Mum: alıngan. Kendi ateşiyle kendini yok eden yumuşakça. Erimek üzere varsın, kaderine inanırsın Ölürken fark edilmez, ışığın solduğu zamansın.
Hiçbir aşk titremez sonsuza değin Bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum Ve insan acıdan ölür bir gün.
[A candle: tender. Softly consuming itself with its own flame. You believe in your fate, you’re about to melt, the time that light fades, dying unnoticed.
No love trembles forever. A candle dies of its lost entirety And some day man dies of pain.]
—birhan keskin, “cinayet kışı: iii [the winter of murder: iii]”
















