Kaybim buyuk, yaram acik,
Yarim kayip, yârim tutsak,
Teni hasta, kalbi hassas,
Kalbim kirik, tenim yasta.
RMH
tumblr dot com
Cosimo Galluzzi
TVSTRANGERTHINGS

shark vs the universe
Game of Thrones Daily
Mike Driver
Three Goblin Art
DEAR READER
Today's Document
Stranger Things
Keni
macklin celebrini has autism
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
almost home

Kaledo Art

No title available

⁂
Xuebing Du
Lint Roller? I Barely Know Her

seen from Australia
seen from United States
seen from T1
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Australia

seen from United States
@fisildayandumanlar
Kaybim buyuk, yaram acik,
Yarim kayip, yârim tutsak,
Teni hasta, kalbi hassas,
Kalbim kirik, tenim yasta.
Neredeyim ben? Hic bir yer evim degil sanki. Ait oldugum heryer aslinda hic ait olmadiklarim. Hicbiryere kimseye ait hissetmiyorum. Herseyi bir kac dakikaligina birakip derin bir nefes almak istiyorum. Hic bir nefes benim degil sanki. Baskasinin cigerlerini dolduruyorum sanki. Yuruyen bir ruhum. Ama kimin neyin ruhu? Bu bedene ait degilim sanki. Aynada gordugum ben degilim sanki. Sen kimsin? Artik taniyamiyorum. Artik sevemiyorum. Derin bir nefes ve derin sukunet arzuluyorum. Aglamak istiyorum, ama aglayamiyorum. Gunler gun gibi gecip gidiyor. Yasiyorum. Ama nerde, kimle, nasil? Bilmiyorum. Her sey yalan sanki. Bazen sevdigim bazen nefret ettigim. Konusmak istemiyorum. Susmak istiyorum. Sozlerim tek ait hissetiklerim. Icim yokki disim olsun. Ben neyim kimim? Bazen cogu kisiye sahibim, aitim. Bazense hickimseye. Bombos hissediyorum. Duygusuz ve gunu atlatmaya calisan bir sinek gibi. Cok sey soyluyorum, dusunmeden konusuyorum. Ama bu gece seni istemiyorum. Istemek istiyorum. Istemiyorum. Cok yorgunum, aglayabilmek istiyorum. Herseyi durdurup bagirmak cagirmak sarki soylemek istiyorum. Utanmadan, gocunmadan gocundurmadan. Kendime ait hissetmek istiyorum. Bu ben ben degilim sanki. Ya da hic olmadigim kadar benim. Belkide beni korkutan sey budur. Yeni ben. Bu benle nasil yasayacagimi bilmiyorum. Butun kalabaligin ortasinda oturup aglamak istiyorum.
Yolculuk
Neredesin dede? Esmer zeytinlerin arkasina saklandin kahvaltiya mi bekliyorsun beni? Cay kasigim oldun da bardagimin kenarlarina dokunmayi mi gozluyorsun? Minik trenlerim oldun da donup dolasip bana mi geliyorsun yine yoksa dede?
Neredesin dede? Kucagin nerede?
Burada odam cok daginik. Gelsen de toplasan be dede. Soylensen bana. Burada aklim cok karisik. Gelsende tutsan elimi be dede. Sarilsan bana. Sevsen beni.
Neredesin dede? 80 yildir her gece uyuyorsun, simdi bosversen uyumasan dede? Sabahlasak seninle, agrin olmasa hep mutlu olsan. Ya da tamam uyu, o sessizligin tam ortasinda duy ama sesimi. Ben de hep dinleyecegim seni.
Iyi yolculuklar dede.
I am leaving. Leaving for good. Leaving everyone and everything behind.
I say.
Not true.
Everything I am, and I have will be packed as well as my clothes. Clothes I say. They too will carry every smell and memory of past. I will forget I say. No I won’t. Everything will remain in the depths of my brain. Wherever I go or whom ever I become, I will be the same. I want to leave this haunted and miserable place of mine I say. I love being here and will miss every corner of it. Soon or later, I will become a part of another community and culture. I am not afraid I say. I am.
Different faces different voices. I will get used to it. Not a problem.
I say.
Not true.
Bu masaya keyifle oturdum ve mutluydum. Güzel şeyler yazmak için geçtim bilgisayar başına. Oysa ne kadar da zor güzel şeylerden bahsetmek. Hayaller herzaman güzel, anlık sevinçler veya içinin huzurlu oluşu. Ama her zaman da acı var yanında. Güzel şeyler yazmaya geçemedim bile acıdan bahsederken az önceki yazımda. İnsan acıdan mı besleniyor sadece acaba? Bizi bu kadar güçsüz yapan belki de budur. Ama ilk defa keyif itti bugün beni yazmaya. Bunlar hakkında konuşamasamda, bu durumdan pek mutlu olduğumu söyleyebilirim. İnsanlık noktasında kendimce bir evrim geçirdim belki de. Burası benim mutsuzluk köşem olmaktan çıktı böylece. Acılar çok, gittikçe çoğalacak. Elden ne gelir ki? Gittiği heryerde acı duyacak bir şey bulabilir insan. Gördüğü evsiz çocuktan, hatrın geçtiği bir sokağa kadar. Hayat kaybetme ve kazanmadan ibaret değil derler. Oysa bence tam terzi. Hayat tamamen bundan ibaret. Kapitalist veya determinant bir görüşle söylemiyorum bunları, tam tersi mutluluğumdan. Ben kendimden bir şeyler kaybettim belki evet, birilerini kaybettim ve ölümü tanıdım belki evet, kaybettim ona da evet. Ama kazanmadın mı? Bir yarış olarak görmüyorum bunu. Ata bindirmiyorum skorları. En güzeli de böyle yaşamak değil mi sizce? İlk zamanki gibi acı ve haz vermez belki kaybedilen ve kazanılan. Ama unutulmaz ki. Unutulur mu? Hafıza kaybı bile önüne geçemez bence bunun. Bir büyüğüm birgün demiştiki, bir alzheimer hastası her şeyi unutur ama odasının baş köşesindeki tablonun ona hissettirdiklerini unutamaz. Gel gitler yaşar belki ama o onun alıştığıdır. Dile getiremese veya gösteremese, tanımlayamasa bile bunu yaşar. Buyüzden onu evinden hiç uzaklaştırmamalı. İnsan kendinden uzaklaşmamalı, insanlığını kapatmamalı. Kaybedilen ve kazananılanlarla yaşamayı öğrenmeli. Bugün bunu diyen bendeniz yarın ne derim bilmem. Belkide gözü yaşlı, bir başına napacağını şaşırmış, 'çok acıyor, ben bununla nasıl yaşayacağım' diye yakınacağım, kim bilir? Ama bunu hayatımın bir noktasında bile tüm farkındalığımla görebilmek, yargılara ve kanılara ulaşabilmek nasıl da güzel bir olgunluk. İnsanlar çok düşündüğümü, çok duygusal olduğumu söylüyorlar. Kendimden kaybettirecek en büyük olgu da bu belki. Nedeni mi? Düşünebilmek, duygularını tanımak en az bilim kadar saygıyı hakediyor. Buna saygı duyulmadığı, şapka çıkarılmadığı sürece ben bu başarımla hep kaybedeceğim aslında. Ama ben kollarımı bacaklarımı bedenimi hissedebildiğim sürece bu insanlardan farklıyım. Bir araç değil bir amaç benim için duygular. En doruğunu yaşayabilmek, tanımak, tecrübe etmek. Bir deneyden farksız. Deneyler yüzyıllarca tekrarlanmış, tanıtılmış, öğretilmiş ve bir farklılık yaratabileceklerine karar verilmiş. Umut ediyorum ki bu iç yolculukta birgün aynen böyle bir konumda tutulur. Şunları yazarken bile nasıl uzaklaşıyorum dünyadan. Bir uzay gemisinde değilim belki evet, madde de kullanmam gerekmedi bunu hissetmek için. En saf ve en içten halimle burdayım. Nerede miyim? Ben nereden bileyim? Kim bilir nerelerdeyim. Belki bir tren istasyonundayım belki bir cafede tek başıma, belki sevdiğime bakarken aklımdan geçenler bunlar. Kitap okumak insanı başka yerlere götürür derler. Denemedim, sevemedim. İnsanların bu başka dünyaları kitap kavramıyla kısıtlaması bile üzücü. E herkes senin gibi yazmayı da sevmiyor olabilir diyeceksiniz şimdi de. Ben de bundan bahsediyorum işte. Ben kısıtlamıyorum, insanlar kendini kısıtlıyor. Bu sözü ederken bile yapabileceklerinin farkında olmalı insan. Benim yaşadığım bu yolculuk sadece yazılarla dile getirebileceğim bir şey. Önemli olan dile getirmek değiş işte. Yaşamak. Yaşamalı. İnsan gerçekten yaşamayı öğrenmeli. Başka bedenlere atlamalı, güneşi her sabah doğma zorunluluğunda bilip onu beklememeli. Kafasını öylesine bir yukarı kaldırmalı ve sadece 'ne güzel birgün' demeli. Perdelerle, gözlüklerle örtmemeli. Ne güzellik varsa bunu bir başına görebilmeli. Ancak böyle parçalarını bir arada tutabilir insan. Acısıyla sevinciyle, ve daha adı konulmamış bir çok hissiyatla. Bize verilen bu alanda ne olacağı bilinmez. Hergün olasılıklarla yaşıyoruz. Korkuya bu kadar alışmış bir insanoğlu bu duyguyu bu kadar dorukta ve içten yaşayabilirken neden diğer duyguları bilemesin ki? Kaybedilenin yerini ne figürler koyarsan koy yerini tutmaz. Ama insan kaybettiği kadar kazanmıştır da ve kazanakacaktır da. Bunu bilmek rahatlatmalı insanı. O anı yaşamalı, belki hiç unutmamalı. Ama önüne baktığında varolanla yaşamalı. Tek ve bilindik duyguların çok daha ötesine taşımalı kendini. Kendini korumalı. Hissetmek yargılanmamalı. Sadece bir kayboluşa ve bir kazanca dayanmamalı. Hala hissedebiliyorken hissetmeli insan. Ve bununla gurur duymalı. Yakını olduğu gibi uzağı da vardır insanın. Elde hiçbir şey hiç kimse yok sanarken veya kendini bu düşünceye zorlarken bile insan uzağındakinin farkındalığında olmalı ve tutunmalı. Var olana tutunmalı. Kendine hatırlatmalı. Değerli olduğunu hatırlamalı. Başka bir insana değilse bile su döktüğü çiçeğe veyahut beslediği kediye köpeğe, tutunmalı. Yaşamayı öğrenmeli ve yapmalı. Kazanılan veya kaybedilen reçetesinde sadece acı ağır basmamalı, hatta ve hatta böyle bir reçete tutulmamalı. Çünkü insan var olduğu sürece karşıt düşünce ve duygulara mahruzdur. Mutsuzken bile gülümsemeye yatkındır. Acı çekme hayattan zevk al diye yazmıyorum bunları yanlış anlamayın. Taş düştü kafama bende yazıyorum işte. Çünkü mutluyum, bu noktada ki bakışım budur. Mutsuzken bakacağım perspektif bambaşka olacaktır ama o da benim için doğrudur. Ama insanın bu kadar çok penceresi olması bir başka işte, deminden beri söylenip durduğum budur.
Good lord came and I cut my hair
Megersem ben vedami kelimelerimle suslerken sen yummak uzere bekleyisteymissin gozlerini. Ne denir bilmem ki babis, sen elinin ayaginin tuttugu, sevdiginin yillardir bekledigi kosene cekildin. Orada mutlu ol, cenetteki ciceklere iyi bak, sen seversin biliyorum. Bizi gozle, dualarini eksik etme. Nerdesin uzaya mi dagildi ruhun yoksa gercekten ilahiyata mi karistin bilmem, seni sevdigimi unutma. Gozlerini bile asilce kapayam cumhuriyet kadini, iyi uykular. Yillar sonra kavusmak uzere.
Veda
26 ocak 2015
Canim aciyor. Bastiriyorum evet, cogu zaman unutuyorum. Ama bikere kalbe degdi mi aci, unutulmaz oluyor. Bugun o gunlerden biri. Unutamiyorum. Su dakikalar aciyi hatirladim. Belki bir saat sonra gulucem, eglenicem ama suan tum gogusume oturdu, aci. Aci. Uzulmek. Aglamak. Gitme diyememek. Kalsin istemek, ama gitmesi gerektigini gormek. Onunde yavas yavas olmesi. Aci. Uzulmek. Aglamak. Veda. Gitme. Git. Bilmiyorum.
E
Beni kaybetmeyi nasil goze aldin bilmiyorum. Bana bakinca nasil kendinden nefret etmedigini. Senin icin hicbirseymisim ben. Hicbirsey. Ondan degersiz, sundan ucuz, bundan yersiz. Hep eksigim senin icin, aklinin ucundan bile gecirmekten usendigin. Ozur dile benden. Bir ozuru hak ediyorum, kalpten bir iki sozu.
Bana ellerini ver hayat seninle guzel
Git
Seninle olmak sensiz olmak kadar cok yakiyor canimi. En guzel anilar gibi en buyuk hayalkirikliklari da hep seninle.Yoruldum artik. Belki biraz sessizlik zamani gelmistir, nerden geldiysen oraya gitmenin.
Bir sonraki
Bir sonraki gune uyanmak istemiyorum. Sabahlari ayri soguk oluyor, aksamlari ise ayri sessiz. Tek basina birakilmamali insanlar aksam vakti. Cok tehlikeli olabiliyor. Dusunceler, akildan gecenler... Bir sonraki gune uyanmak istemiyorum. Biraz mola versek. Bir gun dursam bu zaman diliminde. Yalniz basima. Bir gun mola versem hayata. Bir sonraki gune uyanmak istemiyorum.
Gecmisin Buyuk Finali
Sans birkere de bana catabilir, bir kere de nasil o noktaya gidebilirimden cok nasil oldugum yerde kalirim onu dusunme luksu benim olabilir.
Ask Mesk
Yururken iki kisi tasiyorum ben. Dudaklarin dudaklarimda tenin tenimde.Nereye gitsem ben, nereye gitsem sen.
Koynus Koynusa
Sarilarak uyumak ve kokusuyla uyanmak... Ozledigim en guzel sey.
Yildizlara Layik Degil Ama Yerden Uzakta
Cok uzagim yerden. Ayaklarim gokyuzunu gosteriyor.Saat hep gece, bulutlar hep kus. Ay aydinlatiyor suratimi, gunes bizlere omur. Kokum sinmis bos sokaklara, los isiklarin golgesinde kaliyor. Yalnizligim bugun cok sessiz. Bir cocuk gibi dans ediyor bak su kaldirimda. Ama sessizce. Ve usulca...Bambaska bir yerdeyim ben. Insanlar hic gercek degil. Baktigim herkes, dokundugum her kalp basitlesiyor gozumde. Sagim soluma karismis, bombosluk aklimi karistirmis. Baktigim her manzara ayni. Tek sevdigim sey yasadigim sehir. Yurdum en guzeli. Parmaklarimin ucunda Istanbul. Hissediyorum yillanmisligini ve sahiplenebiliyorum topragini tasini. Sahiplenebildigim tek sey Istanbul. Sadece geceleri nefes alabiliyorum ben. Sabahlari gulmek cok zor. Karanlik sariliyor essiz bedenime. Saklaniyor, en dipte ayak seslerinden en uzakta. Kimseyi istemiyorum yanimda. Beni anlayan yok, olmayacak. Tek dostum dusuncelerim. Kalbimin acisini dinderecek olan yine aklimdan gecirdiklerim. Kontrolum kimsede degil bende. Bencilimde ben. Tek dostum ellerim. Bir de yazamasam… Olmasa kalemim kagidim. Bir kablo uzaklikta en sevdigim muziklerim. Ait oldugum tek yer not defterim. Yalnizligim ayracim.