(denyy)

⁂
Sade Olutola
dirt enthusiast

No title available
styofa doing anything
tumblr dot com

shark vs the universe
Show & Tell

Origami Around
sheepfilms

titsay
Cosimo Galluzzi
DEAR READER

@theartofmadeline
noise dept.
cherry valley forever
NASA

tannertan36
occasionally subtle
taylor price

seen from T1

seen from United States
seen from Kenya
seen from Türkiye
seen from Lithuania
seen from France
seen from Malaysia

seen from Singapore

seen from Finland

seen from United Kingdom
seen from Russia
seen from Malaysia

seen from Belgium

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Germany

seen from Belgium

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
@heyyodenyy
(denyy)
METİN KEMAL KAHRAMAN - Dewreso
"devrandır... devir aç kurtların devri devrandır... devir susamış kurtların devri yalvarıyoruz önlerinde, yine bize zulümkârlar devran devriliyor, devran dönüyor... derviştir... dervişler yurdu üzerinde dolanır kim bilir şimdi kimin yüreğini mekan tutmuştur derviş sesleniyor... derviş dönüyor..."
(denyy)
(denyy)
(denyy)
(denyy)
(denyy)
(denyy)
Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine çerçevesine sığmayan munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? “Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen” notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran Zaman'ı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıştı. Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk. Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık. Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi. Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz
baktım rüzgarsın sen baktım çamaşır ipini zorluyorsun hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun ayağına terlik giy bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun
biz satranç oyuncusuyuz sevgilim üzerimizde kara bir leke biz satranç oyuncusuyuz inanıyoruz ceketlere düğmelere inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası bir tek şahımız duruyor sevgilim o da evli iki çocuk babası
kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar buradan çocukluğumuza kadar bir telaş içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz herkese küsmek için hemen o cumartesi buluyoruz hemen o pazar
yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim biraz da kekik toplayalım kıymetini bilmediğimiz şeyler var
yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman
ama baktım sen rüzgarsın sevgilim kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun başucunda bir bardak su beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun
Bir Kitabın Sayfaları - Barış Bıçakçı (İşe Yarar Bir Şey’den)
(denyy)
Merhaba! Sizlere kısaca yolculuğumuzdan söz edeceğim. Yani bu yola neden baş koyduğumuzdan. Moralsiz, mutsuz ve üretmekten yoksun hayalsiz günler geçiriyoruz. Sadece bir süreliğine bile olsa insan olduğumuzu unutmadan, mutlu olabilmenin, hayal kurabilmenin ve evrensel güzelliklerin tadına varalım istiyorum. Sevginin, emeğin, paylaşmanın, eşitliğin, hoşgörünün ve saygının nice nicesinin kalbinin attığı yer masallar. Biz artık değer öğretiminin ve değer hatırlamanın kıymetini bu alanda görüyoruz. Masalın içinde kendimize yeni bir alan yaratabilir miyiz? Ben en azından bunu bir denemek istiyorum. Bizim de hikâyelerimiz bir varmış ile bir yokmuş-un arasında gidip gelmiyor mu zaten? Bu yüzden önce çocuğa; o yüce büyük insana hayal kurmanın ayrıcalığını en çok yaşayana, daha sonra büyümüş insana; zamanla ruhu küçülene sesleniyorum. Binbir tane okuyacağım masal yolculuğu bu. Kendi hayatımın kaf dağına ulaşma projesi. İleri ki süreçlerde köy köy dolaşacağız. Dağları aşacağız. Her şey ruhunu büyütecek olan, o çok uzakta bir yerde her zaman bizim masallarımızı dinlemek isteyecek çocuklara, içimizdeki çocuğa armağandır. Hayalle kal.
RBM
(denyy)
(denyy)
“Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.”
Tehlikeli Oyunlar - Oğuz Atay
saygı ve özlemle anıyoruz...
(denyy)
“Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım! Unutma bizi!”
Uğur Mumcu