huyunu, suyunu ezbere bildiğin insanı, içinden kazıyarak atıyorsun
(via teselliyi-birak-sigara-ver)
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Noah Kahan
macklin celebrini has autism
RMH
EXPECTATIONS
Three Goblin Art
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Game of Thrones Daily

★
we're not kids anymore.
untitled

Origami Around
Show & Tell
Mike Driver
h
NASA

Kiana Khansmith
YOU ARE THE REASON
KIROKAZE
Cosimo Galluzzi

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Pakistan
seen from United States
seen from Italy
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Pakistan

seen from Malaysia
seen from Kazakhstan

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Saudi Arabia
seen from United Kingdom
seen from Bangladesh
seen from Greece
seen from Iraq
seen from Argentina
@franzstefan-blog
huyunu, suyunu ezbere bildiğin insanı, içinden kazıyarak atıyorsun
(via teselliyi-birak-sigara-ver)
kursağımda kaç intihar kaldı mesela.. peki sıkamadığım kaç kurşun dizildi boğazıma...
Eğer bir gün canını sıkarlarsa ve senin gidecek bir yerin olmazsa beni ara. Çünkü sana kapı eşiğinde kalmanın ölmekten beter olduğunu göstermek en çok benim hakkım.
Şu anda hiçbir şey mümkün değil. Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzağım ben. Şu anda sadece yalnızlık ve kahır
A. Kadir (via yeni-edebiyat)
Nefrete sevgiden fazla güvenirim. Çünkü, nefretin sahtesi olmaz!
Dostoyevski (via fthlc)
Seni benden daha iyi anlatsınlar da susayım.
Bir arkadaşımın hikayesi şöyle başlıyor: “Onu ilk gördüğümde aşık olduğum kadın olduğunu anlamıştım.” Adını vermeden anlatmak istedim. Kız bir kafede çalışırken tanışıyorlar. Çünkü arkadaşımın üzerine kahvenin yanında getirilen sulardan birini döküyor. Filmlerdeki gibi yani :)
O günden sonra arkadaşım iş saatlerini öğreniyor. Tam onun işten çıkacağı zamanlarda kafeye gidiyor, oturuyor. Hep aynı masa, aynı duruş, aynı oturuş. Kendisini ilk görüşte tanısın diye onunla ilk bakıştığı andaki gibi oturmaya çalışıyor. Ne ince hareket…
Bir müddet sonra arkadaşım ve kız tanışıyorlar. Konuşmaya başlıyorlar. Arkadaşım artık o kafeye oturmaya değil; onu çıkışta almaya gidiyor. Tabii bu sürede arkadaşımı arkadaşlarıyla tanıştırıyor. Bunlardan birisi X. Patronun oğlu.
Arkadaşıma X kişini çok sevdiğini, değer verdiğini ve onun sayesinde bu işte çalıştığını söylüyor. Arkadaşım da durumun böyle olduğunu anlayınca X kişini içten içe seviyor. Çünkü sevdiği kadına destek olmuş. Mutlu oluyor tabii. Kim mutlu olmaz ki?
Bir ay sonra arkadaşım 2 kişiyle daha tanışıyor. Bunlardan biri sevdiği kadının en yakın kız arkadaşı. Her şeyi birlikte yapıyorlar. Her yere birlikte gidiyorlar. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor bu kızla. Buna Y diyorum ben. Y çok iyi bir insan arkadaşıma göre. Çünkü ne zaman bir hediye alsa Y’ye danışıyor arkadaşım.
Diğerinin adı Z. Diğerlerinden farklı olarak Z arkadaşımın sevdiği kadının en iyi erkek arkadaşlarından biri. Eskiden komşularmış. Bu yüzden Z ne olsa koşarmış hep. Değerli bir insanmış arkadaşımın anlattığına göre. Onu da ayrı sevmiş tabii.
Aradan aylar geçiyor. Arkadaşım ne zaman kafeye gitse kız arkadaşı iş çıkışı X ile oturuyor, sohbet ediyor, gülüyor, eğleniyor. Tabii mutlu oluyor. Bu aylar içerisinde Y ile konuşuyor arkadaşım. Y ile araları muhteşem. Yine bu zaman içerisinde sevdiği kadın ara sıra Z ile dışarı çıkıyor. Bazen bi’ kafede oturuyor, bazen bi’ parkta. Ne fark eder ki? Zaman geçiriyorlar ve Z’nin yanından kız arkadaşını ne zaman almaya gitse sarılıyor ikisi.
Bir müddet sonra bir iş çıkışı yine kafeye gidiyor arkadaşım. Sevdiği, aşık olduğu kadını işten alıyor. X’e selam veriyor ve yol boyunca biraz yürüyorlar. Bu sırada telefona bir mesaj geliyor. Arkadaşım kim diye soruyor. Kız arkadaşı X diyor. Ne diyor diye sorunca mesajı açıyor kız arkadaşı. Mesajda aynen şu yazıyor: “Hani o olmasaydı ve sen beni isteseydin çok güzel olurduk demiştin ya, bunu çok düşündüm.”
Arkadaşım mesajı okuyunca yıkılıyor tabii. Bu radikal bir yıkılış. O anda bitiriyor her şeyi. O gün anlıyor ki herkes anlattığı kadar güzel, herkesin etrafındaki insanlar da onların anlattığı kadar… Bir daha da kimseye güvenmiyor. Çünkü insanların asla anlattıkları kadar olmadıklarını çok iyi anlıyor.
Hikayenin bir de devamı var. Aradan bir yıl kadar bir zaman geçiyor. Orası da ayrı bir olay. İnsana “yok artık” dedirtiyor. O kısmı da daha fazla uzatmayıp Instagram profilimde paylaştım. Merak edenler okuyabilir. Instagram: wmkaandogan
Affetmek istediğiniz o insan sizi güzel sevmeyi becerememişti. Unutmayın.
(via sevgisizgeceler)
Her şey ilmek ilmek işlenir hayatta; Hepsinin bir sırası vardır... ve hepsinin doğru zamanları...
ulan biri bana iyilik yaptığında minnet duygusundan deliriyorum,siz size yapılan onca şeye nasıl bu kadar ihanet edebiliyorsunuz.
Kadın: Seni istemiyorum -deli gibi seviyorum ama- git.
Adam: Haklısın -lütfen gitme de- kendine iyi bak.
Bağırıp çağırmadığın, bak bu zoruma gidiyor diyemediğin her şey seni bu saatlerde balkonda oturtuyor, dişini sıka sıka susuyorsun.
"Kapattım o defteri" dediğim her defteri aslında rafa kaldırıp defalarca daha okudum. İnsan bazı şeyleri iyice anlasa dahi kabullenemiyor.
Morarmış göz altlarımızı, görmesi gerekenler hiçbir zaman görmedi. Biz hep aynada kendi gözlerimizin içine baktık.
O'na sözler. ( via umutsuzgenc )