi de kurulandı ve küvetten çıktık. Ben aynanın karşısında kendime bakarken, o da arkamdan sarılmış, aynadan bana bakarak göğüslerimi okşuyor, durmadan, ne kadar güzel olduğumu, beni nekadar çok sevdiğini, bana aşık olduğunu söylüyordu.
Kocamın bana bu şekilde iltifat etmesi tüm kızgınlığımı unutturuyordu.
Açlıktan midem guruldamaya başlamıştı, "Aşkım, çok acıktım, midem kazınıyor" dediğimde,
"Tamam karıcığım, sana şimdi kahvaltı hazırlarım" dedi.
"Yok aşkım, ben hazırlarım biricik kocama" dedim.
Banyodan çıkınca ben yatakodasına yönelmiştim, elbiselerimi giymeyi düşünüyordum ki, "Nereye aşkım, mutfak bu tarafta" dedi.
"Ee, giyinmeyecek miyiz" dedim.
"Ne giyinmesi aşkım Giyinmek yok Bundan sonra evde yalnızken hep çırılçıplak olacağız" diyerek mutfağa götürdü beni.
"Üff yaa, oğlum sen valla sapıksın" diye hayıflana hayıflana, çırılçıplak bir şekilde kahvaltı hazırlamaya koyuldum.
Kocamsa tam arkamdaki sandalyeye oturmuş, götüme bakarak kaldırdığı yarağıyla oynuyordu.
Biraz birşeyler yeyip karnımızı doyurduktan sonra, bal kavanozunu aldı ve benim şaşkın bakışlarım eşliğinde ayağa kalkarak yarağını kavanoza daldırdı.
Sonra da yarağını kavanozdan çıkarıp ağzıma dayadı yalamam için. "Yaa yapma, baldan da iğrendirme beni" desem de,
tepemde dikilmiş, "Hadi aşkım, fantazi yapıyoruz şunun şurasında, kırma beni, yala" diyerek ısrar etti.
Birşey diyemedim ve yaladım. Fena da değildi hani ballı yarak yalamak. Daha sonra da kavanozdan göğüslerime bal akıttı ve göğüslerimi yaladı. Göğüslerimden sonra aynı şeyi amımda da yaptı. Her nekadar vücuduma döktüğü balın hepsini yaladıysa da, göğüslerimin ve amımın yapış yapış olduğunu hissediyordum.
Kahvaltı masasını o halde bırakıp tekrar kısa bir duş aldık ve çırılçıplak vaziyette salona geçtik. Evin içinde yalnızken çırılçıplak dolaşma konusunda kocamla boşu boşuna tartışıp sinirlerimi bozmak istemiyordum artık.
Salondaki koltuk takımının üçlü koltuğu açılınca yatak oluyordu. Onu açtı, yatak şekline getirdi. Diğer koltuklardan birkaç yastık alıp, "Hadi uzan, sana bir sürprizim var" dedi.
Merak etmiştim sürprizini, uzandım. Kocam televizyonu açtı. Nefret ettiğim magazin programlarından biri oynuyordu.
"Sürprizin bu mu Parasızlıktan balayına gidemiyoruz diye, 40 yıllık evliler gibi evde oturup televizyonda saçma sapan programlar mı seyredeceğiz" dedim.
"Yok yok, bambaşka şeyler seyredeceğiz" diyerek televizyonun attındaki dolabı açtı. 3 rafta da düzgünce dizilmiş yüzlerce DVD vardı dolapta. En üst sıradan ilk 8-10 tanesini alıp yanıma getirdi,
kucağıma yaydı hepsini, "Bunları seyredeğiz" dedi.
DVD'lerin kapaklarında sadece göğüsleri açık kadın resimleri vardı. Anladığım kadarıyla filmlerin hepsi de pørnø idi. Daha önce hiç pørnø izlememiştim. Merakla kapaklarını incelemeye başladım. Kocam da her incelediğim DVD hakkında açıklama yapıyordu,
"Bu Götten sikişli, bu Zencili, bu Gruplu, bu İşemeli, bu Göte çift yaraklı, bu Büyük yaraklı..." diye. Doğrusu ilgimi çekmişti, "Dolaptakilerin hepsi de mi pørnø" diye sordum.
"Evet, hepsi de!" deyip, bir 8-10 tane daha getirdi kucağıma yaydı...
Böyle böyle tüm arşivi gösterip, konularını açıkladı. Bazılarını açıklarken, "Bunları teyzeoğlu Almanya'dan getirdi" diyordu.
Travestili olanlar, Biseksuel olanlar, Sadece Erkek Erkeğe olanlar, Kadınların takma yarakla birbirlerini ve Erkekleri siktikleri, Ensest konulu falan... Çeşit çeşit yüzlerce pørnø film vardı. "Hangisinden başlayalım, seç birini" dedi.
Okadar çoktu ki, hangisini seçeceğime karar veremedim, "Ne bileyim, güzel olan birini seyredelim..." dedim.
"Tamam, en hafifinden başlayalım ozaman" diyerek birini aldı ve DVD-Playere taktı. Kumandayı alıp geldi, yanıma uzandı. İlk defa pørnø seyredeceğim için çok heyecanlıydım.
Film başladığında çok şaşırmıştım, ne bileyim hemen daha ilk sahne sikişmeyle başlamıştı, hiç konuşmdan, sadece 'Ahh, uhh, ohh, mhhh!' sesleri çıkararak. Adam kadını amından biraz siktikten sonra ağzına veriyor, biraz yalattırıp bu sefer götüne sokuyordu.
Filmde de olsa ilk defa kendimizden başka bir çiftin amını, yarağını ve sikişmelerini görüyordum. Hayret ettiğim şeyse, kadın adamın o kocaman yarağını köküne kadar ağzına ve bütün deliklerine zorlanmadan alıyordu.
Adam kadını sikerken yatakodasının kapısında amını ve göğüslerini okşayan hizmetçi kadını görüyor ve el işaretiyle yanlarına çağrıyor. Hizmetçi yatağa gelince, adam yarağını siktiği kadının götünden çıkarıp, hizmetçinin ağzına veriyor...
Sonra adam hizmetçiyi sikerken, şöför de (nerden çıktıysa!) yarağını sıvazlayarak yatağa geliyor ve direkt diğer kadının ağzına veriyor, sonra da domaltıp sikiyor.
Bunların pozisyon değiştirerek ve ahlayarak ohhlayarak, hiç konuşmadan sikişmeleri bir 20-25 dakika sürdü. En sonunda erkekler sırtüstü yatakta yatarken, kadınla hizmetçi paralel olarak bunların yaraklarını yalayarak boşattılar.
O sahne bitince, ekran bir iki saniye karardı, sonra hemen başka bir konuya geçti (konu denirse buna!). Bir Villanın bahçesinde, havuzbaşında çırılçıplak yatan bir sarışın kadın, iki tane hayvan gibi Zencinin yaraklarını yalıyordu.
Zenci yarağını da ilk defa görüyordum. Hakikaten Zenciler hakkında anlatıldığı gibi manyak birşeydi yarakları, ölüsü bile kolum kadar vardı. Kadın bir yarağı iki eliyle kökünden tutuyor ve halen yarısı yukardan sallanıyordu.
Ben filme, daha doğrusu Zencilerin yarraklarına konsantre olmuşken, kocam sulanmış amımı okşamaya başladı. Kafamı çevirip kocamın yarağına baktığımda, yarağı kazık gibi olmuş ve ucundan ön svıları gelmeye başlamıştı.
Birşey demeden beni dörtayak domalttı ve arkama geçti. Yarağını amımın dudakları arasına sürtüyor, fakat sokmuyordu.
Meğerse biraz sonra Zencilerin o sarışın kadını tost yaptıkları sahneyi bekliyormuş. Zenciler kadını aynı anda amdan götten sikmeye başladıklarında, kocam da benim amıma geçirdi yarağını ve beni sikmeye başladı...
İtiraf etmeliyim ki, kocam da, ben de daha azgın bir şekilde sikişiyorduk şimdi. Hem filmi izliyor, hem sikişiyorduk.
Benim heycandan ağzım dudağım kurumuşken, kocam beni sikerken sürekli konuşuyor, "Hah işte öyle, geçir koçum, kökleyin, parçalayın, dağıtın orospunun amını götünü!" diyordu...
Çok geçmeden ikimiz de inleye inleye, aynı anda boşaldık. Bizim sikişmemiz yoğun fakat kısa sürmüştü, ama filmdeki Zenciler o sarışın kadını en az yarım saat kadar daha siktiler, finalde de ağzına yüzüne boşaldılar.
Kocamla o gün gece geç saatlere kadar 5-6 film daha seyrettik ve iki kere de sikiştik.
Artık dermanımız kalmayınca, salonda yattığımız yerde uyumaya karar verdik. Yatak odamıza gidecek halimiz yoktu.
Birbirimize sarılmış halde yatarken kocam filmler hakkında düşüncelerimi sordu. Çok şey düşündüğüm halde, kocama sadece, "Çok ilginç" dedim.
Filmleri seyredince (ki daha hepsini seyretmemiştim!) bir şeyin kesin farkına vardım, kocamla seks hayatımız diğer evli çiftlerinki gibi 'Normal' olmayacaktı.........
Hanife (27)
Hanife, kocası ve ben… Üçlü grup seksin yorgunluğu ve mahmurluğu içinde karşımızda sevgili karım ve körpe sevgilim arasında yaşanan lezbiyen seksi izledik.
Normal şartlarda bu sahneyi görsem yarak dimdik olur, aralarına katılabilmek için her türlü girişimde bulunurdum. Fakat bütün akşam yaşanan sevişmelerin ve boşalmaların etkisiyle sadece yarı sertleşmiş sikimi sıvazlayarak izliyordum.
“Küçük orospu…” diye tısladı yanımda oturan annesi… “Erkek kadın dinlemiyor, sevişmeye can atıyor… Resmen seks bağımlısı yapmışsınız kızımı…” Kızgınlık ya da öfke yoktu sesinin tınısında, sadece sevgili kızıyla ilgili durum tespiti yapıyordu.
“Yiğidi öldür, hakkını yeme sevgilim… Güzel sevişiyor kızın… Seks yapmak ne zaman kötü bir şey olmuş ki…” diyerek beline sarıldım. Üçümüz de çırılçıplaktık, giyinmeye gerek görmüyorduk.
Kocası da diğer yanımda, parmaklarının arasındaki iyice küçülüp kabuğuna çekilmiş sikini okşayarak, ilgiyle karımla kızının sevişmelerini izliyordu. İkili 69 yapmışlardı şimdi, karım altta, Ayşe üstünde, birbirlerini yalıyorlardı aynı anda…
Öyle güzel görünüyorlardı ki… Estetik, erotik, iç gıcıklayıcı… Hayatının baharında taş gibi körpe, lokum gibi yenilesi bir genç kız… İlk evlendiğimiz yıllardaki tazeliğinden pek bir şey kaybetmemiş, yıllandıkça daha da güzelleşen, seksapeli daha da artan karım…
“Güzel sevişiyor kızım, evet…” diyerek sohbete katıldı Faruk... “Pornolardaki yeni yetme seksi kızlar gibi tıpkı… Manzara güzel ama… Ah, keşke…” dedi, ardından sustu, devam etmedi. Hanife şaşırarak kocasına döndü,
“Keşke mi? Devamını getir bakalım Faruk bey! Ne diyorsun?”
Öldürücü bir bakış attım Faruk'a, ne diyeceğini tahmin etmiştim çünkü... Faruk öfkeli, susması için ihtar veren bakışlarımı görmezden geldi, karısına döndü,
“Senin koca yaraklı sevgilin… Kızımızı sikerken önlem almamış canım…” diyerek bombayı patlatıverdi. “Küçük kızımızın adeti gecikmiş, büyük ihtimalle hamile…”
“Ne? Nasıl yani…” diye kekeledi Hanife, kulaklarına inanamıyor gibi bana baktı, “Ne diyor bu sümsük kocam Koray? Gerçek mi bu?” Bu kez iki kolumla sarıp sarmaladım,
“Kazayla oldu bir şeyler işte Hanife'm…” diyerek başladım, olan biteni kısaca özetleyiverdim. “Kızını mağdur edecek değilim, her türlü maddi manevi yanındayım Ayşe'nin… Gül de biliyor konuyu canım… Hepimiz beraberiz, bu sorunu aşarız bir şekilde…”
Bombayı patlatan Faruk için sıkıcı bir sohbetti bu, bütün ilgisi karşı koltukta kızıyla sevişen karıma yönelmişti şimdi… Kalktı, onların yanına gitti. Altta yatan karımın vücudunu, göğüslerini okşamaya koyuldu. Hanife dalgın dalgın, tepki vermeden onları seyrederken benimle konuşmaya devam etti.
“Ne yapacaksın peki? Ne düşünüyorsun? Evlisin, kızım senden hamile… Yaşı küçük, kürtaja izin veremem. Karını boşayıp kızımla evlenecek misin?”
“Bilmiyorum Hanife… Gül benim ilişkilerimi kabul etmiş vaziyette, bunun için boşanmaz. Başka bir çözüm yolu bulmaya çalışırız. Ne bileyim, bir çaresi vardır. Benimle evlenemez belki… Sonuçta Ayşe benim yarı yaşımda, etrafa karşı…”
“Evet canım, kızım senin yarı yaşında ama, kızımı becerirken hiç yaşa bakmamışsın Koray bey…”
“Azgın kızının hiç suçu yok çünkü… Meraklı, hevesli, seksi… Karı koca siz meleksiniz zaten… Geceleri kız duyar diye çekinmeden birbirinize girmişsiniz. Sizin sikiş seslerinizi dinleye dinleye azmış, kudurmuş, mastürbasyon yapmış… Neyse… Bırak bunları şimdi… Olan oldu, biten bitti… Kızınla evlenecek birini bulsak nasıl olur?”
“Kızımla evlenecek biri mi? Bekaretini kaybetmiş, üstelik hamile kızımla kim evlenir ki?”
“Kulağa zor gibi geliyor, biliyorum…” diye başlamıştım ki, birden doğruldu kollarımın arasından, koltuğun üstünde diz çöküp bana baktı…
“Kızımla evlenecek biri…” diye mırıldandı. Parlayan gözlerinden bir şeyler düşündüğü belli oluyordu.
“Ne? Var mı öyle biri yoksa?” Bir kaç saniye baktı bana, sonra tekrar yerine oturdu. Beyin fırtınası yapıyordu sanki, dalıp gitti bir müddet…
“Söylesene, kim var? Kim o şanslı erkek? Off… Fıstığımı başka bir erkeğin altına mı yatıracağız, söylesene… Onun yabancı bir erkekle sikiştiğini düşünmek bile fena yapıyor beni… Ben ne yapıcam? Kızın sevişirken ben başlarında mı duracağım?”
Kaçamak bakışlarla bana baktı, sonra tekrar önüne döndü. Yere attığı elbiseyi geçirdi çıplak bedenine, elimi tuttu.
“Yabancı biri sikmeyecek, merak etme… Gel, çıkalım buradan…” dedi karşıda birbirine girmiş üçlüye bakarak… “Bu azgınların inlemeleri dikkatimi dağıtıyor, kafayı toparlayamıyorum.”
Elini tutup salondan çıktık, yatak odasına götürdüm Hanife'yi… Yatağın kenarına oturdu, ben de ortaya uzandım, yan dönerek söyleyeceklerini dinlemeye hazırlandım.
“Evet, seni dinliyorum.” Ellerini kavuşturmuş, düşünceli düşünceli ovuşturuyordu. Sanki bir şey söyleyecekmiş de cesaret edemiyor gibi bir havası vardı.
“Sana anlatıp anlatmamakta kararsızım… Çok özel bir konu… Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.” Kavuşturduğu ellerini tuttum uzanarak,
“Bana sonuna kadar güvenebilirsin Hanife…” dedim. “Biz artık o aşamayı geçtik. Biliyorsun.”
“Biliyorum canım… Aslında sır olarak saklamaya kararlıydım ama…” Yüzüme baktı, “Bu gece yaşadıklarımızdan sonra… Ayşe… Babasına yaptıkları… Onun yanında karınla ikisinin sevişmeleri, yaşananlar… Hala içeride sevişip duruyorlar, kendilerini kaptırmışlar.”
“Ne anlatmaya çalışıyorsun canım, söylesene… Ensest bir ilişki mi?”
“Evet, öyle diyebilirim… Ensest…” Derin bir nefes aldı, “Kim diye sorarsan… Ablamın oğlu… Semih…”
Birden bir jetonun tıngırtısını duydum sanki beyin kıvrımlarımda… Semih… Ayşe'nin sikici teyze oğlu… Seksi lolitamın götünün bekaretini alan kuzen… Amının bekareti bozulmasın diye teyze kızının götünü siken yakışıklı dallama…
Annesiyle İstanbul'da yaşayan, Ayşe'nin bir daha götünü siker korkusuyla görüşmek istemediği akraba… İyi de… Hanife neden bu kadar sorun yapıyor acaba? Kızıyla evlenme ihtimalinin olması, hamilelik derdinin bitmesi iyi bir şey değil mi?
“Çok güzel Hanife… Oğlanı ikna edebilirsen derdimiz çözülür. Ensest dediğin bu mu? Tamam akraba ama, teyze çocukları evlenebiliyorlar hukuken, o kadar ensest sayılmaz toplumda…”
“Şeyy… Koray… Benim ensest dediğim Semih ve Ayşe değil…” Yüzüme baktı endişeli bir yüzle…
“Kim öyleyse?”
“Semih ve ben… Teyze ve yeğen…”
“Hassiktir…” diyebildim şaşkınlıkla… “Nasıl yani? Teyze yeğen seviştiniz mi? Ne zaman? Nasıl oldu, anlatsana…” Yatakta doğrulup sırtımı başlığa yasladım, onu da kucağıma çektim.
“Ablam hasta diye ona bakmaya, İstanbul'a evlerine gittim biliyorsun…” diyerek anlatmaya başladı Hanife… Gözleri uzaklarda, yaşadıklarını tekrar yaşıyor gibi, mırıl mırıl konuşuyordu.
“Gittiğimin ilk haftasıydı… Ablam yatak döşek yatıyor. Ben sürekli ona bakıyorum. Semih üniversite sonda, sabah okula gidiyor, akşam geliyor. Yemekti, çamaşırdı, her ihtiyaçlarına koşturuyorum.”
“Bir öğleden sonraydı. Banyoya girmek istedim. Ablam yatağında uyuyordu, Semih okulda, ben evde yalnızdım. Soyundum, dökündüm, duşakabin var banyoda, ılık suyun altında yıkanmaya başladım.”
“Evde yalnızım diye rahat davranıyordum. Ablam odasından seslenebilir, duyamam diyerek banyo kapısını kapatmadım. Uzun uzun köpüklendim, lifi elime alıp her yerimi okşaya okşaya sıcak suyun rehavetiyle adeta kendimden geçtim.”
Bunu anlatırken elimi tuttu Hanife, muzip bir gülümseme belirdi dudaklarında…
“Aklıma sen geldin o anda… Seninle yaşadıklarımız, sevişmelerimiz… Beni zorla becermelerin, bana yaşattığın o zevkler… Günlerdir ayrıydım senden, o zevkleri çok özlemiştim.”
“Bütün bedenim köpükler içinde, sırtımı fayansa yaslayıp gözlerimi kapattım, kendimi okşamaya başladım o hatıraların etkisiyle… Göğüslerimde, karnımda, amımda dolaşıyordu ellerim, parmaklarım… Sanki seninle sevişiyormuşuz gibi… Sanki banyoda beni sikiyormuşsun gibi…”
Elimi Hanife'nin elbisesi altından kasıklarına götürdüm, sanki o an ablasının banyosunda, o anları yaşıyor gibi uyarılmış vaziyette kabarmış amcığını avuçladım parmaklarımla… Kucağımda şehvetle gerindi, dudaklarını öptüm. Parmağımı ıslak amına sokup yavaşça vajina girişini, klitorisini okşadım.
“Ohhh… Koray… diye diye inliyordum sessizce… Okşa beni, sik beni erkeğim diye sana yalvarıyordum. Kaygan parmaklarımla kabaran klitorisimi okşuyor, kendimden geçiyordum. Bir iki parmağımı içime sokmuş, sanki senin sikin amıma girmiş gibi zevk alıyordum. Tam iyice azmış, yükselmiştim ki… Duşakabinin kanadının açıldığını duydum birden…”
“Teyzem…?” diyen Semih'in boğuklaşmış sesini duydum ardından… Neye uğradığımı şaşırdım o anda… Köpüklü saçlarımın arasından gözlerimi açıverdim, karşımda o… Semih… Çırılçıplak karşımda… Öylece bana bakıyor… Amını parmaklayarak mastürbasyon yapan teyzesine…”
Hanife öyle bir canlandırarak, detaylarıyla anlatıyordu ki… Az önce salonda karımın lezbiyen sevişmesinde uyanmayan sikim giderek taş gibi olmuştu. Kucağımda yarı uzanır vaziyetteki kadının elini tutup kalkmış sikimin üzerine koydum. Sertleştiğimi hisseden Hanife parmaklarını sıktı, zevkle inledim.
“Ohhh… Devam et bebeğim…” diyerek teşvik ettim sevgilimi… Elbisesini omuzlarından sıyırıp beline indirdim bu arada… Ben çırılçıplak, o kucağımda, beline toplanmış elbiseyle yarı çıplak, göğüslerinin uçları dikilmiş, anlatmaya devam etti.
“Semih…!” diye bir çığlık attım, bir elimle apış aramı örtmeye, diğer kolumla memelerimi onun sikecek gibi bakan gözlerinden korumaya çalıştım. Evet, öylece, sikecek gibi parlayan gözlerle baştan aşağıya her yerimi süzüyordu benim biricik yeğenim…”
“Ne bekliyorsun ki Hanife'm? Oğlan en deli çağında… Duvar kovuğu bulsa sikecek. Sen, teyzesi… Çırılçıplak evinin banyosunda yıkanıyorsun. İnleye inleye mastürbasyon yapıyorsun bir de… Hangi erkek olsa sana sikecek gibi bakar. Teyze meyze dinlemez.”
“İşte… Semih de dinlemedi. Su sesi gelmeyince banyo boş zannetmiş, yıkanmak için soyunup içeri girmiş. Bir de bakmış, ben köpükler içindeki çıplak bedenimle fayansa yaslanıp kendimi okşuyorum.”
“Semih, lütfen çık oğlum…” dedim. “Senin yaptığın ayıp, ben senin teyzenim… Öyle bakıp durma bana…” filan diyorum ama, dinleyen kim?
Çıkmadığı gibi elini uzatıp göğüslerimi örtmeye çalışan elimi tuttu, indiriverdi. Korkudan, heyecandan, az önceki mastürbasyon olayından meme uçlarım kabarmış parmak gibi, gözlerini dikmiş, nefes aldıkça inip kalkan memelerime bakıyor oğlan… Bir eliyle kolumu tutarken, diğeriyle göğsümü avuçladı,
“Oh teyzemm…” diye inledi. Sürekli, “Harikasın… Çok güzelsin… Çok seksisin…” diyor bana bakarken… Genç çocuk Semih, zımba gibi… Çok yakışıklı… Spor yapıyor okulda, kaslı kaslı vücudu… Hani yeğenim olmasa kucağına atlarım hemen, o derece… Ama yeğenim benim, ben onun teyzesiyim…
“Yapma Semih… Bırak çıkayım yavrum… Günahıma girme…” diye yalvarıyorum, bırakmıyor.
“Nasıl bırakayım teyzem?” dedi. “Ergenliğimden beri seni hayal ediyorum ben… Şu füze gibi göğüslerin… Taş gibi kalçaların…Melek gibi güzel, manken gibi seksi yüzün…”
“Deme öyle Semih… Bırak beni yavrum…”
“Ben küçüğüm diye evin içinde bana aldırmadan çarşafını çıkardığın anlar benim için bayram oldu hep teyze… Seninle seviştiğimi kurarak ne otuzbirler çektim ben, biliyor musun? Şimdi şu anda banyomdasın, çırılçıplaksın, hayallerimden de fazlası şu an yaşadığım… Bırak seveyim seni… Gel sevişelim seninle… Şu küçük çocuğun hayalleri gerçek olsun. Hadi be teyze…”
“Yapma Semih… Kendine hakim ol… Bırak beni teyzem…” diye çırpınıyorum ama, kollarının arasına alıverdi beni… Köpük köpük her yerim… İkimiz de çıplağız… Kurtulmak için ne kadar çabalasam, kaygan vücudum köpüklerin arasında, her yerim ona sürtünüyor. Taş gibi siki her yerime batıyor.
Bıraksın diye çabalarken bir yandan da ateş gibi yanan bedeni sürtündükçe içimde yangınlar parlıyor. Beni sikmeye çalışan oğlana belli etmemeye çalışsam da bütün duyularım ayakta…
Erkek kuvvetiyle baş edemedim sonunda, duşakabinin içinde çeviriverdi beni... Başımdan bastırıp domalttı, bataryaya tutunmak zorunda kaldım düşmemek için… Kalçalarım onun kasıklarına dayanmış, ben çabaladıkça kalkmış siki bacak aramda her yerime batıyor.
“Boşuna çırpınma teyzem…” diye hırladı kulağıma… “Bu yarağı sen kaldırdın. Sen indireceksin. Kıpırdama, canın yanmasın. Benim yarak biraz kalın, sünepe eniştemin sikine benzemez. Oh, bırak sikeyim seni teyzem…”
“Yapma oğlum… Nerden biliyorsun enişteninkini… Bırak beni…”
“Biliyorum teyzem… O adamın seksle alakası yok… Doğru dürüst sikemiyor seni eniştem, seninle ilgilenmiyor hiç… Aptal herif… Senin gibi seksi karım olacak, gece gündüz yanından ayrılmam teyze… Sabah akşam sikerim seni ben…”
O kadar doğru söylüyordu ki çocuk… Tam da anlattığı gibiydi her şey… Yarım kalan zevkler, doyurulmamış arzularım, bastırmak zorunda kaldığım seks isteklerim… Koray, seninle karşılaşana kadar hep bunları yaşadım ben aşkım…
“Konuşma böyle şeyler… Ayıp… Yapma Semih…” dememe kalmadı, arkamdan o kalın yarağını bir hamlede amıma geçirdi. Seninle o kadar sevişmelerimize rağmen oğlanın siki canımı yaktı ilk anda Koray… Belki ayakta olduğumuzdan da olabilir canımın yanması, mücadele ettiğimden kaslarım gerilmiş de olabilir. Fakat o kalın yarak kol gibi girdi amıma, vajinamın gerildiğini hissettim.”
“Gidip gelmeye başladı. Oğlana belli etmemeye çalışsam da ben de zevk almaya başladım. Gücü karşısında çaresiz kalmışım gibi yapıyorum, mırıl mırıl bırak beni filan diyorum ama içime sokup çıkardığı kalın yarak yüzünden git gide yükseliyorum ben de… Nasıl kayıyor içimde, tokmak gibi başıyla vajinamın duvarlarına sürtünerek nasıl gidip geliyor amcığımda, anlatamam sana…
Kaç dakika sürdü bilmiyorum… Belimden tutup kasıklarını kalçama vurdura vurdura sikti beni… Artık evde yatan ablam sesimizi duyacak diye endişelenmeyi bıraktım, sesli sesli inlemeye başladım. Belki de yeğenimi tahrik eden benim inlemelerim oldu. Tam zevkten gözlerim kayıyordu ki,
“Ohhh… Teyzemm… Geliyorum…” demesiyle amımdan çıkması bir oldu. Dönüp duşakabinin camlarına spermlerini fışkırtmaya başladı. Neredeyse bardak dolusu boşaldı o gün…
Kabinin içinde yığılıp kaldım öylece… Aceleyle temizlenip gusül abdesti aldı ben oradayken, suları üstüme sıçratarak… Sonra da yüzüme bakmadan, utanır gibi havluya sarınıp kaçarcasına çıktı gitti.
Neye uğradığımı şaşırmıştım. Tecavüze uğramış hissettim kendimi… Sikilmiş, hırpalanmış, bitkin… Hala amcığım sızlıyor. Neden sonra dizlerim titreyerek ayağa kalkabildim. Ben de yıkanıp temizlendim, zar zor kendimi odama attım.
O gece yatağımda uyumaya çalışarken banyoda yaşadıklarımı, bütün olanları düşünürken dayanamayıp yarım kalmış işi bitirdim. Yeğenimin kalın yarağıyla beni sikişini gözümde tekrar tekrar canlandırarak, kendimi okşaya okşaya, mastürbasyon yaparak boşaldım gecenin bir yarısı…
“Sonra? O gün çok boşaldı dedin. Sonraki günler de oldu mu?”
“Sadece bir kez daha… Semih banyoda beni siktikten sonra günlerce benden kaçtı. Yüzüme bile bakmadı. Yaptığından utanıyordu sanırım. Teyzesini sikmenin utancı, suçluluk hissi…
Bense ne hissedeceğimi şaşırdım o günler… İkimiz de ablama bir şey belli etmemeye çalışıyoruz ama, aramızda müthiş bir elektriklenme, bir gerilim var sürekli… Oğlanı nadiren gördüğüm zaman beni banyoda siktiği o anlar geliyordu gözümün önüne…
Beni görünce taş gibi sertleşen ve bana yönelen körpe, pembe tenli kocaman erkeklik organı… Acı kuvvetiyle kollarının arasında hapsedişi… Belimi tutup pençeleriyle beni zaptetmesi… Kalçama vurdura vurdura amımda gidip gelmeleri…”
“Hoşuna gitti galiba yeğeninin seni sikişi…” diyerek gülümsedim. “Hatırladıkça tahrik oluyorsun. Hadi biraz kucağıma otur, sikimin üstüne, öyle anlat biraz da… Sanki Semih'in körpe yarağı var amcığında, öyle hayal et…”
Dediğimi yaptı, gülümseyerek, büyük bir hevesle uzandığı yerden kalkıp kucağıma oturdu. Kaldırdığı sikimi amına aldı, omuzlarıma tutunup sikim içinde hafif hafif yaylanırken anlatmaya devam etti.
“Mmm… Senin sikin de ayrı güzel aşkım… Sen de onun kadar zevk veriyorsun bana… Neyse… Devam edeyim ben… Semih'in okulunun staj olayı varmış, firma epey uzak olduğundan bir kaç aylığına evden ayrılacak, şirket lojmanında kalıp çalışacaktı. Ablam iyileşmeye yüz tutmuştu, ben de onu bırakıp gelecektim. Bir daha aylarca görüşemeyecektik.
Semih gitmeden bir iki gün önce bir sabah valiz toplamasına yardım etme bahanesiyle odasına girdim. Tek kişilik yatağına oturmuş, çamaşırlarını ayırıyordu. Beni görünce şaşırdı.
“Teyzem?” dedi merakla… Gittim, yatakta yanına oturup elini tuttum. Gözlerinin içine baktım, direkt konuya girdim.
“O gün olan oldu Semih…” dedim. “Yapmaman gereken bir şey yaptın. Hem de zorla… Resmen tecavüz ettin bana… Teyzeni becerdin.”
“Teyze… Ben… İnan, çok pişmanım. Suçluluk duyuyorum. Yüzüne bakamıyorum ben… Tamam, ergenlik, yokluk çekiyorum ama… Yine de yapmamam gerekiyordu, eşeklik ettim. Çok özür diliyorum senden…” diye özürler sıralamaya başlamıştı, dudaklarına parmağımı bastırıp susturdum.
Şaşırıp kaldı Semih… İki elimle yanaklarından tutup kendime çektim, dudaklarına bir öpücük kondurdum. Geri çekilip bir daha öptüm.
“Tamam canım, kendini üzme bu kadar… Özrün kabul edildi. Ama bunun için gelmedim odana…” Şaşkın şaşkın bakıyordu yüzüme… Dudaklarından öpmeme bir anlam vermeye, duygularımı anlamaya çalışıyordu.
“O gün zorla sahip oldun bana Semih… Kendin boşaldın, beni öylece piç gibi arkanda bıraktın. Şimdi… Ayrılmak üzereyiz. Gitmeden önce son bir kez daha seviş benimle… Ama bu defa tecavüz eder gibi değil… Erkek gibi sevişeceksin. Teyzeni mutlu edeceksin.”
“Nasıl yapıcaz teyzem? Annem iyileşti, ayaklandı… Evde o varken…”
“Evde sevişmeyiz biz de…” diyerek bileğimdeki ince bileziklerden birini çıkarıp avucuna koydum. İtiraz etmek, bileziğimi geri vermek istedi, iki elimle tutup engel oldum yakışıklıma…
“Git ve bize günlük bir ev kirala, ne bileyim, güzel romantik bir otel bul… Ne yaparsan yap, iki gün beraber olalım. Kalanıyla kendine harçlık yaparsın, öğrencisin, gittiğin yerlerde ilk günlerde lazım olur sana… Ayarlayınca telefon et, konum at, ben de gelirim.”
Dediğim gibi yaptık. Semih yer ayarlarken ablama iki günlük yemek yaptım dolaba koydum. Küçük çantama seksi iç çamaşırlarımı, bir iki gecelik koydum, banyoya girip temizlendim, erkeğimle buluşup sevişmeye hazırlandım.
Bir kaç saat sonra beklediğim haber geldi. Şile'de Ağva sahilinde küçük, sevimli bir butik otel bulmuş, oda tutmuş. Annesine okul arkadaşlarıyla geziye gideceğini söylemiş.
Ben de ablama akrabalarımızda kalacağımı söyleyerek evden ayrıldım. İlk kez o gün çarşaf giymeden çıktım dışarıya… Sadece başıma bir eşarp sardım, dikkat çekmemek istiyordum.
Evden biraz uzaklaşmıştım ki, yol kenarında bir arabadan çıktı Semih… İki günlüğüne araç kiralamış, atladığım gibi yola çıktık, otelimize gittik. Odamıza girer girmez valizleri yere bırakıp sarıldık birbirimize… Birbirimizi yercesine öpüşmeye koyulduk.
Nasıl soyunduğumuzu hatırlamıyorum. Çırılçıplak yatağa uzandık. Arzudan kollarının arasında kıvranıyordum. O beni öpe öpe dudaklarıyla her yerimi okşadı, ben onun kaslı karnını, kollarını, bacaklarını okşadım.
“Sik beni Semih… Dayanamıyorum artık… Sik teyzeni bebeğim…” diyerek üstüme çektim çocuğu…
Yeğenim bacaklarımı aralayıp içime girdi. Öyle ıslanmıştım ki, hiç zorlanmadım bu kez… Yine de içimi doldura doldura sikti beni, doyasıya bir orgazm yaşattı ilk siktiğinde… Kollarının arasında kendimden geçtim.
“Geliyorum Semih… Geliyorum teyzemm… Ohhh…” diye haykırarak boşaldım. O da fazla dayanamadı, ben son kasılmalarımı yaşarken son bir köklemeyle içime akıttı döllerini… Yine dolu dolu, yine bardak dolusu spermleriyle suladı amımı…
Dura dinlene sikti beni… Teyze yeğen gibi değil, dünyanın sonunun geldiği, sadece ikimizin kaldığı, son sevişmelerini yaşayan bir çift gibi, sekse susamış bir erkek ve kadın gibi seviştik.
Yatakta yumuşacık çarşafların arasında yuvarlanarak, birbirimizi hırpalayarak sikti, banyoda duşun altında domalttı arkamdan girdi, küvette köpüklerin arasında kucağına sikine oturttu… Her pozisyonda birbirimizin tadına baktık.
İki gün boyunca seviştik Semih'le… Senden iyi olmasın, çok güzel sevişiyordu piç… Öyle zevk aldım ki o sevişmelerden… Ben de senden öğrendiğim ne numara varsa onun üstünde kullandım. Oral seks yaptım, kalın sikini gırtlağıma kadar aldım, emerken taşaklarını okşayıp sıktım, zevkten bayıldı.
“Teyze, nerden öğrendin sen bunları?” dedi sonunda… “Bitirdin beni, kuruttun…”
“Eniştenle porno seyrederken öğrendim.” diye yalan attım ona… Seninle seviştiğimi, her türlü seksi, her türlü zevki sende tattığımı söyleyemedim. Sadece bir iki kere çıktık otelden, yarım saat gibi deniz kenarında gezinip tekrar aşk yuvamıza geri döndük, sevişmeye devam ettik.
“Nasıl olacak bundan sonra Hanife?” diye sordu bir orgazm sonrası çırılçıplak dinlenirken… Yatakta orgazm sigarası yakmış, arada bana da veriyor, ikimiz beraber içiyorduk. Teyze değil, Hanife diyordu bana, sevgilim diyordu.
“Nasıl olacak teyzem… Sen okuluna, ben evime, kocamın yanına… Hayatımın en güzel iki gününü yaşattın bana… Seni çok seviyorum.” diyerek öptüm erkeğimi…
Göğsüne yatmıştım, memelerim onun kıllı göğüslerinde eziliyor, kılları benim meme uçlarımı okşuyordu. Bir bacağımı da onun kıllı bacaklarına atmıştım, az önce içime boşalttığı dölleriyle yapış yapış olan kadınlığımla onun bacak kıllarına sürtünüyordum.
“Senden ayrılmak zor geliyor bana… Düşüncesi bile üzüyor.” Dalgın dalgın konuşuyor, elleri her yerimde dolaşıyor, okşuyordu.
“Bana da zor geliyor ama yapacak bir şeyimiz yok. Beraber olamayız ki…”
“Eniştemi boşa, ikimiz evlenelim, aynı evde yaşamak istiyorum seninle…” Kahkaha attım bunu duyunca, elimde olmadan güldüm. Karnını okşuyordum o sırada, elimi hala sertliğini kaybetmeden duran sikine atıp çekiştirdim.
“Deli çocuk, teyzeyle evlenilir mi hiç? Nerde görülmüş? Bizi tefe koyarlar sonra…”
“Kızını ver öyleyse bana… Ayşe ile evlenelim, sizin evde yaşarız. Kızına çaktırmadan seni de karım yaparım. Hem kızını sikerim, hem seni doyururum. Mutlu mesut yaşarız.”
“Çılgınsın sen Semih… Nerden aklına gelir böyle şeyler? Kızımı sikecekmiş… Önce beni bir yarağına doyur bakayım.” Doğrulup oğlanın sikine tırmanırken hala gülmeye devam ediyordum. Sonra tekrar sevişmeye daldık, o güzel sikiyle içime girip çıkarken bütün dertlerimiz, her şey silinip gitti.”
“Sonra istemeye istemeye otelden ayrıldık, İstanbul'a eve döndük. Semih arkasına bana baka baka stajına gitti, ayrıldık. Ben bir kaç hafta daha ablamda kaldım. Ablam evde tek başına kalabilecek sağlığa kavuşunca da çıkıp geldim işte…”
“Hanife, oğlan sanki bugünleri görmüş gibi konuşmuş o gün desene…” diyerek hala sikimin üstünde yaylanan kadını yana devirip bacaklarını araladım, tekrar amına girdim.
“Immm… Evet canım… Benimle olabilmek için Ayşe ile evlenmeye hazır çocuk…”
“Ya sen? Sen de körpe yarak yemek için can atıyorsun değil mi? Semih gelince hem kızını, hem seni mi sikecek yani? Ben buna razı olur muyum sence?”
“Neden olmasın aşkım?” diyerek vajinal kaslarıyla sikimi sıkıp bıraktı yattığı yerde… “Karını Faruk ile paylaşıyorsun, kocamın altında sikişirken karşıdan izliyorsun. Beni de yeğenimle paylaşabilirsin çok rahat… Off… Hayal ediyorum da… Yatakta bir yanımda sen varsın, diğer yanımda Semih… İki erkeğimle birden sevişiyoruz. Düşünmesi bile harika…”
Üstüne bütün ağırlığımla çöktüm, yarağımı amına bastırarak belimi çevirdim. İkimiz de zevkle inledik.
“Yalnız sana bir haberim var canım…” dedim kulağına, kulak memesini ısırınca ayy diye kaçırmaya çalıştı. “Semih senden önce kızını sikmiş, Ayşe anlatmadı mı sana?”
“Ne? Ayşe'yi…? Nasıl yaa?” diyebildi şaşkınlıkla…
“Evet canım, İstanbul'a taşınmadan önce, evde yalnız kaldıklarında o azgın pezevenk senin küçük kızını sikmiş. Kızlığını bozmamak için götünden sikmiş hem de… Seninle beraber yaşayabilmek için kızınla evlenelim diyor ama, Ayşe'nin lokum gibi götünün tadını almış senin oğlan… Hem seni sikecek, teyzesini, hem de kuzenini sikecek aklı sıra…”
“Vay orospu çocuğu vay… İşte bunu bilmiyordum.” Hala şaşkınlığını atamamıştı üzerinden, verdiğim haberle şok yaşıyordu.
“Ne diyorsun peki? Bizim kızı alır mı senin yeğen? Hamile olduğunu bile bile…”
“Dur bakalım, stajı yeni bitti. Çağırayım gelsin, konuşalım. Belki evlenmeden önce Ayşe ile sevişirler, onun üstüne yıkarız bebeği, kendinden bilir.”
“Pembe yalanlar ha? Peki bizim durumumuz ne olacak? Beni de söyleyecek misin oğlana? Seninle seviştiğimizi de öğrenecek mi?”
“Bana kalırsa ona anlatalım her şeyi… Seni, beni, Ayşe'yi, Gül'ü… Bence kabul eder. Sekse düşkün bir erkek Semih… Buraya gelince kurduğumuz hareme ağa olacak, siktiği önünde, sikmediği arkasında…”
“Ulan orospu… Kendin yeğeninle sevişeceksin diye karımı da, sevgilimi de siktirecek misin o piçe?” dedim, hırsla amcığını kasnaklayarak gidip geldim üstünde…
“Ihhh…” diyerek ağırlığımın altında ezildi Hanife… “Ne olmuş yani? Ayşe sevgilin de ben değil miyim? Hepimizi sikeceksin işte sen de… Paylaşmayı sen öğrettin bize, sen de paylaş bazı şeyleri… Ohhh… Bırak artık bunları… Sik beni Koray… Geçir yarrağını… Kökle…”
Tam dediğini yapıp hırsla bacaklarının arasında gidip gelmeye başlamıştım ki, Ayşe'nin sesini duyduk yatak odasının kapısında…
“Peki ben kabul edecek miyim Semih'i? Seneler önce küçük bir kızken götümü siken kuzenim şimdi kocam mı olacak?”
Ayşe üstüne geçirdiği karımın şeffaf minik geceliğiyle kapıya dayanmış, bize hesap soruyordu. Hanife ile bakışıp kaldık.
Anlaşılan biz konuya dalıp konuşurken her şeyi duymuş, öğrenmişti. Bizim annesiyle kurduğumuz planın işlemesi için Semih'ten önce Ayşe'yi ikna etmemiz gerekiyordu...
Devam Edecek ...
Hanife (26)
Fırtına geçtikten sonra hepimiz koltuklara serildik. Biz Gül ve ben bir koltukta, Ayşe ortamızda, Faruk ve karısı karşımızda… Hanife yere atılmış elbisesine uzandı giymek için, engel oldum,
“Hayır canım, kimse giyinmeyecek. Güzelliklerinizi saklamanıza gerek yok. Bu gece hiç bir sınır olmayacak aramızda…” Önce tereddüt etti Hanife, sonra da elindeki elbiseyi kucağına bıraktı, gülerek,
“Peki tamam… Sen nasıl istersen öyle olsun…” dedi. Yanında oturan Faruk'a bakarak, “Kocam da izin verdiğine göre… Neden olmasın…” Kocası yarı kalkık sikini okşayarak gevrek gevrek güldü karısına... Hanife'nin uçları hala kabarık duran iri memelerine iştahla bakarak,
“Evet karıcım, izin veriyorum. Senin güzelliklerini, şu seksiliğini herkes görsün.” Sonra da bize baktı, çırılçıplak oturan seksi karıma, taş gibi körpe kızına… “İki erkek bu gece cennet bahçelerinde dolaşalım.”
Yanımda oturan çıplak kızının beline sarıldım, kendime çektim. Öpülmekten şişmiş körpe dudaklarını öptüm. Kollarımın arasında zevkle ürperdi Ayşe,
“Ohh… Korayy…” diyerek inledi, kollarını boynuma sardı. Kucağıma çektim iyice, gül goncası memesini avucumun içinde sıkarak bir kez daha inlettim.
“Evet ortak, şu anda cennetteyiz gerçekten…” dedim babasına, bir yandan kızın saçlarını okşuyor, dudak dudağa nefesini içime çekiyordum… “Senin cennetteki huriler gibi seksi kızının tadına bakmak istiyorum şu anda… İzin verir misin bana?”
“Hayır… Yapma…” diyerek ondan önce annesi atıldı. Kocasına seslendi, “Yapmasın Faruk… Kızını becermesine izin verme… Hem de bizim yanımızda… Bu azgın sapığın kızımızı tekrar tekrar sikmesine izin mi vereceksin?” Faruk hırsla karısının saçlarından tutup kucağına indirdi başını… Sertleşen sikini Hanife'nin ağzına verdi,
“Ulan orospu… Kızını mı kıskandın yoksa? Hep seni siksin istiyorsun değil mi? Bırak, ne isterse yapsın ortağım… İster azgın kızımı siksin, ister fahişe karımı… Tadımızı kaçırma bu gece… Herkes nasıl zevk almak istiyorsa öyle yapsın… Aç ağzını, sikimi yalamaya başla sen… Sakin sakin, güzel güzel canlı porno seyredelim, zevk almaya bakalım. Merak etme, biraz sonra da seni siker.”
Ayşe kucağımda yarı yatar vaziyette kendini bana bırakmışken karım da yanımızda kızın jartiyer çoraplı bacaklarını okşuyordu. Elleri bacaklarını okşaya okşaya kızın apış arasına girdi, körpe amcığının dudaklarını ayırdı. Islak pembelik ortaya çıkınca da klitorisini okşamaya koyuldu. Ayşe'nin etli dudakları aralandı, şehvetle kıvranarak,
“Ohhh… Çok güzell…” diye inledi. Dayanamayıp yumuldum o dudaklara, bir yandan da ayva gibi sert memelerini okşuyor, uçlarını sıkıyordum. Gül kızın amcığını eliyle okşamayı bıraktı, bacaklarını ikiye ayırıp arasına yerleşti. Şimdi sarı saçları kızın kasıklarına yayılmış, dudaklarıyla, diliyle amının sularını akıtmaya koyulmuştu.
Annesi babası karşı koltukta oturup izlerken kucağımızda şehvetle kıvranan kızlarını yiyorduk karı koca… Hanife'nin başı kocasının kucağında, biraz okşuyor, biraz ağzına alıyor, adamın sikiyle uğraşırken gözlerini de bizden ayırmıyordu.
“Yeter artık Gül…” dedim biraz sonra… Karım kızın amcığını yalamayı bırakıp bana baktı, “Bebeğimi boşaltmadan bırak… Sikim zonklamaya başladı. Ayşecim, kalk ve sikime otur. O dar amcığın sarsın sikimi… Hadi bebeğim… Boşalacaksan yarrağım amını yararken boşal… Emin ol, daha çok hoşuna gidecek.”
Karım kızın zevk suları süzülen dudaklarını elinin tersiyle sildi. Sonra da uysalca doğrulup kalktı, karşı koltuktaki karı kocanın yanına gitti hemen… Ayşe de kalkıp benim önümde durdu, omuzlarımdan tuttu, kucağıma yerleşiyordu ki durdurdum onu…
“Hayır aşkım, sırtın bana dönük olsun. Annen baban yarrağımı amına nasıl aldığını görsünler…” Belinden tutup çevirdim, yavaşça kucağıma çektim kızı… Kıçımı tam koltuğun kenarına koymuştum. Bacaklarını ikiye ayırmış vaziyette ayakta duran kızın sikime doğru alçalmasını izliyordum.
“Gel bebeğim, kalçanı indir biraz daha…” diyerek kendime çekerek yön gösterdim. Sikimi tutup amının dudaklarına dayadım başını… Karımın yalaya yalaya iyice ıslattığı amcığı ateş gibi yanıyordu sikimin başı temas ettiğinde…
“Ohh… Çok güzel…” diye inleyerek başını yana çevirip bana bakmaya çalıştı Ayşe… Biraz daha, biraz daha derken sikimi yarıya kadar aldı vajinasına… Daracık amcığı eldiven gibi sardı sikimi, zevkten kendimden geçtim adeta…
“Evet bebeğim… Çok güzel… Dar amcıklım benim… Harikasın… Offf… Hadi gayret aşkım… Köküne kadar al yarrağımı… Ohhh…”
Parmaklarımı kalçalarına geçiriyor, yarak amına girerken arkada iyice meydana çıkan minik göt deliğini okşuyor, ardından tomurcuk memelerine yöneliyordum. Okşamadık yerini bırakmıyordum orospumun…
Ayşe tamamen kucağıma yerleşti, kalçaları kasıklarıma yapıştı. Sikim köküne kadar vajinasına gömülmüştü artık… Bir kaç saniye öylece durdu, erkekliğimin tadını almak ister gibiydi…
“Hadi aşkım… Otur kalk şimdi… Sikilmenin zevkini çıkar… Oh bebeğim… Nasıl sikiştiğini göster onlara… Sen sik beni…”
İnip kalkmaya başladı sikimin üstünde… Islak amcığında yararak girip çıkıyordu alet… Off… Daracıktı, sımsıcaktı, harikaydı… İlk anlarda dudaklarını ısırarak hareket eden kız artık kendini tutmayı bırakmış, minik feryatlar koparıyordu sikim amına girip çıkarken…
“Ohhh… Korayy… Aşkımm… Çok güzel… Ohhh…” İki elimi uzatıp önden memelerini avuçladım, kabarmış meme uçlarını parmaklarımla sıktım. Acı ve zevk aynı anda kudurtmuştu sanki kızı… Daha da hızlandı hareketleri…
“Sen de çok güzelsin aşkım… Oh bebeğim benim… Çok zevk veriyorsun bana… Oh, anasını siktiğimin kızı… Harikasın… Hanife… Faruk… Kızınızı sikiyorum çocuklar… Ohh… Nasıl görünüyor oradan? Güzel sikişiyor kızınız değil mi?”
Üçü de parlayan gözlerle bizi izliyorlardı. Karımın bir ayağı yerde, bir ayağı koltukta, elini apış arasına atmış, amcığını okşayarak bakıyordu. Fazla sürmedi, kendini okşamak kesmemişti Gül'ü anlaşılan, Hanife'ye uzandı. Bacaklarını okşamaya başladı.
Hanife'nin yıllardır çarşaf altında hiç güneş görmemiş, kaymak gibi beyaz bacaklarında ellerini, dudaklarını dolaştırıyordu karım… Kocasının sikini okşayan Hanife başını çevirip zevkten kısılmış gözlerle karıma baktı,
“Sapıksın sen Gül…” diyerek inledi. O sırada karım bacak arasına ulaşmıştı. İki eliyle zorlayarak araladı bacaklarını, dudaklarını, dilinin ucunu Hanife'nin amcığında dolaştırdı.
“Evet canım, sapığım ben… Kaymak gibi am görünce dayanamıyorum. Isıra ısıra yalayıp yutmak istiyorum.”
“Ohhh…” diye inledi Hanife… Karımın ıslak dili klitorisini okşamaya koyulduğunda serbest eliyle karımın saçlarını çekiştirmeye, kendine çekmeye başlamıştı. Diğer eli hala kocasının sikindeydi, okşuyor, parmaklarının arasında sıkıp sıkıp bırakıyordu. İnlemekten fırsat bulduğunda ise elindeki sike eğilip yalamaya devam ediyordu.
“Sen de sapıksın bebeğim… Sen de azgın kızın gibi amının yalanmasına bitiyorsun. Mmmm… Ayşe gibi senin de suların akmaya başladı zevkten…”
“Mmm… Salak kocam pek yaşatmadı bu zevki bana… Devam et yala beni… Ohhh… Çok güzel…”
Faruk ara sıra sikini okşayan karısının ağzına veriyor, üçü de zevk alıp zevk verirken bir yandan da karşılarındaki canlı pornoyu izliyorlardı.
İnanılmaz bir ortam oluşmuştu o anda… Annesi, babası ve karım voltran oluşturmuş, karşımızda bizi izleyerek birbirlerine oral seks yaparken, ben de karşılarında kızlarını yarağıma oturtmuş sikiyordum. Onlar bize bakıyordu, biz onlara…
Çılgınca bir şeydi bu, en sapık otuzbir hayallerimde bile canlandıramazdım bu sahneyi ve gerçek oluyordu.
“Orospu çocuğusun sen Koray…” diye inledi Faruk… “Ulan ibne, karımı siktin, şimdi de kızımı sikiyorsun. Yetmezmiş gibi bizim önümüzde sikiyorsun hem de…”
“Sen de benim karımı siktin ortak… Ödeştik… Bak karım yanıbaşında… Çok canın çektiyse sen de durma, benim karımı sik… Amcığı su içinde kalmış baksana… Senin sikmeni bekliyor. Di mi aşkım? Faruk siksin mi seni? Komşum amına koysun mu senin karıcım?”
“Ohh… Evet kocacım… Siksin… Amıma koysun benim…” diyen karım Hanife'nin bacak arasından çıktı. Koltuğa sırt üstü uzandı, bacaklarını aralayıp Faruk'u bekledi. “Hadi Faruk… Sen de beni sik… Çok azdım ben… Dayanamıyorum artık…”
Faruk karısının saçından tutup kucağından kaldırdı. Kendi karısını bıraktı, doğrulup karımın bacak arasına girdi. Hanife'nin ağzında ıslattığı sertleşmiş sikini bir anda Gül'ün ıslak amına gömdü, gidip gelmeye başladı.
Amına girip çıkan yarakla zevklenen karım erkeğin beline sarılmış, bacaklarını onun bacaklarının arkasında kilitlemişti. Başını yana çevirmiş, bize, komşusunun körpe kızını siken kocasına bakarken başka bir erkeğe kendini siktiriyordu karım...
Zevki yarım kalan Hanife ise şaşkın şaşkın, amını okşayarak yanında sikişmeye başlayan kocasını ve altındaki şehvet denizinde yüzen karımı izliyordu.
“Hanife'm… Gel canım… Yalnız kalma… Gel yanımıza… Ben kızını sikerken sen de amcığını yalat bana… Gel aşkım…” diye seslendim.
Az önce kocasına “Kızımızı siktirtme!” diye fırça atan kadın, cümlem biter bitmez büyük bir hevesle yanımızdaydı. Kucağımda oturup kalkan kızını ve beni izledi bir kaç dakika… Ayşe annesine baka baka oturup kalkıyordu sikimin üstünde… Sanki onun izlemesinden ayrıca zevk alıyor gibiydi.
“Ohhh… Anne… Çok güzel anne… Çok zevk alıyorum… Koray sikiyor beni… Koray'ın siki çok zevk veriyor bana… Ohhh… Seni siken erkek beni de sikiyor anne… Zevk veriyor bana… Sikici sevgilin şimdi beni de sikiyor anne… Ohhh…”
Hanife kızına cevap vermedi hiç… Ateş saçan gözlerle biraz izledikten sonra sanki bir robot gibi geldi, önümüzde diz çöktü. Sabit bakışlarla kızının amcığına girip çıkan sikime bakıyordu.
Elini uzattı dizlerimi tuttu önce, okşadı. Sonra da bacaklarımın içlerini okşaya okşaya birleşim noktamıza ulaştı, taşaklarımda parmaklarının temasını hissettim birden…
“Ohhh… Ne yapıyorsun Hanife? Canın yumurta mı çekti aşkım? Taşaklarımı okşa hadi… Yumurtalarımı ye bebeğim…” Sağ bacağımı biraz yukarıya kaldırdım kucağımdaki kızın kalçalarını tutarak, annesine biraz daha alan açtım.
Dediğimi yaptı Hanife… Eğildi iyice, yüzünü elleriyle okşayıp durduğu taşaklarıma gömdü. En hassas yerlerime burnunu sürtüyor, dilinin ucuyla dolaşıyordu. Ayşe biraz yukarı kalkmış vaziyette, şaşkınlıkla önünde eğilmiş torbalarımı yalamaya uğraşan annesini izliyordu.
“Ohh… Harikasın aşkım… Yala yavrum… Em taşaklarımı…” Harika bir zevk duygusuyla sarsılıyordum. Erkeklik organım yarısına kadar kızının amındayken, annesi önümüzde diz çökmüş taşaklarımı yalıyordu.
“Kalk biraz orospu…” diye hırladı kızına… “Koray'ın sikini amından çıkar, onu görmek istiyorum…” Ayşe annesinin sözünü dinledi, biraz daha yükselip sikimin çıkmasını sağladı. İyice arkaya yaslanmış, sırtını göğsüme dayamış vaziyette annesini izliyordu.
Hanife bir eliyle tuttuğu sikime baktı, bir benim yüzüme… Çakmak çakmaktı gözleri, alev alev yanıyordu sanki… Sonra eğilip dilini sikimin başına dokundurdu, ucuyla bir güzel yaladı. Ardından ağzına aldı benimkini, başını indirip kaldırarak ağzını siktirmeye başladı.
“Offf… Hanife… Azgın fahişe seni… Kızının amcığından çıktı o yarak bebeğim… Yala… Gırtlağına kadar sok yarrağımı… Offf… Kaltak seni… Sapık orospum benim…”
Bir müddet içinden çıkan yarağımı annesinin yalamasını izleyen Ayşe sonunda dayanamadı. Eğilip annesinin saçlarından tutup başını arkaya çekti. Bütün yüz kasları gerilmişti Hanife'nin, kendinden geçmiş gibiydi. Kızıyla bakıştılar bir kaç saniye… Sonra Ayşe,
“Yeter artık anne…” diye hırladı. “Bu kadar yaladığın yeter… Şimdi elindeki şeyi bana sok… Ben de zevk alayım. Bugüne kadar çok sikti seni Koray, biraz da beni siksin…” Ben de atıldım oturduğum yerden,
“Evet aşkım… Bırak, biraz daha kızının daracık amına koyayım. Sen gel, amını ağzıma ver. Ben körpe kızını sikerken sen de amının suyunu içir bana…” diyerek destek verdim Ayşe'ye…
Hanife kararmış gözlerle baktı bana… Öfke, kıskançlık, şehvet, her şey vardı o gözlerde… Sonra bir eliyle kızının amının dudaklarını araladı, diğer elindeki yarrağımı kızının açılan deliğine dayadı. Eliyle tuttuğu sikimin başını kızının zevk sularıyla ıslanmış kayganlaşmış klitorisinin üstünde gezdirip okşattırdı.
“Ohh… Anneee… Çok güzell…” diye inleyen Ayşe'nin dizleri titriyordu. “Çok zevk alıyorum… Ohhh… Harikaa…”
Deneyimsiz kız fazla dayanamayıp hızla alçalınca benim yarak tekrar yuvasına girmiş oldu. Hanife aramızda ezilen elini çekince de köküne kadar girdi yarak, kafası dibine dayandı.
Kızı inleye inleye sikimin üstünde oturup kalkmaya koyulunca annesi ayağa kalktı yavaşça… Sevgiyle kızına bakıp sürekli hareket halindeki çıplak göğüslerini okşadı, eğilip uçlarına birer öpücük kondurdu.
“Ohh… Napıyosun anneee… Çok güzell…” diye inledi kızı… Amından zevk alırken bir de meme uçlarında ıslak dudakları hissetmek zevkini arttırmıştı kızının… Hanife kızının göğüslerini bıraktı, koltuğun üstüne çıktı. Bacağının birini aşırıp amını ağzıma dayadı. Saçlarımdan tutup iyice bastırdı ağzıma…
“Çok istiyorsun madem, yala öyleyse…” diye hırladı… “Amımı yala… Köpek gibi yala amcığımı… Piç… Kızıma zevk verdiğin gibi bana da zevk ver bakalım…”
Ağzımı kocaman açıp amının dudaklarına kapandım. Dilimle iç dudaklarını yalarken bir yandan da vantuz gibi emiyordum. Sertleşmiş kliorisini, kaymak gibi amcığını yaladım sürekli…
Analı kızlı sikiyordum Faruk'un kadınlarını… Karısının amcığını dilimle sikerken, kızını da yarağımın üstüne oturtmuştum aynı anda… Zevkten geberiyordum. Böyle bir zevk olamaz diye düşünüyordum.
“Ahhh… Sik beni Faruk… Geliyorum aşkım…” diye feryatlar koparan karımın sesini duydum bir ara… Ağzım burnum Hanife'nin apış arasına gömülmüş oral seks yaparken doğal olarak onları göremiyordum, sadece Gül'ün inlemelerini, Farukun kasıkları karımın amına vurdukça çıkan şaplama seslerini duyuyordum.
“Ben… Ben de geliyorum Korayy…” diye feryat koparan Ayşe dizlerimi sımsıkı tuttu, kaba etleri, bacak kasları titreyerek kasılmaya başladı tam o anda… “Dayanamıyorum… Çok güzel… Geliyorumm… Ohhhhh…”
Sanki karımın orgazm feryatlarını duymayı beklemişti kız… Kasılmalar eşliğinde o da boşalmaya başladı. Karşılıklı bir şehvet korosu eşliğinde karımın ve Ayşe'nin zevk çığlıklarını dinledik. Hanife sesleri duyunca amını yalatmayı bırakıp kenara çekilmiş, meraklı gözlerle kendini okşayarak kızının orgazmını izliyordu.
Sonunda sesler kesildi. Ayşe titreyen dizleriyle sikimin üstünden kalktı, yan tarafa koltuğa bıraktı kendini… Hala seyiren bacaklarını birbirine yapıştırmış, son orgazm titreşimleriyle kasılıyordu.
Bense boşalmamıştım henüz… Sikime oturup kalkan körpe amcığın verdiği tüm zevke karşılık kendimi tutmayı başarabilmiştim. Hanife'ye baktım, boşalmadan dimdik kasıklarımdan yukarıya yükselen yarağımı gösterdim parmağımla,
“Ne bekliyorsun sevgilim?” dedim gülümseyerek… “Küçük Koray hala aç… Kucağıma gel… Seni sikmek istiyorum…”
“Hayır, ben sana gelmicem… Sen bana gel… Böyle sik beni…” diyen Hanife koltuktan kayıp dizlerinin üstüne çöktü, elleri koltuğa dayayıp domaldı, kalçalarını salladı bana bakarak… Hemen harekete geçtim, arkasında yerimi aldım. Bembeyaz kalçaları önümde sikilmeye hazırdı.
“Demek böyle sikmemi istiyorsun aşkım? Nerenden sikeyim seni? Amına mı koyayım, götüne mi koyayım, söyle bana…” Sabırsızca tersledi beni Hanife,
“Neremi canın çekiyorsa oraya sok… Yeter ki sik beni… İyice doldum artık, boşalt beni, zevk ver bana… Deminden beri hepiniz zevkinizi aldınız, ben kaldım. Hadi artık…”
Başımı çevirip kocasına baktım. Faruk gözlerini fal taşı gibi açmış, sikilmek için yalvaran karısını izliyordu sikini okşayarak… Karımı boşaltmıştı ama, kendisi boşalmamış olmalıydı ki, siki kalkmış vaziyetteydi.
“Komşum, karıcığın fena halde sikilmek istiyor. Ne dersin? İkimiz beraber sikelim mi karını? Yarak yemeye doyuralım mı?” Gözleri parladı, bir hamlede kalkıp yanımıza geldi.
“Sikelim komşum… İkimiz beraber sikelim azgın orospuyu… Nasıl yapalım peki?”
Yere uzandım, Hanife'ye havaya dikilmiş yarrağımı işaret ettim parmağımla… Ne yapmak istediğimi hemen anlayan Hanife dizlerinin üstünde emekleyerek geldi, sikimin üstüne çıktı. Yavaşça kendini bırakınca sikim yarısına kadar amına giriverdi.
Ellerini göğsüme dayamış, küçük devinimlerle kalçalarını oynatıyordu. Vajinasına gömülen erkekliğim sürekli bir zevk duygusuyla kasılıp duruyordu. Saçından tutup kendime çektim, dudaklarını ısırarak öptüm.
Öpüşürken kıçı biraz havaya dikilmiş, arkasında konuşlanan kocasının bakışları mıknatıs gibi ortaya çıkan göt deliğine yönelmişti. Sikini sıvazlayarak bakıyordu karısının götüne…
“Hadi Farukcum… Karın tost olmaya hazır, bekleme öyle… Sen de götüne gir karının… ”
İyice yaklaştı hareket etmeden girişini bekleyen karısının arkasına, sikini tutup göt deliğine sokmaya çalıştı. Beceremeyince Hanife hırslandı,
“Hadi beceriksiz herif… O minik sikini sokamadın mı daha?” diyerek tersledi kocasını… “Islat şunu, kuru kuru girmeyecek. Yoksa yumuşadı mı senin ufaklık, ondan mı girmiyor?”
Faruk'un alnı terlemişti, çaresizce elindeki aleti karısının götüne sokabilmek için debelenip duruyordu. Benim canavar karısının amına tüm haşmetiyle gömülmüş vaziyette beklerken kendinden bekleneni yapamamak canını sıkmıştı adamın…
Yanımızdaki koltuğa çırılçıplak yayılmış bizi izleyen Ayşe gözüme çarptı. Sevgilisiyle babası arasında tost olmak için bekleyen annesini ilgiyle izliyordu küçük fahişe… Az önce yarağımın tadına bakıp kasıla kasıla orgazma ve doyuma ulaşmış olmasına rağmen meme uçları hala kabarık, duyargaları sekse açık bir hali vardı.
“Gel canım, bize yardım et…” diyerek davet ettim kızı… Koltuktan kaydı, emekleyerek yanıma geldi. Eğilip dudağımdan öptü,
“Ne yapmamı istiyorsun aşkım?” diye sordu. Saçından tutup körpe dudaklarını kemirdim biraz, emdim.
“Şu adama yardım et biraz… Sikini sertleştir. Anneni sikemiyor baksana…”
Ayşe dönüp annesinin arkasında mahcup bekleyen adama baktı. Sonra da bana…
“Yapamam…” diye fısıldadı. “O adam… O benim…” Tekrar öptüm kendime çekip,
“Kim olduğunu biliyorum bebeğim… Ama o gözle bakma ona… O şu anda akraban, yakının değil… Sadece çıplak bir erkek… Hem de çaresiz, zavallı bir erkek… Hadi… Yardım et ona… Okşa… Bir şeyler yap… Siki kalksın…”
Ayşe sonunda ikna oldu, kalktı, babasının arkasına geçti. Faruk yumuşak siki elinde, öylece karısını okşayarak sikinin kalkmasını bekliyordu. Kız kollarını sardı önündeki erkeğe… Taş gibi göğüslerini sırtına dayadı, ufak hareketlerle meme uçlarını babasının tenine, kılsız tüysüz sırtına sürttürdü.
Kendi memeleriyle babasının sırtını okşarken, ellerini de öne atmış, göğüslerinde gezdiriyordu. Kızın parmaklarının tüy gibi temasını göğüslerinde, kabarık meme uçlarının okşamasını sırtında hisseden Faruk hazla inledi,
“Ohhh… Ne yapıyorsun sen? Bırak… Yapma…” Fakat okşamaların dozu arttıkça zevkten kendinden geçti bir anda… İtiraz etmeyi bıraktı. Bırakmak zorunda kaldı daha doğrusu, kızı okşamalarına devam ederken aynı anda boynunu, kulak memelerini yalamaya koyulmuştu. Boğuk bir sesle fısıldayarak,
“Nasıl? Güzel değil mi? Hoşuna gitmiyor mu yaptıklarım?” dedi ve pembe diliyle kulak memesini yaladı. Faruk'un nefesi kesilmiş gibiydi.
“Ohhh… Evet, hoşuma gidiyor. Okşa canım… Çok güzel…” Kızı babasının sikini kaldırmak için uğraşıp okşarken annesi de eğilmiş boyunlarımı öpüyor, kalçalarını minik minik oynatarak sikimin sertliğini vajinasının duvarlarında hissetmeye çalışıyordu.
“Sapık herif…” diye fısıldadı dilinin ucuyla kulak mememi yalarken… “Bizi düşürdüğün hale bak… Bizi de kendin gibi sapık yaptın orospu çocuğu… Düne kadar çarşaf giyiyordum, şimdi kocamın yanında seninle sikişiyorum. Azgın kızım siki kalkmayan kocamı okşuyor.” Saçlarını çekiştirerek öptüm sevgilimi,
“Şikayetçi misin peki sevgilim?” dedim. “Yarrağım ıslak amcığında, aynı anda kocan götünden siksin diye sabırsızlanıyorsun.”
“Lanet olsun… Şikayetçi değilim… O zevkleri yaşamak için her şeye razıyım.” Kocasına seslendi sonra, “Hadi ulan, kalkmadı mı daha sikin? Kaldıramazsan bırak, Koray sikmeye devam etsin beni…” Faruk çaresizce mırıldandı,
“Az kaldı karıcım…. Biraz sabret… Çok yoruldu bugün, ondandır. Şimdi kalkar… Ohhh…” Faruk'un mırıldanan sesi cümlenin sonunda yüksek bir inlemeyle bitince merakla başımı kaldırıp ne olduğuna baktım.
Ayşe, babasının göğsünde dolaştırdığı ellerini şimdi sikine sarmış, okşamaya koyulmuştu. Bir eliyle sikini sıvazlıyor, diğer elinin parmaklarıyla alttan torbalarını tartıyor, okşuyordu. Dudakları da ıslak ıslak sırtında geziniyordu.
Faruk zevkten gözlerini kapatmış, kendini kızın becerikli ellerine teslim etmiş vaziyetteydi. Kesik kesik inlemeler çıkıyordu dudaklarından… Kısa sürede siki dimdik hale geldi kızının parmaklarının arasında…
“Tamam… Şimdi devam edebilirsiniz. Bu alet görevini yapmaya hazır…” dedi Ayşe… Sonra da okşamayı bırakıp, “Sadece son bir şey kaldı. Biraz ıslatmamız lazım…”
Hepimizin şaşkın bakışları altında, erkeğin bedeninde ellerini dolaştırarak eğildi, sikini tuttu. Sertleşen aleti ağzına yaklaştırıp bir hamlede dudaklarının arasına soktu. Yalıyor, köküne kadar ağzına alıyordu. Avurtlarının çökmesinden ağzının içinde vakumladığı belli oluyordu.
Bir kaç kez elindeki siki ağzına sokup çıkardıktan sonra bıraktı. Bol tükürükle sırılsıklam olan erkeklik organı pırıl pırıl parlıyordu. Dudaklarıyla babasının siki arasında ince tükürük iplikçikleri oluşmuştu.
Ayşe elinin tersiyle ıslak ağzını sildi. Islanan elinin parmaklarıyla annesinin deliğini ıslattı. Sonra da aleti belinden tutup annesinin kalçalarına yanaştırınca Faruk kendini ileri attı. Karısının amındaki benim kalın yarak yüzünden iyice açılan göt deliğine ıslak siki bu kez fazla zorlanmadan giriverdi.
“Mmmm… Şimdi oldu işte…” diye hoşnut bir tavırla mırıldandı Hanife… “Hadi başlayın artık… Sikin beni…”
Yavaş yavaş üçümüz de hareketlenmeye başladık. Ben alttan belimi indirip kaldırıyor, yarrağı amına sokup çıkarıyordum. Faruk karısının belini tutmuş, göt deliğinde ileri geri yapıyordu.
“Ohhh… Çok güzel… Devam edin… Sikin beni… Aahhh…”
Kısa sürede aradığımız ritmi yakaladık. Ortamıza aldığımız Hanife'yi iyi çalışan bir makine düzeninde sikmeye devam ettik. Yorulunca ben hareketsiz kalıyordum, Hanife kalçalarını ileri geri yapıp iki yarak arasında kendini siktiriyordu. Karısı durunca arkasında girip çıkan Faruk'un sikinin hareketlerini, benim sikime sürtünmesini hissedebiliyordum. Bu da ayrı bir zevk kaynağıydı benim için…
“Ahhh… Dayanamıyorum… Geliyorum…” diye haykıran Hanife kalçalarını değirmen taşı gibi çalkalamaya başladı. Kocası götünü sikerken kalçalarını tokatlıyor, ben de alttan sallanıp duran memelerini avuçluyor, uçlarını sıkmaya çalışıyordum.
Gözleri kaydı, üstüme kapandı son bir haykırışla… Kalçaları, bacakları titriyordu orgazm kasılmalarını sikimde hissedebiliyordum. Faruk da dayanamadı, karısının götünü kasnaklayıp spermlerini boşaltmaya başladı.
Ben de kendimi tutamadım artık… Hanife'nin amcığına attırdım kasıla kasıla… Orgazm sırasında kasılıp gevşeyen vajinasının sikimi sağması bitirmişti beni…
Faruk bir tarafa attı kendini, karısı sikimi amından çıkarıp diğer tarafa serildi… Sikim, taşaklarım amından akan spermler ve zevk sıvılarıyla ıslanmış vaziyetteydi. Üstümden yük kalkınca ben de rahatladım.
Karşı koltukta birbirlerine sarılmış karım ve Ayşe'yi ancak o zaman görebildim. Dudak dudağa öpüşürken elleri birbirlerini okşuyor, apış aralarına dalmış, klitorislerini uyarıyorlardı.
Biraz sonra karım sırt üstü uzanıp bacaklarını araladı, Ayşe'yi kendine çekti. Amını yalamaya koyulan lolitamız dersini iyi çalışmıştı, dilini çok iyi kullanıyor olmalıydı ki Gül yattığı yerde kıvrım kıvrım, kalçalarını indirip kaldırıyor, kasılan elleriyle Ayşe'nin saçlarını çekiştiriyordu.
Salonda sadece ikisinin şehvet dolu zevk inlemeleri duyuluyordu.
Devam Edicek ...
Merhaba arkadaşlar ben ben ilk başta şunu belirteyim ben şuan para kazanmak için mecburiyetten eskortluk fahişelik yapan bir kadınım . Asıl ismimi kullanmak istemiyorum çevremde türbanlı bir kadın olarak bilinirim. İsmimi Kumsal olarak kabul edin zaten çevremdeki bütün erkekler Kumsal olarak tanır . 170 boyum var 68 kilo civarında kumral yeşil gözlü 90 60 90 ölçülerdeyim. Evliyim 2 kızım var. Kocam olacak şerefsiz 2023 yılına kadar çok mükemmel bir şekilde babamdan kalan manifatura dükkanını işletirdi 2023 te tekstil fabrikası belirlediği kotayı tutturan her satıcıyı ailesiyle birlikte 10 gün herşey dahil tatile götürecekti bunun için satamayacağını bildiği halde 5 milyon liralık kumaş iç çamaşırı giysi vs satın aldı , tabiki tatili hak etti ama satamayınca intihar etti geberdi gitti ateşi bol olsun.
Ne olduysa onun ölümünden sonra oldu dükkana bakmak zorunda kaldım fakat alacaklılar yüzünden esnafların yüzüne bakamaz oldum hergün enaz 2 icra dairesi haciz için geliyor yazıyor gidiyordu.
Birgün çocukları kreşe bırakıp dükkana gittiğimde 4 adam kapıda beni bekliyordu , dükkanı açtım adamlar içeri girdi ellerinde kocam olacak şerefsizin imzaladığı tam 3 milyon liralık senet vardı ya ödeyeceksin yada bize sermaye olacaksın dediler. TV de sinema da izlediğim sahneleri yaşıyordum , patronları ile konuşmak istedim cep telefonu ile aradılar adam ofisine davet etti akşam iş çıkışı gittim gayet nazik yakışıklı uzun boylu esmer Karayağız bir adamdı tefecilik ve pavyon işletmecisi olduğunu öğrendim adamların dediği gibi ya sermaye olacaksın yada bu borcu ödeyeceksin dedi . Senetler karşılığında 1 yıl uzak bir pavyonda konsomatris olarak çalışmayı kabul ettim fakat hiçbir erkek ile yatmayacaktım öyle bir teklif gelirse derhal ortamı terk edecektim. Gündüz dükkanı açıyorum akşam gece 2 ye kadar pavyon da konsomatris olarak çalışıyordum .
Bir gece çalıştığım pavyona çok zengin bir adam geldi beni masasına davet etti gidip oturdum adam o kadar nazik o kadar beyefendi biri ki başıma gelenleri bir bir anlattım adam patronumu çağırdı senetleri aldı beni oradan kurtardı 3 ay kadar birlikte yaşadık fakat düşündüğünüz gibi değil adam iktidarsız siki hiç yok gibi . Adam kızlarımla tanıştıktan sonra beni bıraktı elime 500 milyon lira verdi beni eski hayatıma dönmem için teşvik etti dükkanımı açtım uzun süre uğraş verdim ama olmadı birgün konsomatris olarak çalıştığım pavyondan tanıdığım ela ile karşılaştık o da bir adam sayesinde kurtulmuş şimdi kendimi siktirip para kazanıyorum 3 ay içinde ev aldım araba aldım 3 ayda ela bunlara sahip olduysa ben ela dan çok güzelim bende yaparım hem zevkime bakarım hemde para kazanırım bu çok iyi bir fikir dedim .
Ela ile birlikte aynı evi kullanmaya başladık gelen müşterilerin çoğu beni istiyordu kısa sürede ela ile yollarımızı ayırdık bende kendime 2 sokak alt tarafta bir daire tuttup ela nın yaptığı gibi yaptım önce kart bastırdım kimin olduğunu bilmediğim bir telefon numarasını karta yazdım 2 gün içinde telefonlara yetişemez oldum . Artık ismim Kumsal olmuştu . Birgün bir müşteri telefon etti 1 gecelik 10 bin TL + masrafları ödeyeceğim gelirmisin dedi bebekleri kaynanama bırakıp verdiği adrese gittim adamı tanıyordum bu adam kocamı borca sokan tekstil fabrikasının sahibi Fuat beydi hiç bozuntuya vermeden işimi yapmaya başladım Fuat beyi kendi ellerimle soydum siki çok inceydi fakat çok uzundu o gece kaç kez boşaldım o kaç kez boşaldı bilmiyorum. Sabaha kadar seviştik sabah odadan çıkmadan önce Fuat beye herşeyi anlattım .
Hot thickness