Seninle birlikte bir gün çay içmeliyiz,
çünkü çayın huzurundaki yalansız ve sade bakışlarına ihtiyacım var.
Gitme demiyorum, yine git.
Nasılsa gittiğin her yere benden bir parça götüreceksin.
Biliyorum üzüldüğün anlarda olacak, üzüleceksin ve hayatın çemberinden çıkmak isteyeceksin.
Benim başıma da geldi bunlar, üzüldüm, çıkmak isteğim hayatın, aslında benim olmadığını öğrendim.
İşin acı yanı ise, bir fiil hala seni sevmeye devam ettim.
Seninle birlikte bir gün çay içmeliyiz, senin gözlerine bakıp, en suskun çığlıklarımı bağırmalıyım sana, seni anlatan o bakışlarımı ve seni karamsar bırakan o insanları bir bir öldürmeliyim mesela…
Kalbindeki insanlardan başlayabilirim bu işe, bir şiir yazarım, muska olur onlara ve hayatlarında görmedikleri bir sevgiyle seni severim, kahrolur onlar bu defa.
Sevmek dünyayı güzelleştirir ve utanma ile birleşirse birde, dünyanın en insanı güzeli odur bence…
Güzellik ürünleri insanı güzelleştirmez, cildi güzelleştirir, sevmektir insanı güzelleştiren. Bak bunu kimse bilmez.
Sadece bir göz kırpman yeterli bana, o insanları öldürmem için.
Biliyorum suç bunlar,
ama bana bakarsan sevdim bende, benim suçum daha ağır ve daha berbat.
Bir öğrenci suskunluğu var üzerimde, kurtulmam an meselesi, yardım et, yar’am ağır.
Yaramaz çocukların yarası gibi hem de, acı veriyor bana, acılarımla bırakma beni, yazamıyorum artık sana, seni anlatan cümlelerim sona erdi.
Bak yineliyorum, gitme demiyorum sana, yine git.
Ama gittiğin her yer buradan daha berbat.
İnan bana..
Gel kurtar bendeki seni, öyle git.
Çünkü ben bana yetmiyorum, yetemiyorum, birde sen varsın, inan senin yükünü taşıyamıyorum.
Yardım et…
Çünkü ben, seninle bir ömür çay içmek istiyorum.
Allah’ım büyüksün, lütfet…