Ben hep ilaçlarla mutlu olmak zorunda mıyım?
Not today Justin

PR's Tumblrdome
I'd rather be in outer space 🛸

bliss lane
NASA
𓃗
Sade Olutola
Monterey Bay Aquarium
sheepfilms
macklin celebrini has autism
noise dept.
tumblr dot com

blake kathryn
will byers stan first human second

gracie abrams
Lint Roller? I Barely Know Her

roma★
🪼

JVL

ellievsbear

seen from United States

seen from T1

seen from United States

seen from Belgium
seen from United States
seen from Bangladesh

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Greece
seen from Ecuador

seen from Italy
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Italy
seen from United States
@garipleryakar
Ben hep ilaçlarla mutlu olmak zorunda mıyım?
Geldim işte o metropol şehire. Kaç yıl geçmesine rağmen anılar silinmemiş. Her ilçede her oturduğumuz bankta oluşan anılar nasıl silinebilir? İnsan kafasından nasıl atabilir o kadar şeyi? Bak kasımda tekrar gelmeyi düşünüyordum ama biletimi şimdiden iptal ettim. Nasıl sever tekrar insan bir şehri? Nasıl alışır tekrar insan evim dediği yere?
Her güne büyük hayal kırıklıklığıyla başlamak ve gün içinde güncellenen hayal kırıklıkları. Odanda loş bir ışıkta oturup sessiz çığlıklarını kimsenin duymaması. Nelerle mücadele ettiğini kimsenin bilmemesi. Bunları bastırmak için kaç tane sigara içtiğini sayamamak. Ne zaman bitecek bu? Oğlum içim sıkılıyor içim! İçimdeki bu illeti be söküp nasıl atacağın lan ben!
Buraya sen alıştırmıştın beni. Daha sonra nasıl sigaraya alışıpta zaman zaman ara verip bıraktığım gibi tekrar tekrar gelip buraya içimi döküyordum. İşte tekrar buradayım. Oluşturduğun playlistlerden başka yerden haber alamıyordum. Tekrar playlistine baktığım gecelerden birindeyim. Neden tam bir ara vermedin sigaraya be çocuk? Neden görmek zorundaydın o düğün playlistini. Gelde ara ver şimdi verebiliyorsan. Gelde uyu uyuyabilirsen. Gelde çöpe at fotoğrafını, söz verdiğin sakladığın saç telini.
İçimdeki umutsuzluğu nasıl atacağım ben? Dünyanın neresine gidersem gideyim bu değişmeyecek biliyorum. Yoksa artık sona mı yaklaşıyorum veya kendimi sona mı hazırlıyorum bilmiyorum. Hiçbir şey bana neşe vermiyor artık. Nasıl acısız göçüp gidebilirim bu dünyadan?
Ah aşk, bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra dağıldığı an!
Bir şeyleri kaybedeli çok oldu ama sen bunu kabullenmek istemedin. O şeyi bulmak için her dolaba, her yastığın altına bakmaktan vazgeçmedin. Ama nereye koyduysan oradadır diye düşünmedin. Onu bulunca da eski hevesinin kalmadığını anladın ve çöpe attın. Daha sonra bir gün ona çok ihtiyacın olduğunu da anladın ama onu çoktan çöpe atmıştın.
Avazım çıktığı kadar bağırasım var ama susacağım. Bir gün elbet her şeyin hesabı sorulacak, kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak. Ben yoluma devam edeceğim. Tüm kahpeliklere rağmen her zaman devam edeceğim. Benim kendimden başka sığınağım yok.
İnsanlara zayıf yanını göstermeyeceksin. Kırıldığını,darıldığını göstermeyeceksin. Acı çektiğini bile göstermeyeceksin ya! Git evine veya odana istediğin kadar üzül ama her gün çok güçlü bir insan olarak yine çık o kapıdan. Kimse senin neye üzüldüğün ile inan ilgilenmiyor.
Her gün şok üzerine şok yaşıyorum artık. İnsanı gerçekten karşılıksız sevebilecek tek kişi annedir. Güvenebileceğin tek kişi ailen ve aynada gördüğündür.
Benim bütün gerçek dostlarım bırakıp geldiğim yerdeymiş meğer. Nasıl bu kadar kötü insanın içine düştüm bilmiyorum. Veya ben mi her zaman iyiydim? Nasıl insanlar bu kadar kötü olabildi? Gün geçtikçe insan sorguluyor geleceğin daha mı kötü olacağını veya bunca yıldır çekilen acıların güzel şeyler getireceğini.
Güvenebileceğim kişi sayısı gün geçtikçe daha çok azalıyor. Daha çok yalnızlaşıyorum ya da kendimi yalnızlaştırıyorum. Sahi insanlar her zaman böyle miydi? Yoksa ben mi kandırdım kendimi bunca yıldır? Nasıl bir ölü gibi ortalıkta dolaşabiliyor insan? Nasıl da tepkisiz kalmaya başlıyor etrafında olup biten olaylara?
Biliyor musun? Aynaya baktığım kişiden başka güvenebileceğim kimse yokmuş. Bunca yıl nasıl tırnaklarımla kazıya kazıya, acı çeke çeke geldiysem bugünlere, bundan sonra da aynı şekilde her şeyi atlatmam lazım. Benim kendimden başka kimsem yok. Biraz daha dayan yüreğim. Geçti gitti diyeceğiz.
Artık seni o durakta o caddede o dar geçitli sokakta göremeyeceğim için bir burukluk hissetmiyor değilim tabii. Ama ömrümün sonuna kadar da bekleyemezdim. Bana biraz umut verseydin bekleyebilirdim ,hayatımızın bir noktasında herhangi bir iletişim kuramadık. Hayret, nasıl olduysa hiçbir yerde karşılaşamadık bir de. Karşılaşsaydık beş dakika olsa bile maziyi anardık ufak bir sohbet ile. Ufak sohbetten bir şeyler yakalardık belki de. Eskiden olduğu gibi, gözlerim kısılarak tebessümümü belli ederdi sana. Neyse, en son aldığım haberlere göre nişanlanmışsın. Umarım her şey güzel yüreğin gibi, güzelliğin gibi, dilediğin gibi olur. Elveda.
Her şeyi boşverdim. Kendimi affedeceğim bir durum yok. Ben her zaman vicdanlı bir şekilde yaşadım. Sadece karşıma doğru insanlar çıkmadı. Doğru kişi sandığım bütün insanlara güvenmem benim suçum değildi. Bu yüzden bundan dolayı mutsuzluk duymuyorum ve herkesi vicdanıyla baş başa bırakıyorum.
Bu aralar inanılmaz bir çıkmazın içindeyim. Sanki beni karanlık bir odaya atmışlarda üzerime üç tane kapıyı kilitlemişler. Bir aydınlık arıyorum, çiçeklerin nasıl yaşamını sürdürebilmesi için aydınlığa ihtiyacı varsa kendime öyle bir aydınlık arıyorum. Bu aralar çok fazla ağlamaya ihtiyacım var. Nasıl bir şehir karanlık bulutlara teslim olmuş yağmur yağsa rahatlayacaksa, benim de gözlerime öyle bir yağış lazım. Nasıl dilsiz bir insan acılarını dile getiremiyorsa benim de o şekilde haykırmam lazım. Ama yapamıyorum
İrlanda’ya yerleşmenin -tam olarak bunu zaman gösterecek- ilk adımları atıldı. Başlarda ilginç bir şekilde kendimi şoka uğramış gibi hissettim. İstanbul gibi hareketli şehirden gelmem bunun en büyük etkenlerinden biri. Asla durmayan ulaşım ağı, asla durmayan insan trafiği ve asla bitmeyen tanıdık görme durumları. Şimdilik geleli 27 gün oldu arada sırada burayı kullanacağım.
Bazen bazı insanlar bazılaşır. Bazen bazı insanlar bayatlaşır.