Color Me Curious
Not today Justin

bliss lane
★

tannertan36
almost home

❣ Chile in a Photography ❣
sheepfilms
Lint Roller? I Barely Know Her

if i look back, i am lost
Show & Tell

Jar Jar Binks Fan Club
Game of Thrones Daily
NASA

#extradirty
Cookie Run:Kingdom Official!

Product Placement
Phantogram Three
occasionally subtle
KIROKAZE
seen from Uzbekistan

seen from China

seen from Libya

seen from Albania

seen from Malaysia

seen from Italy

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from United States

seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from Venezuela

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Austria

seen from Malaysia

seen from Romania

seen from Türkiye

seen from Germany
@hayallerimintitanigi
sen insanlar nasıl ölür bilir misin züleyha?
işte bir anda çekip giderler,öyle.
din kişisel, Atatürk ulusaldır.
"Yaşatmak için, yaşamam gerekiyordu.."
Ben Melek İpek, 7 Ocak gecesi 12 yıllık eşim tarafından çıplak bir şekilde kelepçelenerek hâlsiz kalana dek şiddet gördüm. Komşularım, “başlarına bir şey gelebilir” korkusuyla kapımı dahi çalmadılar ve bunun gerekçesini de "aile içinde yaşanan olaylara karışılmaz"a bağladılar. Çektiğim işkenceden dolayı baygınlık geçirdim. Yıllarca yaşadığım bu şiddete çocuklarım için sessiz kaldım, sessiz de kalmalıydım çünkü öyle öğretti büyüklerimiz, öyle gördük annemizden.. Eşindir sus dediler, eşindir döver de sever de dediler, bir kadının yeri ancak kocasının yanıdır dediler.
O gece eşim iki çocuğumu ve kendisini öldüreceğini söyleyerek evden çıktı. 7 ve 9 yaşlarındaki küçük kızlarımın çaresizliğini ve korkularını gördüm körpe gözlerinde. Ben bir anneyim. Yaşatmak için yaşayan bir anneyim.
Eşim, bir iki saat sonra eve geldiğinde elimdeki av tüfeğiyle vurdum, yılların eziyeti söküldü ruhumdan, iki çocuğumun sigortasını imzaladım o an.
Siz beni kasten adam öldürmekten yargılıyorsunuz, bense cezaevinde geçirdiğim 27 rahat gecenin huzurunu. Benim kaderimi yaşamayacak iki çocuğumun rahatını. Çünkü onlara kimse dokunamayacak.
Ben bir anneyim, gerekirse yaşamam, yaşatırım.
Siz 7 Ocak gecesi sadece boşanmak istediğim için yatağın kenarında, dizlerimin üzerine çöktürüp şakağıma av tüfeğini dayayan, “seni öldüreceğim şehadet getir” diyen eşime üzüleceksiniz, belki çocuklarımı babasız bıraktığımı söyleyeceksiniz.
Oysa bilemeyeceksiniz, adalet suskun, adalet dilsiz, adalet sessiz.
Ben bilmem hiç kendimi korumak zorunda kalmadım.
Tek kurtuluşum benim olmayan hayatı sonlandırmaktı
Ben Emine Akçay Adana / Seyhan da yaşayan 26 yaşında iki çocuk annesiyim. 2005 yılın da görücü usulü ile evlendirilidim. 2006 yılın da ilk çocuğum İsa 2011 yılın da ikinci çocuğum Kardelen doğdu. Eşim bir yıla aşkın süredir işsiz ve ben 7 ay önce doğurduğum ikinci çocuğum dolayısıyla çalıştığım tarım işini hamilelik ve doğum nedeniyle bırakmak zorunda kaldım. Bu süreçte bir gelir kaynağım yoktu ve ev kiram bir kenarda dursun evimde üç gündür yemek pişmiyordu. Bir anne olarak çocuklarını doyuramamak o kadar canımı yakıyordu ki. Bi zaman sonra çocuklarımı ısıtamadım bile, eşim deseniz bana kalan mirası türlü türlü mekanlarda kadınlarla harcıyordu. Tam 80.000 türk lirası. Sesini çıkartamadın mı? diyeceksiniz belki. Eğer canınızdan çok sevdiğiniz çocuklarınız karşısında öldüresiye şiddet görseydiniz, bırakın ses çıkarmayı kılınızı kıbırdatamazdınız. Evlatlarım her şeyim ve onları benden alacağını söylüyordu. Hiçbir yolum yoktu , riske atmazdım. Bir gün çocuklarım tirtir titrerken cebimde ki son 6 lirayla oduncuya gittim. Oduncu bana ‘ bacım bu paraya odun gelir mi’ dedi. Haklıydı, nerde görülmüştü 6 liraya odun ? yalvardım, ayaklarıma kapan dese kapanırdım. Çocuklarım söz konusuydu, canımı istese verebilecek durumdaydım. Isınamazlarsa canım bitecekti, çocuklarım soğuktan ölecekti zaten. Sonun da oduncu bir çuval odunu herhangi bir ücret almadan bana verdi. Sırtladım odunu hızla çocuklarımın yanına gittim. Gidene kadar aldığım da kupkuru olan odunlar ıslanmıştı. Kurutmaya çalıştım, yanmadı. Iki lastiği birbirine tutuşturup yakmaya çalıştım. Yine olmadı. Son çare saç kurutma makinasını çalıştırıp, verdim oğlumun minicik ellerine. Yan odaya geçtim, tavanda ki salıncak demirine baktım. Ben bi anne olamadım. Ben çocuklarıma bakamadım. Her gün olan tek şey yediğim dayaktı. Öyle bir çekilmez hal aldı ki bu dünya benim için, sadece çocuklarım için yaşıyordum, onların her gün bir önceki güne göre daha çok bitik halini görmek istemedim, dayanamazdım ki, bu kadar dayanabildim çocuklarım, ne olur beni affedin. Ben yokken belki sizi sahiplenirler ve daha kötüsü olamaycak bu hayattan kurtulursunuz. Sizi çok seviyorum. Yan odada ki o salıncak demirine bir ip bağlayıp orada yaşamıma son verdim.
Ben bi çocuğu düşünmek zorunda olmadım
"Çocuk hiç olmadım zaten.."
Ben Nazlı Doğan, 13 yaşında evlendirilip Almanya'ya gitmek zorunda bırakılan çocuk gelin Nazlı Doğan.
Yalnızca 13 yaşındayken "çocuk gelin" oldum. Küçükken tek hayalim okumaktı, okumayı çok seviyordum. Okul benim için bir aşktı, tıpkı bir kız çocuğunun babasına duyduğu aşk gibi. Her şey aniden oldu. Hafta başı beni istemeye geldiler, hafta sonu ben gelin oldum. Bana yükledikleri sıfat sırıtıyordu üstümde, taşıyamıyordum. Ailemi elimden aldıkları gibi çocukluğumu da öldürmüşlerdi üstüme yapıştırdıkları sıfatla. Evlendirildiğim kişi de çocuktu. Yaşı benimle denk olduğu için onu hiç bir koca, bir eş olarak göremedim. Evlenmenin bir karı-koca ilişkisi olduğunu bilmiyordum ki, adı üstünde çocuktum işte. 1500 mark başlık parası, 13 yaşında bir kız çocuğu ve kurtarılacağı vadedilen bir hayat...
Evlendirildiğim gece bana yapmak istedikleri şeye izin vermedim, gecenin sonu hastanede bitti. Benim bakire olduğumu onaylamak için kontrol yaptırdılar. O raporla beraber tekrar gelin oldum. 3 yıl bir yere gidemedim, ev hapsinde tutuldum. Hata yapıyordum onlara göre. Onların kuralları, yasakları vardı. Aksini yaparsam fiziksel şiddet görüyordum.
Hamile kaldığımda 14 yaşındaydım. İki çocuk bir araya gelmiş ve dünyaya yeni bir çocuk getirmeye hazırlanıyorduk. Çocuktum, bir gecede kadın, bir gecede gelin, ve bir gecede anne oldum. 4 sıfat 15 yaşında birdenbire omuzlarına yüklenmişti.
Çocuk gelin olmak ruhen ölmemeye direnmek demek. Ben hiç savaşmadım, hep direndim. Çocuk gelinler olarak bilinmeyenin, karanlığın arkasında kaldık, bırakıldık. Aslında olmadığımız sıfatı üstümüze yükleyip, bizden beklediklerini karşılayamadığımızda yaşadığımız hayal kırıklıklarını, bizi içten içe nasıl öldürdüklerini görün istedim. Her zaman arkanızda ve yanınızda destekçinizim güzel kızlarım. Bu dünya çok karanlık ve tek ışık sizsiniz. Sakın ışığınızı söndürmeyin. Hoşça kalın. :)
Hiç evlendirilmedim, evde dayak görmedim.
"Yaşamak yalnızca hayatta kalmak değildir."
Ben Melike Amel, bir LGBT bireyiyim. Yıllardır toplumun zorbalıklarına ve baskısına maruz kalan, insanların tanımadan sırf cinsel yönelimi farklı diye"sapkın, hastalıklı" olarak nitelendirip nefret kustuğu bireylerdenim. Homofobik bir toplumun baskısından anneme sığınmak ve ondan destek görmek istedim. En çok desteğini beklediğim insan bana sırtını döndü, canımı yakan yine canım oldu. Telefonumu parçaladı ve beni kendi evimde kendi odama zorla hapsederek, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bıraktı. Tüm duygularım birbirine karışmış vaziyetteydi, korkuyordum ve ne yapacağımı bilmiyordum.
Sosyal medya aracılığıyla yaşadığım durumu belirterek yardım istedim. Bir kesim yaşadığım fiziksel ve psikolojik şiddeti görmezden gelerek, cinsel yönelimim farklı olduğu için bana kin kustu, beni ötekileştirdi. Kimseye zarar vermeden kendim gibi yaşamayı bana uygun görmediler. Beni " hastalıklı" olarak nitelendirdiler. Hastalık? Sevgi, hiçbir zaman hastalık sayılamaz. Çoğunluğu homofobik bir topluma rağmen kendi benliğimi saklamadığım ve kendim gibi yaşamak istediğim için "hastalıklı" olarak nitelendirilemem, kimsenin buna hakkı yok. Ben de bu toplumun bir parçasıyım ve en önemlisi bir insanım. Herkes gibi baskı ve zorbalıklardan uzak, huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorum. Nefret kültürü yaygın olsada kendim gibi yaşamaya ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğim.
Kendi evimde, kendi odama zorla hapsedilmedim.
Babam beni öldürmezdi...
Merhaba, bugün bunları siz okuyorken, sizlere sadece dinlediğim müzik türünden ötürü intihar gibi gösterilip ama tamı tamına 2 yıllık bir psikolojik baskının getirdiği bir sürgün hikayesini anlatacağım. Her gün olduğu gibi en sevdiğim şarkıcı Yoongiyi dinlerken babam odaya girip bir halat bırakıp bana "İntihar etmen için lazımdır" dedi. Ne olduğunu ne bittiğini anlayamadım. Dinlediğim bütün şarkılar, o gün yaptığım her şey bütünüyle zehir oldu. Tamı tamına 2 yıldır böyle bir baskı içinde yaşıyorum. Ruhum bu dünyanın bana uyguladığı baskıyı daha fazla kaldıramıyor. Babam beni öldüremezdi, bana ne kadar "başıma gelmiş en kötü şeysin", "kendini öldür" veya " al şu silahı sık kafana bir gün ağlar sonra hayatıma devam ederim" dedi ve artık bunu yapmam gerektiğini hissediyordum. Çünkü daha fazla babamın sevmediği bir müzik türünü dinlediğim için, babamın muğlak baskılarına katlanmak istemiyorum. Babam bana sözlerini kustu. Babam beni tüm arkadaşlarımdan, sevdiğim her şeyden alıp beni bu dünyadan sürgün etti, bütün olup bitenler sizin haberiniz olmadan bitmiş olacak. Üzgünüm başaramadım, üzgünüm...
Sözlerinizi kusmadım,
Yurdumdan edilmedim...
“Birimizi değil, hepimizi yaksanız. Alev olup çoğalacağız!”
Ben Farkhunda MALİKZADA, doğruları konuştuğum için dinimin bana emrettiği uyarıyı yaptığımdan iftiraya maruz kaldım. 2015 Şubat ayında susmadığım için kendimce ve dinime göre yanlışları dile getirdiğim için KÜFÜRLER YEDİM çünkü doğruları konuştum.
Siz ya hani din sömürüsü yapıp üç beş kuruş kolay para kazanmak için insanların fikirlerine ve inançlarına kuru laf kalabalığınızı sokmak istediğiniz için DAYAK YEDİM çünkü doğruları konuştum.
Fakat çoktan yayılmıştı sizin tüm ruhunuza Allah’sız sevgi işte o yüzden Camii çıkışında ÇATIDAN ATILDIM çünkü doğruları konuştum.
Cansız bedenim yerde kanlar içinde yatsa da yetersiz kaldı hırsınıza ateşe verdiniz.
Sizin düşmanlığınız dinsize değil DOĞRUYAYDI.
Sizin düşmanlığınız GÜÇSÜZ GÖRDÜĞÜNÜZ KADINAYDI.
Korkma Farkhunda yanmayacağız.
Nefretinizle yanmadım, yakılarak can vermedim.
“Oysa ki yaşayacak çok hayatım vardı..”
Benim adım Nurbari Mircihan.
17 yaşındaydım daha, hayat doluydum, ışık saçıyordum. Hayatı, ailemi çok seviyordum, üniversite masraflarım ve aileme destek için bir cafede çalışıyordum. 25 Ağustos 2020 tarihinde dayımın kızının yanına gittim. Konuşuyorduk sadece, abim geldi, bacak bacak üstüne atıyorum diye laubali tavırlar sergiliyorum gerekçesiyle öldürdü beni.. Sol eliyle saçımı tuttu sağ eliyle kesti boğazımı. Oysa ki her zaman yaptığımı yapıyordum, hayat doluyordum, ışık saçıyordum, söndürdü ışığımı, aldı hayatımı benden. Daha bir çok hayat vardı önümde. Üniversite hayalim, aileme destek olacağım bir çok konu ablama söz verdiğim kurtuluş hayali.. Olmadı, yapamadım aldı hayallerimi, gençliğimi hayatımı benden. Her şey aniden oldu kendimi savunma hakkı bile verilmedi bana. Oysa ki daha yaşayacak çok hayatım vardı.
Hiç kardeşim olmadı, hiç abimden korkmadım.
"Arkadaşlarım evcilik oynayalım derlerdi, bense öğretmencilik."
Ben Hatice, ilkokula gitme yaşına geldiğimde yani 7 yaşındayken babam beni ilkokul 1.sınıfa kaydetti.Ama töre denilen illetin baskısında, henüz yeni başladığım ilkokul 1. Sınıftan bir ay sonra alındım. o zaman nasıl üzüldüğümü anlatamam, sadece kendim anlarım.İçimde ukte kalan okuma sevdası ve öğretmenlik, benimle okula başlayan arkadaşlarımın okul dönüşünü bekleyerek, “bugün hangi harfi öğrendiniz” diye sormamla devam etti. Arkadaşlarım “gel evcilik oynayalım” derken, ben “olmaz” diye itiraz ederdim. “Hayır, evcilik oynamayalım, öğretmencilik oynayalım” derdim. Ve başlardık öğretmencilik oynamaya. Oyun esnasında o gün arkadaşlarımın okulda öğrendikleri harfi öğrenirdim. Bu durum okul tatil olana kadar devam etti. Arkadaşlarım öğrendikleri harfleri okulda birleştirip heceleyerek okumayı öğrenirken ,ben de aynı harfleri, her öğretmencilik oyunundan sonra birleştirip okumaya çalıştım. Yıl sonunda arkadaşlarım kadar olmasa da, okumayı kendime yetecek kadar öğrendim. Yani hayalini kurduğum öğretmenliği evcilik oyunu yerine oynayarak çocukta olsam tattım. Okuma sevdamı daha sonra sokakta, şurada, burada elime geçen gazete ve üzerinde yazı olan her şeyi okuyarak sürdürdüm ve geliştirdim.Bu arada okumayı öğrenmem benim yeniden okula gönderilmemi sağlamadı.Geleneklere göre 15 yaşıma girmiştim, dolayısıyla evlenmem gerekti ve evlendirildim.İçimde tarifi olmayan bir korku vardı, ben evlilik nedir bilmezdim ki. 15 yaşındaydım kocamsa benden 20 yaş büyüktü. İlk gece de aydınlığı olmayan küçük bir oda da hiç tanımadığım, yüzünü ilk defa gördüğüm biriyle gerdeğe girdim. Hayatımda hiç görmediğim kaba saba insandan çok, her şeye benzeyen biriyle evlendirilmiştim. Bir ömür boyu anneme, babama ve kendime kahrettim. Bu, mahlûk insanla, her gerdeğe girdiğimde vücudumda bir deprem oluyordu. Ben daha büyümemişken ,hala çocukken bir eve bakma yükümlülüğünü üstlendim oysa benim hayallerim vardı...
Okuldan alınmadım.
"anne ne olur ölme"
Ben Emine Bulut, 18 Ağustos 2019 tarihinde eski eşim tarafından, kalabalık bir kafede, kızımın gözleri önünde, boğazım kesilerek öldürüldüm. Sadece boşanmış olduğum için on yaşındaki kızımın gözleri önünde boğazım kesildi. 38 yaşındaydım, kızımla beraber yaşayacağımız güzel günler, gerçekleştireceğimiz onlarca hayallerimiz vardı. Bunlar gözümün önüne gelince ölmek istemiyorum diye bağırmaya başladım; sizin telefonunuzdan, televizyonunuzdan izleyemediğiniz görüntüleri kızım bizzat yaşadı, 18 yaşından küçüklerin izlememesi için sansürlü yayınlanan görüntüleri on yaşındaki kızım bizzat yaşadı. Anne ne olur ölme diye feryat etti çaresizce, anne ne olur ölme. Özür dilerim kızım, ben de ölmek istemiyordum, bırakmak istemiyordum seni ama boğazım kesildi benim, dayanmaya çalıştım,olmadı. Keşke videoya çekmek yerine yardım etmeye çalışsaydı biri, belki o zaman seni bırakmak zorunda kalmazdım. İnsanlar izlemek yerine müdahele etseydi keşke, yapmadılar, özür dilerim kızım, gitmek istemedim, ölmek istemedim. Beni o halde gördüğünde, sarılmaya çalışıp geri çekildiğinde, gözlerindeki korkuyu gördüğümde seninle kalmak istedim, geçecek kızım, bak ben iyi olacağım demek istedim, diyemedim, zamanım kalmadı, tekrar özür dilerim güzel kızım. Lütfen artık üzülme anneciğim, artık acı çekmiyorum, ben burada güvendeyim. Ama senin için çok korkuyorum küçük meleğim, sizin için çok korkuyorum. Siz güvende değilsiniz. Biz artık korkmuyoruz ama lütfen siz korkun, bir sonraki isim siz olabilirsiniz, susmayın ne olur. Biz orada değiliz ama görüyoruz sizi, izliyoruz. Koruyun kendinizi, düzeltin dünyanızı. Bizi duymayan, susturan herkesi ancak böyle affedebiliriz. Son olarak, benim küçük kızım hepinize emanet, ona iyi bakın.
Ben hiç öldürülmedim..
Öncelikle merhaba, bu projede bulunan 8 arkadaşıma en içten bir şekilde teşekkürlerimi sunmak istiyorum, böyle bir proje gerçekleştirmek istedigimi söylemek için bir grup kurmuştum bu 8 güzel blog 8 güzel insan fikrimi fikri sayıp sabah akşam demeden fikirler üreterek bana destek oldular bu artık benim olmaktan çıktı bizim projemiz oldu.. Tekrar teşekkür ederim hepsine susmadıkları için, sesleri kestirelen kadınların sesleri oldukları için. Biz varız, bu toplumun bir parçasıyız. Bir kadının öldürülmesi demek bir toplumun yok olması demektir. Var olun canım kadınlar.. günümüz kutlu olsun❣️
Bence insan hayatında en az bir kere ben de önemliyim deyip rest çekebilmeli. Sonra bambaşka biri oluyorsun bak cidden.
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Size uzun mu uzun bir liste yaptım paylaşmak istemediğim ama bi yandan bilmenizi istediğim şarkılar barındırıyor hepsi birbirinden iyi dinlemeler.
Keşfedilmesi Gereken Şarkı Listem/Mavi;
Sufle/köprüaltı
Dolu kadehi ters tut/22
Dolu kadehi ters tut/evim
Dolu kadehi ters tut/duvar
Dolu kadehi ters tut/karanlık
Dolu kadehi ters tut/madem
Dolu kadehi ters tut/yalan
Dolu kadehi ters tut/sen ve ben
Açık seçik aşk bandosu/ölüm (fon müzik)
Furkan halıcı/alışamadım
Düşüngeç/artık başkasının problemisin
karamel makiyato/artık sıkıldım
karamel makiyato/özledim işte
karamel makiyato/çok yoruldum
karamel makiyato/evimden ayrıldım
karamel makiyato/gidelim burdan
karamel makiyato/gökyüzüne bak
karamel makiyato/kötü zamanlar
karamel makiyato/kurtarırsın sandım
karamel makiyato/sen gidince
karamel makiyato/yüzün kalır aklımda
Lust/aslında
Madrigal/seni dert etmeler
Madrigal/aynadaki görüntün
Madrigal/neden diye sorma
Madrigal/kelebekler
Evdeki saat/Uzunlar
Furkan olgaç/benim iklimim incitmez seni
Cüneyt ergün/bilinmeyen saati uygulaması
Deyim yerindeyse/bir ben yabancı
Ne jüpiter/bir nefes alsam
Böyle gitme/böyle gitme
konuya fransız/bu kuyu ulaşılmaz
perdenin ardındakiler/bul bütün denizleri
perdenin ardındakiler/düşlerim zifiri karanlık
perdenin ardındakiler/sen evden giderken
mor ve ötesi/cambaz
mor ve ötesi/sultan-ı yegah
adamlar/çek sifonu
adamlar/tın tın
adamlar/kendime çaylar
adamlar/yoruldum
Lil peep/cry alone
Emir can iğrek-patron/Darbe
Younger hunger/dead inside
dil tengî/bir ağaç olsam
can ozan/eftelya
eskitilmiş yaz/geceler şimdi
can bonomo/güneş
konuya fransız/hallice halim
gri/hikayeler
nihat ilhan/hüzün buna dahil
nihat ilhan/kalpte duran kalpçe üzen
ayla dikmen/ilk ve son aşkım sen olacaksın
ayla dikmen/sensiz yaşayamam
ayla dikmen/onu bunu bilmem kararlıyım
manuş baba/istanbul
Femrez/iz
Sleep dealer/imminience (fon)
Sleep dealer/away (fon)
Linkin park/in the end(Mellen gii & tommee profitt remix)
pilli bebek/kedi
güney marlen/kokun var bu evde
passenger/let her go
linkin park/numb
thurisaz/years of silence
oğuzhan uğur-murat dalkılıç/mağlubiyet
ikiye on kala/mutluyum ama birazdan geçer
sena şener/nefessiz
LP/the one that you love
tanju okan/öyle sarhoş olsam ki
tanju okan/içkim sigaram
zaaf/öylece gidiyorsun
furkan çalışkan/rica
can ozan/seni gördüm rüyamda
Neyse/siyah
rehber/sorgu
süleyman çapar/tutsak kalsak
aziz piyade/uzak durun
Yiğit seferoğlu/uğruna savaşlar verilmiş gibisin
Yol boyunca/veda mesajları hep yanlış yazılır
Yann tiersen/summer 78(fon)
barış manço/yine yol göründü
ferdi tayfur/bende özledim
Yyk/2013
Yiğit Seferoğlu/ahı yok sevenin
Kendimden Halice&barış /Soğuk şarap
Yol’a Düş/Mavi Türkü
Yol’a Düş/Hırpaladın Sol Yanımı
Hirai Zerdüş/Aşk dediğin ölmez yok yere
Anıl Emre Daldal/uyu bebeğim
Tolgahan Tarıoğlu/Bu kalp
Suzan Hacıgarip/Yağmur
Suzan Hacıgarip/Kül
Kendimden Hallice/O gemi
Barış Geçim/Günahı boynuna
Hemsaye& çağan Şengül /yaratılışın ikinci günü
Şekersiz/imkansız aşk denir
Taha/geceye yakışan bir kadın
Kaldık böyle/işgal
Salahi Bozkurt/ gidiyorsun
Kutay uçar/sen söyle
Emre Fel/merhabalar
Berkan Altunyay/ben ne anladım bu işten
Arda bal /bir ömür
Bekir Karahan /ressamın şarkısı
Cem Çınar/kaktük ve lavinia
Hemsaye /fısıltı
Nihat İlhan/hüzün buna dahil
Saudade/son dans
Şekersiz/uzak tuttum kendimi
Nihat İlhan /vişneli şarkı
Emre fel/gök’yüzünde
Femrez/Geride kalsın
Daniska/bir içim su
Berk ezel /göz yaşı
Can Grimes/vedalaşmalar
Can Grimes/kırgınlıklar
Berk ezel/gözyaşı
Yiğit Seferoğlu/kitapsız
Tuna Türk/yar
Batuhan Kordel/sıcak şarap
Batuhan Kordel /Dönme
Suzan hacıgarip/bir adam
Yiğit Seferoğlu /aşk bir garip
Düşün/rüzgar
Hemsaye/rüya
Femrez/iz
Cem Karaca/tamirci çırağı
Cem Karaca /ben bir ceviz ağacıyım
Barış Manço /gibi gibi
Zerrin Özer/her şey seninle güzel
Gökhan/Sen İstanbulsun
Kaan boşnak/tutunamayız
M.can asrufoğlu/ben kötü değilim
Yyk/senede bir kaç gün
İkiye on kala/deniz atlarını severdin sen (şiir ama çok güzel size armağanım olsun.)
“Büyük hatalar yapmış insanları seviyorum ben. Sonra o hatasından bin kez pişmanlık duyanları. İnsan kendine bir kere çok kızmalı muhakkak,bir kere silkinmeli, utanmalı, bir kere canı yanmalı yanlışından ve en önemlisi en az bir kere seçtiği yol yüzünden kahretmeli kendini.”
“Sen Benim Diğer Yarımsın” - Holly Bourne 📚
her insanın hissettiklerinin bir şarkısı vardır. Benimkisi senin sesindi.
Hani soğuk bir kış günü camdan dışarı bakarken, önce nefesinle buğulu bir alan yapar, sonra da sevdiğinin adini yazarsın ya, bir kaç dakika sonra silinmiş gibi görünür. Tekrar nefesini üflediğinde, yazdığın isim ortaya çıkar, sadece görünmez olmuştur.
İste ben senin adını kalbime bu şekilde yazdım.
Her nefes alıp verişimde adın kalbim de yeniden beliriyor.
Seni sadece iki nefes arasında geçen süre kadar unutabiliyorum.
(Meridyen)
Ama yaşadığım sürece benim yanımda her zaman yerin var senin
âh benim gözünün içine bakarken kendimi kaybettiğim sevdiğim ..
Biri tarafından sevilmediğinize dair en ufak bir şüpheniz ya da hissiyatınız varsa cidden sevilmemişsinizdir. Sevgi nettir, acaba dedirtmez.