Bir araba gibi bir fotoğraf makinesi de, olabildiğince otomatik, fırlamaya hazır bir baskın silahı gibi satılır. Halkın beğenisi kolay bir teknolojiye, göze görünmez bir teknolojiye yöneliktir. İmalatçı firmalar müşterilerine, resim çekmenin hiçbir beceri ya da uzman bilgi gerektirmediği, makinenin her şeyi bildiği ve iradenin ufacık bir tepkisine bile uyum sağlayacağı konusunda teminat verirler. Fotoğraf çekmek, kontakt anahtarı çevirmek ya da tetiğe dokunmak kadar basit bir işlemdir.
Silahlar ve arabalar gibi fotoğraf makineleri de, müptelalık yapan fantezi cihazlarıdır. Ancak, sıradan dille reklamcılığın her türlü aşırılıklarına rağmen öldürücü bir yanları yoktur. Arabaları silahlarla aynı şekilde pazarlayan hiperbolde, en azından şu derecede bir gerçeklik yatar: Savaş dönemlerini saymazsak, arabalar silahlardan daha çok sayıda insan öldürmüştür. 'Fotoğraf makinesi' silahıysa öldürmez, dolayısıyla bu uğursuz metafor -tıpkı bir erkeğin iki bacağı arasında bir silah, bıçak ya da alet taşıyor olduğu fantezisine benzer bir şekilde- bir blöf olmaktan öteye geçmemiştir. Yine de, fotoğraf çekme hareketinde hoyratça bir taraf bulunduğunu yadsımak mümkün değildir. İnsanların fotoğraflarını çekmek aslında, onlara kendilerinin kendilerine asla bakmadıkları şekilde bakarak, onlar hakkında kendilerinin asla sahip olamayacakları bir bilgi edinmiş olarak hürmetsizlik etmek anlamına gelir; yani, insanların fotoğraflarını çekmek, onları, sembolik yolla sahip olunabilecek nesnelere dönüştürür. Tıpkı fotoğraf makinesinin silahın yüceltilmiş bir hali olması gibi, birinin fotoğrafını çekmek de yüce bir cinayet (kederli, korku dolu bir zamana yaraşır bir yumuşak cinayet) işleme ayarındadır.
İnsanlar süreç içinde, gün geçtikçe daha fazla görüntü şokuna uğratılmış bir dünyada yaşıyor olmanın bedelini ödercesine, saldırgan eğilimlerini silaha sarılmaktan ziyade, daha çok fotoğraf makineleriyle dışa vurmayı öğrenebilirler. (...) Yirminci yüzyıla girildiği zamanın Londra'sında Samuel Butler, "Kimi yiyip yutsam dercesine durmadan kükreyerek etrafına bakınan aslanlar gibi, her çalılığın içinden bir fotoğrafçı fırlıyor," şikayetinde bulunuyordu.
Susan Sontag, Fotoğraf Üzerine (On Photography), S. 16, 17, 18 © 1973, 1974, 1977; Susan Sontag İngilizce'den çeviren: Osman Akınhay Agora Kitaplığı, © 2010 İkinci Basım: Şubat 2011 #susansontag #fotografuzerine #onphotography #fotografcekmek #fotograf #goruntu #fotografci #profesyonelfotografci #fotografik #goruntukulturu #fotografmakinesi #sanat #toplumsalrituel #sanatformu #eglence #kitleselsanatformu #fotograf #gerceklik #gercekligiyorumlamak #fotografmakinesi #ölümsüzlük #goruntu #fotografingucu #zamanindondurulmasi #fotografinzamanidurdurmasi #guzellikkanonlari #kopukanlar #gercekler #kaydadeger #anlamaihtiyacimiz #fotografadina #humanistiddialar #fotografmakinesiningercekligi #humanizm #fotografadina #fotografcekmedurtusu #goruntusoku

















