Yara dikiş tutmazdı çünkü yara, iple kavuşmazdı. Tutturduğun yara bandı ise sadece kapanmasını sağlardı. Yara hiç yok olmazdı. Üstelik kabuk bağlasa da hep kanardı.
untitled

Origami Around
Show & Tell
Mike Driver
h
NASA

Kiana Khansmith
YOU ARE THE REASON
KIROKAZE
Cosimo Galluzzi
Misplaced Lens Cap
hello vonnie
𓃗
One Nice Bug Per Day
No title available

ellievsbear

★
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
todays bird

titsay

seen from United States
seen from Romania
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States

seen from Canada
seen from Brazil

seen from China

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from France

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United States

seen from Singapore
seen from Germany
@geceden-biri
Yara dikiş tutmazdı çünkü yara, iple kavuşmazdı. Tutturduğun yara bandı ise sadece kapanmasını sağlardı. Yara hiç yok olmazdı. Üstelik kabuk bağlasa da hep kanardı.
İçimde birden fazla duygu var. Hüzün, acı, olmayan şeylerin serzenişliği. Ama en çok da boşluk hissi var. Ve ben bu boşluğu hiç bir zaman dolduramayıp, yavaş yavaş tükenmeye başladım.🍂
Ve tüm siyahlıklarımın içinde tek beyaz ışığım, karanlığıma zifiri tutmamış ayım..🌙
Gecenin karanlığını gökteki yıldızlar aydınlatabiliyorken, benim gün yüzünde bile karanlığa zifiri tutmuş içimi hiç birşey aydınlatamıyordu. Çünkü biz önce parlayan, sonra ise sönüp tekrar yanamayanlardandık..
Önümde bir yol var. Kısa mı, uzun mu belli değil. Başında mıyım yoksa sonuna yaklaşmakta mıyım belli değil. Önümde bir yol var dikenli mi, çiçeklerle mi dolu belli değil. Aslında yola çıkıp ya da çıkmayacağım bile belli değil. Kısacası hayatta böyle. Her anımız hep bir belirsizlik ve belkilerle iç içe..
Hayat inişli çıkışlı bir yol gibidir. Ve yoldan ne zaman çıkacağını ya da yolunun hangi vakitte düzeleceğini bilemezsin. Bu yüzden önemli olan yol değildir aslında. Senin iradendir, tüm zorluğa göğüs gerebilmendir. Düştüğünde her defasında ayağa kalkabilmektir. Her kalkışının sonucun da yine düştükten sonra pes etmemektir. Demem o ki hayat bir savaştır, savaşmaktan vazgeçmeyin.
Hâlâ bazı şarkılar da seni buluyorum, dinlerken geliyorsun zamansız aklıma. Sonra gitmek de bilmiyorsun. Ve teker teker hatırlatıyorsun anıları, geçiyor hepsi gözümün önünden. Sonra içli bir nefes çekiyorum. Çünkü o an nefes almaya ihtiyacım oluyor. Ve soluduğum hava da o an seni soluyorum mesela. Sonra, sonrasında ne mi oluyor? Yüzümde buruk bir gülümseme. Çünkü sen ve ben maziden ötesi değiliz. Çünkü sen ve ben olanaksızız, hatta belki hiç de olamadık..
Hiç canımı yakmayıp, hep gülen yüzünle bakıcaksın sanmıştım bana. Ne de çok yanılmışım oysa..
İçim, ağzına kadar doldurulmuş bardakta ki su gibi. Bir damla dahi düşse taşıp etrafına dağılıp, az da olsa eksilip, her şeyden kurtulmayı bekler gibi. Öyle dolu, öyle çaresiz..
Bazı insanların kanatları kırıktır. Ve ben nerede görsem tanırım onları. Çünkü ruhu sevgiye doymamış insanların, eksiktir hep bir yanı..
Ben unuttum sanırken oysa sen hep benimleymişsin. Fakat yıkılmış bir bina, hiç okunmamak üzere kapatılan bir kitap ve değeri kalmayıp atılmamış bir eşya gibi saklanmışsın içimde. Öyle önemsiz, öyle değersizce. Ve artık seni değerli kılan hiç bir şey yok bende. Çünkü hükmün kalmadı artık kalbimde.
Bazen ışıklarımızın sönmesi gerekir. Karanlıkta kalıp, ruhumuzu tanımak için. Bazen ağlamak gerekir. Daha çok gülebilmek için. Bazen kaybolmak gerekir. Tekrar bulunabilmek için. Ve ben kayboldum. Senin beni bulabilmen için..
Sabah oldu, güneş doğdu ama içim hala gece gibi. Çünkü insan bazen aydınlıktayken bile karanlığı yaşar..
Parlamayan her şey gece olduğunda yok olmaya mahkumdur..
Bazen bazı anlar vardır. Susarsın sadece, konuşmak gelmez içinden. Zaten konuşsanda ne anlatacaksın ki ya da insanlar ne kadarını anlamak için uğraşacak. Ben diyeyim hiç biri, hiç bir kelimenizi dahi anlayamaya çalışmayacak. İşte tam da bu yüzden susuyorum artık. Hem ben bunlara alıştım. Susuyorken bile aslında içimden bağıra bağıra konuşmaya, boğazımda oluşan yumrulara ve en çokta içime hep atmaya ..
İnsan bir yapboz gibidir. Kiminin ruhu, kiminin duyguları, kiminin ise benliği tamamlanamayan eksik bir parça olarak kalır içinde. Ve onu hep arar ömrünce. Kimi bulur tamamlar. Kimi ise bulamaz yaşar, gider kaderince. Ve hepimiz birgün o doğru yapboz parçasını bulmak dileğiyle...
İçimde ki çocuk düşe kalka, dizleri kanaya kanaya öğrendi büyümeyi. Oysa ne de çok isterdi. Elinin tutulmasını, başının okşanılmasını ve yürekten sevilmeyi.
Kafamda, ruhum gibi karmakarışık. Ve ben bu durumu aşamıyorum..