kuşkusuz. geri geleceğim. tam gözlerinin karşısına.
occasionally subtle
No title available
hello vonnie

⁂
official daine visual archive

izzy's playlists!

★
Keni

titsay
almost home

PR's Tumblrdome

roma★
Mike Driver
noise dept.
No title available
I'd rather be in outer space 🛸

shark vs the universe
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
EXPECTATIONS
𓃗
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from France
seen from Morocco
seen from Morocco
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
@fezayangini
kuşkusuz. geri geleceğim. tam gözlerinin karşısına.
Uzun süren ihmaller en güçlü, en diri duyguları bile söndürür. Bir şey çok sevilmekle değil, onu ihmal etmemekle ve ona hak ettiği değeri vermekle yaşar. Sevenin vefası, ihmalkâr olmayışıdır.
yanımda olmanı istemedim. yanında olmak istedim. ben senin yanında olursam, birilerinin benim yanımda olmamışlığını yutabilirim sandım. kendi kırgınlığımdan utandığım için senin kırılmışlığının hesabını sormak istedim. ne eksik ne fazla. bir gün birbirimizi hiç tanımadığımız bir vakit hayat yüzümüze elinin tersiyle bir tokat atmış ya, ben hayata bunun bedelini ödeteyim istedim. böyle olsun değil, böyle olsun istemedim.
sana bağlandığımı hissettiğim gün, dünyayı yerine bıraktım ve sadece sana sarıldım.
“diğer insanların arasında başka bir şey olarak duruyordu. rengarenk bir akvaryum.”
savaşın inandığın, emin olduğun o doğruya şüphe etmekle başlayacak. beni boşver. ben kazandım. maalesef.
beni özlemiyorsun, bana ihtiyacın var. ben buna katlanamam.
her şeyden sana sığınıp senin her şeyi küçümseyen yok eden umursuzluğunla şu çatık kaşlarımı serbest bırakmak istiyorum. sana diyeyim ki böyle böyle oldu çok korkunç değil mi. beni öp ve de ki aldırma.
gök gürlüyordu dedim, yağmur iyidir dedi, sen dünyaya kırk kere gelsen, kırkında da benimle göz göze gelsen, yine benim yüzümü güldüremezsin.
onlarla konuşma. inanmak isteyeceğin kadar gerçek yalanları yok artık.
arada kaburgama saplı bıçağı sımsıkı tutup ağır ağır çeviriyorum. seni niçin unutayım canım. seni gömene kadar ruhumun yarısını harcadım, bir de unutup hepten yok mu olayım.
seni son mağlup edişimden sonra kaybedecek ne çok şey kazanmışsın. neyseki çektim elimi eteğimi. seninki korudu da seni, benimki malum çok alakadar olmuyor o işlerle.
ben insanlara ayıp ettim, insanlar da bana eder diye korktum. senden ne bekliyorsam çünkü ben de aynını yaptım. anlıyor musun. bir çiviyi bir çiviyle söktüm. bir mezardan kalkabilmek için bir ölü doğurdum. kanı kanla temizledim. oldu işte, yoktu başka yolu, varsa da benim işime gelmedi. birinin cümlelerini birinin sesine yamadım. kötü insanlar en çok kendine kötüdür. senden şüphe etmedim, ben kendimden emindim. için rahat olsun, korkma hiç yüksünme hiçbir şeyden. öyle oldu. biz kötü insanlar olduk. herkesi de kötü bildik. şimdi sen iyiysen, iyi ol ne çıkar. bir kere eli kana bulanmışı, hayatta bir kere her şeyi siktir etmişi, oraya gelmişi işte anladın mı, geçmişi kendinden, bir şey için herkesi yakabilecek raddeye varmışı sen şimdi neye inandırabilirsin. bizi dostlarımız sattı ama benzemez zalimliğin ağrısı mazlum olmanın yarasına. ben aşklarımı sattım, kardeşlerimi, kanımı, kalbimi, ben adım için harcadım attığım her adımı. ben yaralı değilim, ben bir yaradan acı içinde kıvranmıyorum. benim elim titriyor bıçağından, ben kestiğim boynun gözümün içine baktığında duyduğum o hazdayım. bir canavarı canavar olmadığına inandıramazsın. madem çok iyiydin ne oldu da bana düştün. madem bilmezsin sen o işleri, nereden esti de denk geldin bana. herkes eşitiyle karşılaşır, değilse de önünde sonunda eşitlenir.
sana asacak yüzüm, çatacak kaşım mı kaldı. sen bir ılık tebessüm bir sıcak yaş arıyorsun. bana bazen yaşanan ne varsa, hepsini ben uydurmuşum, sanki bir kabus görmüşüm, her şeyi kafamda kurmuşum gibi hissettiriyorsun. ama yok, hatırlıyorum. seninle düşmandık, savaştık ve ayrıldık. oyun bitti. artık hasım da değiliz. sana atacak taşım yok ki akacak yaşım olsun. sana nefretim bile yok ki bir hatır bir gönül bir selamım olsun. eski bir dost değiliz seninle. biz iki yabancıyız. aynı dili konuşmaz, birbirimizi bir yerden çıkarmaz, olmaz ya olursa eğer bir sokakta birbirimizi görsek tanımayız. farz et dünyada bir biz kaldık, kıyamet günü gelmiş de hesap vakti yan yana düşmüşüz, seninle birbirimizden alacak hakkımız yok. tüm hesaplar soruldu, tüm haklar ödendi, kalktım seninle oturduğum her masadan ve kapandı kasa. elimde bir kibrit, yandı yüzüm, yandı her şey. şimdi benimle yüzleşmek istiyorsan; elim yüzüm is değil, elimi yüzümü bilmezsin. aynı göğe bakmadık, aynı yere düşmedik. ben seni tanımam, sen de hatırlarsan beni tanıyamamıştın.
senin bende kusur saydıklarına biri değer bilip kıymet verince zoruma gitmiyor da, senin bende sevdiğin bir şeyi görüp severse biri boğazım yırtılmış gibi acıyor. bende sitem ettiğini başkası baş üstü sayınca dokunmuyor da bana, senin gözlerinin içini güldüren neyim varsa biri onu sen gibi görüp de gülümserse eğer bana, görür de günü güzelleşirse onunla, yani sana kötü gelen neyim varsa birine iyi gelse ağrıtmaz da beni, sana iyi gelen bir yanım olmuşsa ve bu bir başkasına da iyi gelirse işte o vakit şakaklarım zonkluyor. senin uykunu kaçıran birilerine armağan geliyor ne tuhaf bu ama senin ağrını dindirmiş bir tonu varsa sesimin, ona kulak kesildiklerinde diye tadım kaçıyor. anlayınca bende senin anladıklarını, görünce bende senin gördüklerini, ne anlamın kalacak bilmiyorum ki. ben niye böyle bir kız oldum. o kadar çok mu ah ettin bana.
ben birine iyi gelmekten çok korkarım çünkü ilaç değilim ama kan karmadan da bağ kurmayı bilmeyen çocuklarız
sana kötü bir şey olacak. gözlerini kapattığında gözünün önüne gözlerim gelecek ve ıssızda bir bıçak çekilmiş gibi irkileceksin. bu vakte kadar aldığın her yara tanımını değiştirecek. kötü bir şey olacak sana. yemin ederim, bu sikik hüzünlü hallerin yerini sahi bir ızdıraba bırakacak. hayalin gerçek olacak senin, çağırdığın geldi bak; şimdi o buyuracak. bir şey olacak sana, bu yirmi birinci yüzyıl şımarıklığın bir gecede suratına çarpılan tokatla son bulacak. adımın içindeki harflere döndüremeyeceksin o tutuk dilini. sana zarar vereceğim ben. bunu istiyorum ya da buna hevesliyim diye değil. aksine bu oyunun bıkmışıyım. bana bi zararın yok, sana gelecek bir zarardan da kârım yok, içimi yakan yok ki soğutmak için öç kollayayım ama beni yeterince ısıtmıyor oluşun kafii bunu hak etmene. anladın mı. bana zaten istesen de bir kötülük edemezsin. -keşke etseydin, edebilseydin.- ama benim yazgım bu, ben bana yapılanların değil yapılmayanların peşine düşerim. işte sadece, sana kötü bi şey olacak. çünkü sana kötü bir şey olması gerekiyor. tanrıcılık oynayalım mı. söz memnun olacaksın, tanışınca benimle. sana bir zarar vereceğim ben. belki şansın yaver gider de kendine geldikten sonra şu on bir heceyi tutturamadığın aptal şiirlerinde bu defa kim bilir gerçekçi bir his koyarsın ortaya. korkma, bir sıcak çatışmaya benzemez benim çemberim. burası buz gibi ve silahsızın. bir tanrıçanın kızı olduğunu düşündüğün ve aydan parlak, gözlerin kamaşarak baktığın o kız sana adını bahşedecek. sen ucuz iyiliklerin çocuğusun, ömründe böyle hakikatli böyle de ihtişamlı kötülük görmemişsindir. güneş hep arkanda, güya erkeksin ya. ama gece oldu bak, tek bir gölge bulamazsın benim olduğum yerde. yazık, aramayı da akıl edemezsin zaten. merak etme, adı karanlık olan kız sana onu da öğretecek.