Altını üstüne getirmek istediğim bir masada aklı başında oturmak zorunda kalmak, çok sağlam bir imtihandır.

#extradirty
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
I'd rather be in outer space 🛸

JVL
No title available
Game of Thrones Daily

Kaledo Art
Three Goblin Art

titsay

JBB: An Artblog!
Jules of Nature

ellievsbear
Today's Document

if i look back, i am lost

shark vs the universe
Misplaced Lens Cap

tannertan36

Kiana Khansmith
No title available
styofa doing anything

seen from Malaysia
seen from Italy
seen from United States

seen from Maldives

seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from China
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Russia
@hazerancicegi
Altını üstüne getirmek istediğim bir masada aklı başında oturmak zorunda kalmak, çok sağlam bir imtihandır.
Değerlerinize son derece saygı duyuyorum ama kurallarınız benim özgürlük alanımı ihlal ederse ben o kurallara uyamam.
Evimizdeki saksı kırıldığında,annem "çok yazık oldu" dedi. Testimiz kırıldığında babam:"ne kadar güzel bir testiydi" dedi. Kalbim kırıldığında, kimsecikler bir şeyler demedi.
Yaralarım ruhumu hissizleştirdi.
“İster kal, ister git, içine vicdan konmuş her insan gibi sen de çaresizsin bu devirde. Ayaklarını bastığın yeri gerekirse yut, gerekirse yırt, gerekirse yak ama tut ne olursa olsun, sadece burası değil, her yer bitti, azalıyoruz işte ufak ufak.”
Bazen böyle olur bana. Elimden bir şey gelmez. Kendimi üzgün ve yalnız hissederim, kimse bana yardım edemeyecekmiş ve herkes benim varlığımla alay ediyormuş izlenimine kapılırım.
kapanan kapıya uzun uzun bakılmaz.
Ev, insanın aitlik hissettiği, yola çıkıp da geri dönse bile o hissi kaybetmediği yerdir.
İnzivaya çekilip insanlardan kaçmak istiyorum.
Ev neresi? Bu soru zihnimde yankılanırken, içimde derin bir boşluk hissediyorum bazen. Ev, benim için bir zamanlar huzur ve mutluluğun yuvasıydı; şimdi ise yalnızlığın soğuk gölgesine bürünmüş bir mekân. Kapısından içeri adım attığımda beni karşılayan sessizlik ve boşluk, dış dünyanın karmaşasından kaçış değil, ruhuma işleyen bir ıssızlık gibi. Anılarımın canlılığı solmuş, sevdiklerimin sesleri artık uzak ve silik. O sıcaklık ve güven duygusu yerini soğuk bir yabancılığa bırakmış. İçimi ısıtan o aidiyet hissi kaybolmuş ve yeniden bulmak imkânsız gibi geliyor. "Ev neresi?" diye kendime sorduğumda cevabım, içimdeki boşlukta kaybolan ve bir türlü dolduramadığım o eski sıcaklığı arayış oluyor. Ev, bazen kalbimin en kuytusunda bile bulamadığım, geçmişin gölgeleri arasında yitip gitmiş bir yer gibi geliyor.
Herkesin fırça darbesiyle bir tabloya dönüşüyorsun, ama aslında kendi resmini hiç çizemiyorsun.
Dostoyevski’nin sorusunu bir kez daha soralım şimdi:
Çocukluğumuzdan bu yana bize göz kırptığı halde, bir türlü parçası olamadığımız bu görsel şölen de ne?
Neden bugünü yaşamıyorsun? Ya mazidesin ya istikbaldesin.
'sanmak' insanı ziyan eder, konu ne olursa olsun.
hiçbir yere taşmıyorum, kendime sızıyorum yalnız. ben dediğim koskocaman bir oyuk.
'sanmak' insanı ziyan eder, konu ne olursa olsun.
hiçbir yere taşmıyorum, kendime sızıyorum yalnız. ben dediğim koskocaman bir oyuk.