Siyah beyazız ikimiz, sarılınca renkleneceğiz...

#extradirty

shark vs the universe
Keni
macklin celebrini has autism
Noah Kahan
$LAYYYTER
The Stonewall Inn
official daine visual archive

Kiana Khansmith
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

pixel skylines
No title available
cherry valley forever

Andulka
𓃗

blake kathryn
Sade Olutola
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
RMH

@theartofmadeline
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from Italy

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from Japan
seen from Malaysia
@hismelodisi
Siyah beyazız ikimiz, sarılınca renkleneceğiz...
Bir mesaja denk geldim az önce. İnanır mısın bazen kendimi suçluyorum. Pişmanlıklarımla karşılaşıyorum. Sonra geçiyor. Daha mutlu olma ihtimalim vardı, evet. Peki iki üç anıyı bile atlatamazken, onlar da eklense ne yapardım? Yaşayamadığım mutluluklar adına çok üzülüyorum. Sonra sen aklıma geliyorsun, o gülümsememi nasıl yok edeceğini hatırlıyorum. Sanki hala varmışsın ve tam da düşündüğüm gibi davranıyormuşsun gibi hayal kırıklığı yaşıyorum. Sen yoksun. Ölmüşsün gibi geliyor bazen. Ancak o zaman bu kadar üzülürdüm. Yine de her şeye rağmen içimde seni iyi hatırlardım. Varlığını daha çok hissederdim. Şimdiyse varsın, mutlusun, yaşıyorsun, başkasıyla. Kin mi nefret mi bilmiyorum ama hala bir şey hissediyorum.
Selam günlük.
3 yıl önce buraya yazılar yazmışım, kendimi elimden ne kadar geliyorsa açıklamak için çabalamışım. Şimdi hatırlıyorum da bana en iyi gelen şey buymuş. Ne tezatlıktır ki 3 yıldır yapmıyorum. Yazmak, konuşmak, anlatıp anlamak, anlaşıldığını hissetmek. Çok uzun süredir yapmadığım bir şey. Buraya yazılar yazan o kızı karşıma oturtup konuşacağım biraz. Gözlerimin izin vermesini bekliyorum.
Hayatın, tamamen değişti. Öyle kaptırdın ki hayata kendini. Varlığını ben bile hissetmiyorum. Bir insan en çok kendiyle beraber olur, her an kendi varlığını hisseder değil mi? Yoksun. Ben yokum. Yok olduk. Üzülmemek için düşünme, düşünmemek için düşünmeye zamanın kalmasın mottosuna öyle bağlandın ki. Bulamıyorum seni. Bazen düşünüyorum, neyi yapmaktan zevk alırdım? Bilemiyorum. Bu yazıyı kendimi öyle zorlayarak yazıyorum ki. Devam edeceğim. Biliyorum bir gün tekrar gelip buraya bakacağım.
Güvendiğin, en sevdiğin insanlar seni üzecek, güvenini yok edecek ve seni hiçbir şey hissedemeyen birine dönüştürecek. Sana yaklaşıp hayatındaki herkesi çıkartacaklar, sonrasında yaptıkları hataları görmezden gelecekler. Hayatındaki hükümdarlıklarına engel koymak istediğinde "Hayatında başka kimsen yok, en yakınlarını da çıkarırsan sen pişman olursun." diyecekler. 17 yaşında bunları duyduğunda renkleri öğreneceksin. Toz pembeyi, maviyi, siyahı, beyazı, kırmızıyı tadacaksın. Aşık olmanın ne demek olduğunu göreceksin. Masaya geçeceksin ve kafanı kaldıramayacaksın. Bir gün mutlu olacağım diyerek oraya kilitleneceksin. Seni üzen insanlar ise çaba göstermeden öyle mutlu hayatlar sürecek ki. İnanamayacaksın. Adalet. Adaletin noksanlığı öyle çarpacak ki yüzüne, ona bürünmek isteyeceksin. Neyi eksik hissediyorsan boğulana kadar onunla dolmak ister insan.
Yine de bütününle geceye gömülmedin. Başaramadılar. Başarılı biri olmanın o tadını, gerçek anlamda iyiliğini senden çok isteyen insanların olduğunu, içten ve samimi dostluğu, kendini sevmeyi, yeni bir evin sana getirdiği mutluluğu, sesini gerekirse haddinden fazla çıkartmayı, hayal kurmayı... Öğrendin, öğrenmeye de devam ediyorsun. Belki öncesinde böyle üzülmeseydin çok daha güzel görürdün bu mutlulukları. Flu bir cam vardı sanki. Mutluluğu net göremeyeceğin, acıları daha iyi hissedebilmen için her seferinde parçalanıp senin üzerine atılan bir cam.
Yine de geçecek hepsi, hayallerim bitmedi. Çok yağmurlu, hep kasvetli bir hava var uzun zamandır. İlaçlar etki etmiyor. Hasta ediyor beni bu süreç. Yine de artık eskisi gibi ellerim her an titremiyor. Sokaklarda yere düşmüyorum. Hastaneye daha seyrek uğruyorum. Sevdiklerimi mutlu etmek için çabalıyorum, eskisi gibi. Tek farkla, önce kendimi mutlu etmeyi deniyorum. Hatta birkaç aydır odamın perdelerini bile açıyorum. Eski evimin baktığı yer güzel değil diye ışık geçirmeyen perdeler almıştım. Şimdiyse bakarsam manzaranın güzel olduğunu görebileceğim. Bakmak için elimden geleni yapacağım.
Bazı insanlar sizden duyucağı küçük bir kelime ile tüm günlerini mutlu geçiriyor, diğerleri ise sizin onunla konuşma çabanızı görmemek için engelliyor. İnsan ulaşamadığının delisi oluyor, ondan sevgi görmediği için her sevgide onu arıyor. Belki bizi üzeni kenara itme zamanı gelmiştir, yolumuza çiçekler dizenleri sevme zamanıdır bugün?
Sana attığı şarkıyı ondan daha çok dinlersin bazen.
Şuan belki ilk kez seviliyorum, ilk kez kalbimin sarıldığını hissediyorum. Benim de sevdiğimden çok sevilebileceğimi farkediyorum. Bu güzelliklere nasıl teşekkür ederim bilemiyorum. Beklemediğim bir anda, beklemediğim birisinin, en çok ihtiyacım olduğu an yanımda olmasına o kadar ihtiyacım varmış ki. Bugün ilk kez şu sayfaya gülerek girdim, mutlu olduğum bir yazıyı yazdım. Onun benim için gönderdiği şarkıyı dinleyerek, üstten "güzelim baksana bi" mesajını görerek sırıttım. Gerçekten sizi seven birisi olacak buna emin olun. Aramak, bulmak için çabalamak boşuna. Hiç beklemediğiniz bir anda kendinizi onun size attığı şarkıyı ondan daha fazla dinlerken göreceksiniz. Ben böyle mutlu olabilmeyi buldum.
Bazen rüzgarın saçımı dağıtmasına,
Yağmurun yüzümü ıslatmasına,
Birilerinin kalbimi kırmasına izin veririm.
Sonra;
Saçımı toplarım,
Şemsiyemi açarım,
Kalbimi kapatırım,
Hepsi bu....
-Can Yücel
Her gün aklına, bir gün koynuna, elbet kanına girsin istersin.
Seninle yapabileceğim o kadar şey var ki. Belki birlikte bir kediye gülümseriz, orda merhametin yüzüne ne kadar yakıştığını izlerim. Ya da uzun bir yolculukta bana ezberlediğim seni anlatırsın. Ellerimizi dışarıya uzatır çalan şarkıları söyleriz. Hiç benzemeyen zevklerimizi karıştırır, kendi türümüzü buluruz. Elimi yanağında gezdirmenin, gülünce kısılan gözlerine bakmanın, bunların her istediğimde yapabilmenin mutluluğunu yaşarım. Sevmen yeterli.
Olmayacağını çok iyi bildiğim ama deliler gibi istediğim şeyler artık beni çok yoruyor.
Aptalım,
çünkü canın ne zaman isterse o zaman geldin ve ben hiç birine hayır diyemedim.
ileti atabilirsiniz, tavsiye verebilir/isteyebilirsiniz. saçmalayabiliriz, hayatıma karışabilir, bana eleştirilerinizi yönlendirebilirsiniz..bloğumun iyi-kötü yönlerini anlatabilirsiniz..(gerekçesiz olmaz). derdinizi anlatabilirsiniz/derdimi dinleyebilirsiniz. bekliyorum
Bir gün eğer bir kızım olursa, insanların kalbinde sadece sevgi tomurcukları bırakmasını, onu seven bir kalbi kırmamasını, yanlış bir yüreğe kendini adamamasını, içinde nefret biriktirmesinin onu yaralayacağını anlatacağım. Onun eğitiminin, davranışlarının, itaatkar olmasının önemini hiçbir zaman ön plana koymayacağım. O kusurlarını da, güzelliklerini de farkedecek ama kimseyle kendini kıyaslama gereği duymayacak. Kimseyle kıyaslanamayacak kadar güzel olduğunu, farklı olan her şeyin özel ve çok güzel olduğunu bilecek. Dünyadaki standart algılara uymadığı için üzülmeyecek, farklılıkları olduğu için mutlu olacak. Hayatı ise ona bunları öğreten kişinin sadece kendine öğretememesinden öğrenecek.
Sözlerin bu kadar naif, müziğin bu kadar sakinleştirici olması<3
Ben bir savaş daha başlarsa pes ederim diyorum. Her şeye karşı çıkan o ruhun pes etmeme de karşı çıkar mı? Her istediğin olucaksa şu dünyada, beni yanında tutmak ister misin? Farklılaşmayı, sıradanlığın köleliğinden kaçmayı sende benim kadar sever misin? Aramızdaki duvarları yıkmaya gücün yeter mi? Asıl soru şu;
Beni sever misin?
Biliyor musun seninle yağmurun altında ıslanma fikri çok hoşuma gidiyor. Gölgelerimizi bizimle dans ettirmek, kedileri kucaklamak, şarkı mırıldanmak, hatta otobüsün peşinden beraber koşuşturmak bile o kadar hoş olurdu ki. Yanağının üstünde bir kere elimi görmek, güzel bakışını gözlerimde hissetmek, sesimi istediğin an duyman hayata karşı olan duvarlarımı yıkar belki. İmkansız biliyorum ama dener miyiz?